TÜRK
MEDENÎ KANUNU
Kanun Numarası : 4721
Kabul Tarihi : 22/11/2001
Yayımlandığı R.Gazete Tarihi : 8/12/2001 Sayı : 24607
Yayımlandığı Düstur : Tertip, 5 Cilt, 41
BAŞLANGIÇ
A. Hukukun uygulanması ve kaynakları
Madde 1 - Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün
konularda uygulanır.
Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa, hâkim, örf ve âdet
hukukuna göre, bu da yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir
kural koyacak idiyse ona göre karar verir.
Hâkim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı
kararlarından yararlanır.
B. Hukukî ilişkilerin kapsamı
I. Dürüst davranma
Madde 2 - Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine
getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.
Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni
korumaz.
II. İyiniyet
Madde 3- Kanunun iyiniyete hukukî bir sonuç bağladığı
durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır.
Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni
göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz.
III. Hâkimin takdir yetkisi
Madde 4 - Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun
gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği
konularda hâkim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir.
C. Genel nitelikli hükümler
Madde 5 - Bu Kanun ve Borçlar Kanununun genel nitelikli
hükümleri, uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk
ilişkilerine uygulanır.
D. İspat kuralları
I. İspat yükü
Madde 6 - Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan
her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla
yükümlüdür.
II. Resmî belgelerle ispat
Madde 7 - Resmî sicil ve senetler, belgeledikleri olguların
doğruluğuna kanıt oluşturur.
Bunların içeriğinin doğru olmadığının ispatı, kanunlarda
başka bir hüküm bulunmadıkça, her hangi bir şekle bağlı
değildir.
BİRİNCİ KİTAP
KİŞİLER HUKUKU
BİRİNCİ KISIM
GERÇEK KİŞİLER
BİRİNCİ BÖLÜM
KİŞİLİK
A. Genel olarak
I. Hak ehliyeti
Madde 8 - Her insanın hak ehliyeti vardır.
Buna göre bütün insanlar, hukuk düzeninin sınırları içinde,
haklara ve borçlara ehil olmada eşittirler.
II. Fiil ehliyeti
1.
Kapsamı
Madde 9 - Fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak
edinebilir ve borç altına girebilir.
2.
Koşulları
a.
Genel olarak
Madde 10 - Ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan her
ergin kişinin fiil ehliyeti vardır.
b.
Erginlik
Madde 11 - Erginlik onsekiz yaşın doldurulmasıyla başlar.
Evlenme kişiyi ergin kılar.
c.
Ergin kılınma
Madde 12 - Onbeş yaşını dolduran küçük, kendi isteği ve
velisinin rızasıyla mahkemece ergin kılınabilir.
d.
Ayırt etme gücü
Madde 13- Yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl
hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer
sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun
olmayan herkes, bu Kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir.
III. Fiil ehliyetsizliği
1.
Genel olarak
Madde 14- Ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve
kısıtlıların fiil ehliyeti yoktur.
2.
Ayırt etme gücünün bulunmaması
Madde 15- Kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere,
ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukukî sonuç
doğurmaz.
3.
Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar
Madde 16- Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar,
yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleriyle borç
altına giremezler. Karşılıksız kazanmada ve kişiye sıkı
sıkıya bağlı hakları kullanmada bu rıza gerekli değildir.
Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar haksız
fiillerinden sorumludurlar.
IV. Hısımlık
1.
Kan hısımlığı
Madde 17- Kan hısımlığının derecesi, hısımları birbirine
bağlayan doğum sayısıyla belli olur.
Biri diğerinden gelen kişiler arasında üstsoy-altsoy
hısımlığı; biri diğerinden gelmeyip de, ortak bir kökten gelen
kişiler arasında yansoy hısımlığı vardır.
2.
Kayın hısımlığı
Madde 18- Eşlerden biri ile diğer eşin kan hısımları, aynı
tür ve dereceden kayın hısımları olur.
Kayın hısımlığı, kendisini meydana getiren evliliğin sona
ermesiyle ortadan kalkmaz.
V. Yerleşim yeri
1.
Tanım
Madde 19- Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle
oturduğu yerdir.
Bir kimsenin aynı zamanda birden çok yerleşim yeri olamaz.
Bu kural ticarî ve sınaî kuruluşlar hakkında uygulanmaz.
2.
Yerleşim yerinin değiştirilmesi ve oturma yeri
Madde 20- Bir yerleşim yerinin değiştirilmesi yenisinin
edinilmesine bağlıdır.
Önceki yerleşim yeri belli olmayan veya yabancı ülkedeki
yerleşim yerini bıraktığı hâlde Türkiye'de henüz bir yerleşim
yeri edinmemiş olan kimsenin hâlen oturduğu yer, yerleşim yeri
sayılır.
3.
Yasal yerleşim yeri
Madde 21- Velâyet altında bulunan çocuğun yerleşim yeri, ana
ve babasının; ana ve babanın ortak yerleşim yeri yoksa, çocuğun
kendisine bırakıldığı ana veya babanın yerleşim yeridir. Diğer
hâllerde çocuğun oturma yeri, onun yerleşim yeri sayılır.
Vesayet altındaki kişilerin yerleşim yeri, bağlı oldukları
vesayet makamının bulunduğu yerdir.
4.
Kurumlarda bulunma
Madde 22- Bir öğretim kurumuna devam etmek için bir yerde
bulunma ya da eğitim, sağlık, bakım veya ceza kurumuna konulma,
yeni yerleşim yeri edinme sonucunu doğurmaz.
B. Kişiliğin korunması
I. Vazgeçme ve aşırı sınırlamaya karşı
Madde 23- Kimse, hak ve fiil ehliyetlerinden kısmen de olsa
vazgeçemez.
Kimse özgürlüklerinden vazgeçemez veya onları hukuka ya da
ahlâka aykırı olarak sınırlayamaz.
Yazılı rıza üzerine insan kökenli biyolojik Maddelerin
alınması, aşılanması ve nakli mümkündür. Ancak, biyolojik
Madde verme borcu altına girmiş olandan edimini yerine getirmesi
istenemez; maddî ve manevî tazminat isteminde bulunulamaz.
II. Saldırıya karşı
1.
İlke
Madde 24- Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan
kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını
isteyebilir.
Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün
nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin
kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik
haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.
2.
Davalar
Madde 25- Davacı, hâkimden saldırı tehlikesinin önlenmesini,
sürmekte olan saldırıya son verilmesini, sona ermiş olsa bile
etkileri devam eden saldırının hukuka aykırılığının
tespitini isteyebilir.
Davacı bunlarla birlikte, düzeltmenin veya kararın üçüncü
kişilere bildirilmesi ya da yayımlanması isteminde de bulunabilir.
Davacının, maddî ve manevî tazminat istemleri ile hukuka
aykırı saldırı dolayısıyla elde edilmiş olan kazancın
vekâletsiz iş görme hükümlerine göre kendisine verilmesine
ilişkin istemde bulunma hakkı saklıdır.
Manevî tazminat istemi, karşı tarafça kabul edilmiş olmadıkça
devredilemez; mirasbırakan tarafından ileri sürülmüş olmadıkça
mirasçılara geçmez.
Davacı, kişilik haklarının korunması için kendi yerleşim
yeri veya davalının yerleşim yeri mahkemesinde dava açabilir.
III. Ad üzerindeki hak
1.
Adın korunması
Madde 26- Adının kullanılması çekişmeli olan kişi, hakkının
tespitini dava edebilir.
Adı haksız olarak kullanılan kişi buna son verilmesini; haksız
kullanan kusurlu ise ayrıca maddî zararının giderilmesini ve
uğradığı haksızlığın niteliği gerektiriyorsa manevî
tazminat ödenmesini isteyebilir.
2.
Adın değiştirilmesi
Madde 27- Adın değiştirilmesi, ancak haklı sebeplere
dayanılarak hâkimden istenebilir.
Adın değiştirildiği nüfus siciline kayıt ve ilân olunur.
Ad değişmekle kişisel durum değişmez.
Adın değiştirilmesinden zarar gören kimse, bunu öğrendiği
günden başlayarak bir yıl içinde değiştirme kararının
kaldırılmasını dava edebilir.
C. Kişiliğin başlangıcı ve sonu
I. Doğum ve ölüm
Madde 28- Kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu
anda başlar ve ölümle sona erer.
Çocuk hak ehliyetini, sağ doğmak koşuluyla, ana rahmine
düştüğü andan başlayarak elde eder.
II. Sağ olmanın ve ölümün ispatı
1.
İspat yükü
Madde 29- Bir hakkın kullanılması için bir kimsenin sağ veya
ölü olduğunu veya belirli bir zamanda ya da başka bir kimsenin
ölümünde sağ bulunduğunu ileri süren kimse, iddiasını ispat
etmek zorundadır.
Birden fazla kişiden hangisinin önce veya sonra öldüğü ispat
edilemezse, hepsi aynı anda ölmüş sayılır.
2.
İspat araçları
a.
Genel olarak
Madde 30- Doğum ve ölüm, nüfus sicilindeki kayıtlarla ispat
olunur.
Nüfus sicilinde bir kayıt yoksa veya bulunan kaydın doğru
olmadığı anlaşılırsa, gerçek durum her türlü kanıtla ispat
edilebilir.
b.
Ölüm karinesi
Madde 31- Bir kimse, ölümüne kesin gözle bakılmayı
gerektiren durumlar içinde kaybolursa, cesedi bulunamamış olsa
bile gerçekten ölmüş sayılır.
III. Gaiplik kararı
1.
Genel olarak
Madde 32- Ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden uzun
zamandan beri haber alınamayan bir kimsenin ölümü hakkında
kuvvetli olasılık varsa, hakları bu ölüme bağlı olanların
başvurusu üzerine mahkeme bu kişinin gaipliğine karar verebilir.
Yetkili mahkeme, kişinin Türkiye'deki son yerleşim yeri; eğer
Türkiye'de hiç yerleşmemişse nüfus sicilinde kayıtlı olduğu
yer; böyle bir kayıt da yoksa anasının veya babasının kayıtlı
bulunduğu yer mahkemesidir.
2.
Yargılama usulü
Madde 33- Gaiplik kararının istenebilmesi için, ölüm
tehlikesinin üzerinden en az bir yıl veya son haber tarihinin
üzerinden en az beş yıl geçmiş olması gerekir.
Mahkeme, gaipliğine karar verilecek kişi hakkında bilgisi
bulunan kimseleri, belirli bir sürede bilgi vermeleri için usulüne
göre yapılan ilânla çağırır.
Bu süre, ilk ilânın yapıldığı günden başlayarak en az
altı aydır.
3.
İstemin düşmesi
Madde 34- Gaipliğine karar verilecek kişi, ilân süresi
dolmadan ortaya çıkar veya kendisinden haber alınırsa ya da
öldüğü tarih tespit edilirse gaiplik istemi düşer.
4.
Hükmü
Madde 35- İlândan sonuç alınamazsa, mahkeme gaipliğe karar
verir ve ölüme bağlı haklar, aynen gaibin ölümü ispatlanmış
gibi kullanılır.
Gaiplik kararı ölüm tehlikesinin gerçekleştiği veya son
haberin alındığı günden başlayarak hüküm doğurur.
İKİNCİ BÖLÜM
KİŞİSEL DURUM SİCİLİ
A. Genel olarak
I. Sicil
Madde 36- Kişisel durum, bu amaçla tutulan resmî sicille
belirlenir.
Bu sicilin tutulmasına ve zorunlu bildirimlerin yapılmasına
ilişkin esaslar, ilgili kanunda gösterilir.
II. Görevliler
Madde 37- Kişisel durum sicili, Devletçe atanan memurlar
tarafından tutulur. Sicil kayıtlarını tutmak ve örnek vermek bu
memurların görevidir.
Yabancı memleketlerdeki Türkiye temsilcilerine, Dışişleri
Bakanlığının önerisi, İçişleri Bakanlığının katılması
ve Başbakanlığın onayı ile nüfus memurluğu yetkisi
verilebilir.
III. Sorumluluk
Madde 38- Kişisel durum sicilinin tutulmasından doğan zararlar,
kusurlu memura rücu edilmek kaydıyla, Devletçe tazmin edilir.
Tazminat ve rücu davaları, kişisel durum sicilinin tutulduğu
yer mahkemesinde açılır.
IV. Düzeltme
1.
Genel olarak
Madde 39- Mahkeme kararı olmadıkça, kişisel durum sicilinin
hiçbir kaydında düzeltme yapılamaz.
2.
Cinsiyet değişikliğinde
Madde 40- Cinsiyetini değiştirmek isteyen kimse, şahsen
başvuruda bulunarak mahkemece cinsiyet değişikliğine izin
verilmesini isteyebilir. Ancak, iznin verilebilmesi için, istem
sahibinin onsekiz yaşını doldurmuş bulunması ve evli olmaması;
ayrıca transseksüel yapıda olup, cinsiyet değişikliğinin ruh
sağlığı açısından zorunluluğunu ve üreme yeteneğinden
sürekli biçimde yoksun bulunduğunu bir eğitim ve araştırma
hastanesinden alınacak resmî sağlık kurulu raporuyla belgelemesi
şarttır.
Verilen izne bağlı olarak amaç ve tıbbî yöntemlere uygun bir
cinsiyet değiştirme ameliyatı gerçekleştirildiğinin resmî
sağlık kurulu raporuyla doğrulanması hâlinde, mahkemece nüfus
sicilinde gerekli düzeltmenin yapılmasına karar verilir.
B. Doğum kütüğü
I. Bildirme
Madde 41- Doğumlara ilişkin bildirimler ve kimliği bilinmeyen
bulunmuş çocuklar hakkındaki işlemler ilgili kanun hükümlerine
göre yapılır.
II. Doğum kütüğünde değişiklikler
Madde 42- Kişisel durumdaki değişiklikler, özellikle evlilik
dışı bir çocuğun tanınması veya hâkimin babalığa karar
vermesi, soybağının düzeltilmesi, evlât edinme ya da bulunmuş
bir çocuğun soybağının belli olması, ilgili kanun hükümlerine
göre kütüğe işlenir.
C. Ölüm kütüğü
I. Ölümün bildirilmesi
Madde 43- Ölümlere ilişkin bildirimler ilgili kanun hükümlerine
göre yapılır.
II. Cesedi bulunamayan kişi
Madde 44- Bir kimse, ölümüne kesin gözle bakılmayı
gerektiren durumlar içinde ortadan kaybolursa cesedi bulunamamış
olsa bile, o yerin en büyük mülkî amirinin emriyle kütüğe ölü
kaydı düşürülür.
Bununla birlikte her ilgili, bu kişinin ölü veya sağ olduğunun
mahkemece tespitini dava edebilir.
III. Gaiplik kararı
Madde 45- Gaiplik kararı, hâkimin bildirmesi üzerine, ölüm
kütüğüne kaydolunur.
IV. Değişikliklerin kütüğe geçirilmesi
Madde 46- Tescile esas olan bir bildirimin doğru olmadığının
tespit edilmesi veya kime ait olduğu bilinmeyen cesedin kimliğinin
belli olması ya da gaiplik kararının kaldırılması sebepleriyle
zorunlu olan değişiklikler, ilgilinin kütükteki kaydının
düşünceler sütununa yazılarak yapılır.
İKİNCİ KISIM
TÜZEL KİŞİLER
BİRİNCİ BÖLÜM
GENEL HÜKÜMLER
A. Tüzel kişilik
Madde 47- Başlıbaşına bir varlığı olmak üzere örgütlenmiş
kişi toplulukları ve belli bir amaca özgülenmiş olan bağımsız
mal toplulukları, kendileri ile ilgili özel hükümler uyarınca
tüzel kişilik kazanırlar.
Amacı hukuka veya ahlâka aykırı olan kişi ve mal toplulukları
tüzel kişilik kazanamaz.
B. Hak ehliyeti
Madde 48- Tüzel kişiler, cins, yaş, hısımlık gibi yaradılış
gereği insana özgü niteliklere bağlı olanlar dışındaki bütün
haklara ve borçlara ehildirler.
C. Fiil ehliyeti
I. Koşulu
Madde 49- Tüzel kişiler, kanuna ve kuruluş belgelerine göre
gerekli organlara sahip olmakla, fiil ehliyetini kazanırlar.
II. Kullanılması
Madde 50- Tüzel kişinin iradesi, organları aracılığıyla
açıklanır.
Organlar, hukukî işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel
kişiyi borç altına sokarlar.
Organlar, kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak
sorumludurlar.
D. Yerleşim yeri
Madde 51- Tüzel kişinin yerleşim yeri, kuruluş belgesinde
başka bir hüküm bulunmadıkça işlerinin yönetildiği yerdir.
E. Kişiliğin sona ermesi
I. Sınırlı devam etme
Madde 52- Sona eren tüzel kişinin kişiliği, ehliyeti tasfiye
amacıyla sınırlı olmak üzere tasfiye sırasında da devam eder.
II. Malvarlığının tasfiyesi
Madde 53- Tüzel kişinin malvarlığının tasfiyesi, kanunda ve
kuruluş belgesinde aksine hüküm bulunmadıkça, terekenin resmî
tasfiyesine ilişkin hükümlere göre yapılır.
III. Malvarlığının özgülenmesi
Madde 54- Tüzel kişinin malvarlığı, kanunda veya kuruluş
belgesinde başka bir hüküm bulunmadıkça ya da yetkili organı
başka türlü karar vermedikçe, en yakın amacı güden kamu kurum
veya kuruluşuna geçer.
Bu malvarlığı olanak ölçüsünde daha önce özgülendiği
amaç için kullanılır.
Hukuka veya ahlâka aykırı amaç güttüğü için kişiliği
mahkeme kararıyla sona eren tüzel kişinin malvarlığı her hâlde
ilgili kamu kuruluşuna geçer.
F. Saklı hükümler
Madde 55- Kamu tüzel kişileri ile ticaret şirketleri hakkındaki
kanun hükümleri saklıdır.
İKİNCİ BÖLÜM
DERNEKLER
A. Kuruluşu
I. Tanımı
Madde 56- Dernekler, gerçek veya tüzel en az yedi kişinin
kazanç paylaşma dışında belirli ve ortak bir amacı
gerçekleştirmek üzere, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak
birleştirmek suretiyle oluşturdukları, tüzel kişiliğe sahip
kişi topluluklarıdır.1
Hukuka veya ahlâka aykırı amaçlarla dernek kurulamaz.
II. Dernek kurma hakkı
Madde 57- Herkes, önceden izin almaksızın dernek kurma hakkına
sahiptir.
Dernek kurucularının fiil ehliyetine sahip olması gerekir.
III. Tüzük
Madde 58- Her derneğin bir tüzüğü bulunur.
Dernek tüzüğünde derneğin adı, amacı, (...)2
gelir kaynakları, üyelik koşulları, organları ve örgütü ile
geçici yönetim kurulunun gösterilmesi zorunludur.
Dernek tüzüğü, kanunun emredici hükümlerine aykırı olamaz.
Dernek tüzüğünde düzenlenmemiş konularda kanun hükümleri
uygulanır.
IV. Tüzel kişiliğin kazanılması
1.
Kazanma anı
Madde 59- Dernekler, kuruluş bildirimini, dernek tüzüğünü ve
gerekli belgeleri yerleşim yerinin bulunduğu yerin en büyük mülkî
amirine verdikleri anda tüzel kişilik kazanırlar.
Kuruluş bildiriminin içeriği ve gerekli belgelerin nelerden
ibaret olduğu, yönetmelikte gösterilir.
2.
İnceleme
Madde 60- Kuruluş bildirimi ve belgelerin doğruluğu ile dernek
tüzüğü, en büyük mülkî amir tarafından altmış gün içinde
dosya üzerinden incelenir.
Kuruluş bildiriminde, tüzükte ve kurucuların hukukî
durumlarında kanuna aykırılık veya noksanlık tespit edildiği
takdirde bunların giderilmesi veya tamamlanması derhâl
kuruculardan istenir. Bu istemin tebliğinden başlayarak otuz gün
içinde belirtilen noksanlık tamamlanmaz ve kanuna aykırılık
giderilmezse; en büyük mülkî amir, yetkili asliye hukuk
mahkemesinde derneğin feshi konusunda dava açması için durumu
Cumhuriyet savcılığına bildirir. Cumhuriyet savcısı mahkemeden
derneğin faaliyetinin durdurulmasına karar verilmesini de
isteyebilir.
Kuruluş bildiriminde, tüzükte ve belgelerde kanuna aykırılık
veya noksanlık bulunmaz ya da bu aykırılık veya noksanlık
belirli sürede giderilmiş bulunursa; keyfiyet derhâl derneğe
yazıyla bildirilir ve dernek, dernekler kütüğüne kaydedilir.
3.
Dernek tüzüğünün ilânı
Madde 61- (Mülga: 4/11/2004-5253/38 md.)
4.
İlk genel kurul toplantısı
Madde 62- (Değişik: 4/11/2004-5253/38 md.)
Dernekler, 60 ıncı maddenin son fıkrası gereğince yapılan
yazılı bildirimi izleyen altı ay içinde ilk genel kurul
toplantılarını yapmak ve zorunlu organlarını oluşturmakla
yükümlüdürler.
B. Üyelik
I. Kazanılması
1.
Kural
Madde 63- Hiç kimse, bir derneğe üye olmaya ve hiçbir dernek
de üye kabul etmeye zorlanamaz.
2.
Koşulları
Madde 64- Fiil ehliyetine sahip bulunan her gerçek kişi ile
tüzel kişiler, derneklere üye olma hakkına sahiptir.3
Yazılı olarak yapılacak üyelik başvurusu, (...)4
dernek yönetim kurulunca en çok otuz gün içinde karara bağlanır
ve sonuç yazıyla başvuru sahibine bildirilir. Başvurusu kabul
edilen üye, bu amaçla tutulacak deftere kaydedilir.
II. Sona ermesi
1.
Kendiliğinden
Madde 65- Üyelik için kanunda veya tüzükte aranılan
nitelikleri sonradan kaybedenlerin dernek üyeliği kendiliğinden
sona erer.
2.
Çıkma ile
Madde 66- Hiç kimse, dernekte üye kalmaya zorlanamaz. Her üye
(...)5
yazılı olarak bildirmek kaydıyla, dernekten çıkma hakkına
sahiptir.
3.
Çıkarılma ile
Madde 67- Tüzükte üyelerin çıkarılma sebepleri
gösterilebilir.
Tüzükte çıkarma sebepleri gösterilmişse, çıkarma kararına
bu sebeplerin haklı sayılamayacağı iddiasıyla itiraz edilemez.
Tüzükte çıkarma düzenlenmemişse üye, ancak haklı sebeple
çıkarılabilir. Bu çıkarma kararına, haklı sebep bulunmadığı
ileri sürülerek itiraz edilebilir.
III. Kapsamı
1.
Üyelerin hakları
a.
Eşitlik ilkesi
Madde 68- Dernek üyeleri eşit haklara sahiptirler. Dernek,
üyeleri arasında dil, ırk, renk, cinsiyet, din ve mezhep, aile,
zümre ve sınıf farkı gözetemez; eşitliği bozan veya bazı
üyelere bu sebeplerle ayrıcalık tanıyan uygulamalar yapamaz.
Her üyenin, derneğin faaliyetlerine ve yönetimine katılma
hakkı vardır.
Dernekten çıkan veya çıkarılan üye, dernek malvarlığında
hak iddia edemez.
b.
Oy hakkı
Madde 69- Her üyenin genel kurulda bir oy hakkı vardır; üye,
oyunu şahsen kullanmak zorundadır.
Onursal üyelerin oy hakkı yoktur.
2.
Üyelerin yükümlülükleri
a.
Ödenti verme borcu
Madde 70- Üyelerin ödenti verme borcu tüzükle düzenlenir.
Tüzükte düzenleme yoksa üyeler, dernek amacının gerçekleşmesi
ve borçlarının karşılanması için zorunlu ödentilere eşit
olarak katılırlar. Dernekten çıkan veya çıkarılan üye,
üyelikte bulunduğu sürenin ödentisini vermek zorundadır.
Onursal üyeler ödenti vermek zorunda değildir.
b.
Diğer yükümlülükler
Madde 71- Üyeler, dernek düzenine uymak ve derneğe sadakat
göstermekle yükümlüdürler.
Her üye, derneğin amacına uygun davranmak, özellikle amacın
gerçekleşmesini güçleştirici veya engelleyici davranışlardan
kaçınmakla yükümlüdür.
C. Organlar
I. Genel olarak
Madde 72- Derneğin zorunlu organları, genel kurul, yönetim
kurulu ve denetim kuruludur.
Dernekler zorunlu organları dışında başka organlar da
oluşturabilirler. Ancak, bu organlara zorunlu organların görev,
yetki ve sorumlulukları devredilemez.
II. Genel kurul
1.
Niteliği ve oluşumu
Madde 73- Genel kurul, derneğin en yetkili karar organı olup;
derneğe kayıtlı üyelerden oluşur.
2.Toplanması
a.
Olağan toplantı
Madde 74- Genel kurul, tüzükte belirtilen zamanda yönetim
kurulunun çağrısı üzerine toplanır.
(Değişik ikinci fıkra: 4/11/2004-5253/38 md.) Olağan genel
kurul toplantılarının en geç üç yılda bir yapılması
zorunludur.
b.
Olağanüstü toplantı
Madde 75- Genel kurul, yönetim veya denetim kurulunun gerekli
gördüğü hâllerde veya dernek üyelerinden beşte birinin yazılı
başvurusu üzerine, yönetim kurulunca olağanüstü toplantıya
çağrılır.
Yönetim kurulu, genel kurulu toplantıya çağırmazsa; üyelerden
birinin başvurusu üzerine, sulh hâkimi, üç üyeyi genel kurulu
toplantıya çağırmakla görevlendirir.
c.
Toplantısız veya çağrısız alınan kararlar
Madde 76- Bütün üyelerin bir araya gelmeksizin yazılı
katılımıyla alınan kararlar ile dernek üyelerinin tamamının
kanunda yazılı çağrı usulüne uymaksızın bir araya gelerek
aldığı kararlar geçerlidir.
Bu şekilde karar alınması olağan toplantı yerine geçmez.
3.
Toplantıya çağrı
Madde 77- Genel kurul, yönetim kurulunca, en az onbeş gün
önceden toplantıya çağrılır. Bu amaçla toplantının günü,
saati, yeri ve gündemi, (...)6
bildirilir.
Toplantıya çağrı usulü ve toplantının ertelenmesine ilişkin
konular, yönetmelikle düzenlenir.
4.
Toplantı yeri ve toplantı yeter sayısı
Madde 78- Genel kurul toplantıları, tüzükte aksine hüküm
olmadıkça, dernek merkezinin bulunduğu yerde yapılır.
Genel kurul, katılma hakkı bulunan üyelerin salt çoğunluğunun,
tüzük değişikliği ve derneğin feshi hâllerinde üçte ikisinin
katılımıyla toplanır; çoğunluğun sağlanamaması sebebiyle
toplantının ertelenmesi durumunda ikinci toplantıda çoğunluk
aranmaz. Ancak, bu toplantıya katılan üye sayısı, yönetim ve
denetim kurulları üye tam sayısının iki katından az olamaz.
Genel kurul toplantısı, bir defadan fazla geri bırakılamaz.
5.
Toplantı usulü
Madde 79- Genel kurul toplantısının açılışından sonra,
toplantıyı yönetmek üzere, bir başkan ve yeteri kadar başkan
vekili ile yazman seçilir.
Genel kurul toplantısında yalnız gündemde yer alan Maddeler
görüşülür. Ancak, toplantıda hazır bulunan üyelerin en az
onda biri tarafından görüşülmesi yazılı olarak istenen
konuların gündeme alınması zorunludur.
(Mülga üçüncü fıkra: 4/11/2004-5253/38 md.)
6.
Genel kurulun görev ve yetkileri
Madde 80- Genel kurul, üyeliğe kabul ve üyelikten çıkarma
hakkında son kararı verir; dernek organlarını seçer ve derneğin
diğer bir organına verilmemiş olan işleri görür.
Genel kurul, derneğin diğer organlarını denetler ve onları
haklı sebeplerle her zaman görevden alabilir.
7.
Genel kurul kararları
a.
Karar yeter sayısı
Madde 81- Genel kurul kararları, toplantıya katılan üyelerin
salt çoğunluğuyla alınır. Şu kadar ki, tüzük değişikliği
ve derneğin feshi kararları, ancak toplantıya katılan üyelerin
üçte iki çoğunluğuyla alınabilir.
b.
Oy hakkından yoksunluk
Madde 82- Hiçbir dernek üyesi, dernek ile kendisi, eşi, üstsoyu
ve altsoyu arasındaki bir hukukî işlem veya uyuşmazlık konusunda
alınması gereken kararlarda oy kullanamaz.
(Ek fıkra: 30/7/2003-4963/34 md.) Tüzel kişi adına oy
kullanacak kişi hakkında da yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.
c.
Kararın iptali
Madde 83- Toplantıda hazır bulunan ve kanuna veya tüzüğe
aykırı olarak alınan genel kurul kararlarına katılmayan her üye,
karar tarihinden başlayarak bir ay içinde; toplantıda hazır
bulunmayan her üye kararı öğrenmesinden başlayarak bir ay içinde
ve her hâlde karar tarihinden başlayarak üç ay içinde mahkemeye
başvurmak suretiyle kararın iptalini isteyebilir.
Diğer organların kararlarına karşı, dernek içi denetim
yolları tüketilmedikçe iptal davası açılamaz.
Genel kurul kararlarının yok veya mutlak butlanla hükümsüz
sayıldığı durumlar saklıdır.
III. Yönetim kurulu
1.
Oluşumu
Madde 84- Yönetim kurulu, beş asıl ve beş yedek üyeden az
olmamak üzere dernek tüzüğünde belirtilen sayıda üyeden
oluşur.
Yönetim kurulu üye sayısı, boşalmalar sebebiyle üye
tamsayısının yarısının altına düşerse; genel kurul, kalan
yönetim kurulu üyeleri veya denetim kurulu tarafından bir ay
içinde toplantıya çağrılır. Çağrı yapılmazsa, üyelerden
birinin istemi üzerine, sulh hâkimi, üç üyeyi genel kurulu
toplantıya çağırmakla görevlendirir.
2.
Görevleri
Madde 85- Yönetim kurulu, derneğin yürütme ve temsil
organıdır; bu görevini kanuna ve dernek tüzüğüne uygun olarak
yerine getirir.
Temsil görevi, yönetim kurulunca, üyelerden birine veya bir
üçüncü kişiye verilebilir.
IV. Denetim kurulu
Madde 86- Denetim kurulu, üç asıl ve üç yedek üyeden az
olmamak üzere dernek tüzüğünde belirtilen sayıda üyeden
oluşur.
Denetim kurulu, denetleme görevini, dernek tüzüğünde
belirtilen esas ve usullere göre yapar; denetleme sonuçlarını bir
raporla yönetim kuruluna ve genel kurula sunar.
D. Sona erme
I. Kendiliğinden
Madde 87- Dernekler, aşağıdaki hâllerde kendiliğinden sona
erer:
1. Amacın gerçekleşmesi, gerçekleşmesinin olanaksız hâle
gelmesi veya sürenin sona ermesi,
2. İlk genel kurul toplantısının kanunda öngörülen sürede
yapılmamış ve zorunlu organların oluşturulmamış olması,
3. Borç ödemede acze düşmüş olması,
4. Tüzük gereğince yönetim kurulunun oluşturulmasının
olanaksız hâle gelmesi,
5. Olağan genel kurul toplantısının iki defa üst üste
yapılamaması.
Her ilgili, sulh hâkiminden, derneğin kendiliğinden sonra
erdiğinin tespitini isteyebilir.
II. Genel kurul kararı ile
Madde 88- Genel kurul, her zaman derneğin feshine karar
verebilir.
III. Mahkeme kararı ile
Madde 89- Derneğin amacı, kanuna veya ahlâka aykırı hâle
gelirse; Cumhuriyet savcısının veya bir ilgilinin istemi üzerine
mahkeme, derneğin feshine karar verir. Mahkeme, dava sırasında
faaliyetten alıkoyma dahil gerekli bütün önlemleri alır.
E. Derneklerin faaliyetleri
I. Genel olarak
Madde 90- Dernekler, amaçlarını gerçekleştirmek üzere,
tüzüklerinde belirtilen çalışma konuları ve biçimleri
doğrultusunda faaliyette bulunurlar.
Yasaklanan veya izne bağlı faaliyetlerle ilgili kamu hukuku
nitelikli özel kanun hükümleri saklıdır.
Dernek faaliyetleri ile ilgili yasak ve sınırlamalara aykırılık
hâlinde, Cumhuriyet savcısının istemiyle mahkemece faaliyetten
alıkoyma kararı verilebilir.
II. Uluslararası faaliyet
1.
Faaliyet serbestliği
Madde 91- (Değişik: 2/1/2003-4778/34 md.)
Dernekler, tüzüklerinde gösterilen amaçları gerçekleştirmek
üzere uluslararası faaliyette ve işbirliğinde bulunabilirler,
yurt dışında şube açabilirler ve yurt dışında kurulmuş
dernek veya kuruluşlara üye olarak katılabilirler.
2.
Yabancı dernekler
Madde 92- (Değişik: 2/1/2003-4778/35 md.)
Yabancı dernekler, (...)(1)Dışişleri Bakanlığının görüşü
alınmak suretiyle İçişleri Bakanlığının izniyle Türkiye’de
faaliyette ve işbirliğinde bulunabilirler, şube açabilirler, üst
kuruluşlar kurabilir ve kurulmuş üst kuruluşlara katılabilirler.
III. Yabancıların dernek kurma hakkı
Madde 93- Türkiye'de yerleşme hakkına sahip olan yabancı
gerçek kişiler, (…)7
dernek kurabilirler veya kurulmuş derneklere üye olabilirler.
Onursal üyelik için bu koşul aranmaz.
F. Derneklerin örgütlenmesi
I. Şube açmaları
1.
Kuruluşu
Madde 94- Dernekler, gerekli görülen yerlerde genel kurul
kararıyla şube açabilirler. Bu amaçla dernek yönetim kurulunca
yetki verilen en az üç kişilik kurucular kurulu, şube açılacak
yerin en büyük mülkî amirine şube kuruluş bildirimini ve
gerekli belgeleri verir.
(Mülga ikinci fıkra: 30/7/2003-4963/35 md.)
Şube kuruluş bildiriminin içeriği ve gerekli belgeler,
yönetmelikte gösterilir.
2.
Şubenin organları ve uygulanacak hükümler
Madde 95- Her şubede genel kurul ve yönetim kurulu ile denetim
kurulu veya denetçi bulunması zorunludur.
Bu organların görev ve yetkileri ile şubelere ilişkin diğer
hususlar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanır.
II. Üst kuruluşlar kurmaları
1.
Federasyon
Madde 96- Federasyonlar, kuruluş amaçları aynı olan en az beş
derneğin, amaçlarını gerçekleştirmek üzere üye sıfatıyla
bir araya gelmeleri suretiyle kurulur.
Her federasyonun bir tüzüğü bulunur.
Federasyon, kuruluş bildirimi, tüzük ve gerekli belgelerin
yerleşim yerinin en büyük mülkî amirine verilmesiyle tüzel
kişilik kazanır.
2.
Konfederasyon
Madde 97- Konfederasyonlar, kuruluş amaçları aynı olan en az
üç federasyonun, amaçlarını gerçekleştirmek üzere üye
sıfatıyla bir araya gelmeleri suretiyle kurulur.
Her konfederasyonun bir tüzüğü bulunur.
Konfederasyon, kuruluş bildirimi, tüzük ve gerekli belgelerin
yerleşim yerinin en büyük mülkî amirine verilmesiyle tüzel
kişilik kazanır.
3.
Ortak hükümler
Madde 98- Dernekler, bağlı oldukları federasyonun;
federasyonlar da bağlı oldukları konfederasyonun genel kurulunda
en az üçer üye ile temsil olunurlar. Temsilci üyeler, ilgili
derneklerin ve federasyonların genel kurullarınca seçilirler.
Federasyon ve konfederasyonlara ilişkin diğer hususlar hakkında
bu Kanun hükümleri uygulanır.
G.
Dernek gelirleri
Madde 99- Dernek gelirleri, üye ödentisi, dernek faaliyetleri
sonucunda veya dernek malvarlığından elde edilen gelirler ile
bağış ve yardımlardan oluşur.
H.
Saklı hükümler
Madde 100- Kamuya yararlı dernekler ve özel kanunlarla kurulan
dernekler hakkındaki özel hükümler saklıdır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
VAKIFLAR
A. Kuruluşu
I.Tanımı
Madde 101- Vakıflar, gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal
ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan
tüzel kişiliğe sahip mal topluluklarıdır.
Bir malvarlığının bütünü veya gerçekleşmiş ya da
gerçekleşeceği anlaşılan her türlü geliri veya ekonomik değeri
olan haklar vakfedilebilir.
(İptal üçüncü fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 17/4/2008
tarihli ve E.: 2005/14, K.: 2008/92 sayılı Kararı ile.)
Cumhuriyetin Anayasa ile belirlenen niteliklerine ve Anayasanın
temel ilkelerine, hukuka, ahlâka, millî birliğe ve millî
menfaatlere aykırı veya belli bir ırk ya da cemaat mensuplarını
desteklemek amacıyla vakıf kurulamaz.
II. Kuruluş şekli
Madde 102- Vakıf kurma iradesi, resmî senetle veya ölüme bağlı
tasarrufla açıklanır. Vakıf, yerleşim yeri mahkemesi nezdinde
tutulan sicile tescil ile tüzel kişilik kazanır.
Resmî senetle vakıf kurma işleminin temsilci aracılığıyla
yapılması, temsil yetkisinin noterlikçe düzenlenmiş bir belgeyle
verilmiş olmasına ve bu belgede vakfın amacı ile özgülenecek
mal ve hakların belirlenmiş bulunmasına bağlıdır.
Mahkemeye başvurma, resmî senet düzenlenmiş ise vakfeden
tarafından; vakıf ölüme bağlı tasarrufa dayanıyorsa
ilgililerin veya vasiyetnameyi açan sulh hâkiminin bildirimi
üzerine ya da Vakıflar Genel Müdürlüğünce re'sen yapılır.
Başvurulan mahkeme, mal ve hakların korunması için gerekli
önlemleri re'sen alır.
III. Temyiz ve iptal
Madde 103- Mahkemenin verdiği karar, tebliğ tarihinden
başlayarak bir ay içinde, başvuran veya Vakıflar Genel Müdürlüğü
tarafından temyiz edilebilir.
Vakıflar Genel Müdürlüğü veya ilgililer, vakfın kurulmasını
engelleyen sebeplerin varlığı hâlinde iptal davası açabilirler.
IV. Tescil ve ilân
Madde 104- Tesciline karar verilen vakıf, vakfın yerleşim yeri
mahkemesi nezdinde tutulan sicile tescil edilir; ayrıca Vakıflar
Genel Müdürlüğünde tutulan merkezî sicile kaydolunur.
Tescil kararı, başka bir mahkemece verilmiş ise, ilgili
belgelerle birlikte tescil için vakfın yerleşim yeri mahkemesine
gönderilir.
Yerleşim yeri mahkemesinin yapacağı bildirim üzerine Vakıflar
Genel Müdürlüğünce merkezî sicile kaydolunan vakıf Resmî
Gazete ile ilân olunur.
Tescil ve ilân tüzük hükümlerine göre yapılır.
V. Mal ve hakların kazanılması ve sorumluluk
Madde 105- Özgülenen malların mülkiyeti ile haklar, tüzel
kişiliğin kazanılmasıyla vakfa geçer.
Tescile karar veren mahkeme, vakfedilen taşınmazın vakıf tüzel
kişiliği adına tescil edilmesini tapu idaresine bildirir.
Ölüme bağlı tasarrufla kurulan vakfın mirasbırakanın
borçlarından sorumluluğu, özgülenen mal ve haklarla sınırlıdır.
B. Vakıf senedi
I. İçeriği
Madde 106- Vakıf senedinde vakfın adı, amacı, bu amaca
özgülenen mal ve haklar, vakfın örgütlenme ve yönetim şekli
ile yerleşim yeri gösterilir.
II. Noksanlıklar
Madde 107- Vakıf senedinde vakfın amacı ile bu amaca özgülenen
mal ve haklar yeterince belirlenmiş ise, diğer noksanlıklar vakfın
tüzel kişilik kazanması için yapılan başvurunun reddini
gerektirmez.
Bu tür noksanlıklar, tescil kararı verilmeden önce mahkemece
tamamlattırılabileceği gibi; kuruluştan sonra da denetim
makamının başvurusu üzerine, olanak varsa vakfedenin görüşü
alınarak vakfın yerleşim yeri mahkemesince tamamlattırılır.
Tescili istenen vakfa ölüme bağlı tasarrufla özgülenen mal
ve haklar amacın gerçekleşmesine yeterli değilse; vakfeden aksine
bir irade açıklamasında bulunmuş olmadıkça bu mal ve haklar,
denetim makamının görüşü alınarak hâkim tarafından benzer
amaçlı bir vakfa özgülenir.
C. Mirasçıların ve alacaklıların dava hakkı
Madde 108- Vakfedenin mirasçıları ile alacaklılarının,
bağışlamaya ve ölüme bağlı tasarruflara ilişkin hükümler
uyarınca dava hakları saklıdır.
D. Vakfın örgütü
I. Genel olarak
Madde 109- Vakfın bir yönetim organının bulunması zorunludur.
Vakfeden, vakıf senedinde gerekli gördüğü başka organları da
gösterebilir.
II. Çalıştırılanlara ve işçilere yardım
vakfı
Madde 110- Çalıştırılanlara ve işçilere yardım
vakıflarının yöneticileri, yararlananlara, vakfın örgütü,
işleyişi ve malî durumu hakkında gerekli bilgiyi vermekle
yükümlüdürler.
Vakfa ödenti veren çalıştırılanlar ve işçiler en az yapmış
oldukları ödeme oranında yönetime katılırlar ve temsilcilerini
olabildiğince kendi aralarından seçerler.
Vakfın malvarlığının çalıştırılanların ve işçilerin
yapacakları ödemelerle sağlanacak bölümünün işverene karşı
vakfın bir alacağından ibaret olması, ancak bu alacak için
yeterli güvence sağlanmış olmasına bağlıdır.
Yararlananların, vakfın edimlerinin yerine getirilmesini dava
yoluyla isteyebilmeleri, ödenti vermiş olmalarına veya vakfı
düzenleyen hükümlerin kendilerine bu hakkı tanımış bulunmasına
bağlıdır.
Çalıştırılanlara ve işçilere yardım vakıflarında
yararlananların yönetime katılmaları ve vakıftan yararlanma
koşulları ile ilgili hükümlerde yapılacak değişiklikler, vakıf
senedine göre buna yetkili organın istemi üzerine, denetim
makamının yazılı görüşü alındıktan sonra yerleşim yeri
mahkemesince karara bağlanır.
E. Denetim
Madde 111- Vakıfların, vakıf senedindeki hükümleri yerine
getirip getirmedikleri, vakıf mallarını amaca uygun biçimde
yönetip yönetmedikleri ve vakıf gelirlerini amaca uygun olarak
harcayıp harcamadıkları Vakıflar Genel Müdürlüğünce ve üst
kuruluşlarınca denetlenir. Vakıfların üst kuruluşlarınca
denetimi özel kanun hükümlerine tabidir.
(Mülga ikinci fıkra: 20/2/2008-5737/80 md.)
F. Yönetimin, amacın ve malların
değiştirilmesi
I. Yönetimin değiştirilmesi
Madde 112- Haklı sebepler varsa mahkeme, vakfın yönetim organı
veya denetim makamının istemi üzerine diğerinin yazılı görüşünü
aldıktan sonra vakfın örgütünü, yönetimini ve işleyişini
değiştirebilir.
Mahkeme, denetim makamının başvurusu üzerine, (...)8
duruşma yaparak yöneticileri görevden alabilir ve vakıf senedinde
başka bir hüküm yoksa yenisini seçebilir.
II. Amacın ve malların değiştirilmesi
Madde 113- Durum ve koşullardaki değişmeler yüzünden vakıf
senedinde yazılı amaca bağlı kalınması vakfedenin arzusuna
açıkça uymayacak hâle gelmiş ise mahkeme, vakfın yönetim
organı veya denetim makamının başvurusu üzerine diğerinin
yazılı görüşünü aldıktan sonra vakfın amacını
değiştirebilir.
Amacın gerçekleşmesini önemli ölçüde güçleştiren veya
engelleyen koşulların ve yükümlülüklerin kaldırılmasında
veya değiştirilmesinde de aynı hüküm uygulanır.
Amaca özgülenen mal ve hakların daha yararlı olanları ile
değiştirilmesini veya paraya çevrilmesini haklı kılan sebepler
varsa mahkeme, vakfın yönetim organı veya denetim makamının
başvurusu üzerine diğerinin yazılı görüşünü aldıktan sonra
gerekli değişikliğe izin verebilir.
G. Yıllık rapor
Madde 114- Yönetim organı her takvim yılının ilk üç ayı
içinde vakfın bir önceki yıla ait malvarlığı durumunu ve
çalışmalarını bir rapor hâlinde denetim makamına bildirir ve
durumun uygun araçlarla yayımlanmasını sağlar.
H. Faaliyetten geçici alıkoyma
Madde 115- İçişleri Bakanlığı, Anayasada öngörülen
hâllerde ve belirlenen usullere uygun olarak, denetim makamının da
görüşünü almak suretiyle mahkemece bir karar verilinceye kadar
vakfı geçici olarak faaliyetten alıkoyabilir ve derhâl mahkemeye
başvurur. Hâkim başvuruyu gecikmeksizin karara bağlar.
İ. Vakfın sona ermesi
Madde 116- Amacın gerçekleşmesi olanaksız hâle geldiği ve
değiştirilmesine de olanak bulunmadığı takdirde, vakıf
kendiliğinden sona erer ve mahkeme kararıyla sicilden silinir.
Yasak amaç güttüğü veya yasak faaliyetlerde bulunduğu
sonradan anlaşılan veya amacı sonradan yasaklanan vakfın amacının
değiştirilmesine olanak bulunmazsa; vakıf, denetim makamının ya
da Cumhuriyet savcısının başvurusu üzerine duruşma yapılarak
dağıtılır.
J. Diğer hükümler
Madde 117- Vakıfların malları üzerinde zilyetlik yoluyla
kazanma hükümleri uygulanmaz.
Derneklerin uluslararası faaliyette bulunmalarına ve üst
kuruluş kurmalarına ilişkin hükümler kıyas yoluyla vakıflar
hakkında da uygulanır.
Kamuya yararlı veya özel kanunlarla kurulan vakıflar hakkındaki
özel hükümler saklıdır.
İKİNCİ KİTAP
AİLE HUKUKU
BİRİNCİ KISIM
EVLİLİK HUKUKU
BİRİNCİ BÖLÜM
EVLENME
BİRİNCİ AYIRIM
NİŞANLILIK
A. Nişanlanma
Madde 118- Nişanlanma, evlenme vaadiyle olur.
Nişanlanma, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça küçüğü
veya kısıtlıyı bağlamaz.
B. Nişanlılığın hükümleri
I. Dava hakkının bulunmaması
Madde 119- Nişanlılık, evlenmeye zorlamak için dava hakkı
vermez.
Evlenmeden kaçınma hâli için öngörülen cayma tazminatı
veya ceza şartı dava edilemez; ancak yapılan ödemeler de geri
istenemez.
II. Nişanın bozulmasının sonuçları
1.
Maddî tazminat
Madde 120- Nişanlılardan biri haklı bir sebep olmaksızın
nişanı bozduğu veya nişan taraflardan birine yükletilebilen bir
sebeple bozulduğu takdirde; kusuru olan taraf, diğerine dürüstlük
kuralları çerçevesinde ve evlenme amacıyla yaptığı harcamalar
ve katlandığı maddî fedakârlıklar karşılığında uygun bir
tazminat vermekle yükümlüdür. Aynı kural nişan giderleri
hakkında da uygulanır.
Tazminat istemeye hakkı olan tarafın ana ve babası veya onlar
gibi davranan kimseler de, aynı koşullar altında yaptıkları
harcamalar için uygun bir tazminat isteyebilirler.
2.
Manevî tazminat
Madde 121- Nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı
saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî
tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.
III. Hediyelerin geri verilmesi
Madde 122- Nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona
ererse, nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar
gibi davrananların, diğer nişanlıya vermiş oldukları
alışılmışın dışındaki hediyeler, verenler tarafından geri
istenebilir.
Hediye aynen veya mislen geri verilemiyorsa, sebepsiz zenginleşme
hükümleri uygulanır.
IV. Zamanaşımı
Madde 123- Nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları,
sona ermenin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
İKİNCİ AYIRIM
EVLENME EHLİYETİ VE
ENGELLERİ
A. Ehliyetin koşulları
I. Yaş
Madde 124- Erkek veya kadın onyedi yaşını doldurmadıkça
evlenemez.
Ancak, hâkim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple
onaltı yaşını doldurmuş olan erkek veya kadının evlenmesine
izin verebilir. Olanak bulundukça karardan önce ana ve baba veya
vasi dinlenir.
II. Ayırt etme gücü
Madde 125- Ayırt etme gücüne sahip olmayanlar evlenemez.
III. Yasal temsilcinin izni
1.
Küçükler hakkında
Madde 126- Küçük, yasal temsilcisinin izni olmadıkça
evlenemez.
2.
Kısıtlılar hakkında
Madde 127- Kısıtlı, yasal temsilcisinin izni olmadıkça
evlenemez.
3.
Mahkemeye başvurma
Madde 128- Hâkim, haklı sebep olmaksızın evlenmeye izin
vermeyen yasal temsilciyi dinledikten sonra, bu konuda başvuran
küçük veya kısıtlının evlenmesine izin verebilir.
B. Evlenme engelleri
I. Hısımlık
Madde 129- Aşağıdaki kimseler arasında evlenme yasaktır:
1. Üstsoy ile altsoy arasında; kardeşler arasında; amca, dayı,
hala ve teyze ile yeğenleri arasında,
2. Kayın hısımlığı meydana getirmiş olan evlilik sona ermiş
olsa bile, eşlerden biri ile diğerinin üstsoyu veya altsoyu
arasında,
3. Evlât edinen ile evlâtlığın veya bunlardan biri ile
diğerinin altsoyu ve eşi arasında.
II. Önceki evlilik
1.
Sona erdiğinin ispatı
a.
Genel olarak
Madde 130- Yeniden evlenmek isteyen kimse, önceki evliliğinin
sona ermiş olduğunu ispat etmek zorundadır.
b.
Gaiplik durumunda
Madde 131- Gaipliğine karar verilen kişinin eşi, mahkemece
evliliğin feshine karar verilmedikçe yeniden evlenemez.
Kaybolanın eşi evliliğin feshini, gaiplik başvurusuyla
birlikte veya ayrıca açacağı bir dava ile isteyebilir.
Ayrı bir dava ile evliliğin feshi, davacının yerleşim yeri
mahkemesinden istenir.
2.
Kadın için bekleme süresi
Madde 132- Evlilik sona ermişse, kadın, evliliğin sona
ermesinden başlayarak üçyüz gün geçmedikçe evlenemez.
Doğurmakla süre biter.
Kadının önceki evliliğinden gebe olmadığının anlaşılması
veya evliliği sona eren eşlerin yeniden birbiriyle evlenmek
istemeleri hâllerinde mahkeme bu süreyi kaldırır.
III. Akıl hastalığı
Madde 133- Akıl hastaları, evlenmelerinde tıbbî sakınca
bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla anlaşılmadıkça
evlenemezler.
ÜÇÜNCÜ AYIRIM
EVLENME BAŞVURUSU VE TÖRENİ
A. Başvuru
I. Başvuru makamı
Madde 134- Birbiriyle evlenecek erkek ve kadın, içlerinden
birinin oturduğu yer evlendirme memurluğuna birlikte başvururlar.
Evlendirme memuru, belediye bulunan yerlerde belediye başkanı
veya bu işle görevlendireceği memur, köylerde muhtardır.
II. Şekli
Madde 135- Başvuru, evlenecekler tarafından yazılı veya sözlü
olarak yapılır.
III. Belgeler
Madde 136- Erkek ve kadından her biri, nüfus cüzdanı ve nüfus
kayıt örneğini, önceki evliliği sona ermiş ise buna ilişkin
belgeyi, küçük veya kısıtlı ise ayrıca yasal temsilcisinin
imzası onaylanmış yazılı izin belgesini ve evlenmeye engel
hastalığının bulunmadığını gösteren sağlık raporunu
evlendirme memurluğuna vermek zorundadır.
IV. Başvurunun incelenmesi ve reddi
Madde 137- Evlendirme memuru, evlenme başvurusunu ve buna
eklenmesi gereken belgeleri inceler. Başvuruda bir noksanlık
görürse bunu tamamlar veya tamamlattırır.
Başvurunun usulüne uygun olarak yapılmadığı veya
evleneceklerden birinin evlenmeye ehil olmadığı ya da evlenmeye
yasal bir engel bulunduğu anlaşılırsa, evlenme başvurusu
reddolunur ve durum evleneceklere yazıyla hemen bildirilir.
V. Redde itiraz ve yargılama usulü
Madde 138- Evleneceklerden her biri evlendirme memurunun ret
kararına karşı mahkemeye başvurabilir. İtiraz, evrak üzerinde
incelenip kesin karara bağlanır.
Ancak, mutlak butlan sebeplerinden birinin bulunduğuna ilişkin
ret kararlarına karşı açılan davalar, basit yargılama usulüyle
ve Cumhuriyet savcısının hazır bulunmasıyla görülür.
B. Evlenme töreni ve tescil
I. Koşulları
1.
Evlenme izni
Madde 139- Evlendirme memuru, evlenme koşullarının varlığını
tespit ederse veya ret kararı mahkemece kaldırılırsa,
evleneceklere evlenme gün ve saatini bildirir veya isterlerse
evlenme izni belgesini verir.
Evlenme izni belgesi, verildiği tarihten başlayarak altı ay
içinde evleneceklere herhangi bir evlendirme memuru önünde
evlenebilme hakkı sağlar.
2.
Evlenmenin yapılamaması
Madde 140- Evlenme koşullarının bulunmadığının anlaşılması
veya belgelerin verilmesinden başlayarak altı ayın geçmesi
hâlinde, evlendirme memuru evlenme törenini yapamaz.
II. Yapılışı
1.
Tören yeri
Madde 141- Evlenme töreni, evlendirme dairesinde evlendirme
memurunun ve ayırt etme gücüne sahip ergin iki tanığın önünde
açık olarak yapılır. Ancak, tören evleneceklerin istemi üzerine
evlendirme memurunun uygun bulacağı diğer yerlerde de yapılabilir.
2.
Törenin şekli
Madde 142- Evlendirme memuru, evleneceklerden her birine
birbiriyle evlenmek isteyip istemediklerini sorar. Evlenme,
tarafların olumlu sözlü cevaplarını verdikleri anda oluşur.
Memur, evlenmenin tarafların karşılıklı rızası ile kanuna
uygun olarak yapılmış olduğunu açıklar.
3.
Aile cüzdanı ve dinî tören
Madde 143- Evlenme töreni biter bitmez evlendirme memuru eşlere
bir aile cüzdanı verir.
Aile cüzdanı gösterilmeden evlenmenin dinî töreni yapılamaz.
Evlenmenin geçerli olması dinî törenin yapılmasına bağlı
değildir.
C. Yönetmelik
Madde 144- Evlenme işlemi, evlenme kütüğü, evlenmeye ilişkin
yazışma ve evlenme ile ilgili diğer konular yönetmelikle
düzenlenir.
DÖRDÜNCÜ AYIRIM
BATIL OLAN EVLENMELER
A. Mutlak butlan
I. Sebepleri
Madde 145- Aşağıdaki hâllerde evlenme mutlak butlanla
batıldır:
1. Eşlerden birinin evlenme sırasında evli bulunması,
2. Eşlerden birinin evlenme sırasında sürekli bir sebeple
ayırt etme gücünden yoksun bulunması,
3. Eşlerden birinde evlenmeye engel olacak derecede akıl
hastalığı bulunması,
4. Eşler arasında evlenmeye engel olacak derecede hısımlığın
bulunması.
II. Dava açma görevi ve hakkı
Madde 146- Mutlak butlan davası, Cumhuriyet savcısı tarafından
re'sen açılır.
Bu dava, ilgisi olan herkes tarafından da açılabilir.
III. Dava hakkının sınırlanması veya
kalkması
Madde 147- Sona ermiş bir evliliğin mutlak butlanı Cumhuriyet
savcısı tarafından re'sen dava edilemez; fakat her ilgili, mutlak
butlanın karar altına alınmasını isteyebilir.
Ayırt etme gücünün sonradan kazanılması veya akıl
hastalığının iyileşmiş olması durumlarında mutlak butlan
davasını yalnız ayırt etme gücünü sonradan kazanan veya akıl
hastalığı iyileşen eş açabilir.
Evliyken yeniden evlenen bir kimsenin önceki evliliği mutlak
butlan kararı verilmeden önce sona ermişse ve ikinci evlenmede
diğer eş iyiniyetli ise, bu evlenmenin butlanına karar verilemez.
B. Nisbî butlan
I. Eşlerin dava hakkı
1.
Ayırt etme gücünden geçici yoksunluk
Madde 148- Evlenme sırasında geçici bir sebeple ayırt etme
gücünden yoksun olan eş, evlenmenin iptalini dava edebilir.
2.
Yanılma
Madde 149- Aşağıdaki durumlarda eşlerden biri evlenmenin
iptalini dava edebilir:
1. Evlenmeyi hiç istemediği veya evlendiği kişiyle evlenmeyi
düşünmediği hâlde yanılarak bu evlenmeye razı olmuşsa,
2. Eşinde bulunmaması onunla birlikte yaşamayı kendisi için
çekilmez bir duruma sokacak derecede önemli bir nitelikte yanılarak
evlenmişse.
3.
Aldatma
Madde 150- Aşağıdaki durumlarda eşlerden biri evlenmenin
iptalini dava edebilir:
1. Eşinin namus ve onuru hakkında doğrudan doğruya onun
tarafından veya onun bilgisi altında bir başkası tarafından
aldatılarak evlenmeye razı olmuşsa,
2. Davacının veya altsoyunun sağlığı için ağır tehlike
oluşturan bir hastalık kendisinden gizlenmişse.
4.
Korkutma
Madde 151- Kendisinin veya yakınlarından birinin hayatı,
sağlığı veya namus ve onuruna yönelik pek yakın ve ağır bir
tehlike ile korkutularak evlenmeye razı edilmiş eş, evlenmenin
iptalini dava edebilir.
5.
Hak düşürücü süre
Madde 152- İptal davası açma hakkı, iptal sebebinin
öğrenildiği veya korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten
başlayarak altı ay ve her hâlde evlenmenin üzerinden beş yıl
geçmekle düşer.
II. Yasal temsilcinin dava hakkı
Madde 153- Küçük veya kısıtlı, yasal temsilcisinin izni
olmadan evlenirse, izni alınmayan yasal temsilci evlenmenin iptalini
dava edebilir.
Bu suretle evlenen kimse sonradan onsekiz yaşını doldurmak
suretiyle ergin olur, kısıtlı olmaktan çıkar veya karı gebe
kalırsa evlenmenin iptaline karar verilemez.
C. Butlanı gerektirmeyen sebepler
I. Bekleme süresine uymama
Madde 154- Kadının bekleme süresi bitmeden evlenmesi,
evlenmenin butlanını gerektirmez.
II. Şekil kurallarına uymama
Madde 155- Evlendirmeye yetkili memur önünde yapılmış olan
bir evliliğin kanunun diğer şekil kurallarına uyulmaması
sebebiyle butlanına karar verilemez.
D. Butlan kararı
I. Genel olarak
Madde 156- Batıl bir evlilik ancak hâkimin kararıyla sona erer.
Mutlak butlan hâlinde bile evlenme, hâkimin kararına kadar geçerli
bir evliliğin bütün sonuçlarını doğurur.
II. Sonuçları
1.
Çocuklar yönünden
Madde 157- Mahkemece butlanına karar verilen bir evlilikten doğan
çocuklar, ana ve baba iyiniyetli olmasalar bile evlilik içinde
doğmuş sayılırlar.
Çocuklar ile ana ve baba arasındaki ilişkilere boşanmaya
ilişkin hükümler uygulanır.
2.
Eşler yönünden
Madde 158- Evlenmenin butlanına karar verilirse, evlenirken
iyiniyetli bulunan eş bu evlenme ile kazanmış olduğu kişisel
durumunu korur.
Eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesi, tazminat, nafaka ve
soyadı hakkında boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır.
E. Mirasçıların dava hakkı
Madde 159- Evlenmenin butlanını dava etme hakkı mirasçılara
geçmez. Ancak, mirasçılar açılmış olan davayı
sürdürebilirler. Dava sonucunda evlenme sırasında iyiniyetli
olmadığı anlaşılan sağ kalan eş, yasal mirasçı olamayacağı
gibi, daha önce yapılmış olan ölüme bağlı tasarruflarla
kendisine sağlanan hakları da kaybeder.
F. Yetki ve yargılama usulü
Madde 160- Evlenmenin butlanı davasında, yetki ve yargılama
usulü bakımından boşanmaya ilişkin hükümler uygulanır.
İKİNCİ BÖLÜM
BOŞANMA
A. Boşanma sebepleri
I. Zina
Madde 161- Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası
açabilir.
Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden
başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl
geçmekle dava hakkı düşer.
Affeden tarafın dava hakkı yoktur.
II. Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı
davranış
Madde 162- Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına
kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır
derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle
boşanma davası açabilir.
Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden
başlayarak altı ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden
beş yıl geçmekle dava hakkı düşer.
Affeden tarafın dava hakkı yoktur.
III. Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme
Madde 163- Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler
veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla
birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman
boşanma davası açabilir.
IV. Terk
Madde 164- Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan
yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk
ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği
takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam
etmekte ve istem üzerine hâkim tarafından yapılan ihtar sonuçsuz
kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir. Diğerini
ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın
ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır.
Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hâkim, esası
incelemeden yapacağı ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak
konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi hâlinde doğacak sonuçlar
hakkında uyarıda bulunur. Bu ihtar gerektiğinde ilân yoluyla
yapılır. Ancak, boşanma davası açmak için belirli sürenin
dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan
sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz.
V. Akıl hastalığı
Madde 165- Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak
hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse, hastalığın
geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla
tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir.
VI. Evlilik birliğinin sarsılması
Madde 166- Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri
kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa,
eşlerden her biri boşanma davası açabilir.
Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha
ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır.
Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması
niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve
çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa
boşanmaya karar verilebilir.
Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması
ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik
birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı
verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek
iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve
boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda
taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır.
Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde
tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir.
Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya
hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi
bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.
Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan
davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği
tarihten başlayarak üç yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple
olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği
temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine
boşanmaya karar verilir.
B. Dava
I. Konusu
Madde 167- Boşanma davası açmaya hakkı olan eş, dilerse
boşanma, dilerse ayrılık isteyebilir.
II. Yetki
Madde 168- Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme,
eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı
aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.
III. Geçici önlemler
Madde 169- Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim,
davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin
barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve
çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri
re'sen alır.
C. Karar
I. Boşanma veya ayrılık
Madde 170- Boşanma sebebi ispatlanmış olursa, hâkim boşanmaya
veya ayrılığa karar verir.
Dava yalnız ayrılığa ilişkinse, boşanmaya karar verilemez.
Dava boşanmaya ilişkinse, ancak ortak hayatın yeniden kurulması
olasılığı bulunduğu takdirde ayrılığa karar verilebilir.
II. Ayrılık süresi
Madde 171- Ayrılığa bir yıldan üç yıla kadar bir süre için
karar verilebilir. Bu süre ayrılık kararının kesinleşmesiyle
işlemeye başlar.
III. Ayrılık süresinin bitimi
Madde 172- Süre bitince ayrılık durumu kendiliğinden sona
erer.
Ortak hayat yeniden kurulmamışsa, eşlerden her biri boşanma
davası açabilir.
Boşanmanın sonuçları düzenlenirken ilk davada ispatlanmış
olan olaylar ve ayrılık süresinde ortaya çıkan durumlar göz
önünde tutulur.
IV. Boşanan kadının kişisel durumu
Madde 173- Boşanma hâlinde kadın, evlenme ile kazandığı
kişisel durumunu korur; ancak, evlenmeden önceki soyadını yeniden
alır. Eğer kadın evlenmeden önce dul idiyse hâkimden bekârlık
soyadını taşımasına izin verilmesini isteyebilir.
Kadının, boşandığı kocasının soyadını kullanmakta
menfaati bulunduğu ve bunun kocaya bir zarar vermeyeceği
ispatlanırsa, istemi üzerine hâkim, kocasının soyadını
taşımasına izin verir.
Koca, koşulların değişmesi hâlinde bu iznin kaldırılmasını
isteyebilir.
V. Boşanmada tazminat ve nafaka
1.
Maddî ve manevî tazminat
Madde 174- Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden
zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun
bir maddî tazminat isteyebilir.
Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya
uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak
uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.
2.
Yoksulluk nafakası
Madde 175- Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru
daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî
gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir.
Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.
3.
Tazminat ve nafakanın ödenme biçimi
Madde 176- Maddî tazminat ve yoksulluk nafakasının toptan veya
durumun gereklerine göre irat biçiminde ödenmesine karar
verilebilir.
Manevî tazminatın irat biçiminde ödenmesine karar verilemez.
İrat biçiminde ödenmesine karar verilen maddî tazminat veya
nafaka, alacaklı tarafın yeniden evlenmesi ya da taraflardan
birinin ölümü hâlinde kendiliğinden kalkar; alacaklı tarafın
evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması, yoksulluğunun
ortadan kalkması ya da haysiyetsiz hayat sürmesi hâlinde mahkeme
kararıyla kaldırılır.
Tarafların malî durumlarının değişmesi veya hakkaniyetin
gerektirdiği hâllerde iradın artırılması veya azaltılmasına
karar verilebilir.
Hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen
maddî tazminat veya nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal
ve ekonomik durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara
bağlayabilir.
4.
Yetki
Madde 177- Boşanmadan sonra açılacak nafaka davalarında,
nafaka alacaklısının yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir.
5.
Zamanaşımı
Madde 178- Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan
dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir
yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
VI. Mal rejiminin tasfiyesi
1.
Boşanma hâlinde
Madde 179- Mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin bağlı olduğu
rejime ilişkin hükümler uygulanır.
2.
Ayrılık hâlinde
Madde 180- Ayrılığa karar verilirse mahkeme, ayrılığın
süresine ve eşlerin durumlarına göre aralarında sözleşmeyle
kabul edilmiş olan mal rejiminin kaldırılmasına karar verebilir.
VII. Miras hakları
Madde 181- Boşanan eşler, bu sıfatla birbirlerinin yasal
mirasçısı olamazlar ve boşanmadan önce yapılmış olan ölüme
bağlı tasarruflarla kendilerine sağlanan hakları, aksi
tasarruftan anlaşılmadıkça, kaybederler.
Boşanma davası devam ederken, ölen davacının mirasçılarından
birisinin davaya devam etmesi ve davalının kusurunun ispatlanması
hâlinde de yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.
VIII. Çocuklar bakımından ana ve babanın
hakları
1.
Hâkimin takdir yetkisi
Madde 182 - Mahkeme boşanma veya ayrılığa karar verirken,
olanak bulundukça ana ve babayı dinledikten ve çocuk vesayet
altında ise vasinin ve vesayet makamının düşüncesini aldıktan
sonra, ana ve babanın haklarını ve çocuk ile olan kişisel
ilişkilerini düzenler.
Velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile
kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık,
eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur. Bu eş,
çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak
zorundadır.
Hâkim, istem hâlinde irat biçiminde ödenmesine karar verilen
bu giderlerin gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik
durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.
2.
Durumun değişmesi
Madde 183- Ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir
yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması
hâlinde hâkim, re'sen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine
gerekli önlemleri alır.
D. Boşanmada yargılama usulü
Madde 184- Boşanmada yargılama, aşağıdaki kurallar saklı
kalmak üzere Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa tâbidir:
1. Hâkim, boşanma veya ayrılık davasının dayandığı
olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe, bunları
ispatlanmış sayamaz.
2. Hâkim, bu olgular hakkında gerek re'sen, gerek istem üzerine
taraflara yemin öneremez.
3. Tarafların bu konudaki her türlü ikrarları hâkimi
bağlamaz.
4. Hâkim, kanıtları serbestçe takdir eder.
5. Boşanma veya ayrılığın fer'î sonuçlarına ilişkin
anlaşmalar, hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz.
6. Hâkim, taraflardan birinin istemi üzerine duruşmanın gizli
yapılmasına karar verebilir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
EVLİLİĞİN GENEL
HÜKÜMLERİ
A. Haklar ve yükümlülükler
I. Genel olarak
Madde 185- Evlenmeyle eşler arasında evlilik birliği kurulmuş
olur.
Eşler, bu birliğin mutluluğunu elbirliğiyle sağlamak ve
çocukların bakımına, eğitim ve gözetimine beraberce özen
göstermekle yükümlüdürler.
Eşler birlikte yaşamak, birbirine sadık kalmak ve yardımcı
olmak zorundadırlar.
II. Konutun seçimi, birliğin yönetimi ve
giderlere katılma
Madde 186- Eşler oturacakları konutu birlikte seçerler.
Birliği eşler beraberce yönetirler.
Eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve
malvarlıkları ile katılırlar.
III. Kadının soyadı
Madde 187- Kadın, evlenmekle kocasının soyadını alır; ancak
evlendirme memuruna veya daha sonra nüfus idaresine yapacağı
yazılı başvuruyla kocasının soyadı önünde önceki soyadını
da kullanabilir. Daha önce iki soyadı kullanan kadın, bu haktan
sadece bir soyadı için yararlanabilir.
B. Birliğin temsili
I. Eşlerin temsil yetkisi
Madde 188- Eşlerden her biri, ortak yaşamın devamı süresince
ailenin sürekli ihtiyaçları için evlilik birliğini temsil eder.
Ailenin diğer ihtiyaçları için eşlerden biri, birliği ancak
aşağıdaki hâllerde temsil edebilir:
1. Diğer eş veya haklı sebeplerle hâkim tarafından yetkili
kılınmışsa,
2. Birliğin yararı bakımından gecikmede sakınca bulunur ve
diğer eşin hastalığı, başka bir yerde olması veya benzeri
sebeplerle rızası alınamazsa.
II. Sorumluluk
Madde 189- Birliği temsil yetkisinin kullanıldığı hâllerde,
eşler üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumlu olurlar.
Eşlerden her biri, birliği temsil yetkisi bulunmaksızın
yaptığı işlemlerden kişisel olarak sorumludur. Ancak, temsil
yetkisinin üçüncü kişilerce anlaşılamayacak şekilde aşılması
hâlinde eşler müteselsilen sorumludurlar.
III. Temsil yetkisinin kaldırılması veya
sınırlanması
Madde 190- Eşlerden biri birliği temsil yetkisini aşar veya bu
yetkiyi kullanmada yetersiz kalırsa hâkim, diğer eşin istemi
üzerine temsil yetkisini kaldırabilir veya sınırlayabilir.
İstemde bulunan eş, temsil yetkisinin kaldırıldığını veya
sınırlandığını, üçüncü kişilere sadece kişisel duyuru
yoluyla bildirebilir.
Temsil yetkisinin kaldırılmasının veya sınırlanmasının
iyiniyetli üçüncü kişilere karşı sonuç doğurması, durumun
hâkimin kararıyla ilân edilmesine bağlıdır.
IV. Temsil yetkisinin geri verilmesi
Madde 191- Temsil yetkisinin kaldırılmasına veya sınırlanmasına
ilişkin karar, koşullar değiştiğinde eşlerden birinin istemi
üzerine hâkim tarafından değiştirilebilir.
İlk karar ilân edilmiş ise, değişikliğe ilişkin karar da
ilân olunur.
C. Eşlerin meslek ve işi
Madde 192- Eşlerden her biri, meslek veya iş seçiminde
diğerinin iznini almak zorunda değildir. Ancak, meslek ve iş
seçiminde ve bunların yürütülmesinde evlilik birliğinin huzur
ve yararı göz önünde tutulur.
D. Eşlerin hukukî işlemleri
I. Genel olarak
Madde 193- Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, eşlerden her
biri diğeri ve üçüncü kişilerle her türlü hukukî işlemi
yapabilir.
II. Aile konutu
Madde 194- Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası
bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini
feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki
hakları sınırlayamaz.
Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine
rıza verilmeyen eş, hâkimin müdahalesini isteyebilir.
Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan
eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini
isteyebilir.
Aile konutu eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmışsa,
sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle
sözleşmenin tarafı hâline gelir ve bildirimde bulunan eş diğeri
ile müteselsilen sorumlu olur.
E. Birliğin korunması
I. Genel olarak
Madde 195 - Evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine
getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda
uyuşmazlığa düşülmesi hâlinde, eşler ayrı ayrı veya
birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilirler.
Hâkim, eşleri yükümlülükleri konusunda uyarır; onları
uzlaştırmaya çalışır ve eşlerin ortak rızası ile uzman
kişilerin yardımını isteyebilir.
Hâkim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine
kanunda öngörülen önlemleri alır.
II. Eşler birlikte yaşarken
Madde 196 - Eşlerden birinin istemi üzerine hâkim, ailenin
geçimi için her birinin yapacağı parasal katkıyı belirler.
Eşin ev işlerini görmesi, çocuklara bakması, diğer eşin
işinde karşılıksız çalışması, katkı miktarının
belirlenmesinde dikkate alınır.
Bu katkılar, geçmiş bir yıl ve gelecek yıllar için
istenebilir.
III. Birlikte yaşamaya ara verilmesi
Madde 197 - Eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği,
ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddî biçimde tehlikeye
düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir.
Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa
hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı
parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin
mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır.
Eşlerden biri, haklı bir sebep olmaksızın diğerinin birlikte
yaşamaktan kaçınması veya ortak hayatın başka bir sebeple
olanaksız hâle gelmesi üzerine de yukarıdaki istemlerde
bulunabilir.
Eşlerin ergin olmayan çocukları varsa hâkim, ana ve baba ile
çocuklar arasındaki ilişkileri düzenleyen hükümlere göre
gereken önlemleri alır.
IV. Borçlulara ait önlemler
Madde 198 - Eşlerden biri, birliğin giderlerine katılma
yükümlülüğünü yerine getirmezse, hâkim onun borçlularına,
ödemeyi tamamen veya kısmen diğer eşe yapmalarını emredebilir.
V. Tasarruf yetkisinin sınırlanması
Madde 199 - Ailenin ekonomik varlığının korunması veya
evlilik birliğinden doğan malî bir yükümlülüğün yerine
getirilmesi gerektirdiği ölçüde, eşlerden birinin istemi üzerine
hâkim, belirleyeceği malvarlığı değerleriyle ilgili
tasarrufların ancak onun rızasıyla yapılabileceğine karar
verebilir.
Hâkim bu durumda gerekli önlemleri alır.
Hâkim, eşlerden birinin taşınmaz üzerinde tasarruf yetkisini
kaldırırsa, re'sen durumun tapu kütüğüne şerhedilmesine karar
verir.
VI. Durumun değişmesi
Madde 200 - Koşullar değiştiğinde hâkim, eşlerden birinin
istemi üzerine kararında gerekli değişikliği yapar veya sebebi
sona ermişse alınan önlemi kaldırır.
VII. Yetki
Madde 201 - Evlilik birliğinin korunmasına yönelik önlemler
konusunda yetkili mahkeme eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri
mahkemesidir.
Eşlerin yerleşim yerleri farklı ve her ikisi de önlem alınması
isteminde bulunmuş ise, yetkili mahkeme ilk istemde bulunanın
yerleşim yeri mahkemesidir.
Önlemlerin değiştirilmesi, tamamlanması veya kaldırılması
konusunda yetkili mahkeme, önlem kararını veren mahkemedir. Ancak,
her iki eşin de yerleşim yeri değişmişse, yetkili mahkeme
eşlerden herhangi birinin yeni yerleşim yeri mahkemesidir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
EŞLER ARASINDAKİ MAL
REJİMİ
BİRİNCİ AYIRIM
GENEL HÜKÜMLER
A. Yasal mal rejimi
Madde 202- Eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin
uygulanması asıldır.
Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kanunda belirlenen diğer
rejimlerden birini kabul edebilirler.
B. Mal rejimi sözleşmesi
I. Sözleşmenin içeriği
Madde 203- Mal rejimi sözleşmesi, evlenmeden önce veya sonra
yapılabilir. Taraflar, istedikleri mal rejimini ancak kanunda yazılı
sınırlar içinde seçebilir, kaldırabilir veya değiştirebilirler.
II. Sözleşme ehliyeti
Madde 204- Mal rejimi sözleşmesi, ancak ayırt etme gücüne
sahip olanlar tarafından yapılabilir.
Küçükler ile kısıtlılar, yasal temsilcilerinin rızasını
almak zorundadırlar.
III. Sözleşmenin şekli
Madde 205- Mal rejimi sözleşmesi, noterde düzenleme veya
onaylama şeklinde yapılır. Ancak, taraflar evlenme başvurusu
sırasında hangi mal rejimini seçtiklerini yazılı olarak da
bildirebilirler.
Mal rejimi sözleşmesinin taraflarca ve gerektiğinde yasal
temsilcilerince imzalanması zorunludur.
C. Olağanüstü mal rejimi
I. Eşlerden birinin istemi ile
1.
Karar
Madde 206- Haklı bir sebep varsa hâkim, eşlerden birinin istemi
üzerine, mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüşmesine
karar verebilir.
Özellikle aşağıdaki hâllerde haklı bir sebebin varlığı
kabul edilir:
1. Diğer eşe ait malvarlığının borca batık veya
ortaklıktaki payının haczedilmiş olması,
2. Diğer eşin, istemde bulunanın veya ortaklığın
menfaatlerini tehlikeye düşürmüş olması,
3. Diğer eşin, ortaklığın malları üzerinde bir tasarruf
işleminin yapılması için gereken rızasını haklı bir sebep
olmadan esirgemesi,
4. Diğer eşin, istemde bulunan eşe malvarlığı, geliri,
borçları veya ortaklık malları hakkında bilgi vermekten
kaçınması,
5. Diğer eşin sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksun
olması.
Eşlerden biri ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksun ise,
onun yasal temsilcisi de bu sebebe dayanarak mal ayrılığına karar
verilmesini isteyebilir.
2.
Yetki
Madde 207- Yetkili mahkeme eşlerden herhangi birinin yerleşim
yeri mahkemesidir.
3.
Mal ayrılığına geçişten dönme
Madde 208- Eşler, her zaman yeni bir mal rejimi sözleşmesiyle
önceki veya başka bir mal rejimini kabul edebilirler.
Mal ayrılığına geçişi gerektiren sebebin ortadan kalkması
hâlinde hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine eski mal rejimine
dönülmesine karar verebilir.
II. Cebrî icra hâlinde
1.
İflâsta
Madde 209- Mal ortaklığını kabul etmiş olan eşlerden birinin
iflâsına karar verildiği takdirde, ortaklık kendiliğinden mal
ayrılığına dönüşür.
2.
Hacizde
Madde 210- Mal ortaklığını kabul etmiş eşlerden birine karşı
icra takibinde bulunan alacaklı, haczin uygulanmasında zarara
uğrarsa, hâkimden mal ayrılığına karar verilmesini isteyebilir.
Alacaklının istemi her iki eşe yöneltilir.
Yetkili mahkeme, borçlunun yerleşim yeri mahkemesidir.
3.
Eski rejime dönme
Madde 211- Alacaklı tatmin edildiği takdirde eşlerden birinin
istemi üzerine hâkim, mal ortaklığının yeniden kurulmasına
karar verebilir.
Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle edinilmiş mallara katılma
rejimini kabul edebilirler.
III. Önceki rejimin tasfiyesi
Madde 212 - Mal ayrılığına geçildiği takdirde, kanunda
aksine hüküm bulunmadıkça, eşler arasında önceki mal rejiminin
tasfiyesi, bu rejime ilişkin hükümlere göre yapılır.
D. Alacaklıların korunması
Madde 213 - Mal rejiminin kurulması, değiştirilmesi veya önceki
rejimin tasfiyesi, eşlerden birinin veya ortaklığın
alacaklılarının, üzerinden haklarını alabilecekleri malları
sorumluluk dışında bırakamaz.
Kendisine böyle mallar geçmiş olan eş, borçlardan kişisel
olarak sorumludur; ancak, söz konusu malların borcu ödemeye
yetmediğini ispat ettiği takdirde, bu ölçüde kendisini
sorumluluktan kurtarabilir.
E. Mal rejiminin tasfiyesi davalarında yetki
Madde 214 - Eşler veya mirasçılar arasında bir mal rejiminin
tasfiyesine ilişkin davalarda, aşağıdaki mahkemeler yetkilidir:
1. Mal rejiminin ölümle sona ermesi durumunda ölenin son
yerleşim yeri mahkemesi,
2. Boşanmaya, evliliğin iptaline veya hâkim tarafından mal
ayrılığına karar verilmesi durumunda, bu davalarda yetkili olan
mahkeme,
3. Diğer durumlarda davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi.
F. Bir eşin mallarının diğeri tarafından
yönetimi
Madde 215 - Eşlerden birinin açık veya örtülü olarak
mallarının yönetimini diğer eşe bırakması hâlinde, aksi
kararlaştırılmış olmadıkça vekâlet hükümleri uygulanır.
G. Envanter
Madde 216- Eşlerden her biri, diğerinden her zaman mallarının
envanterinin resmî senetle yapılmasını isteyebilir.
Bu envanter, malların getirilmesinden başlayarak bir yıl içinde
yapılmışsa, aksi ispatlanmış olmadıkça bu envanterin doğru
olduğu kabul edilir.
H. Eşler arasındaki borçlar
Madde 217- Mal rejimi, eşler arasındaki borçların muaccel
olmasını önlemez. Bununla beraber bir borcun yerine getirilmesi,
borçlu eşi evlilik birliğini tehlikeye düşürecek derecede
önemli güçlüklere sokacaksa, bu eş ödeme için süre
isteyebilir. Durum ve koşullar gerektiriyorsa, hâkim istemde
bulunan eşi güvence göstermekle yükümlü tutar.
İKİNCİ AYIRIM
EDİNİLMİŞ MALLARA KATILMA
A. Mülkiyet
I. Kapsamı
Madde 218- Edinilmiş mallara katılma rejimi, edinilmiş mallar
ile eşlerden her birinin kişisel mallarını kapsar.
II. Edinilmiş mallar
Madde 219- Edinilmiş mal, her eşin bu mal rejiminin devamı
süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı
değerleridir.
Bir eşin edinilmiş malları özellikle şunlardır:
1. Çalışmasının karşılığı olan edinimler,
2. Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının
veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin
yaptığı ödemeler,
3. Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar,
4. Kişisel mallarının gelirleri,
5. Edinilmiş malların yerine geçen değerler.
III. Kişisel mallar
1.
Kanuna göre
Madde 220- Aşağıda sayılanlar, kanun gereğince kişisel
maldır:
1. Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya,
2. Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan
veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde
karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri,
3. Manevî tazminat alacakları,
4. Kişisel mallar yerine geçen değerler.
2.
Sözleşmeye göre
Madde 221- Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle, bir mesleğin
icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan edinilmiş
mallara dahil olması gereken malvarlığı değerlerinin kişisel
mal sayılacağını kabul edebilirler.
Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kişisel malların gelirlerinin
edinilmiş mallara dahil olmayacağını da kararlaştırabilirler.
IV. İspat
Madde 222 - Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu
iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.
Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların
paylı mülkiyetinde sayılır.
Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş
mal kabul edilir.
B. Yönetim, yararlanma ve tasarruf
Madde 223 - Her eş, yasal sınırlar içerisinde kişisel malları
ile edinilmiş mallarını yönetme, bunlardan yararlanma ve bunlar
üzerinde tasarrufta bulunma hakkına sahiptir.
Aksine anlaşma olmadıkça, eşlerden biri diğerinin rızası
olmadan paylı mülkiyet konusu maldaki payı üzerinde tasarrufta
bulunamaz.
C. Üçüncü kişilere karşı sorumluluk
Madde 224 - Eşlerden her biri kendi borçlarından bütün
malvarlığıyla sorumludur.
D. Mal rejiminin sona ermesi ve tasfiye
I. Sona erme anı
Madde 225 - Mal rejimi, eşlerden birinin ölümü veya başka bir
mal rejiminin kabulüyle sona erer.
Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona
erdirilmesine veya mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi
hâllerinde, mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona
erer.
II. Malların geri alınması ve borçlar
1.
Genel olarak
Madde 226 - Her eş, diğer eşte bulunan mallarını geri alır.
Tasfiye sırasında, paylı mülkiyete konu bir mal varsa,
eşlerden biri kanunda öngörülen diğer olanaklardan
yararlanabileceği gibi, daha üstün bir yararı olduğunu ispat
etmek ve diğerinin payını ödemek suretiyle o malın bölünmeden
kendisine verilmesini isteyebilir.
Eşler karşılıklı borçları ile ilgili düzenleme
yapabilirler.
2.
Değer artış payı
Madde 227 - Eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine,
iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık
almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda
ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak
hakkına sahip olur ve bu alacak o malın tasfiye sırasındaki
değerine göre hesaplanır; bir değer kaybı söz konusu olduğunda
katkının başlangıçtaki değeri esas alınır.
Böyle bir malın daha önce elden çıkarılmış olması hâlinde
hâkim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak
belirler.
Eşler, yazılı bir anlaşmayla değer artışından pay almaktan
vazgeçebilecekleri gibi, pay oranını da değiştirebilirler.
III. Eşlerin paylarının hesaplanması
1.
Kişisel malların ve edinilmiş malların ayrılması
Madde 228- Eşlerin kişisel malları ile edinilmiş malları, mal
rejiminin sona ermesi anındaki durumlarına göre ayrılır.
Eşlerden birine sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarınca
yapılmış olan toptan ödemeler veya iş gücünün kaybı
dolayısıyla ödenmiş olan tazminat, toptan ödeme veya tazminat
yerine ilgili sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumunca
uygulanan usule göre ömür boyunca irat bağlanmış olsaydı, mal
rejiminin sona erdiği tarihte bundan sonraki döneme ait iradın
peşin sermayeye çevrilmiş değeri ne olacak idiyse, tasfiyede o
miktarda kişisel mal olarak hesaba katılır.
2.
Eklenecek değerler
Madde 229- Aşağıda sayılanlar, edinilmiş mallara değer
olarak eklenir:
1. Eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl
içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında
yaptığı karşılıksız kazandırmalar,
2. Bir eşin mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma
alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler.
Bu tür kazandırma veya devirlere ilişkin uyuşmazlıklarda
mahkeme kararı, davanın kendisine ihbar edilmiş olması koşuluyla,
kazandırma veya devirden yararlanan üçüncü kişilere karşı da
ileri sürülebilir.
3.
Kişisel mallar ile edinilmiş mallar arasında denkleştirme
Madde 230- Bir eşin kişisel mallara ilişkin borçları
edinilmiş mallardan veya edinilmiş mallara ilişkin borçları
kişisel mallarından ödenmiş ise, tasfiye sırasında denkleştirme
istenebilir.
Her borç, ilişkin bulunduğu mal kesimini yükümlülük altına
sokar. Hangi kesime ait olduğu anlaşılamayan borç, edinilmiş
mallara ilişkin sayılır.
Bir mal kesiminden diğer kesimdeki malın edinilmesine,
iyileştirilmesine veya korunmasına katkıda bulunulmuşsa, değer
artması veya azalması durumunda denkleştirme, katkı oranına ve
malın tasfiye zamanındaki değerine veya mal daha önce elden
çıkarılmışsa hakkaniyete göre yapılır.
4.
Artık değer
Madde 231- Artık değer, eklenmeden ve denkleştirmeden elde
edilen miktarlar da dahil olmak üzere her eşin edinilmiş
mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar
çıkarıldıktan sonra kalan miktardır.
Değer eksilmesi göz önüne alınmaz.
IV. Değerin belirlenmesi
1.
Sürüm değeri
Madde 232- Mal rejiminin tasfiyesinde malların sürüm değerleri
esas alınır.
2.
Gelir değeri
a.
Genel olarak
Madde 233 - Bir eşin malik olarak bizzat işletmeye devam ettiği
veya sağ kalan eş ya da altsoyundan birinin kendisine bir bütün
olarak özgülenmesini istemeye haklı olduğu bir tarımsal işletme
için değer artışından alacağı pay ve katılma alacağı,
bunların gelir değeri göz önünde tutularak hesaplanır.
Tarımsal işletmenin maliki veya mirasçıları, diğer eşe
karşı ileri sürebilecekleri değer artışı payının veya
katılma alacağının, işletmenin sadece sürüm değeri üzerinden
hesaplanmasını isteyebilir.
Değerlendirmeye ve işletmenin kazancından mirasçılara pay
ödenmesine ilişkin miras hukuku hükümleri kıyas yoluyla
uygulanır.
b.
Özel hâller
Madde 234- Özel hâller gerektirdiği takdirde hesaplanan değer,
uygun bir miktarda artırılabilir.
Özellikle sağ kalan eşin geçim koşulları, tarımsal
işletmenin alım değeri, ayrıca tarımsal işletme kendisine ait
olan eşin yaptığı yatırımlar veya malî durumu özel hâllerden
sayılır.
3.
Değerlendirme anı
Madde 235- Mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan
edinilmiş mallar, tasfiye anındaki değerleriyle hesaba katılırlar.
Edinilmiş mallara hesapta eklenecek olanların değeri, malın
devredildiği tarih esas alınarak hesaplanır.
V. Artık değere katılma
1.
Kanuna göre
Madde 236- Her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık
değerin yarısı üzerinde hak sahibi olurlar. Alacaklar takas
edilir.
Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde hâkim, kusurlu
eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak
azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.
2.
Sözleşmeye göre
a.
Genel olarak
Madde 237- Artık değere katılmada mal rejimi sözleşmesiyle
başka bir esas kabul edilebilir.
Bu tür anlaşmalar, eşlerin ortak olmayan çocuklarının ve
onların altsoylarının saklı paylarını zedeleyemez.
b.
İptal, boşanma veya mahkeme kararıyla mal ayrılığında
Madde 238- Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona
erdirilmesine veya mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi
hâllerinde, kanundaki artık değere katılmaya ilişkin
düzenlemeden farklı anlaşmalar, ancak mal rejimi sözleşmesinde
bunun açıkça öngörülmüş olması hâlinde geçerlidir.
VI. Katılma alacağının ve değer artış
payının ödenmesi
1.
Ödeme ve ertelenmesi
Madde 239- Katılma alacağı ve değer artış payı ayın veya
para olarak ödenebilir. Aynî ödemede malların sürüm değeri
esas alınır; bir mesleğin icrasına ayrılmış birimler ile
işletmelerin ekonomik bütünlüğü gözetilir.
Katılma alacağının ve değer artış payının derhâl
ödenmesi kendisi için ciddî güçlükler doğuracaksa, borçlu eş
ödemelerinin uygun bir süre ertelenmesini isteyebilir.
Aksine anlaşma yoksa, tasfiyenin sona ermesinden başlayarak
katılma alacağına ve değer artış payına faiz yürütülür;
durum ve koşullar gerektiriyorsa ayrıca borçludan güvence
istenebilir.
2.
Aile konutu ve ev eşyası
Madde 240- Sağ kalan eş, eski yaşantısını devam
ettirebilmesi için, ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları
konut üzerinde kendisine katılma alacağına mahsup edilmek, yetmez
ise bedel eklenmek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını
isteyebilir; mal rejimi sözleşmesiyle kabul edilen başka
düzenlemeler saklıdır.
Sağ kalan eş, aynı koşullar altında ev eşyası üzerinde
kendisine mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir.
Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eşin veya ölen
eşin yasal mirasçılarının istemiyle intifa veya oturma hakkı
yerine, konut üzerinde mülkiyet hakkı tanınabilir.
Sağ kalan eş, mirasbırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği
ve altsoyundan birinin aynı meslek veya sanatı icra etmesi için
gerekli olan bölümlerde bu hakları kullanamaz. Tarımsal
taşınmazlara ilişkin miras hukuku hükümleri saklıdır.
3.
Üçüncü kişilere karşı dava
Madde 241- Tasfiye sırasında, borçlu eşin malvarlığı veya
terekesi, katılma alacağını karşılamadığı takdirde, alacaklı
eş veya mirasçıları, edinilmiş mallarda hesaba katılması
gereken karşılıksız kazandırmaları bunlardan yararlanan üçüncü
kişilerden eksik kalan miktarla sınırlı olarak isteyebilir.
Dava hakkı, alacaklı eş veya mirasçılarının haklarının
zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her
hâlde mal rejiminin sona ermesinin üzerinden beş yıl geçmekle
düşer.
Yukarıdaki fıkra hükümleri ve yetki kuralları dışında
mirastaki tenkis davasına ilişkin hükümler kıyas yoluyla
uygulanır.
ÜÇÜNCÜ AYIRIM
MAL AYRILIĞI
A. Yönetim, yararlanma ve tasarruf
Madde 242- Mal ayrılığı rejiminde eşlerden her biri, yasal
sınırlar içerisinde kendi malvarlığı üzerinde yönetim,
yararlanma ve tasarruf haklarını korur.
B. Diğer hükümler
Madde 243- İspat, borçlardan sorumluluk ve paylı mülkün
özgülenmesi konularında paylaşmalı mal ayrılığı rejimine
ilişkin hükümler uygulanır.
DÖRDÜNCÜ AYIRIM
PAYLAŞMALI MAL AYRILIĞI
A. Yönetim, yararlanma ve tasarruf
I. Genel olarak
Madde 244- Eşlerden her biri, yasal sınırlar içerisinde kendi
malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf haklarını
korur.
II. İspat
Madde 245- Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia
eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.
Eşlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen mallar onların
paylı mülkiyetinde sayılır.
B. Borçlardan sorumluluk
Madde 246- Eşlerden her biri, kendi borçlarından bütün
malvarlığıyla sorumludur.
C. Mal rejiminin sona ermesi ve tasfiye
I. Sona erme anı
Madde 247- Mal rejimi, eşlerden birinin ölümü veya başka bir
mal rejiminin kabulüyle sona erer.
Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona
erdirilmesine veya mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi
hâllerinde de, mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona
erer.
II. Malların geri alınması ve paylı malın
verilmesi
1.
Genel olarak
Madde 248- Her eş, diğer eşte bulunan mallarını geri alır.
Paylaşmalı mal ayrılığı rejimi sona erdiğinde, üstün
yararı olduğunu ispat eden eş, diğer önlemler yanında, eşine
payının ödeme günündeki karşılığını vermek suretiyle paylı
mülkiyetteki malın kendisine verilmesini isteyebilir.
2.
Katkıdan doğan hak
Madde 249- Eşlerden biri diğerine ait olup, paylaştırma dışı
kalan bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına
hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa;
mal rejiminin sona ermesi hâlinde, katkısı oranında hakkaniyete
uygun bir bedel ödenmesini isteyebilir.
Aynı istem, paylaştırma dışı kalan malın yerine geçen
değerler için de geçerlidir.
III. Aileye özgülenen mallar
1.
Kural
Madde 250- Eşlerden biri tarafından paylaşmalı mal ayrılığı
rejiminin kurulmasından sonra edinilmiş olup ailenin ortak kullanım
ve yararlanmasına özgülenmiş mallar ile ailenin ekonomik
geleceğini güvence altına almaya yönelik yatırımlar veya
bunların yerine geçen değerler, mal rejiminin sona ermesi hâlinde
eşler arasında eşit olarak paylaşılır. Paylaştırmada
işletmelerin ekonomik bütünlüğü gözetilir.
Manevî tazminat alacakları, miras yoluyla edinilen mallar ile
karşılıksız kazandırmada bulunanın açık iradesinden aksi
anlaşılmadıkça, sağlararası veya ölüme bağlı tasarruflarla
edinilen mallar hakkında bu hüküm uygulanmaz.
2.
Paylaşmaya aykırı davranışlar
Madde 251- Eşlerden biri, diğer eşin payını azaltmak kastıyla
paylaşmadan önce bir malı karşılıksız olarak elden çıkardığı
takdirde hâkim, diğer eşin alacağı denkleştirme bedelini
hakkaniyete uygun olarak belirler.
Mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin
rızası olmadan olağan hediyeler dışında yapılan karşılıksız
kazandırmaların bu eşin payını azaltmak kastıyla yapıldığı
varsayılır.
Bu tür kazandırmalara ilişkin uyuşmazlıklarda mahkeme kararı,
davanın kendisine ihbar edilmiş olması koşuluyla, kazandırmadan
yararlanan üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir.
3.
Paylaştırma isteminin reddi
Madde 252- Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma hâlinde
hâkim, kusurlu eşin payının hakkaniyete uygun olarak
azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir.
4.
Paylaştırma yöntemi
Madde 253- Paylaştırmanın ayın olarak yapılması asıldır.
Buna olanak yoksa bedel eklemek suretiyle paylar denkleştirilir.
Eşlerden birinin diğerine ödeyeceği bedel, malların tasfiye
anındaki sürüm değerlerine göre hesaplanır. Bu hesaplamada
paylaşım konusu malların edinilmesinden doğan borçlar indirilir.
Denkleştirme bedelinin derhal ödenmesi kendisi için ciddî
güçlükler doğuracaksa, borçlu eş ödemelerin uygun bir süre
ertelenmesini isteyebilir.
Aksine anlaşma yoksa, tasfiyenin sona ermesinden başlayarak
denkleştirme bedeline faiz yürütülür; durum ve koşullar
gerektiriyorsa ayrıca borçludan güvence istenebilir.
IV. Aile konutu ve ev eşyası
1.
İptal veya boşanma hâlinde
Madde 254- Evliliğin iptal veya boşanma kararıyla sona
erdirilmesi hâlinde, ailenin ortak kullanımına özgülenmiş ve
eşler arasında eşit olarak paylaşma konusu olan konutta kalmaya
ve ev eşyasını kullanmaya hangisinin devam edeceği konusunda
eşler anlaşabilirler. Konutta kalma hakkını elde eden eş, bu
hakkın tapu kütüğüne şerh edilmesini isteyebilir.
Eşlerin aile konutunda kimin kalmaya ve ev eşyasını kimin
kullanmaya devam edeceği konusunda anlaşamamaları hâlinde,
hakkaniyet gerektiriyorsa hâkim, olayın özelliklerini, eşlerin
ekonomik ve sosyal durumlarını ve varsa çocukların menfaatlerini
göz önünde bulundurarak bu hakka hangisinin sahip olacağına
iptal veya boşanma kararıyla birlikte re'sen karar verir; bu
kararında kalma ve kullanma süresini belirleyerek tapu kütüğüne
şerhi için tapu memurluğuna bildirir.
Hâkim aksine karar vermedikçe hak, belirlenen sürenin bitiminde
kendiliğinden sona erer. Ancak, bu süre sona ermeden yararlanan
tarafın durumunda değişiklik olması hâlinde, diğer taraf
hâkimden, kararın gözden geçirilmesini isteyebilir.
Eşler konutta kira ile oturuyorlarsa hâkim, gerektiğinde
konutta kiracı sıfatı taşımayan eşin kalmasına karar
verebilir. Bu durumda, kiralayanın sözleşmeden doğan haklarını
güvenceye almak için gerekli düzenleme yapılmasına iptal veya
boşanma kararıyla birlikte re'sen karar verilir.
2.
Ölüm hâlinde
Madde 255- Eşlerden birinin ölümü hâlinde, paylaşma konusu
olan mallar arasında ev eşyası veya eşlerin birlikte yaşadıkları
konut varsa; sağ kalan eş, bunlar üzerinde kendisine miras ve
paylaşmadan doğan hakkına mahsup edilmek ve yetmezse bir bedel
eklenmek suretiyle mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir.
Haklı sebeplerin varlığı hâlinde sağ kalan eşin veya ölenin
diğer yasal mirasçılardan birinin istemi üzerine, mülkiyet
yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasına da karar verilebilir.
Sağ kalan eş, mirasbırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği
ve altsoyundan birinin aynı meslek veya sanatı icra etmesi için
gerekli olan bölümlerde bu hakları kullanamaz. Tarımsal
taşınmazlara ilişkin miras hükümleri saklıdır.
BEŞİNCİ AYIRIM
MAL ORTAKLIĞI
A. Mülkiyet
I. Kapsamı
Madde 256- Mal ortaklığı rejimi, ortaklık malları ile eşlerin
kişisel mallarını kapsar.
II. Ortaklık malları
1.
Genel mal ortaklığı
Madde 257- Genel mal ortaklığında eşlerin kanun gereğince
kişisel mal sayılanlar dışındaki malları ile gelirleri ortaklık
mallarını oluşturur.
Eşler, ortaklık mallarına bölünmemiş bir bütün olarak
sahip olurlar.
Hiçbir eş, ortaklık payı üzerinde tek başına tasarruf
hakkına sahip değildir.
2.
Sınırlı mal ortaklığı
a.
Edinilmiş mallarda ortaklık
Madde 258- Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle sadece edinilmiş
mallardan oluşan bir ortaklık kabul edebilirler.
Kişisel malların gelirleri de bu ortaklığa dahildir.
b.
Diğer mal ortaklıkları
Madde 259 - Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle belirli malvarlığı
değerlerini veya türlerini, özellikle taşınmaz malları, bir
eşin kazancını, bir meslek veya sanat icrası için kullandığı
malları ortaklık dışında tutabilirler.
Aksi sözleşmede öngörülmedikçe bu malların gelirleri
ortaklığa dahil değildir.
III. Kişisel mallar
Madde 260- Kişisel mallar, mal rejimi sözleşmesi, üçüncü
kişinin karşılıksız kazandırması veya kanunla belirlenir.
Eşlerden her birinin sadece kişisel kullanımına ayrılmış
olan eşyası ile manevî tazminat alacakları kanundan dolayı
kişisel malıdır.
Bir eşin saklı pay olarak isteyebileceği malvarlığı
değerleri, mal rejimi sözleşmesiyle ortaklığa dahil edildiği
ölçüde, mirasbırakanları tarafından kendisine kişisel mal
olarak kazandırılamaz.
IV. İspat
Madde 261- Bir eşin kişisel malı olduğu ispatlanmadıkça tüm
malvarlığı değerleri ortaklık malı sayılır.
B. Yönetim ve tasarruf
I. Ortaklık mallarında
1.
Olağan yönetim
Madde 262- Eşler, ortaklık mallarını evlilik birliğinin
yararına uygun olarak yönetirler.
Olağan yönetim sınırları içinde her eş, ortaklığı
yükümlülük altına sokabilir ve ortak mallarda tasarrufta
bulunabilir.
2.
Olağanüstü yönetim
Madde 263- Olağan yönetim dışında kalan konularda eşler,
ancak birlikte veya biri diğerinin rızasını almak suretiyle
ortaklığı yükümlülük altına sokabilir veya mallarda
tasarrufta bulunabilir.
Rızanın bulunmadığını bilmeyen veya bilecek durumda olmayan
üçüncü kişiler için bu rıza var sayılır.
Evlilik birliğinin temsiline ilişkin hükümler saklıdır.
3.
Ortaklık malları ile meslek veya sanat icrası
Madde 264- Eşlerden biri, diğerinin rızasıyla ortaklık
mallarını kullanarak, tek başına bir meslek veya sanat icra
ederse, bu meslek veya sanata ilişkin bütün hukukî işlemleri
yapabilir.
4.
Mirasın kabulü veya reddi
Madde 265- Eşlerden biri, diğerinin rızası olmaksızın
ortaklık mallarına girecek olan bir mirası reddemeyeceği gibi,
tereke borca batıksa mirası kabul de edemez.
Diğer eşin rızasının alınmasına olanak bulunamazsa veya bu
konudaki istem onun tarafından haklı sebep olmaksızın
reddedilirse, istem sahibi eş kendi yerleşim yeri mahkemesine
başvurabilir.
5.
Sorumluluk ve yönetim giderleri
Madde 266- Mal ortaklığının sona ermesi hâlinde, eşlerden
her biri ortaklık malıyla ilgili işlemlerden dolayı vekil gibi
sorumludur.
Yönetim giderleri ortaklık mallarından karşılanır.
II. Kişisel mallar
Madde 267- Eşlerden her biri, yasal sınırlar içerisinde kendi
kişisel mallarını yönetme ve bunlar üzerinde tasarrufta bulunma
hakkına sahiptir.
Kişisel mallara giren gelirler varsa, yönetim giderleri bu
gelirlerden karşılanır.
C. Üçüncü kişilere karşı sorumluluk
I. Ortaklık borçları
Madde 268- Eşlerden her biri, aşağıdaki borçlardan kişisel
malları ve ortaklık mallarıyla sorumludur:
1. Evlilik birliğini temsil veya ortaklık mallarını yönetme
yetkisine dayanarak yapılan borçlardan,
2. Ortaklık mallarını veya ortaklık mallarına giren gelirleri
kullanarak bir meslek veya sanatın icra edilmesi nedeniyle yapılan
borçlardan,
3. Diğer eş için de kişisel sorumluluk doğuran borçlardan,
4. Kişisel mal yanında ortaklık mallarının da sorumlu olacağı
hususunda eşlerin üçüncü kişilerle anlaşarak yaptığı
borçlardan.
II. Kişisel borçlar
Madde 269- Her eş, diğer bütün borçlardan kendi kişisel
mallarıyla ve ortaklık mallarının değerinin yarısı kadarıyla
sorumlu tutulur.
Ortaklığın zenginleşmesinden kaynaklanan istemler saklıdır.
D. Eşler arasındaki borçlar
Madde 270 - Mal rejimi eşler arasındaki borçların muaccel
olmasını önlemez. Bununla beraber bir borcun yerine getirilmesi
borçlu eşi, evlilik birliğini tehlikeye düşürecek derecede
önemli güçlüklere sokacaksa, bu eş ödeme için süre
isteyebilir. Durum ve koşullar gerektiriyorsa hâkim, istemde
bulunan eşi güvence göstermekle yükümlü tutar.
E. Mal rejiminin sona ermesi ve tasfiye
I. Sona erme anı
Madde 271 - Mal rejimi eşlerden birinin ölümü, diğer bir mal
rejiminin kabul edilmesi veya eşlerden biri hakkında iflâsın
açılmasıyla son bulur.
Mahkemece evliliğin iptal veya boşanma sebebiyle sona
erdirilmesine veya mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi
hâllerinde, mal rejimi dava tarihinden geçerli olmak üzere sona
erer.
Ortaklık mallarıyla kişisel malların kapsamının
belirlenmesinde mal ortaklığının sona erdiği tarih esas alınır.
II. Kişisel mala ekleme
Madde 272 - Eşlerden birine sosyal güvenlik veya sosyal yardım
kurumlarınca yapılmış olan toptan ödemeler veya iş gücünün
kaybı dolayısıyla ödenmiş olan tazminat, toptan ödeme veya
tazminat yerine ilgili sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumunca
uygulanan usule göre ömür boyunca irat bağlanmış olsaydı, mal
rejiminin sona erdiği tarihte bundan sonraki döneme ait iradın
peşin sermayeye çevrilmiş değeri ne olacak idiyse, tasfiyede o
miktarda kişisel mal olarak hesaba katılır.
III. Kişisel mal ile ortaklık malı arasındaki
denkleştirme
Madde 273 - Bir eşin kişisel mallara ilişkin borçları,
ortaklık mallarından veya ortaklık mallarına ilişkin borçları
kişisel mallarından ödenmiş ise; tasfiye sırasında denkleştirme
istenebilir.
Her borç, ilişkin bulunduğu mal kesimini yükümlülük altına
sokar. Hangi kesime ait olduğu anlaşılamayan borç ortaklık
mallarına ilişkin sayılır.
IV. Değer artış payı
Madde 274- Bir eşin kişisel malı veya ortaklık malıyla bir
başka mal kesimine giren malvarlığı değerinin edinilmesi,
iyileştirilmesi veya korunmasına katkıda bulunulmuşsa, edinilmiş
mallara katılma rejiminde değer artış payına ilişkin hükümler
uygulanır.
V. Değer belirlenmesi
Madde 275 - Mal rejimi sona erince, mevcut ortaklık mallarının
değerlendirilmesinde tasfiye anı esas alınır.
VI. Paylaşma
1.
Ölüm veya diğer bir mal rejiminin kabulü hâlinde
Madde 276- Eşlerden birinin ölümü veya diğer bir mal
rejiminin kabulü sebebiyle mal ortaklığının sona ermesi hâlinde,
her eşe veya mirasçılarına ortaklık mallarının yarısı
verilir.
Mal rejimi sözleşmesiyle başka bir paylaşma oranı
kararlaştırılabilir.
Bu tür anlaşmalar altsoyun saklı paylarını zedeleyemez.
2.
Diğer hâllerde
Madde 277- Boşanma veya evliliğin iptali sebebiyle ya da kanun
veya mahkeme kararı gereğince mal ayrılığına geçiş
hâllerinde, her eş edinilmiş mallara katılma rejiminde kendi
kişisel malı sayılacak olanları ortaklık mallarından geri alır.
Geri kalan ortaklık malları eşler arasında yarı yarıya
paylaşılır.
Yasal paylaşmanın değiştirilmesine ilişkin anlaşmalar, ancak
mal rejimi sözleşmesinde bunun açıkça öngörülmüş olması
hâlinde geçerlidir.
VII. Paylaşma usulü
1.
Kişisel mallar
Madde 278- Mal ortaklığının eşlerden birinin ölümüyle sona
ermesi hâlinde sağ kalan eş, edinilmiş mallara katılma rejiminde
kişisel malı sayılabilecek olanların payına mahsuben kendisine
verilmesini isteyebilir.
2.
Aile konutu ve ev eşyası
Madde 279- Eşlerin birlikte yaşadıkları konut veya ev eşyası
ortaklık mallarına dahil ise, sağ kalan eş, payına mahsuben
bunların mülkiyetinin kendisine verilmesini isteyebilir.
Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eş veya ölenin
diğer yasal mirasçılarının istemiyle bunlar üzerinde mülkiyet
yerine intifa veya oturma hakkı tanınabilir.
Mal ortaklığı rejiminin ölüm dışındaki bir sebeple son
bulması hâlinde, eşlerden her biri, üstün bir yararının
varlığını ispat etmek suretiyle aynı istemleri ileri sürebilir.
3.
Diğer malvarlığı değerleri
Madde 280- Bir eş, üstün bir yararının varlığını ispat
etmek suretiyle diğer malvarlığı değerlerinin de payına
mahsuben kendisine verilmesini isteyebilir.
4.
Diğer paylaşma kuralları
Madde 281- Diğer hâllerde paylı mülkiyet ve mirasın
paylaşılmasına ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır.
İKİNCİ KISIM
HISIMLIK
BİRİNCİ BÖLÜM
SOYBAĞININ KURULMASI
BİRİNCİ AYIRIM
GENEL HÜKÜMLER
A. Genel olarak soybağının kurulması
Madde 282- Çocuk ile ana arasında soybağı doğumla kurulur.
Çocuk ile baba arasında soybağı, ana ile evlilik, tanıma veya
hâkim hükmüyle kurulur.
Soybağı ayrıca evlât edinme yoluyla da kurulur.
B. Davada yetki ve yargılama usulü
I. Yetki
Madde 283 - Soybağına ilişkin davalar, taraflardan birinin dava
veya doğum sırasındaki yerleşim yeri mahkemesinde açılır.
II. Yargılama usulü
Madde 284- Soybağına ilişkin davalarda, aşağıdaki kurallar
saklı kalmak kaydıyla Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu uygulanır:
1. Hâkim maddî olguları re'sen araştırır ve kanıtları
serbestçe takdir eder.
2. Taraflar ve üçüncü kişiler, soybağının belirlenmesinde
zorunlu olan ve sağlıkları yönünden tehlike yaratmayan araştırma
ve incelemelere rıza göstermekle yükümlüdürler. Davalı,
hâkimin öngördüğü araştırma ve incelemeye rıza göstermezse,
hâkim, durum ve koşullara göre bundan beklenen sonucu, onun
aleyhine doğmuş sayabilir.
İKİNCİ AYIRIM
KOCANIN BABALIĞI
A. Babalık karinesi
Madde 285 - Evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden
başlayarak üçyüz gün içinde doğan çocuğun babası kocadır.
Bu süre geçtikten sonra doğan çocuğun kocaya bağlanması,
ananın evlilik sırasında gebe kaldığının ispatıyla mümkündür.
Kocanın gaipliğine karar verilmesi hâlinde üçyüz günlük
süre, ölüm tehlikesi veya son haber tarihinden işlemeye başlar.
B. Soybağının reddi
I. Dava hakkı
Madde 286 - Koca, soybağının reddi davasını açarak babalık
karinesini çürütebilir. Bu dava ana ve çocuğa karşı açılır.
Çocuk da dava hakkına sahiptir. Bu dava ana ve kocaya karşı
açılır.
II. İspat
1.
Evlilik içinde ana rahmine düşme
Madde 287- Çocuk evlilik içinde ana rahmine düşmüşse davacı,
kocanın baba olmadığını ispat etmek zorundadır.
Evlenmeden başlayarak en az yüzseksen gün geçtikten sonra ve
evliliğin sona ermesinden başlayarak en fazla üçyüz gün içinde
doğan çocuk evlilik içinde ana rahmine düşmüş sayılır.
2.
Evlenmeden önce veya ayrı yaşama sırasında ana rahmine düşme
Madde 288 - Çocuk, evlenmeden önce veya ayrı yaşama sırasında
ana rahmine düşmüşse, davacının başka bir kanıt getirmesi
gerekmez.
Ancak, gebe kalma döneminde kocanın karısı ile cinsel ilişkide
bulunduğu konusunda inandırıcı kanıtlar varsa, kocanın
babalığına ilişkin karine geçerliliğini korur.
III. Hak düşürücü süreler
Madde 289- Koca, davayı, doğumu ve baba olmadığını veya
ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkek ile cinsel ilişkide
bulunduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl, her hâlde
doğumdan başlayarak beş yıl içinde açmak zorundadır.
Çocuk, ergin olduğu tarihten başlayarak en geç bir yıl içinde
dava açmak zorundadır.
Gecikme haklı bir sebebe dayanıyorsa, bir yıllık süre bu
sebebin ortadan kalktığı tarihte işlemeye başlar.
C. Karinelerin çakışması
Madde 290- Çocuk evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz
gün içinde doğmuş ve ana da bu arada yeniden evlenmiş olursa,
ikinci evlilikteki koca baba sayılır.
Bu karine çürütülürse ilk evlilikteki koca baba sayılır.
D. Diğer ilgililerin dava hakkı
Madde 291- Dava açma süresinin geçmesinden önce kocanın
ölmesi veya gaipliğine karar verilmesi ya da sürekli olarak ayırt
etme gücünü kaybetmesi hâllerinde kocanın altsoyu, anası,
babası veya baba olduğunu iddia eden kişi, doğumu ve kocanın
ölümünü, sürekli olarak ayırt etme gücünü kaybettiğini veya
hakkında gaiplik kararı alındığını öğrenmelerinden
başlayarak bir yıl içinde soybağının reddi davasını açabilir.
Ergin olmayan çocuğa atanacak kayyım, atama kararının
kendisine tebliğinden başlayarak bir yıl, her hâlde doğumdan
başlayarak beş yıl içinde soybağının reddi davasını açar.
Kocanın açacağı soybağının reddi davasına ilişkin
hükümler kıyas yoluyla uygulanır.
E. Sonradan evlenme
I. Koşulu
Madde 292- Evlilik dışında doğan çocuk, ana ve babasının
birbiriyle evlenmesi hâlinde kendiliğinden evlilik içinde doğan
çocuklara ilişkin hükümlere tâbi olur.
II. Bildirim
Madde 293- Eşler, evlilik dışında doğmuş olan ortak
çocuklarını, evlenme sırasında veya evlenmeden sonra, yerleşim
yerlerindeki veya evlenmenin yapıldığı yerdeki nüfus memuruna
bildirmek zorundadırlar.
Bildirimin yapılmamış olması, çocuğun evlilik içinde doğan
çocuklara ilişkin hükümlere tâbi olmasını engellemez.
Daha önce tanıma veya babalığa hükümle soybağı kurulmuş
çocukların ana ve babası birbiriyle evlenince, nüfus memuru
re'sen gerekli işlemi yapar.
III. İtiraz ve iptal
Madde 294- Ana ve babanın yasal mirasçıları, çocuk ve
Cumhuriyet savcısı sonradan evlenme yoluyla soybağının
kurulmasına itiraz edebilirler. İtiraz eden, kocanın baba
olmadığını ispatla yükümlüdür.
Çocuğun altsoyu da, çocuğun ölmüş ya da ayırt etme gücünü
sürekli olarak kaybetmiş olması hâlinde itiraz hakkına sahiptir.
Tanımanın iptaline ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır.
ÜÇÜNCÜ AYIRIM
TANIMA VE BABALIK HÜKMÜ
A. Tanıma
I. Koşulları ve şekli
Madde 295- Tanıma, babanın, nüfus memuruna veya mahkemeye
yazılı başvurusu ya da resmî senette veya vasiyetnamesinde
yapacağı beyanla olur.
Tanıma beyanında bulunan kimse küçük veya kısıtlı ise,
veli veya vasisinin de rızası gereklidir.
Başka bir erkek ile soybağı bulunan çocuk, bu bağ geçersiz
kılınmadıkça tanınamaz.
II. Bildirim
Madde 296- Beyanda bulunulan nüfus memuru, sulh hâkimi, noter
veya vasiyetnameyi açan hâkim, tanımayı babanın ve çocuğun
kayıtlı bulunduğu nüfus memurluklarına bildirir.
Çocuğun kayıtlı bulunduğu nüfus memurluğu da tanımayı
çocuğa, anasına, çocuk vesayet altında ise vesayet makamına
bildirir.
III. İptal davası
1.
Tanıyanın dava hakkı
Madde 297- Tanıyan, yanılma, aldatma veya korkutma sebebiyle
tanımanın iptalini dava edebilir.
İptal davası anaya ve çocuğa karşı açılır.
2.
İlgililerin dava hakkı
a.
Genel olarak
Madde 298- Ana, çocuk ve çocuğun ölümü hâlinde altsoyu,
Cumhuriyet savcısı, Hazine ve diğer ilgililer tanımanın iptalini
dava edebilirler.
Dava tanıyana, tanıyan ölmüşse mirasçılarına karşı
açılır.
b.
İspat yükü
Madde 299- Davacı, tanıyanın baba olmadığını ispatla
yükümlüdür.
Ana veya çocuk tarafından tanıyanın baba olmadığı
iddiasıyla açılan iptal davasında ispat yükü, tanıyanın, gebe
kalma döneminde ana ile cinsel ilişkide bulunduğuna ilişkin
inandırıcı kanıtları göstermesinden sonra doğar.
3.
Hak düşürücü süreler
Madde 300- Tanıyanın dava hakkı, iptal sebebinin öğrenildiği
veya korkunun etkisinin ortadan kalktığı tarihten başlayarak bir
yıl ve her hâlde tanımanın üzerinden beş yıl geçmekle düşer.
İlgililerin dava hakkı, davacının tanımayı ve tanıyanın
çocuğun babası olamayacağını öğrendiği tarihten başlayarak
bir yıl ve her hâlde tanımanın üzerinden beş yıl geçmekle
düşer.
Çocuğun dava hakkı, ergin olmasından başlayarak bir yıl
geçmekle düşer.
Yukarıdaki süreler geçtiği hâlde gecikmeyi haklı kılan
sebep varsa, sebebin ortadan kalkmasından başlayarak bir ay içinde
dava açılabilir.
B. Babalık hükmü
I. Dava hakkı
Madde 301- Çocuk ile baba arasındaki soybağının mahkemece
belirlenmesini ana ve çocuk isteyebilirler.
Dava babaya, baba ölmüşse mirasçılarına karşı açılır.
Babalık davası, Cumhuriyet savcısına ve Hazineye; dava ana
tarafından açılmışsa kayyıma; kayyım tarafından açılmışsa
anaya ihbar edilir.
II. Karine
Madde 302- Davalının, çocuğun doğumundan önceki üçyüzüncü
gün ile yüzsekseninci gün arasında ana ile cinsel ilişkide
bulunmuş olması, babalığa karine sayılır.
Bu sürenin dışında olsa bile fiilî gebe kalma döneminde
davalının ana ile cinsel ilişkide bulunduğu tespit edilirse aynı
karine geçerli olur.
Davalı, çocuğun babası olmasının olanaksızlığını veya
bir üçüncü kişinin baba olma olasılığının kendisininkinden
daha fazla olduğunu ispatlarsa karine geçerliliğini kaybeder.
III. Hak düşürücü süreler
Madde 303- Babalık davası, çocuğun doğumundan önce veya
sonra açılabilir. Ananın dava hakkı, doğumdan başlayarak bir
yıl geçmekle düşer.
Çocuğa doğumdan sonra kayyım atanmışsa, çocuk hakkında bir
yıllık süre, atamanın kayyıma tebliği tarihinde; hiç kayyım
atanmamışsa çocuğun ergin olduğu tarihte işlemeye başlar.
Çocuk ile başka bir erkek arasında soybağı ilişkisi varsa,
bir yıllık süre bu ilişkinin ortadan kalktığı tarihte işlemeye
başlar.
Bir yıllık süre geçtikten sonra gecikmeyi haklı kılan
sebepler varsa, sebebin ortadan kalkmasından başlayarak bir ay
içinde dava açılabilir.
IV. Ananın malî hakları
Madde 304- Ana, babalık davası ile birlikte veya ayrı olarak
baba veya mirasçılarından aşağıdaki giderlerin karşılanmasını
isteyebilir:
1. Doğum giderleri,
2. Doğumdan önceki ve sonraki altışar haftalık geçim
giderleri,
3. Gebelik ve doğumun gerektirdiği diğer giderler.
Çocuk ölü doğmuş olsa bile hâkim, bu giderlerin
karşılanmasına karar verebilir.
Üçüncü kişiler veya sosyal güvenlik kuruluşlarınca anaya
yapılan ödemeler, hakkaniyet ölçüsünde tazminattan indirilir.
DÖRDÜNCÜ AYIRIM
EVLÂT EDİNME
A. Küçüklerin evlât edinilmesi
I. Genel koşulları
Madde 305- Bir küçüğün evlât edinilmesi, evlât edinen
tarafından bir yıl süreyle bakılmış ve eğitilmiş olması
koşuluna bağlıdır.
Evlât edinmenin her hâlde küçüğün yararına bulunması ve
evlât edinenin diğer çocuklarının yararlarının hakkaniyete
aykırı bir biçimde zedelenmemesi de gerekir.
II. Birlikte evlât edinme
Madde 306- Eşler, ancak birlikte evlât edinebilirler; evli
olmayanlar birlikte evlât edinemezler.
Eşlerin en az beş yıldan beri evli olmaları veya otuz yaşını
doldurmuş bulunmaları gerekir.
Eşlerden biri, en az iki yıldan beri evli olmaları veya
kendisinin otuz yaşını doldurmuş bulunması koşuluyla diğerinin
çocuğunu evlât edinebilir.
III. Tek başına evlât edinme
Madde 307- Evli olmayan kişi otuz yaşını doldurmuş ise tek
başına evlât edinebilir.
Otuz yaşını doldurmuş olan eş, diğer eşin ayırt etme
gücünden sürekli olarak yoksunluğu veya iki yılı aşkın
süreden beri nerede olduğunun bilinmemesi ya da mahkeme kararıyla
iki yılı aşkın süreden beri eşinden ayrı yaşamakta olması
yüzünden birlikte evlât edinmesinin mümkün olmadığını ispat
etmesi hâlinde, tek başına evlât edinebilir.
IV. Küçüğün rızası ve yaşı
Madde 308- Evlât edinilenin, evlât edinenden en az onsekiz yaş
küçük olması şarttır.
Ayırt etme gücüne sahip olan küçük, rızası olmadıkça
evlât edinilemez.
Vesayet altındaki küçük, ayırt etme gücüne sahip olup
olmadığına bakılmaksızın vesayet dairelerinin izniyle evlât
edinilebilir.
V. Ana ve babanın rızası
1.Şekil
Madde 309- Evlât edinme, küçüğün ana ve babasının rızasını
gerektirir.
Rıza, küçüğün veya ana ve babasının oturdukları yer
mahkemesinde sözlü veya yazılı olarak açıklanarak tutanağa
geçirilir.
Verilen rıza, evlât edinenlerin adları belirtilmemiş veya
evlât edinenler henüz belirlenmemiş olsa dahi geçerlidir.
2.
Zamanı
Madde 310- Rıza, küçüğün doğumunun üzerinden altı hafta
geçmeden önce verilemez.
Rıza, tutanağa geçirilme tarihinden başlayarak altı hafta
içinde aynı usulle geri alınabilir.
Geri almadan sonra yeniden verilen rıza kesindir.
3.
Rızanın aranmaması
a.
Koşulları
Madde 311- Aşağıdaki hâllerde ana ve babadan birinin rızası
aranmaz:
l. Kim olduğu veya uzun süreden beri nerede oturduğu
bilinmiyorsa veya ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksun
bulunuyorsa,
2. Küçüğe karşı özen yükümlülüğünü yeterince yerine
getirmiyorsa.
b.
Karar
Madde 312- Küçük, gelecekte evlât edinilmek amacıyla bir
kuruma yerleştirilir ve ana ve babadan birinin rızası eksik
olursa, evlât edinenin veya evlât edinmede aracılık yapan kurumun
istemi üzerine ve kural olarak küçüğün yerleştirilmesinden
önce, onun oturduğu yer mahkemesi bu rızanın aranıp aranmamasına
karar verir.
Diğer hâllerde, bu konudaki karar evlât edinme işlemleri
sırasında verilir.
Ana ve babadan birinin küçüğe karşı özen yükümlülüğünü
yeterince yerine getirmemesi sebebiyle rızasının aranmaması
hâlinde, bu konudaki karar kendisine yazılı olarak bildirilir.
B. Erginlerin ve kısıtlıların evlât
edinilmesi
Madde 313- (Değişik birinci cümle: 3/7/2005-5399/1 md.) Evlât
edinenin altsoyunun açık muvafakatiyle ergin veya kısıtlı
aşağıdaki hallerde evlât edinilebilir.
1. Bedensel veya zihinsel özrü sebebiyle sürekli olarak yardıma
muhtaç ve evlât edinen tarafından en az beş yıldan beri bakılıp
gözetilmekte ise,
2. Evlât edinen tarafından, küçükken en az beş yıl süreyle
bakılıp gözetilmiş ve eğitilmiş ise,
3. Diğer haklı sebepler mevcut ve evlât edinilen, en az beş
yıldan beri evlât edinen ile aile hâlinde birlikte yaşamakta ise.
Evli bir kimse ancak eşinin rızasıyla evlât edinilebilir.
Bunlar dışında küçüklerin evlât edinilmesine ilişkin
hükümler kıyas yoluyla uygulanır.
C. Hükümleri
Madde 314 - Ana ve babaya ait olan haklar ve yükümlülükler
evlât edinene geçer.
Evlâtlık, evlât edinenin mirasçısı olur.
Evlâtlık küçük ise evlât edinenin soyadını alır. Evlât
edinen isterse çocuğa yeni bir ad verebilir. Ergin olan evlâtlık,
evlât edinilme sırasında dilerse evlât edinenin soyadını
alabilir.
Eşler tarafından birlikte evlât edinilen ve ayırt etme gücüne
sahip olmayan küçüklerin nüfus kaydına ana ve baba adı olarak
evlât edinen eşlerin adları yazılır.
Evlâtlığın, miras ve başka haklarının zedelenmemesi, aile
bağlarının devam etmesi için evlâtlığın naklen geldiği aile
kütüğü ile evlât edinenin aile kütüğü arasında her türlü
bağ kurulur. Ayrıca evlâtlıkla ilgili kesinleşmiş mahkeme
kararı her iki nüfus kütüğüne işlenir.
Evlât edinme ile ilgili kayıtlar, belgeler ve bilgiler mahkeme
kararı olmadıkça veya evlâtlık istemedikçe hiçbir şekilde
açıklanamaz.
D. Şekil ve usul
I. Genel olarak
Madde 315- Evlât edinme kararı, evlât edinenin oturma yeri;
birlikte evlât edinmede eşlerden birinin oturma yeri mahkemesince
verilir. Mahkeme kararıyla birlikte evlâtlık ilişkisi kurulmuş
olur.
Evlât edinme başvurusundan sonra evlât edinenin ölümü veya
ayırt etme gücünü kaybetmesi, diğer koşullar bundan
etkilenmediği takdirde evlât edinmeye engel olmaz.
Başvurudan sonra küçük ergin olursa, koşulları daha önceden
yerine getirilmiş olmak kaydıyla küçüklerin evlât edinilmesine
ilişkin hükümler uygulanır.
II. Araştırma
Madde 316- Evlât edinmeye, ancak esaslı sayılan her türlü
durum ve koşulların kapsamlı biçimde araştırılmasından, evlât
edinen ile edinilenin dinlenmelerinden ve gerektiğinde uzmanların
görüşünün alınmasından sonra karar verilir.
Araştırmada özellikle evlât edinen ile edinilenin kişiliği
ve sağlığı, karşılıklı ilişkileri, ekonomik durumları,
evlât edinenin eğitme yeteneği, evlât edinmeye yönelten sebepler
ve aile ilişkileri ile bakım ilişkilerindeki gelişmelerin
açıklığa kavuşturulması gerekir.
Evlât edinenin altsoyu varsa, onların evlât edinme ile ilgili
tavır ve düşünceleri de değerlendirilir.
E. Evlâtlık ilişkisinin kaldırılması
I. Sebepleri
1.
Rızanın bulunmaması
Madde 317- Yasal sebep bulunmaksızın rıza alınmamışsa,
rızası alınması gereken kişiler, küçüğün menfaati bunun
sonucunda ağır biçimde zedelenmeyecekse, hâkimden evlâtlık
ilişkisinin kaldırılmasını isteyebilirler.
2.
Diğer noksanlıklar
Madde 318- Evlât edinme esasa ilişkin diğer noksanlıklardan
biriyle sakatsa, Cumhuriyet savcısı veya her ilgili evlâtlık
ilişkisinin kaldırılmasını isteyebilir.
Noksanlıklar bu arada ortadan kalkmış veya sadece usule ilişkin
olup ilişkinin kaldırılması evlâtlığın menfaatini ağır
biçimde zedeleyecek olursa, bu yola gidilemez.
II. Hak düşürücü süre
Madde 319- Dava hakkı, evlâtlık ilişkisinin kaldırılması
sebebinin öğrenilmesinden başlayarak bir yıl ve her hâlde evlât
edinme işleminin üzerinden beş yıl geçmekle düşer.
F. Evlâtlık işlemlerinde aracılık
Madde 320- Küçüklerin evlât edinilmesine ilişkin aracılık
faaliyetleri, ancak Bakanlar Kurulunca yetki verilen kurum ve
kuruluşlarca yapılır.
Aracılık faaliyetlerinin yürütülmesine ilişkin hususlar
tüzükle düzenlenir.
BEŞİNCİ AYIRIM
SOYBAĞININ HÜKÜMLERİ
A. Soyadı
Madde 321- Çocuk, ana ve baba evli ise ailenin; evli değilse
ananın soyadını taşır. Ancak, ana önceki evliliğinden dolayı
çifte soyadı taşıyorsa çocuk onun bekârlık soyadını taşır.
B. Karşılıklı yükümlülükler
Madde 322- Ana, baba ve çocuk, ailenin huzur ve bütünlüğünün
gerektirdiği şekilde birbirlerine yardım etmek, saygı ve anlayış
göstermek ve aile onurunu gözetmekle yükümlüdürler.
C. Çocuk ile kişisel ilişki
I. Ana ve baba ile
1.
Kural
Madde 323- Ana ve babadan her biri, velâyeti altında bulunmayan
veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki
kurulmasını isteme hakkına sahiptir.
2.
Sınırları
Madde 324- Ana ve babadan her biri, diğerinin çocuk ile kişisel
ilişkisini zedelemekten, çocuğun eğitilmesi ve yetiştirilmesini
engellemekten kaçınmakla yükümlüdür.
Kişisel ilişki sebebiyle çocuğun huzuru tehlikeye girer veya
ana ve baba bu haklarını birinci fıkrada öngörülen
yükümlülüklerine aykırı olarak kullanırlar veya çocuk ile
ciddî olarak ilgilenmezler ya da diğer önemli sebepler varsa,
kişisel ilişki kurma hakkı reddedilebilir veya kendilerinden
alınabilir.
II. Üçüncü kişiler ile
Madde 325- Olağanüstü hâller mevcutsa, çocuğun menfaatine
uygun düştüğü ölçüde çocuk ile kişisel ilişki kurulmasını
isteme hakkı diğer kişilere, özellikle hısımlarına da
tanınabilir.
Ana ve baba için öngörülen sınırlamalar üçüncü kişiler
için kıyas yoluyla uygulanır.
III. Yetki
Madde 326- Kişisel ilişki kurulmasıyla ilgili bütün
düzenlemelerde çocuğun oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir.
Boşanmaya ve evlilik birliğinin korunmasına ilişkin yetki
kuralları saklıdır.
Çocuk ile kişisel ilişkiye yönelik bir düzenleme yapılıncaya
kadar, velâyet hakkına sahip veya çocuk kendisine bırakılmış
kişinin rızası dışında kişisel ilişki kurulamaz.
D. Çocukların bakım ve eğitim giderlerini
karşılama
I. Kapsamı
Madde 327- Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için
gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır.
Ana ve baba, yoksul oldukları veya çocuğun özel durumu
olağanüstü harcamalar yapılmasını gerektirdiği takdirde ya da
olağan dışı herhangi bir sebebin varlığı hâlinde, hâkimin
izniyle çocuğun mallarından onun bakım ve eğitimine yetecek
belli bir miktar sarfedebilirler.
II. Süresi
Madde 328- Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına
kadar devam eder.
Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba
durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde
olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla
yükümlüdürler.
III. Dava hakkı
Madde 329- Küçüğe fiilen bakan ana veya baba, diğerine karşı
çocuk adına nafaka davası açabilir.
Ayırt etme gücüne sahip olmayan küçük için gereken hâllerde
nafaka davası, atanacak kayyım veya vasi tarafından da açılabilir.
Ayırt etme gücüne sahip olan küçük de nafaka davası
açabilir.
IV. Nafaka miktarının takdiri
Madde 330- Nafaka miktarı, çocuğun ihtiyaçları ile ana ve
babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak
belirlenir. Nafaka miktarının belirlenmesinde çocuğun gelirleri
de göz önünde bulundurulur.
Nafaka her ay peşin olarak ödenir.
Hâkim istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen
nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik
durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.
V. Durumun değişmesi
Madde 331- Durumun değişmesi hâlinde hâkim, istem üzerine
nafaka miktarını yeniden belirler veya nafakayı kaldırır.
VI. Geçici önlemler
1.
Genel olarak
Madde 332- Nafaka davası açılınca hâkim, davacının istemi
üzerine dava süresince gerekli olan önlemleri alır.
Soybağı tespit edilirse, davalının, uygun nafaka miktarını
depo etmesine veya geçici olarak ödemesine karar verilebilir.
2.
Babalığın tespitinden önce
Madde 333- Babalık davası ile birlikte nafaka istenir ve hâkim,
babalık olasılığını kuvvetli bulursa, hükümden önce çocuğun
ihtiyaçları için uygun bir nafakaya karar verebilir.
VII. Güvence verilmesi
Madde 334- Ana ve baba nafaka yükümlülüklerini sürekli olarak
ve ısrarla yerine getirmezlerse ya da kaçma hazırlığı içinde
bulundukları, mallarını gelişigüzel harcadıkları veya heba
ettikleri kabul edilebilirse hâkim, gelecekteki nafaka
yükümlülüklerine ilişkin olarak uygun bir güvencenin
sağlanmasına veya gerektiğinde diğer önlemlerin alınmasına
karar verebilir.
ALTINCI AYIRIM
VELÂYET
A. Genel olarak
I. Koşullar
Madde 335- Ergin olmayan çocuk, ana ve babasının velâyeti
altındadır. Yasal sebep olmadıkça velâyet ana ve babadan
alınamaz.
Hâkim vasi atanmasına gerek görmedikçe, kısıtlanan ergin
çocuklar da ana ve babanın velâyeti altında kalırlar.
II. Ana ve baba evli ise
Madde 336- Evlilik devam ettiği sürece ana ve baba velâyeti
birlikte kullanırlar.
Ortak hayata son verilmiş veya ayrılık hâli gerçekleşmişse
hâkim, velâyeti eşlerden birine verebilir.
Velâyet, ana ve babadan birinin ölümü hâlinde sağ kalana,
boşanmada ise çocuk kendisine bırakılan tarafa aittir.
III. Ana ve baba evli değilse
Madde 337- Ana ve baba evli değilse velâyet anaya aittir.
Ana küçük, kısıtlı veya ölmüş ya da velâyet kendisinden
alınmışsa hâkim, çocuğun menfaatine göre, vasi atar veya
velâyeti babaya verir.
IV. Üvey çocuklar
Madde 338- Eşler, ergin olmayan üvey çocuklarına da özen ve
ilgi göstermekle yükümlüdürler.
Kendi çocuğu üzerinde velâyeti kullanan eşe diğer eş uygun
bir şekilde yardımcı olur; durum ve koşullar zorunlu kıldığı
ölçüde çocuğun ihtiyaçları için onu temsil eder.
B. Velâyetin kapsamı
I. Genel olarak
Madde 339- Ana ve baba, çocuğun bakım ve eğitimi konusunda
onun menfaatini göz önünde tutarak gerekli kararları alır ve
uygularlar.
Çocuk, ana ve babasının sözünü dinlemekle yükümlüdür.
Ana ve baba, olgunluğu ölçüsünde çocuğa hayatını
düzenleme olanağı tanırlar; önemli konularda olabildiğince onun
düşüncesini göz önünde tutarlar.
Çocuk, ana ve babasının rızası dışında evi terkedemez ve
yasal sebep olmaksızın onlardan alınamaz.
Çocuğun adını ana ve babası koyar.
II. Eğitim
Madde 340- Ana ve baba, çocuğu olanaklarına göre eğitirler ve
onun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlâkî ve toplumsal gelişimini
sağlar ve korurlar.
Ana ve baba çocuğa, özellikle bedensel ve zihinsel özürlü
olanlara, yetenek ve eğilimlerine uygun düşecek ölçüde, genel
ve meslekî bir eğitim sağlarlar.
III. Dinî eğitim
Madde 341- Çocuğun dinî eğitimini belirleme hakkı ana ve
babaya aittir.
Ana ve babanın bu konudaki haklarını sınırlayacak her türlü
sözleşme geçersizdir.
Ergin, dinini seçmekte özgürdür.
IV. Çocuğun temsil edilmesi
Madde 342- Ana ve baba, velâyetleri çerçevesinde üçüncü
kişilere karşı çocuklarının yasal temsilcisidirler.
İyiniyetli üçüncü kişiler, eşlerden her birinin diğerinin
rızasıyla işlem yaptığını varsayabilirler.
Vesayet makamlarının iznine bağlı hususlar dışında
kısıtlıların temsiline ilişkin hükümler velâyetteki temsilde
de uygulanır.
V. Çocuğun fiil ehliyeti
Madde 343- Velâyet altındaki çocuğun fiil ehliyeti, vesayet
altındaki kişinin ehliyeti gibidir.
Çocuk, borçlarından ana ve babanın çocuk malları üzerindeki
haklarına bakılmaksızın kendi malvarlığı ile sorumludur.
VI. Çocuğun aileyi temsil etmesi
Madde 344- Velâyet altındaki çocuk, ayırt etme gücüne sahip
ise ana ve babanın rızasıyla aile adına hukukî işlemler
yapabilir; bu işlemlerden dolayı ana ve baba borç altına girer.
VII. Çocuk ile ana ve baba arasındaki hukukî
işlemler
Madde 345- Çocuk ile ana veya baba arasında ya da ana ve babanın
menfaatine olarak çocuk ile üçüncü kişi arasında yapılacak
bir hukukî işlemle çocuğun borç altına girebilmesi, bir
kayyımın katılmasına ve hâkimin onayına bağlıdır.
C. Çocuğun korunması
I. Koruma önlemleri
Madde 346- Çocuğun menfaati ve gelişmesi tehlikeye düştüğü
takdirde, ana ve baba duruma çare bulamaz veya buna güçleri
yetmezse hâkim, çocuğun korunması için uygun önlemleri alır.
II. Çocukların yerleştirilmesi
Madde 347- Çocuğun bedensel ve zihinsel gelişmesi tehlikede
bulunur veya çocuk manen terk edilmiş hâlde kalırsa hâkim,
çocuğu ana ve babadan alarak bir aile yanına veya bir kuruma
yerleştirebilir.
Çocuğun aile içinde kalması ailenin huzurunu onlardan
katlanmaları beklenemeyecek derecede bozuyorsa ve durumun
gereklerine göre başka çare de kalmamışsa, ana ve baba veya
çocuğun istemi üzerine hâkim aynı önlemleri alabilir.
Ana ve baba ile çocuğun ödeme gücü yoksa bu önlemlerin
gerektirdiği giderler Devletçe karşılanır.
Nafakaya ilişkin hükümler saklıdır.
III. Velâyetin kaldırılması
1.
Genel olarak
Madde 348- Çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlerden
sonuç alınamaz ya da bu önlemlerin yetersiz olacağı önceden
anlaşılırsa, hâkim aşağıdaki hâllerde velâyetin
kaldırılmasına karar verir:
1. (Değişik: 1/7/2005-5378/38 md.) Ana ve babanın
deneyimsizliği, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya
benzeri sebeplerden biriyle velayet görevini gereği gibi yerine
getirememesi.
2. Ana ve babanın çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona
karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması.
Velâyet ana ve babanın her ikisinden kaldırılırsa çocuğa
bir vasi atanır.
Kararda aksi belirtilmedikçe, velâyetin kaldırılması mevcut
ve doğacak bütün çocukları kapsar.
2. Ana veya babanın yeniden evlenmesi hâlinde
Madde 349- Velâyete sahip ana veya babanın yeniden evlenmesi,
velâyetin kaldırılmasını gerektirmez. Ancak, çocuğun menfaati
gerektirdiğinde velâyet sahibi değiştirilebileceği gibi, durum
ve koşullara göre velâyet kaldırılarak çocuğa vasi de
atanabilir.
3. Velâyetin kaldırılması hâlinde ana ve babanın
yükümlülükleri
Madde 350- Velâyetin kaldırılması hâlinde ana ve babanın
çocuklarının bakım ve eğitim giderlerini karşılama
yükümlülükleri devam eder.
Ana ve baba ile çocuğun ödeme gücü yoksa bu giderler Devletçe
karşılanır.
Nafakaya ilişkin hükümler saklıdır.
IV. Durumun değişmesi
Madde 351- Durumun değişmesi hâlinde, çocuğun korunmasına
ilişkin önlemlerin yeni koşullara uydurulması gerekir.
Velâyetin kaldırılmasını gerektiren sebep ortadan kalkmışsa
hâkim, re'sen ya da ana veya babanın istemi üzerine velâyeti geri
verir.
YEDİNCİ AYIRIM
ÇOCUK MALLARI
A. Yönetim
I. Genel olarak
Madde 352- Ana ve baba, velâyetleri devam ettiği sürece çocuğun
mallarını yönetme hakkına sahip ve bununla yükümlüdürler;
kural olarak hesap ve güvence vermezler.
Ana ve babanın yükümlülüklerini yerine getirmedikleri
durumlarda hâkim müdahale eder.
II. Evlilik sona erince
Madde 353- Evlilik sona erince velâyet kendisinde kalan eş,
hâkime çocuğun malvarlığının dökümünü gösteren bir defter
vermek ve bu malvarlığında veya yapılan yatırımlarda
gerçekleşen önemli değişiklikleri bildirmek zorundadır.
B. Kullanma hakkı
Madde 354- Ana ve baba, kusurları sebebiyle velâyetleri
kaldırılmadıkça, çocuğun mallarını kullanabilirler.
C. Gelirlerin sarfı
Madde 355- Ana ve baba, çocuk mallarının gelirlerini öncelikle
çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi için; hakkaniyete
uyduğu ölçüde de aile ihtiyaçlarını karşılamak üzere
sarfedebilirler.
Gelir fazlası, çocuk mallarına katılır.
D. Çocuk mallarının kısmen sarfı
Madde 356- Olağan ihtiyaçlar gerektirdiği ölçüde sermaye
biçiminde ödemeler, tazminatlar ve benzeri edimler çocuğun bakımı
için kısmen kullanılabilir.
Çocuğun bakımı, yetiştirilmesi ve eğitimi için zorunluluk
varsa hâkim, ana ve babaya belirlediği miktarlarda çocuğun diğer
mallarına da başvurma yetkisini tanıyabilir.
E. Çocuğun serbest malları
I. Kazandırmalar
Madde 357- Ana ve baba, faiz getiren yatırım veya tasarruf
hesabı açılmak üzere ya da açıkça ana ve babanın kullanmaması
koşuluyla çocuğa yapılan kazandırmaların gelirlerini kendi
menfaatlerine sarfedemezler.
Kazandırmada bulunan kişi, kazandırma sırasında açıkça
aksini öngörmedikçe, ana ve baba bunlar üzerinde yönetim hakkına
sahiptir.
II. Saklı pay
Madde 358- Ölüme bağlı tasarruf yoluyla çocuğun saklı payı
ana ve babanın yönetimi dışında bırakılabilir.
Mirasbırakan yönetimi bir üçüncü kişiye bırakmışsa,
tasarrufunda bu kişinin belirli zamanlarda sulh hâkimine hesap
vermesini öngörebilir.
III. Meslek veya sanat için verilen mal ve
kişisel kazanç
Madde 359- Ana ve baba tarafından bir meslek veya sanat ile
uğraşması için çocuğa kendi malından verilen kısmın veya
kendi kişisel kazancının yönetimi ve bunlardan yararlanma hakkı
çocuğa aittir.
Çocuğun evde ana ve babasıyla birlikte yaşaması hâlinde, ana
ve baba ondan kendisinin bakımı için uygun bir katkıda
bulunmasını isteyebilirler.
F. Çocuk mallarının korunması
I. Önlemler
Madde 360- Ana ve baba, çocuğun mallarını yönetmekte her ne
sebeple olursa olsun yeterince özen göstermezlerse hâkim, malların
korunması için uygun önlemleri alır.
Hâkim, özellikle malların yönetimi konusunda talimat
verebilir; belirli zamanlarda verilen bilgi ve hesabı yeterli
görmezse, malların tevdi edilmesine veya güvence gösterilmesine
karar verebilir.
II. Yönetimin ana ve babadan alınması
Madde 361- Çocuğun mallarının tehlikeye düşmesi başka bir
şekilde önlenemiyorsa hâkim, yönetimin bir kayyıma
devredilmesine karar verebilir.
Çocuğun, yönetimi ana ve babaya ait olmayan malları tehlikeye
düştüğünde hâkim, aynı önlemlerin alınmasını
kararlaştırabilir.
Çocuk mallarının gelirlerinin veya bu mallardan ayrılmış
belirli miktarların kanuna uygun şekilde sarfedileceğinden kuşku
duyulursa hâkim, bunların da yönetimini bir kayyıma bırakabilir.
G. Yönetimin sona ermesi
I. Malların devri
Madde 362- Ana ve baba, velâyetleri veya yönetim hakları sona
erince, çocuğun mallarını, hesabıyla birlikte ergin çocuğa,
vasisine veya kayyıma devrederler.
II. Ana ve babanın sorumluluğu
Madde 363- Ana ve baba, çocuk mallarının geri verilmesinde
vekil gibi sorumludurlar.
Dürüstlük kuralına uygun olarak başkasına devrettikleri
malların yerine sadece aldıkları karşılığı geri vermekle
yükümlüdürler.
Kanuna uygun olarak çocuk veya aile için yaptıkları
harcamalardan dolayı tazminatla yükümlü tutulmazlar.
İKİNCİ BÖLÜM
AİLE
BİRİNCİ AYIRIM
NAFAKA YÜKÜMLÜLÜĞÜ
A. Nafaka yükümlüleri
Madde 364- Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek
olan üstsoyu ve altsoyu ile kardeşlerine nafaka vermekle
yükümlüdür.
Kardeşlerin nafaka yükümlülükleri, refah içinde
bulunmalarına bağlıdır.
Eş ile ana ve babanın bakım borçlarına ilişkin hükümler
saklıdır.
B. Dava hakkı
Madde 365- Nafaka davası, mirasçılıktaki sıra göz önünde
tutularak açılır.
Dava, davacının geçinmesi için gerekli ve karşı tarafın
malî gücüne uygun bir yardım isteminden ibarettir.
Nafakanın, yükümlülerin bir veya bir kaçından istenmesi
hakkaniyete aykırıysa hâkim, onların nafaka yükümlülüğünü
azaltabilir veya kaldırabilir.
Dava, nafaka alacaklısına bakmakta olan resmî veya kamuya
yararlı kurumlar tarafından da açılabilir.
Hâkim, istem hâlinde, irat biçiminde ödenmesine karar verilen
nafakanın gelecek yıllarda tarafların sosyal ve ekonomik
durumlarına göre ne miktarda ödeneceğini karara bağlayabilir.
Yetkili mahkeme, taraflardan birinin yerleşim yeri mahkemesidir.
C. Korunmaya muhtaç kişiler
Madde 366- Korunmaya muhtaç kişilerin bakımı, bununla yükümlü
kurumlar tarafından sağlanır. Bu kurumlar, yaptıkları masrafları
nafaka yükümlüsü hısımlardan isteyebilirler.
İKİNCİ AYIRIM
EV DÜZENİ
A. Koşulları
Madde 367- Aile hâlinde yaşayan birden çok kimsenin oluşturduğu
topluluğun kanuna, sözleşmeye veya örfe göre belirlenen bir ev
başkanı varsa, evi yönetme yetkisi ona ait olur.
Evi yönetme yetkisi, kan veya kayın hısımlığı, işçilik,
çıraklık veya benzeri sebeplerle ya da koruma ve gözetme ilişkisi
içinde ev halkı olarak bir arada yaşayanların hepsini kapsar.
B. Hükümleri
I. Ev düzeni ve gözetim
Madde 368- Birlikte yaşayan kimseler evin düzenine tâbidir. Bu
düzenin kuruluşunda ev halkından her birinin yararı adil biçimde
gözetilir.
Ev halkının her biri, özellikle öğrenimi, eğitimi, dinî
inançları, meslek ve sanatı için gerekli özgürlükten
yararlanır.
Ev başkanı, birlikte yaşayanların evdeki eşyasını özenle
korumak ve güvenlik altında bulundurmakla yükümlüdür.
II. Sorumluluk
Madde 369- Ev başkanı, ev halkından olan küçüğün,
kısıtlının, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı bulunan
kişinin verdiği zarardan, alışılmış şekilde durum ve
koşulların gerektirdiği dikkatle onu gözetim altında
bulundurduğunu veya bu dikkat ve özeni gösterseydi dahi zararın
meydana gelmesini engelleyemeyeceğini ispat etmedikçe sorumludur.
Ev başkanı, ev halkından akıl hastalığı veya akıl
zayıflığı bulunanların kendilerini ya da başkalarını
tehlikeye veya zarara düşürmemeleri için gerekli önlemleri
almakla yükümlüdür.
Zorunluluk hâlinde gerekli önlemlerin alınmasını yetkili
makamdan ister.
III. Altsoyun denkleştirme alacağı
1.
Koşulları
Madde 370- Ana ve baba veya büyük ana ve baba ile birlikte
yaşayan ve emeklerini ya da gelirlerini aileye özgüleyen ergin
altsoylar, buna karşılık uygun bir bedel isteyebilirler.
Uyuşmazlık hâlinde hâkim, bedelin miktarı, güvence altına
alınması ve ödeme şekli hakkında karar verir.
2.
İstenmesi
Madde 371- Altsoy, bu bedeli borçlunun ölümü hâlinde
isteyebilir.
Alacaklı, bu alacağını borçlunun sağlığında, birlikte
yaşamanın sona ermesi veya işletmenin el değiştirmesi, borçluya
karşı icra takibi yapılması veya onun iflâsı hâllerinde de
isteyebilir.
Bu alacak zamanaşımına uğramaz. Fakat en geç borçlunun
terekesinin taksimi anına kadar istenebilir.
ÜÇÜNCÜ AYIRIM
AİLE MALLARI
A. Aile vakfı
Madde 372- Aile bireylerinin eğitim ve öğrenimleri, donanım ve
desteklenmeleri ve bunlara benzer amaçların gerektirdiği
harcamaların yapılması için kişiler hukuku ve miras hukuku
hükümleri uyarınca aile vakfı kurulabilir.
Bir malın veya hakkın başkalarına geçmemek üzere aynı
soydan gelenlere kuşaktan kuşağa kalacak şekilde özgülenmesi
yasaktır. Böyle bir özgülenme, vakıf kurma yoluyla da yapılamaz.
B. Aile malları ortaklığı
I. Oluşumu
1.
Koşulları
Madde 373- Hısımlar, kendilerine geçen mirasın tamamı veya
bir bölümüyle ya da ortaya başka mallar koymak suretiyle
aralarında bir aile malları ortaklığı kurabilirler.
2.
Şekil
Madde 374- Aile malları ortaklığı sözleşmesinin resmî
şekilde yapılması ve bütün ortakların veya temsilcilerinin
imzalarını taşıması gerekir.
II. Süre
Madde 375- Aile malları ortaklığı, belirli veya belirsiz süre
için kurulabilir. Süre belirlenmediği takdirde ortaklardan her
biri, altı ay önceden bildirmek koşuluyla ortaklıktan çıkabilir.
Bu bildirim, tarımsal işletme ile ilgili bir ortaklıkta, ancak
ürünlerin yetiştiği yere göre olağan hasat mevsiminin sonu için
geçerlidir.
III. Hükmü
1.
Elbirliği ile işletme
Madde 376- Aile malları ortaklığı, ortakları elbirliği ile
iktisadî faaliyette bulunmak üzere birleştirir.
Aksi kararlaştırılmış olmadıkça, ortaklardan her biri eşit
hakka sahiptir.
Ortaklar, ortaklık devam ettiği sürece paylarını
isteyemeyecekleri gibi, bu payları üzerinde tasarruf işlemleri de
yapamazlar.
2.
Yönetim ve temsil
a.
Genel olarak
Madde 377- Aile malları ortaklığı, tüm ortakların elbirliği
ile yönetilir.
Ortaklardan her biri, olağan yönetim işlerini diğer ortakların
katılmasına gerek olmaksızın yapabilir.
b.
Yöneticinin yetkisi
Madde 378- Ortaklar, içlerinden birini ortaklığa yönetici
olarak atayabilirler.
Yönetici, ortaklığı yönetir ve ortaklıkla ilgili işlemlerde
onu temsil eder.
Ortaklığı kimin temsil edeceği ticaret siciline kaydedilmiş
olmadıkça diğer ortakların temsil yetkisi bulunmadığı
iyiniyetli üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.
3.
Ortak mallar ve kişisel mallar
Madde 379- Ortaklar, ortaklığa giren malların elbirliği
hâlinde malikidirler.
Ortaklar, ortaklığın borçlarından müteselsil olarak
sorumludurlar.
Ortakların, ortaklık dışında bıraktıkları mallar ile aksi
kararlaştırılmış olmadıkça, ortaklığın devamı sırasında
miras yoluyla veya herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma
yoluyla edindikleri mallar, onların kişisel mallarıdır.
IV. Ortaklığın sona ermesi
1.
Sebepleri
Madde 380- Aşağıdaki hâllerde ortaklık sona erer:
1. Bütün ortakların anlaşması veya feshin bildirilmesiyle,
2. Ortaklık süresi açıkça veya örtülü olarak uzatılmadığı
takdirde sürenin bitmesiyle,
3. Ortaklardan birinin payının haczedilmesi ve satışının
istenmesiyle,
4. Ortaklardan birinin iflâsıyla,
5. Ortaklardan birinin haklı sebebe dayanan istemiyle.
2.
Fesih bildirimi, ödemeden aciz, evlenme
Madde 381- Ortaklardan biri feshi bildirir veya iflâs ederse ya
da bir ortağın haczedilmiş payının satışı istenirse, öteki
ortaklar, ayrılan ortağın veya alacaklılarının haklarını
ödeyerek ortaklığı kendi aralarında sürdürebilirler.
Evlenen ortak, fesih bildirimine gerek olmaksızın ortaklıktaki
hakkının kendisine ödenmesini isteyebilir.
3.
Ölüm
Madde 382- Ortaklardan birinin ölümü hâlinde onun ortaklığa
dahil olmayan mirasçıları, ancak ölen ortağa düşen payın
karşılığının kendilerine ödenmesini isteyebilirler.
Ölen ortak mirasçı olarak altsoyunu bırakmışsa, bunlar öbür
ortakların rızası ile onun yerine ortaklığa girebilirler.
4.
Paylaşma kuralları
Madde 383- Ortaklık mallarının paylaşılması veya ayrılan
ortağın payının hesaplanması, ortaklık mallarının paylaşma
veya ayrılma zamanındaki değerine ve durumuna göre yapılır.
Paylaşma ve hesaplaşma uygun olmayan bir zamanda istenemez.
V. Kazanç paylı aile malları ortaklığı
1.
Konusu
Madde 384- Ortaklar, aralarında yapacakları sözleşmeyle,
yıllık kazançtan kendilerine belli bir pay verilmesi kaydıyla
ortaklığın temsilini ve ortaklığın mallarının işletilmesini
içlerinden birine bırakabilirler.
Bu pay, anlaşmayla belirlenmemişse, ortaklık mallarının uygun
derecede uzun bir dönemdeki kazancın ortalama miktarı ile işleten
ortağın çalışması ve yaptığı harcama göz önünde tutularak
adil bir biçimde belirlenir.
2.
Özel sona erdirme sebepleri
Madde 385- İşletme ve temsili üzerine alan ortak, malları
gereği gibi işletmediği veya yükümlülüklerini yerine
getirmediği takdirde, ortakların ortaklığın feshini isteme
hakları vardır.
Ortaklardan birinin, haklı sebeplere dayanarak istemde bulunması
üzerine hâkim, mirastaki paylaşma kurallarını göz önünde
bulundurarak, bu ortağın işletme ve temsili üzerine alan ortakla
birlikte yönetime ve ortaklık mallarından yararlanmaya katılmasına
karar verebilir.
Ortakların elbirliği ile işlettikleri ortaklığa ilişkin
kurallar, kazanç paylı aile malları ortaklığında da uygulanır.
C. Aile yurdu
I. Genel olarak
Madde 386- Konutlar, tarıma veya sanayiye elverişli taşınmazlar,
eklentileriyle birlikte aile yurdu hâline getirilebilir.
II. Kurulması
1.
Koşulları
Madde 387- Aile yurdu hâline getirilecek taşınmazların
büyüklüğü, üzerindeki rehin haklarına ve malikin diğer
mallarına bakılmaksızın, bir ailenin normal geçimine ve
barınmasına yetecek ölçüden fazla olamaz.
Mahkemece haklı sebeplere dayanılarak geçici bir istisna kabul
edilmiş olmadıkça malikin, taşınmazı veya üzerindeki tesisi
kendisinin işletmesi ya da konutta oturması zorunludur.
2.
Usul ve şekil
a.
İlân
Madde 388- Alacaklılar ve aile yurdu kurulması yüzünden
haklarının zedelenmesi ihtimali bulunan kişiler, kuruluştan önce
mahkemece yapılan ilânla itirazlarını iki ay içinde bildirmeye
çağrılırlar.
Durum, alacakları taşınmaz rehniyle güvenceye bağlanmış
olanlara ve hacizli alacaklılara ayrıca bildirilir.
b.
Üçüncü kişilerin haklarının korunması
Madde 389- Aile yurdu hâline getirilecek taşınmazda yurt
olabilmesi için gerekli koşullar bulunur ve yurdun kurulmasına
üçüncü kişiler itiraz etmez veya itirazın haksız olduğu
anlaşılırsa, mahkeme kuruluşa izin verir.
Süresi içinde itiraz eden alacaklıların ilgilerinin kesildiği
ispat edilmedikçe veya taşınmaz üzerinde bulunan rehin ve
hacizler kaldırılmadıkça, aile yurdu kurulmasına izin verilemez.
Borç, itiraz eden veya rehinli alacaklı lehine vadeye bağlı olsa
bile, aile yurdu kurmak isteyen borçlu hemen ödemede bulunabilir.
c.
Tapu kütüğüne şerh verilmesi
Madde 390- Bir taşınmazın aile yurdu hâline getirilmesi, ancak
izne ilişkin mahkeme kararının o taşınmazın tapu kütüğüne
şerh verilmesiyle mümkün olur; bu husus mahkemece ilân edilir.
III. Sonuçları
1.
Tasarruf hakkının sınırlanması
Madde 391- Aile yurdu hâline getirilen taşınmazlar
devrolunamaz, rehnedilemez ve kiraya verilemez.
Aile yurdu ve eklentileri hakkında, mahkeme eliyle yönetim hâli
saklı kalmak kaydıyla, cebrî icra yoluna başvurulamaz.
2.
Kan hısımlarının aile yurduna alınması
Madde 392- Malikin, yoksulluğu sebebiyle aile yurduna alınmaya
muhtaç bulunan ve kabullerine engel olacak durumları olmayan
üstsoyunu, altsoyunu ve kardeşlerini yurda kabul etmesine mahkemece
karar verilebilir.
3.
Malikin ödemede acze düşmesi
Madde 393- Malik borçlarını ödemede acze düşerse, aile
yurdunu yönetmek üzere mahkemece bir yönetici atanır.
Yönetici, yurdu amacına ve alacaklıların menfaatlerine uygun
biçimde yönetir.
Alacaklılar, haklarını aciz belgelerindeki tarih ve iflâstaki
sıraya göre alırlar.
IV. Sona ermesi
1.
Malikin ölümü hâlinde
Madde 394- Malikin ölümünden sonra aile yurdunun devam
edebilmesi, taşınmazın mirasçılara yurt olarak geçmesine
ilişkin bir ölüme bağlı tasarrufun yapılmış olmasına
bağlıdır.
Böyle bir tasarruf yoksa, malik ölünce tapu kütüğündeki
yurda ilişkin şerh silinir.
2.
Malikin sağlığında
Madde 395- Malik sağlığında yurda son verebilir.
Bunun için malik, tapu kütüğündeki kaydı sildirmek üzere
bir dilekçeyle mahkemeye başvurur; bu istem mahkemece ilân olunur.
İlân tarihinden başlayarak iki ay içinde bir itiraz yapılmaz
veya yapılan itirazın haksızlığı anlaşılırsa, mahkeme
kütükteki kaydın silinmesine izin verir.
ÜÇÜNCÜ KISIM
VESAYET
BİRİNCİ BÖLÜM
VESAYET DÜZENİ
BİRİNCİ AYIRIM
VESAYET ORGANLARI
A. Genel olarak
Madde 396- Vesayet organları, vesayet daireleri ile vasi ve
kayyımlardır.
B. Vesayet daireleri
I. Kamu vesayeti
Madde 397- Kamu vesayeti, vesayet makamı ve denetim makamından
oluşan vesayet daireleri tarafından yürütülür.
Vesayet makamı, sulh hukuk mahkemesi; denetim makamı, asliye
hukuk mahkemesidir.
II. Özel vesayet
1.
Koşulları
Madde 398- Vesayet altındaki kişinin menfaatinin haklı
gösterdiği, özellikle bir işletmenin, bir ortaklığın veya
benzeri işlerin sürdürülmesi gerektiği takdirde vesayet istisnaî
olarak bir aileye verilebilir.
Bu durumda vesayet makamının yetki, görev ve sorumluluğu
kurulacak aile meclisine geçer.
2.
Kurulması
Madde 399- Özel vesayet, vesayet altına alınan kişinin fiil
ehliyetine sahip iki yakın hısımının veya bir hısımı ile
eşinin istemi üzerine denetim makamı tarafından kurulur.
3.
Aile meclisi
Madde 400- Aile meclisi, vesayet altındaki kişinin vasi olmaya
ehil, denetim makamınca dört yıl için atanacak en az üç
hısımından oluşur.
Vesayet altına alınanın eşi de aile meclisine üye olabilir.
4.
Güvence
Madde 401- Aile meclisi üyeleri, görevlerini gereği gibi yerine
getireceklerine dair güvence vermek zorundadırlar.
Güvence sağlanmadan özel vesayet kurulamaz.
5.
Sona ermesi
Madde 402- Aile meclisi görevini yapmadığı veya vesayet
altındaki kişinin menfaati gerektirdiği takdirde, denetim makamı
her zaman aile meclisini değiştirebileceği gibi özel vesayeti de
sona erdirebilir.
C. Vasi ve kayyım
Madde 403- Vasi, vesayet altındaki küçüğün veya kısıtlının
kişiliği ve malvarlığı ile ilgili bütün menfaatlerini korumak
ve hukukî işlemlerde onu temsil etmekle yükümlüdür.
Kayyım, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek
için atanır.
Bu Kanunun vasi hakkındaki hükümleri, aksi belirtilmiş
olmadıkça kayyım hakkında da uygulanır.
İKİNCİ AYIRIM
VESAYETİ GEREKTİREN HÂLLER
A. Küçüklük
Madde 404- Velâyet altında bulunmayan her küçük vesayet
altına alınır.
Görevlerini yaparlarken vesayeti gerektiren böyle bir hâlin
varlığını öğrenen nüfus memurları, idarî makamlar, noterler
ve mahkemeler, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek
zorundadırlar.
B. Kısıtlama
I. Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı
Madde 405- Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle
işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine
sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini
tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır.
Görevlerini yaparlarken vesayet altına alınmayı gerekli kılan
bir durumun varlığını öğrenen idarî makamlar, noterler ve
mahkemeler, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına bildirmek
zorundadırlar.
II. Savurganlık, alkol veya uyuşturucu Madde
bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü yönetim
Madde 406- Savurganlığı, alkol veya uyuşturucu Madde
bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü
yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa
düşürme tehlikesine yol açan ve bu yüzden devamlı korunmaya ve
bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden
her ergin kısıtlanır.
III. Özgürlüğü bağlayıcı ceza
Madde 407- Bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü
bağlayıcı bir cezaya mahkûm olan her ergin kısıtlanır.
Cezayı yerine getirmekle görevli makam, böyle bir hükümlünün
cezasını çekmeye başladığını, kendisine vasi atanmak üzere
hemen yetkili vesayet makamına bildirmekle yükümlüdür.
IV. İstek üzerine
Madde 408- Yaşlılığı, sakatlığı, deneyimsizliği veya ağır
hastalığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini
ispat eden her ergin kısıtlanmasını isteyebilir.
C. Usul
I. İlgilinin dinlenilmesi ve bilirkişi raporu
Madde 409- Bir kimse dinlenilmeden savurganlığı, alkol veya
uyuşturucu Madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı, kötü
yönetimi veya isteği sebebiyle kısıtlanamaz.
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya
ancak resmî sağlık kurulu raporu üzerine karar verilir. Hâkim,
karar vermeden önce, kurul raporunu göz önünde tutarak
kısıtlanması istenen kişiyi dinleyebilir.
II. İlân
Madde 410- Kısıtlama kararı, kesinleşince hemen kısıtlının
yerleşim yeri ile nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilân olunur.
Kısıtlama, iyiniyetli üçüncü kişileri ilândan önce
etkilemez.
Ayırt etme gücüne sahip olmamanın sonuçlarına ilişkin
hükümler saklıdır.
ÜÇÜNCÜ AYIRIM
YETKİ
A. Vesayet işlerinde yetki
Madde 411- Vesayet işlerinde yetki küçüğün veya kısıtlının
yerleşim yerindeki vesayet dairelerine aittir.
B. Yerleşim yerinin değişmesi
Madde 412- Vesayet makamının izni olmadıkça vesayet altındaki
kişi yerleşim yerini değiştiremez.
Yerleşim yerinin değişmesi hâlinde yetki, yeni vesayet
dairelerine geçer. Bu takdirde kısıtlama yeni yerleşim yerinde
ilân olunur.
DÖRDÜNCÜ AYIRIM
VASİNİN ATANMASI
A. Koşulları
I. Genel olarak
Madde 413- Vesayet makamı, bu görevi yapabilecek yetenekte olan
bir ergini vasi olarak atar.
Gereken durumlarda, bu görevi birlikte veya vesayet makamı
tarafından belirlenen yetkileri uyarınca ayrı ayrı yerine
getirmek üzere birden çok vasi atanabilir.
Rızaları bulunmadıkça birden çok kimse vesayeti birlikte
yürütmekle görevlendirilemez.
II. Eşin ve hısımların önceliği
Madde 414- Haklı sebepler engel olmadıkça, vesayet makamı,
vesayet altına alınacak kişinin öncelikle eşini veya yakın
hısımlarından birini, vasilik koşullarına sahip olmaları
kaydıyla bu göreve atar. Bu atamada yerleşim yerlerinin yakınlığı
ve kişisel ilişkiler göz önünde tutulur.
III. İlgililerin isteği
Madde 415- Haklı sebepler engel olmadıkça, vasiliğe, vesayet
altına alınacak kişinin ya da ana veya babasının gösterdiği
kimse atanır.
IV. Vasiliği kabul yükümlülüğü
Madde 416- Vesayet altına alınan kimsenin yerleşim yerinde
oturanlardan vasiliğe atananlar, bu görevi kabul etmekle
yükümlüdürler.
Aile meclisince atanma hâlinde vasiliği kabul yükümlülüğü
yoktur.
V. Vasilikten kaçınma sebepleri
Madde 417- Aşağıdaki kişiler vasiliği kabul etmeyebilirler:
l. Altmış yaşını doldurmuş olanlar,
2.Bedensel özürleri veya sürekli hastalıkları sebebiyle bu
görevi güçlükle yapabilecek olanlar,
3. Dörtten çok çocuğun velisi olanlar,
4. Üzerinde vasilik görevi olanlar,
5. Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Bakanlar
Kurulu üyeleri, hâkimlik ve savcılık mesleği mensupları.
VI. Vasiliğe engel olan sebepler
Madde 418- Aşağıdaki kişiler vasi olamazlar:
1. Kısıtlılar,
2. Kamu hizmetinden yasaklılar veya haysiyetsiz hayat sürenler,
3. Menfaati kendisine vasi atanacak kişinin menfaati ile önemli
ölçüde çatışanlar veya onunla aralarında düşmanlık
bulunanlar,
4. İlgili vesayet daireleri hâkimleri.
B. Atama usulü
I. Vasinin atanması
Madde 419- Vesayet makamı, gecikmeksizin vasi atamakla
yükümlüdür.
Gerek duyulduğunda henüz ergin olmayanların da kısıtlanmasına
karar verilebilir; ancak, kısıtlama kararı ergin olduktan sonra
sonuç doğurur.
Kısıtlanan ergin çocuklar kural olarak vesayet altına
alınmayıp velâyet altında bırakılır.
II. Geçici önlemler
Madde 420- Vesayet işleri zorunlu kıldığı takdirde vesayet
makamı, vasinin atanmasından önce de re'sen gerekli önlemleri
alır; özellikle, kısıtlanması istenen kişinin fiil ehliyetini
geçici olarak kaldırabilir ve ona bir temsilci atayabilir.
Vesayet makamının kararı ilân olunur.
III. Tebliğ ve ilân
Madde 421- Atama kararı vasiye hemen tebliğ olunur.
Kısıtlamaya ve vasi atanmasına veya kısıtlanan velâyet
altında bırakılmışsa buna ilişkin karar, kısıtlının
yerleşim yerinde ve nüfusa kayıtlı olduğu yerde ilân olunur.
IV. Kaçınma ve itiraz
1.
Usul
Madde 422- Vasiliğe atanan kişi, bu durumun kendisine
tebliğinden başlayarak on gün içinde vasilikten kaçınma hakkını
kullanabilir.
İlgili olan herkes, vasinin atandığını öğrendiği günden
başlayarak on gün içinde atamanın kanuna aykırı olduğunu ileri
sürebilir.
Vesayet makamı, vasilikten kaçınma veya itiraz sebebini yerinde
görürse yeni bir vasi atar; yerinde görmediği takdirde, bu
konudaki görüşü ile birlikte gerekli kararı vermek üzere durumu
denetim makamına bildirir.
2.
Geçici görev
Madde 423- Vasiliğe atanan kimse, vasilikten kaçınmış veya
atanmasına itiraz edilmiş olsa bile, yerine bir başkası
atanıncaya kadar vasiye ait görevleri yerine getirmekle yükümlüdür.
3.
Karar
Madde 424- Denetim makamı, vereceği kararı vasiliğe atanmış
olan kimseye ve vesayet makamına bildirir.
Vasiliğe atananın görevden alınması hâlinde vesayet makamı,
hemen yeni bir vasi atar.
V. Görevin verilmesi
Madde 425- Atama kararı kesinleşince vesayet makamı vasinin
göreve başlaması için gerekli işlemleri yapar.
BEŞİNCİ AYIRIM
KAYYIMLIK VE YASAL
DANIŞMANLIK
A. Kayyımlığı gerektiren hâller
I. Temsil
Madde 426- Vesayet makamı, aşağıda yazılı olan veya kanunda
gösterilen diğer hâllerde ilgilisinin isteği üzerine veya re'sen
temsil kayyımı atar:
1. Ergin bir kişi, hastalığı, başka bir yerde bulunması veya
benzeri bir sebeple ivedi bir işini kendisi görebilecek veya bir
temsilci atayabilecek durumda değilse,
2. Bir işte yasal temsilcinin menfaati ile küçüğün veya
kısıtlının menfaati çatışıyorsa,
3. Yasal temsilcinin görevini yerine getirmesine bir engel varsa.
II. Yönetim
1.
Kanun gereği
Madde 427- Vesayet makamı, yönetimi kimseye ait olmayan mallar
için gereken önlemleri alır ve özellikle aşağıdaki hâllerde
bir yönetim kayyımı atar:
1. Bir kimse uzun süreden beri bulunamaz ve oturduğu yer de
bilinemezse,
2. Vesayet altına alınması için yeterli bir sebep bulunmamakla
beraber, bir kişi malvarlığını kendi başına yönetmek veya
bunun için temsilci atamak gücünden yoksunsa,
3. Bir terekede mirasçılık hakları henüz belli değilse veya
ceninin menfaatleri gerekli kılarsa,
4. Bir tüzel kişi gerekli organlardan yoksun kalmış ve
yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa,
5. Bir hayır işi veya genel yarar amacı güden başka bir iş
için halktan toplanan para ve sair yardımı yönetme veya harcama
yolu sağlanamamışsa.
2.
İstek üzerine
Madde 428- İsteğe bağlı kısıtlama sebeplerinden biri varsa,
ergin bir kişiye kendi isteği üzerine bir kayyım atanabilir.
B. Yasal danışmanlık
Madde 429- Kısıtlanması için yeterli sebep bulunmamakla
beraber korunması bakımından fiil ehliyetinin sınırlanması
gerekli görülen ergin bir kişiye aşağıdaki işlerde görüşü
alınmak üzere bir yasal danışman atanır:
1. Dava açma ve sulh olma,
2. Taşınmazların alımı, satımı, rehnedilmesi ve bunlar
üzerinde başka bir aynî hak kurulması,
3. Kıymetli evrakın alımı, satımı ve rehnedilmesi,
4. Olağan yönetim sınırları dışında kalan yapı işleri,
5. Ödünç verme ve alma,
6. Ana parayı alma,
7. Bağışlama,
8. Kambiyo taahhüdü altına girme,
9. Kefil olma.
Aynı koşullar altında bir kimsenin malvarlığını yönetme
yetkisi, gelirlerinde dilediği gibi tasarruf hakkı saklı kalmak
üzere kaldırılabilir.
C. Yetki
Madde 430- Temsil kayyımı, kendisine kayyım atanacak kimsenin
yerleşim yeri vesayet makamı tarafından atanır.
Yönetim kayyımı, malvarlığının büyük bölümünün
yönetildiği veya temsil edilen kimsenin payına düşen malların
bulunduğu yer vesayet makamı tarafından atanır.
D. Usul
Madde 431- Vasinin atanması usulüne ilişkin kurallar, kayyım
ve yasal danışmanın atanmasında da uygulanır.
Kayyım veya yasal danışman atanmasına ilişkin karar, ancak
vesayet makamının gerekli görmesi hâlinde ilân olunur.
ALTINCI AYIRIM
KORUMA AMACIYLA ÖZGÜRLÜĞÜN
KISITLANMASI
A. Koşulları
Madde 432- Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veya
uyuşturucu Madde bağımlılığı, ağır tehlike arzeden bulaşıcı
hastalık veya serserilik sebeplerinden biriyle toplum için tehlike
oluşturan her ergin kişi, kişisel korunmasının başka şekilde
sağlanamaması hâlinde, tedavisi, eğitimi veya ıslahı için
elverişli bir kuruma yerleştirilir veya alıkonulabilir.
Görevlerini yaparlarken bu sebeplerden birinin varlığını öğrenen
kamu görevlileri, bu durumu hemen yetkili vesayet makamına
bildirmek zorundadırlar.
Bu konuda kişinin çevresine getirdiği külfet de göz önünde
tutulur.
İlgili kişi durumu elverir elvermez kurumdan çıkarılır.
B. Yetki
Madde 433- Yerleştirme veya alıkoymaya karar verme yetkisi,
ilgilinin yerleşim yeri veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde
bulunduğu yer vesayet makamına aittir.
Yerleştirme veya alıkoymaya karar veren vesayet makamı,
kurumdan çıkarmaya da yetkilidir.
C. Bildirim yükümlülüğü
Madde 434- Kısıtlı bir kişi bir kuruma yerleştirildiği veya
alıkonulduğu ya da ergin bir kişi hakkında vesayete ilişkin
diğer önlemlerin alınmasına gerek görüldüğü takdirde,
kişinin bulunduğu yer vesayet makamı veya özel kanunlarda
öngörülen ilgililer, durumu yerleşim yeri vesayet makamına
bildirmekle yükümlüdürler.
D. İtiraz
Madde 435- Kuruma yerleştirilen kişi veya yakınları, verilen
karara karşı kendilerine bildirilmesinden başlayarak on gün
içinde denetim makamına itiraz edebilirler.
Bu hak, kurumdan çıkarılma isteminin reddi hâlinde de
kullanılabilir.
E. Usul
I. Genel olarak
Madde 436- Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması,
aşağıdaki kurallar saklı kalmak üzere, Hukuk Usulü Muhakemeleri
Kanununa tâbidir:
1. Karar verilirken ilgilinin bunun sebepleri hakkında
bilgilendirilmesi ve karara karşı denetim makamına itiraz
edebileceğine yazılı olarak dikkatinin çekilmesi zorunludur.
2. Bir kuruma yerleştirilen kişiye, alıkonulma kararına veya
kurumdan çıkarılma isteminin reddine karşı en geç on gün
içinde denetim makamına itiraz edebileceği derhal yazılı olarak
bildirilir.
3. Mahkeme kararını gerektiren her istem, gecikmeksizin yetkili
hâkime ulaştırılır.
4. Yerleştirme kararı veren vesayet makamı veya hâkim durumun
özelliklerine göre bu istemin görüşülmesini erteleyebilir.
5. Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol veya uyuşturucu
Madde bağımlılığı, ağır tehlike arzeden bulaşıcı hastalığı
olanlar hakkında, ancak resmî sağlık kurulu raporu alındıktan
sonra karar verilebilir. Vesayet makamının daha önceden
bilirkişiye başvurmuş olması hâlinde denetim makamı bundan
vazgeçebilir.
II. Yargılama usulü
Madde 437- Hâkim, basit yargılama usulüne göre karar verir.
Gerektiğinde ilgili kişiye adlî yardım sağlanır.
Hâkim, karar verirken ilgili kişiyi dinler.
İKİNCİ BÖLÜM
VESAYETİN YÜRÜTÜLMESİ
BİRİNCİ AYIRIM
VASİNİN GÖREVLERİ
A. Göreve başlama
I. Defter tutma
Madde 438- Vasiliğe atanma kararının kesinleşmesi üzerine
vasi ile vesayet makamının görevlendireceği bir kişi tarafından,
vakit geçirilmeksizin, yönetilecek malvarlığının defteri
tutulur.
Vesayet altındaki kişi ayırt etme gücüne sahipse, olanak
bulunduğu takdirde defter tutulurken hazır bulundurulur.
Koşullar gerektirdiği takdirde denetim makamı, vasi ve vesayet
makamının isteği üzerine vesayet altındaki kişinin
malvarlığının resmî defterinin tutulmasına karar verebilir. Bu
defter, mirastaki resmî defterin alacaklılara karşı doğurduğu
sonuçları doğurur ve oradaki usul uyarınca tutulur.
II. Değerli şeylerin saklanması
Madde 439- Kıymetli evrak, değerli eşya, önemli belge ve
benzerleri, malvarlığının yönetimi bakımından bir sakınca
yoksa, vesayet makamının gözetimi altında güvenli bir yere
konulur.
III. Taşınırların satılması
Madde 440- Vesayet altındaki kişinin menfaati gerektirirse
değerli şeylerin dışındaki taşınırlar, vesayet makamının
vereceği talimat uyarınca, açık artırma ile satılır. Hâkim,
özel durumları, taşınırın niteliğini veya değerinin azlığını
göz önüne alarak pazarlıkla satışa da karar verebilir.
Vesayet altındaki kişinin kendisi veya ailesi için özel bir
değer taşıyan şeyler, zorunluluk olmadıkça satılamaz.
IV. Paraların yatırılması
1.Yatırma
zorunluluğu
Madde 441- Vesayet altındaki kişinin kendisi veya malvarlığının
yönetimi için gerekli olmayan paralar, faiz getirmek üzere,
vesayet makamı tarafından belirlenen millî bir bankaya yatırılır
veya Hazine tarafından çıkarılan menkul kıymetlere çevrilir.
Paranın yatırılmasını bir aydan fazla geciktiren vasi, faiz
kaybını ödemekle yükümlüdür.
2.
Yatırımların dönüştürülmesi
Madde 442- Yeteri kadar güven verici olmayan yatırımlar,
güvenli yatırımlara dönüştürülür.
Dönüştürme işleminin uygun zamanda ve vesayet altındaki
kişinin menfaati gözetilerek yapılması gerekir.
V. Ticarî ve sınaî işletmeler
Madde 443- Vesayet altındaki kişinin malvarlığı içinde
ticarî, sınaî veya benzeri bir işletme varsa; vesayet makamı,
bunların işletilmesinin devamı veya tasfiyesi için gerekli
talimatı verir.
VI. Taşınmazların satılması
Madde 444- Taşınmazların satışı, vesayet makamının
talimatı uyarınca ve ancak vesayet altındaki kişinin menfaati
gerekli kıldığı hâllerde mümkündür.
Satış, vesayet makamının bu iş için görevlendireceği bir
kişi tarafından vasi de hazır olduğu hâlde açık artırmayla
yapılır ve ihale vesayet makamının onamasıyla tamam olur;
onamaya ilişkin kararın ihale gününden başlayarak on gün içinde
verilmesi gerekir.
Ancak denetim makamı, istisnaî olarak özel durumları,
taşınmazın niteliğini veya değerinin azlığını göz önüne
alarak pazarlıkla satışa da karar verebilir.
B. Özen ve temsil
I. Kişiye özen
1.
Küçüklerde
a.
Genel olarak
Madde 445- Vesayet altındaki kişi küçük ise, vasi onun bakımı
ve eğitimi için gereken önlemleri almakla yükümlüdür.
Vesayet dairelerinin yetkilerine ilişkin hükümler saklı kalmak
kaydıyla, vasi bu konuda ana ve babanın yetkilerine sahiptir.
b.
Koruma amacıyla özgürlüğün kısıtlanması
Madde 446- Küçüklerin koruma amacıyla bir kuruma
yerleştirilmesine vasinin başvurusu üzerine vesayet makamı veya
gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde bizzat vasi karar verir ve
durumu derhâl vesayet makamına bildirir.
Bunun dışında usul ve yetkiyle ilgili konularda kısıtlı
olsun veya olmasın erginlerin korunması amacıyla özgürlüklerinin
kısıtlanmasına ilişkin hükümler uygulanır.
Onaltı yaşını doldurmamış çocuk bu konuda mahkemeye bizzat
başvuramaz.
2.
Kısıtlılarda
Madde 447- Vasi, kısıtlıyı korumak ve bütün kişisel
işlerinde ona yardım etmekle yükümlüdür.
Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde vasi, koruma amacıyla
özgürlüğün kısıtlanmasına ilişkin hükümlere göre
kısıtlıyı bir kuruma yerleştirebilir veya orada alıkoyabilir ve
durumu derhal vesayet makamına bildirir.
II. Temsil
1.
Genel olarak
Madde 448- Vesayet dairelerinin yetkilerine ilişkin hükümler
saklı kalmak kaydıyla vasi, vesayet altındaki kişiyi bütün
hukukî işlemlerinde temsil eder.
2.
Yasak işlemler
Madde 449- Vesayet altındaki kişi adına kefil olmak, vakıf
kurmak ve önemli bağışlarda bulunmak yasaktır.
3.
Vesayet altındaki kişinin görüşünün alınması
Madde 450- Vesayet altındaki kişi görüşlerini oluşturma ve
açıklama yeteneğine sahipse, vasi önemli işlerde karar vermeden
önce olanak ölçüsünde, onun görüşünü almakla yükümlüdür.
Vesayet altındaki kişinin işi uygun bulmuş olması vasiyi
sorumluluktan kurtarmaz.
4.
Vesayet altındaki kişinin yapabileceği işler
a.
Vasinin rızası
Madde 451- Ayırt etme gücüne sahip olan vesayet altındaki
kişi, vasinin açık veya örtülü izni veya sonraki onamasıyla
yükümlülük altına girebilir veya bir haktan vazgeçebilir.
Yapılan işlem diğer tarafın belirlediği veya başvurusu
üzerine hâkimin belirleyeceği uygun bir süre içinde onanmazsa,
diğer taraf bununla bağlı olmaktan kurtulur.
b.
Onamamanın sonucu
Madde 452- Vasinin onamadığı işlemlerde taraflardan her biri
verdiğini geri isteyebilir. Ancak, vesayet altındaki kişi, sadece
kendi menfaatine harcanan veya geri isteme zamanında malvarlığında
mevcut olan zenginleşme tutarıyla ya da iyiniyetli olmaksızın
elden çıkarmış olduğu miktarla sorumludur.
Vesayet altındaki kişi, fiil ehliyetine sahip olduğu hususunda
diğer tarafı yanıltmış ise, onun bu yüzden uğradığı
zarardan sorumlu olur.
5.
Meslek veya sanat
Madde 453- Vesayet altındaki kişiye vesayet makamı tarafından
bir meslek veya sanatın yürütülmesi için izin verilmiş ise, o
kişi bununla ilgili her türlü olağan işlemleri yapmaya
yetkilidir ve bu tür işlemlerden dolayı bütün malvarlığı ile
sorumludur.
C. Malvarlığının yönetilmesi
I. Yönetim ve hesap tutma yükümlülüğü
Madde 454- Vasi, vesayet altındaki kişinin malvarlığını iyi
bir yönetici gibi özenle yönetmek zorundadır.
Vasi, yönetimle ilgili hesap tutmak ve vesayet makamının
belirlediği tarihlerde ve her hâlde yılda bir defa hesabı onun
incelemesine sunmakla yükümlüdür.
Vesayet altındaki kişi görüşlerini oluşturma ve açıklama
yeteneğine sahip ise, hesabın hâkim tarafından incelenmesi
sırasında olanak ölçüsünde hazır bulundurulur.
II. Serbest mallar
Madde 455- Vesayet altındaki kişi, kendi tasarrufuna bırakılmış
olan mallar ile vasinin izniyle çalışarak kazandığı malları
serbestçe yönetir ve kullanır.
D. Görevin süresi
Madde 456- Vasi, kural olarak iki yıl için atanır.
Vesayet makamı, bu süreyi her defasında ikişer yıl
uzatabilir.
Dört yıl dolunca vasi, vasilikten kaçınma hakkını
kullanabilir.
E. Vasinin ücreti
Madde 457 - Vasi, vesayet altındaki kişinin malvarlığından,
olanak bulunmadığı takdirde Hazineden karşılanmak üzere
kendisine bir ücret verilmesini isteyebilir. Ödenecek ücret,
yönetimin gerektirdiği emek ve yönetilen malvarlığının geliri
göz önünde tutulmak suretiyle her hesap dönemi için vesayet
makamı tarafından belirlenir.
İKİNCİ AYIRIM
KAYYIMIN GÖREVLERİ
A. Kayyımın konumu
Madde 458- Bir kimseye kayyım atanması onun fiil ehliyetini
etkilemez. Yasal danışmanlığa ilişkin hükümler saklıdır.
Kayyımın görev süresi ve ücreti vesayet makamı tarafından
belirlenir.
B. Kayyımlığın kapsamı
I. Belli bir iş
Madde 459- Belli bir iş için görevlendirilmiş olan kayyım,
vesayet makamının talimatına aynen uymak zorundadır.
II. Malvarlığının yönetimi
Madde 460- Kayyım bir malvarlığının yönetimi ve gözetimi
ile görevlendirilmiş ise, yalnız o malvarlığının yönetim ve
korunması için gerekli olan işleri yapabilir.
Kayyımın, bunun dışındaki işleri yapabilmesi, temsil
olunanın vereceği özel yetkiye, temsil olunan bu yetkiyi verecek
durumda değilse vesayet makamının iznine bağlıdır.
ÜÇÜNCÜ AYIRIM
VESAYET DAİRELERİNİN
GÖREVLERİ
A. Şikâyet ve itiraz
Madde 461- Ayırt etme gücüne sahip olan vesayet altındaki kişi
ve her ilgili, vasinin eylem ve işlemlerine karşı vesayet makamına
şikâyette bulunabilir.
Vesayet makamının kararlarına karşı tebliğ gününden
başlayarak on gün içinde denetim makamına itiraz edilebilir.
B. İzin
I. Vesayet makamından
Madde 462- Aşağıdaki hâllerde vesayet makamının izni
gereklidir:
1. Taşınmazların alımı, satımı, rehnedilmesi ve bunlar
üzerinde başka bir aynî hak kurulması,
2. Olağan yönetim ve işletme ihtiyaçları dışında kalan
taşınır veya diğer hak ve değerlerin alımı, satımı, devri ve
rehnedilmesi,
3. Olağan yönetim sınırlarını aşan yapı işleri,
4. Ödünç verme ve alma,
5. Kambiyo taahhüdü altına girme,
6. Bir yıl veya daha uzun süreli ürün ve üç yıl veya daha
uzun süreli taşınmaz kirası sözleşmeleri yapılması,
7. Vesayet altındaki kişinin bir sanat veya meslekle uğraşması,
8. Acele hâllerde vasinin geçici önlemler alma yetkisi saklı
kalmak üzere, dava açma, sulh olma, tahkim ve konkordato yapılması,
9. Mal rejimi sözleşmeleri, mirasın paylaştırılması ve
miras payının devri sözleşmeleri yapılması,
10. Borç ödemeden aciz beyanı,
11. Vesayet altındaki kişi hakkında hayat sigortası yapılması,
12. Çıraklık sözleşmesi yapılması,
13. Vesayet altındaki kişinin bir eğitim, bakım veya sağlık
kurumuna yerleştirilmesi,
14. Vesayet altındaki kişinin yerleşim yerinin değiştirilmesi.
II. Denetim makamından
Madde 463- Aşağıdaki hâllerde vesayet makamının izninden
sonra denetim makamının da izni gereklidir:
1. Vesayet altındaki kişinin evlât edinmesi veya evlât
edinilmesi,
2. Vesayet altındaki kişinin vatandaşlığa girmesi veya
çıkması,
3. Bir işletmenin devralınması veya tasfiyesi, kişisel
sorumluluğu gerektiren bir ortaklığa girilmesi veya önemli bir
sermaye ile bir şirkete ortak olunması,
4. Ömür boyu aylık veya gelir bağlama veya ölünceye kadar
bakma sözleşmeleri yapılması,
5. Mirasın kabulü, reddi veya miras sözleşmesi yapılması,
6. Küçüğün ergin kılınması,
7. Vesayet altındaki kişi ile vasi arasında sözleşme
yapılması.
C. Rapor ve hesapların incelenmesi
Madde 464- Vesayet makamı, vasinin belli dönemlerde vereceği
rapor ve hesapları inceler; gerekli gördüğü hâllerde bunların
tamamlanması veya düzeltilmesini ister.
Vesayet makamı, rapor ve hesapları kabul veya reddeder;
gerektiğinde vesayet altındaki kişinin menfaatini korumak için
uygun önlemleri alır.
D. İznin bulunmaması
Madde 465- Kanunen gerektiği hâlde vasinin yetkili vesayet
dairelerinin iznini almadan yapmış olduğu işlemler, vesayet
altındaki kişinin vasinin izni olmaksızın yaptığı işlem
hükmündedir.
DÖRDÜNCÜ AYIRIM
VESAYET ORGANLARININ
SORUMLULUĞU
A. Özen yükümü
Madde 466- Vesayet organları ve vesayet işleriyle
görevlendirilmiş olan diğer kişiler, bu görevlerini yerine
getirirlerken iyi bir yönetimin gerektirdiği özeni göstermekle
yükümlüdürler.
B. Vasinin sorumluluğu
Madde 467- Vasi, görevini yerine getirirken kusurlu davranışıyla
vesayet altındaki kişiye verdiği zarardan sorumludur.
Kayyım ve yasal danışmanlar hakkında da aynı hüküm
uygulanır.
C. Devletin sorumluluğu
Madde 468- Devlet, vesayet dairelerinde görevli olanların hukuka
aykırı olarak sebebiyet verdikleri zararlardan doğrudan doğruya
sorumlu olduğu gibi; vasi, kayyım ve yasal danışmanlara tazmin
ettirilemeyen zararlardan da sorumludur.
Zararı tazmin eden Devlet, zararın meydana gelmesinde kusurlu
olanlara rücu eder.
Zararın doğmasına kusurları ile sebep olanlar, rücu hakkını
kullanan Devlete karşı müteselsilen sorumludurlar.
D. Görev ve yetki
Madde 469- Devletin vesayet dairelerinde görevli kişilere karşı
rücu davasına bakmaya, vesayet dairelerinin bulunduğu yere en
yakın asliye mahkemesi yetkilidir.
Vesayetle ilgili tazminat ve diğer rücu davaları vesayet
dairelerinin bulunduğu yer asliye mahkemesinde görülür.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
VESAYETİN SONA ERMESİ
BİRİNCİ AYIRIM
VESAYETİ GEREKTİREN
HÂLLERİN SONA ERMESİ
A. Küçüklerde
Madde 470- Küçük üzerindeki vesayet, onun ergin olmasıyla
kendiliğinden sona erer.
Erginliğe mahkemece karar verilmiş ise, mahkeme aynı zamanda
küçüğün hangi tarihte ergin olacağını tespit ve ilân eder.
B. Hükümlülerde
Madde 471- Özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûmiyet
sebebiyle kısıtlı bulunan kişi üzerindeki vesayet, hapis hâlinin
sona ermesiyle kendiliğinden ortadan kalkar.
C. Diğer kısıtlılarda
I. Kaldırılması
Madde 472- Diğer kısıtlılar üzerindeki vesayet, yetkili
vesayet makamının kararıyla sona erer.
Vesayeti gerektiren sebebin ortadan kalkması üzerine vesayet
makamı vesayetin sona ermesine karar verir.
Kısıtlı ve ilgililerden her biri, vesayetin kaldırılması
isteminde bulunabilir.
II. Usulü
1.
İlân
Madde 473- Kısıtlama ilân edilmişse, kaldırılması da ilân
olunur.
Fiil ehliyetinin yeniden kazanılması, ilânın yapılmasına
bağlı değildir.
2.
Akıl hastalığı veya akıl zayıflığında
Madde 474- Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı yüzünden
kısıtlanmış olan kişi üzerindeki vesayetin kaldırılmasına,
ancak kısıtlama sebebinin ortadan kalkmış olduğunun resmî
sağlık kurulu raporu ile belirlenmesi hâlinde karar verilebilir.
3.
Savurganlık, alkol veya uyuşturucu Madde bağımlılığı, kötü
yaşama tarzı, kötü yönetimde
Madde 475- Savurganlığı, alkol veya uyuşturucu Madde
bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü
yönetmesi sebebiyle kısıtlanmış olan kişinin vesayetin
kaldırılmasını isteyebilmesi, en az bir yıldan beri vesayet
altına alınmasını gerektiren sebeple ilgili olarak bir şikâyete
meydan vermemiş olmasına bağlıdır.
4.
İstek üzerine kısıtlamada
Madde 476- Kendi isteğiyle kısıtlanmış olan kişi üzerindeki
vesayetin kaldırılması, kısıtlamayı gerektiren sebebin ortadan
kalkmasına bağlıdır.
D. Kayyımlıkta ve yasal danışmanlıkta
I. Genel olarak
Madde 477- Temsil kayyımlığı, kayyımın yapmakla
görevlendirildiği işin bitirilmesiyle sona erer.
Yönetim kayyımlığı, kayyımın atanmasını gerektiren
sebebin ortadan kalkması veya kayyımın görevden alınmasıyla
sona erer.
Yasal danışmanlık, vesayetin kaldırılmasına ilişkin
hükümler uyarınca vesayet makamının kararıyla sona erer.
II. İlân
Madde 478- Atamanın ilân edilmiş olması veya vesayet makamının
gerekli görmesi hâllerinde, kayyımlığın sona erdiği de ilân
olunur.
İKİNCİ AYIRIM
VASİLİK GÖREVİNİN SONA
ERMESİ
A. Fiil ehliyetinin yitirilmesi ve ölüm
Madde 479- Vasilik görevi, vasinin fiil ehliyetini yitirmesi veya
ölümüyle sona erer.
B. Sürenin sona ermesi ve uzatılmaması
I. Sürenin dolması
Madde 480- Vasilik görevi, uzatılmadığı takdirde, sürenin
dolmasıyla sona erer.
II. Engelin veya kaçınma sebebinin ortaya
çıkması
Madde 481- Vasi, vasiliğe engel bir sebebin ortaya çıkması
hâlinde görevinden çekilmek zorundadır.
Vasi, bir kaçınma sebebi ortaya çıktığı takdirde sürenin
bitiminden önce görevinden alınmasını isteyebilir; ancak, önemli
sebeplerin varlığı hâlinde görevine devam etmek zorundadır.
III. Göreve devam zorunluluğu
Madde 482- Görevi sona eren vasi, yenisi göreve başlayıncaya
kadar zorunlu işleri yapmakla yükümlüdür.
C. Görevden alınma
I. Sebepleri
Madde 483- Vasi, görevini ağır surette savsaklar, yetkilerini
kötüye kullanır veya güveni sarsıcı davranışlarda bulunur ya
da borç ödemede acze düşerse, vesayet makamı tarafından
görevden alınır.
Vasinin görevini yapmakta yetersizliği sebebiyle vesayet
altındaki kişinin menfaatleri tehlikeye düşerse, vesayet makamı
kusuru olmasa bile vasiyi görevden alabilir.
II. Usulü
1.
İstek üzerine veya re'sen
Madde 484- Ayırt etme gücüne sahip olan vesayet altındaki kişi
veya her ilgili, vasinin görevden alınmasını isteyebilir.
Görevden alınmayı gerektiren sebebin varlığını başka bir
yoldan öğrenen vesayet makamı, vasiyi re'sen görevden almakla
yükümlüdür.
2.
Araştırma ve uyarı
Madde 485- Vesayet makamı, ancak gerekli araştırmayı yaptıktan
ve vasiyi dinledikten sonra onu görevden alabilir.
Vesayet makamı, ağır olmayan hâllerde vasiye görevden
alınacağı konusunda uyarıda bulunur.
3.
Geçici önlemler
Madde 486- Gecikmesinde tehlike bulunan hâllerde vesayet makamı,
vasiye geçici olarak işten el çektirip bir kayyım atayabileceği
gibi; gerekirse muhtemel zararı göz önünde bulundurarak vasinin
mallarına ihtiyati haciz koyabilir ve tutuklanmasını da
isteyebilir.
4.
Diğer önlemler
Madde 487- Vesayet makamı, görevden alma ve uyarıda bulunmanın
yanı sıra, vesayet altındaki kişinin korunması için gerekli
diğer önlemleri de almakla yükümlüdür.
5.
İtiraz
Madde 488- İlgililer, vesayet makamının kararlarına karşı,
tebliğ gününden başlayarak on gün içinde denetim makamına
itiraz edebilirler. Denetim makamı, gerektiğinde duruşma da
yaparak bu itirazı kesin karara bağlar.
ÜÇÜNCÜ AYIRIM VESAYETİN SONA ERMESİNİN
SONUÇLARI
A. Kesin hesap ve malvarlığının teslimi
Madde 489- Görevi sona eren vasi, yönetimle ilgili son raporu ve
kesin hesabı vesayet makamına vermekle yükümlü olduğu gibi;
malvarlığını vesayet altındaki kişiye, mirasçılarına veya
yeni vasiye teslim edilmek üzere hazır bulundurmak zorundadır.
B. Rapor ve hesabın incelenmesi
Madde 490- Son rapor ve kesin hesap belli zamanlarda verilen rapor
ve hesaplar gibi vesayet makamı tarafından incelenir ve onaylanır.
C. Vasinin görevine son verilmesi
Madde 491- Son rapor ve kesin hesap onaylandıktan ve malvarlığı
vesayet altındaki kişiye, mirasçılarına veya yeni vasiye teslim
edildikten sonra, vesayet makamı vasinin görevinin sona erdiğine
karar verir.
Vesayet makamı, son rapor ve kesin hesabın onaylanması veya
reddi konusundaki kararı ile birlikte kesin hesabı vesayet
altındaki kişiye, mirasçılarına veya yeni vasiye, tazminat
davası açma hakları bulunduğunu da belirtmek suretiyle tebliğ
eder. Bu tebliğde vasinin görevine son verildiği de belirtilir.
D. Sorumluluk davasında zamanaşımı
I. Olağan zamanaşımı
Madde 492- Sorumlu vasi ve kayyıma karşı açılacak tazminat
davası kesin hesabın tebliğ edildiği tarihten başlayarak bir yıl
geçmekle zamanaşımına uğrar.
Tazmin ettirilemeyen zararlar için Devlete karşı açılacak
tazminat davasının zamanaşımı süresi, zararın vasi, kayyım ve
yasal danışmana tazmin ettirilemeyeceğinin anlaşılmasından
başlayarak bir yıldır.
Vesayet dairelerinde görevli olanların sebebiyet verdikleri
zararlardan dolayı Devlete karşı açılacak davaların zamanaşımı
genel hükümlere tâbidir.
Devletin rücu davası, rücu hakkının doğumunun üzerinden bir
yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
II. Olağanüstü zamanaşımı
Madde 493- Olağan zamanaşımı süresi işlemeye başlamadan
önce zarar gören tarafından bilinmesi veya anlaşılması olanağı
bulunmayan bir hesap yanlışlığına veya bir sorumluluk sebebine
dayanan tazminat davası, hesap yanlışlığının veya sorumluluk
sebebinin öğrenilmesinden başlayarak bir yıl içinde açılabilir.
Vesayetten doğan tazminat davaları, her hâlde kesin hesabın
tebliğinin üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
E. Vesayet altındaki kişinin alacağı
Madde 494- Vesayet altındaki kişinin vasi veya Devlete karşı
alacakları imtiyazlı alacaktır.
ÜÇÜNCÜ KİTAP
MİRAS HUKUKU
BİRİNCİ KISIM
MİRASÇILAR
BİRİNCİ BÖLÜM
YASAL MİRASÇILAR
A. Kan hısımları
I. Altsoy
Madde 495- Mirasbırakanın birinci derece mirasçıları, onun
altsoyudur.
Çocuklar eşit olarak mirasçıdırlar.
Mirasbırakandan önce ölmüş olan çocukların yerini, her
derecede halefiyet yoluyla kendi altsoyları alır.
II. Ana ve baba
Madde 496- Altsoyu bulunmayan mirasbırakanın mirasçıları, ana
ve babasıdır. Bunlar eşit olarak mirasçıdırlar.
Mirasbırakandan önce ölmüş olan ana ve babanın yerlerini,
her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoyları alır.
Bir tarafta hiç mirasçı bulunmadığı takdirde, bütün miras
diğer taraftaki mirasçılara kalır.
III. Büyük ana ve büyük baba
Madde 497- Altsoyu, ana ve babası ve onların altsoyu bulunmayan
mirasbırakanın mirasçıları, büyük ana ve büyük babalarıdır.
Bunlar, eşit olarak mirasçıdırlar.
Mirasbırakandan önce ölmüş olan büyük ana ve büyük
babaların yerlerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoyları
alır.
Ana veya baba tarafından olan büyük ana ve büyük babalardan
biri altsoyu bulunmaksızın mirasbırakandan önce ölmüşse, ona
düşen pay aynı taraftaki mirasçılara kalır.
Ana veya baba tarafından olan büyük ana ve büyük babaların
ikisi de altsoyları bulunmaksızın mirasbırakandan önce
ölmüşlerse, bütün miras diğer taraftaki mirasçılara kalır.
Sağ kalan eş varsa, büyük ana ve büyük babalardan birinin
mirasbırakandan önce ölmüş olması hâlinde, payı kendi
çocuğuna; çocuğu yoksa o taraftaki büyük ana ve büyük babaya;
bir taraftaki büyük ana ve büyük babanın her ikisinin de ölmüş
olmaları hâlinde onların payları diğer tarafa geçer.
IV. Evlilik dışı hısımlar
Madde 498- Evlilik dışında doğmuş ve soybağı, tanıma veya
hâkim hükmüyle kurulmuş olanlar, baba yönünden evlilik içi
hısımlar gibi mirasçı olurlar.
B. Sağ kalan eş
Madde 499- Sağ kalan eş, birlikte bulunduğu zümreye göre
mirasbırakana aşağıdaki oranlarda mirasçı olur:
1. Mirasbırakanın altsoyu ile birlikte mirasçı olursa, mirasın
dörtte biri,
2. Mirasbırakanın ana ve baba zümresi ile birlikte mirasçı
olursa, mirasın yarısı,
3. Mirasbırakanın büyük ana ve büyük babaları ve onların
çocukları ile birlikte mirasçı olursa, mirasın dörtte üçü,
bunlar da yoksa mirasın tamamı eşe kalır.
C. Evlâtlık
Madde 500- Evlâtlık ve altsoyu, evlât edinene kan hısımı
gibi mirasçı olurlar. Evlâtlığın kendi ailesindeki mirasçılığı
da devam eder.
Evlât edinen ve hısımları, evlâtlığa mirasçı olmazlar.
D. Devlet
Madde 501- Mirasçı bırakmaksızın ölen kimsenin mirası
Devlete geçer.
İKİNCİ BÖLÜM
ÖLÜME BAĞLI TASARRUFLAR
BİRİNCİ AYIRIM
TASARRUF EHLİYETİ
A. Ehliyet
I. Vasiyette
Madde 502- Vasiyet yapabilmek için ayırt etme gücüne sahip ve
onbeş yaşını doldurmuş olmak gerekir.
II. Miras sözleşmesinde
Madde 503- Miras sözleşmesi yapabilmek için ayırt etme gücüne
sahip ve ergin olmak, kısıtlı bulunmamak gerekir.
B. İrade sakatlığı
Madde 504- Mirasbırakanın yanılma, aldatma, korkutma veya
zorlama etkisi altında yaptığı ölüme bağlı tasarruf
geçersizdir. Ancak, mirasbırakan yanıldığını veya
aldatıldığını öğrendiği ya da korkutma veya zorlamanın
etkisinden kurtulduğu günden başlayarak bir yıl içinde
tasarruftan dönmediği takdirde tasarruf geçerli sayılır.
Ölüme bağlı tasarrufta kişinin veya şeyin belirtilmesinde
açık yanılma hâlinde mirasbırakanın gerçek arzusu kesin olarak
tespit edilebilirse, tasarruf bu arzuya göre düzeltilir.
İKİNCİ AYIRIM
TASARRUF ÖZGÜRLÜĞÜ
A. Tasarruf edilebilir kısım
I. Kapsamı
Madde 505- (Değişik birinci fıkra: 4/5/2007-5650/1 md.) Mirasçı
olarak altsoyu, ana ve babası veya eşi bulunan miras bırakan,
mirasının saklı paylar dışında kalan kısmında ölüme bağlı
tasarrufta bulunabilir.
Bu mirasçılardan hiç biri yoksa, mirasbırakan mirasının
tamamında tasarruf edebilir.
II. Saklı pay
Madde 506- Saklı pay aşağıdaki oranlardan ibarettir:
1. Altsoy için yasal miras payının yarısı,
2. Ana ve babadan her biri için yasal miras payının dörtte
biri,
3. (Mülga: 4/5/2007-5650/2 md.)
4. Sağ kalan eş için, altsoy veya ana ve baba zümresiyle
birlikte mirasçı olması hâlinde yasal miras payının tamamı,
diğer hâllerde yasal miras payının dörtte üçü.
III. Tasarruf edilebilir kısmın hesabı
1.
Borçların indirilmesi
Madde 507- Tasarruf edilebilir kısım, terekenin mirasbırakanın
ölümü günündeki durumuna göre hesaplanır.
Hesap yapılırken, mirasbırakanın borçları, cenaze giderleri,
terekenin mühürlenmesi ve yazımı giderleri, mirasbırakan ile
birlikte yaşayan ve onun tarafından bakılan kimselerin üç aylık
geçim giderleri terekeden indirilir.
2.
Sağlararası karşılıksız kazandırmalar
Madde 508- Mirasbırakanın sağlararası karşılıksız
kazandırmaları, tenkise tâbi oldukları ölçüde, tasarruf
edilebilir kısmın hesabında terekeye eklenir.
3.
Sigorta alacakları
Madde 509- Mirasbırakanın kendi ölümünde ödenmek üzere
üçüncü kişi lehine hayat sigortası sözleşmesi yapması veya
böyle bir kişiyi sonradan lehdar olarak tayin etmesi ya da
sigortacıya karşı olan istem hakkını sağlararası veya ölüme
bağlı tasarrufla karşılıksız olarak üçüncü kişiye
devretmesi hâlinde, sigorta alacağının mirasbırakanın ölümü
zamanındaki satın alma değeri terekeye eklenir.
B. Mirasçılıktan çıkarma
I. Sebepleri
Madde 510- Aşağıdaki durumlarda mirasbırakan, ölüme bağlı
bir tasarrufla saklı paylı mirasçısını mirasçılıktan
çıkarabilir:
1. Mirasçı, mirasbırakana veya mirasbırakanın yakınlarından
birine karşı ağır bir suç işlemişse,
2. Mirasçı, mirasbırakana veya mirasbırakanın ailesi
üyelerine karşı aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli
ölçüde yerine getirmemişse.
II. Hükümleri
Madde 511- Mirasçılıktan çıkarılan kimse, mirastan pay
alamayacağı gibi; tenkis davası da açamaz.
Mirasbırakan başka türlü tasarrufta bulunmuş olmadıkça,
mirasçılıktan çıkarılan kimsenin miras payı, o kimse
mirasbırakandan önce ölmüş gibi, mirasçılıktan çıkarılanın
varsa altsoyuna, yoksa mirasbırakanın yasal mirasçılarına kalır.
Mirasçılıktan çıkarılan kimsenin altsoyu, o kimse
mirasbırakandan önce ölmüş gibi saklı payını isteyebilir.
III. İspat yükü
Madde 512- Mirasçılıktan çıkarma, mirasbırakan ancak buna
ilişkin tasarrufunda çıkarma sebebini belirtmişse geçerlidir.
Mirasçılıktan çıkarılan kimse itiraz ederse, belirtilen
sebebin varlığını ispat, çıkarmadan yararlanan mirasçıya veya
vasiyet alacaklısına düşer.
Sebebin varlığı ispat edilememiş veya çıkarma sebebi
tasarrufta belirtilmemişse tasarruf, mirasçının saklı payı
dışında yerine getirilir; ancak, mirasbırakan bu tasarrufu
çıkarma sebebi hakkında düştüğü açık bir yanılma yüzünden
yapmışsa, çıkarma geçersiz olur.
IV. Borç ödemeden aciz sebebiyle mirasçılıktan
çıkarma
Madde 513- Mirasbırakan, hakkında borç ödemeden aciz belgesi
bulunan altsoyunu, saklı payının yarısı için mirasçılıktan
çıkarabilir. Ancak, bu yarıyı mirasçılıktan çıkarılanın
doğmuş ve doğacak çocuklarına özgülemesi şarttır.
Miras açıldığı zaman borç ödemeden aciz belgesinin hükmü
kalmamışsa veya belgenin kapsadığı borç tutarı mirasçılıktan
çıkarılanın miras payının yarısını aşmıyorsa,
mirasçılıktan çıkarılanın istemi üzerine çıkarma iptal
olunur.
ÜÇÜNCÜ AYIRIM
ÖLÜME BAĞLI
TASARRUFLARIN ÇEŞİTLERİ
A. Genel olarak
Madde 514- Mirasbırakan, tasarruf özgürlüğünün sınırları
içinde, malvarlığının tamamında veya bir kısmında vasiyetname
ya da miras sözleşmesiyle tasarrufta bulunabilir.
Mirasbırakanın üzerinde tasarruf etmediği kısım yasal
mirasçılarına kalır.
B. Koşullar ve yüklemeler
Madde 515- Mirasbırakan, ölüme bağlı tasarruflarını
koşullara veya yüklemelere bağlayabilir. Tasarruf hüküm ve
sonuçlarını doğurduğu andan itibaren, her ilgili koşul veya
yüklemenin yerine getirilmesini isteyebilir.
Hukuka veya ahlâka aykırı koşullar ve yüklemeler, ilişkin
bulundukları tasarrufu geçersiz kılar.
Anlamsız veya yalnız başkalarını rahatsız edici nitelikte
olan koşullar ve yüklemeler yok sayılır.
C. Mirasçı atama
Madde 516- Mirasbırakan, mirasının tamamı veya belli bir oranı
için bir veya birden çok kişiyi mirasçı atayabilir.
Bir kişinin, mirasın tamamını veya belli bir oranını
almasını içeren her tasarruf, mirasçı atanması sayılır.
D. Belirli mal bırakma
I. Konusu
Madde 517- Mirasbırakan, bir kimseye onu mirasçı atamaksızın
belirli bir mal bırakma yoluyla kazandırmada bulunabilir.
Belirli mal bırakma, ölüme bağlı tasarrufla bir kimseye
terekedeki bir malın mülkiyetinin veya terekenin tamamı ya da bir
kısmı üzerinde intifa hakkının kazandırılmasına yönelik
olabileceği gibi; bir kimse lehine tereke değeri üzerinden bir
edimin yerine getirilmesinin, bir iradın bağlanmasının veya bir
kimsenin bir borçtan kurtarılmasının, mirasçılar veya belirli
mal bırakılanlara yükletilmesi suretiyle de olabilir.
Bırakılan belirli mal terekede bulunmadığı takdirde,
tasarruftan aksi anlaşılmadıkça, ölüme bağlı tasarrufu yerine
getirmekle yükümlü olanlar borçtan kurtulurlar.
II. Teslim borcu
Madde 518- Bırakılan belirli mal, mirasın açılması anındaki
durumuyla teslim olunur; yarar ve hasar, mirasın açılması anında
kendisine belirli mal bırakılana geçer.
Tasarrufu yerine getirme ile yükümlü olan kimse, mirasın
açılmasından sonra bırakılan belirli mala yaptığı harcamalar
ve mala verdiği zararlardan dolayı, vekâletsiz iş görenin
haklarına sahip ve borçlarıyla yükümlü olur.
III. Tereke ile ilgisi
Madde 519- Tereke mevcudunu veya tasarrufu yerine getirme
yükümlüsüne yapılan kazandırmayı ya da saklı payı zedeleyen
tasarrufların orantılı olarak tenkisi istenebilir.
Tasarrufu yerine getirme yükümlüsü, mirasçılığı veya
kendisine bırakılan kazandırmayı reddetmiş ya da mirasbırakandan
önce ölmüş veya mirastan yoksun kalmış olsa bile tasarruf
yürürlükte kalır; yerine getirme borcu, bu durumlardan
yararlananlara geçer.
Yasal veya atanmış mirasçı, mirası reddetmiş olsa bile
lehine yapılmış bir tasarrufun yerine getirilmesini isteyebilir.
E. Yedek mirasçı atama
Madde 520- Mirasbırakan, atadığı mirasçının kendisinden
önce ölmesi veya mirası reddetmesi hâlinde onun yerine geçmek
üzere bir veya birden çok kişiyi yedek mirasçı olarak
atayabilir.
Bu kural belirli mal bırakmada da uygulanır.
F. Artmirasçı atama
I. Belirlenmesi
Madde 521- Mirasbırakan, ölüme bağlı tasarrufuyla önmirasçı
atadığı kişiyi mirası artmirasçıya devretmekle yükümlü
kılabilir.
Aynı yükümlülük artmirasçıya yüklenemez.
Bu kurallar belirli mal bırakmada da uygulanır.
II. Artmirasçıya geçiş
Madde 522- Tasarrufta geçiş anı belirtilmemişse miras,
önmirasçının ölümüyle artmirasçıya geçer.
Tasarrufta geçiş anı gösterilmiş olup önmirasçının
ölümünde bu an henüz gelmemişse miras, güvence göstermeleri
koşuluyla önmirasçının mirasçılarına teslim edilir.
Mirasın artmirasçıya geçmesine herhangi bir sebeple olanak
kalmadığı anda miras, önmirasçıya; önmirasçı ölmüşse onun
mirasçılarına kesin olarak kalır.
III. Güvence
Madde 523- Önmirasçıya geçen mirasın sulh mahkemesince
defteri tutulur.
Mirasbırakan açıkça bağışık tutmadıkça, mirasın
önmirasçıya teslimi onun güvence göstermesine bağlıdır.
Taşınmazlarda bu güvence, yeterli görüldüğü takdirde mirası
geçirme yükümlülüğünün tapu kütüğüne şerh verilmesiyle
de sağlanabilir.
Önmirasçı güvence göstermez veya artmirasçının beklenen
haklarını tehlikeye düşürürse, mirasın resmen yönetimine
karar verilir.
IV. Hükümleri
1.
Önmirasçı hakkında
Madde 524- Önmirasçı, mirası atanmış mirasçılar gibi
kazanır.
Önmirasçı, mirasa artmirasçıya geçirme yükümlülüğü ile
sahip olur.
2.
Artmirasçı hakkında
Madde 525- Artmirasçı, mirası belirlenmiş olan geçiş anında
sağ ise kazanır.
Artmirasçı geçiş anından önce ölmüşse, tasarrufta aksi
öngörülmüş olmadıkça, miras önmirasçıya kalır.
Önmirasçı mirasbırakanın ölümünde sağ değilse veya
mirastan yoksun kalmışsa ya da mirası reddederse, miras
artmirasçıya geçer.
G. Vakıf
Madde 526- Mirasbırakan, terekesinin tasarruf edilebilir kısmının
tamamını veya bir bölümünü özgülemek suretiyle vakıf
kurabilir.
Vakıf, ancak kanun hükümlerine uyulmak koşuluyla tüzel
kişilik kazanır.
H. Miras sözleşmeleri
I. Olumlu miras sözleşmesi
Madde 527- Mirasbırakan, miras sözleşmesiyle mirasını veya
belirli malını sözleşme yaptığı kimseye ya da üçüncü bir
kişiye bırakma yükümlülüğü altına girebilir.
Mirasbırakan, malvarlığında eskisi gibi serbestçe tasarruf
edebilir; ancak, miras sözleşmesindeki yükümlülüğü ile
bağdaşmayan ölüme bağlı tasarruflarına veya bağışlamalarına
itiraz edilebilir.
II. Mirastan feragat sözleşmesi
1.
Kapsamı
Madde 528 - Mirasbırakan, bir mirasçısı ile karşılıksız
veya bir karşılık sağlanarak mirastan feragat sözleşmesi
yapabilir.
Feragat eden, mirasçılık sıfatını kaybeder.
Bir karşılık sağlanarak mirastan feragat, sözleşmede aksi
öngörülmedikçe feragat edenin altsoyu için de sonuç doğurur.
2.
Hükümden düşmesi
Madde 529- Mirastan feragat sözleşmesi belli bir kişi lehine
yapılmış olup bu kişinin herhangi bir sebeple mirasçı olamaması
hâlinde, feragat hükümden düşer.
Mirastan feragat sözleşmesi belli bir kişi lehine yapılmamışsa,
en yakın ortak kökün altsoyu lehine yapılmış sayılır ve
bunların herhangi bir sebeple mirasçı olamaması hâlinde, feragat
yine hükümden düşer.
3.
Tereke alacaklılarının hakları
Madde 530- Mirasın açılması anında tereke, borçları
karşılayamıyorsa ve borçlar mirasçılar tarafından da
ödenmiyorsa, feragat eden ve mirasçıları, alacaklılara karşı
feragat için ölümünden önceki beş yıl içinde mirasbırakandan
almış oldukları karşılıktan, mirasın açılması anındaki
zenginleşmeleri tutarında sorumludurlar.
DÖRDÜNCÜ AYIRIM
ÖLÜME BAĞLI
TASARRUFLARIN ŞEKİLLERİ
A. Vasiyet
I. Şekilleri
1.
Genel olarak
Madde 531- Vasiyet, resmî şekilde veya mirasbırakanın el
yazısı ile ya da sözlü olarak yapılabilir.
2.
Resmî vasiyetname
a.
Düzenlenmesi
Madde 532 - Resmî vasiyetname, iki tanığın katılmasıyla
resmî memur tarafından düzenlenir.
Resmî memur, sulh hâkimi, noter veya kanunla kendisine bu yetki
verilmiş diğer bir görevli olabilir.
b.
Memurun işlevi
Madde 533 - Mirasbırakan, arzularını resmî memura bildirir.
Bunun üzerine memur, vasiyetnameyi yazar veya yazdırır ve okuması
için mirasbırakana verir.
Vasiyetname, mirasbırakan tarafından okunup imzalanır.
Memur, vasiyetnameyi tarih koyarak imzalar.
c.
Tanıkların katılması
Madde 534 - Vasiyetnameye tarih ve imza konulduktan hemen sonra
mirasbırakan, vasiyetnameyi okuduğunu, bunun son arzularını
içerdiğini memurun huzurunda iki tanığa beyan eder.
Tanıklar, bu beyanın kendi önlerinde yapıldığını ve
mirasbırakanı tasarrufa ehil gördüklerini vasiyetnameye yazarak
veya yazdırarak altını imzalarlar.
Vasiyetname içeriğinin tanıklara bildirilmesi zorunlu değildir.
d.
Mirasbırakan tarafından okunmaksızın ve imzalanmaksızın
düzenleme
Madde 535- Mirasbırakan vasiyetnameyi bizzat okuyamaz veya
imzalayamazsa, memur vasiyetnameyi iki tanığın önünde ona okur
ve bunun üzerine mirasbırakan vasiyetnamenin son arzularını
içerdiğini beyan eder.
Bu durumda tanıklar, hem mirasbırakanın beyanının kendi
önlerinde yapıldığını ve onu tasarrufa ehil gördüklerini; hem
vasiyetnamenin kendi önlerinde memur tarafından mirasbırakana
okunduğunu ve onun vasiyetnamenin son arzularını içerdiğini
beyan ettiğini vasiyetnameye yazarak veya yazdırarak altını
imzalarlar.
e.
Düzenlemeye katılma yasağı
Madde 536- Fiil ehliyeti bulunmayanlar, bir ceza mahkemesi
kararıyla kamu hizmetinden yasaklılar, okur yazar olmayanlar,
mirasbırakanın eşi, üstsoy ve altsoy kan hısımları, kardeşleri
ve bu kişilerin eşleri, resmî vasiyetnamenin düzenlenmesine memur
veya tanık olarak katılamazlar.
Resmî vasiyetnamenin düzenlenmesine katılan memura ve
tanıklara, bunların üstsoy ve altsoy kan hısımlarına,
kardeşlerine ve bu kişilerin eşlerine o vasiyetname ile
kazandırmada bulunulamaz.
f.
Vasiyetnamenin saklanması
Madde 537- Resmî vasiyetnameyi düzenleyen memur, vasiyetnamenin
aslını saklamakla yükümlüdür.
3.
El yazılı vasiyetname
Madde 538- El yazılı vasiyetnamenin yapıldığı yıl, ay ve
gün gösterilerek başından sonuna kadar mirasbırakanın el
yazısıyla yazılmış ve imzalanmış olması zorunludur.
El yazılı vasiyetname, saklanmak üzere açık veya kapalı
olarak notere, sulh hâkimine veya yetkili memura bırakılabilir.
4.
Sözlü vasiyet
a.
Son arzuları anlatma
Madde 539- Mirasbırakan; yakın ölüm tehlikesi, ulaşımın
kesilmesi, hastalık, savaş gibi olağanüstü durumlar yüzünden
resmî veya el yazılı vasiyetname yapamıyorsa, sözlü vasiyet
yoluna başvurabilir.
Bunun için mirasbırakan, son arzularını iki tanığa anlatır
ve onlara bu beyanına uygun bir vasiyetname yazmaları veya
yazdırmaları görevini yükler.
Resmî vasiyetname düzenlenmesinde okur yazar olma koşulu
dışında, tanıklara ilişkin yasaklar, sözlü vasiyetteki
tanıklar için de geçerlidir.
b.
Belgeleme
Madde 540- Mirasbırakan tarafından görevlendirilen tanıklardan
biri, kendilerine beyan edilen son arzuları, yer, yıl, ay ve günü
de belirterek hemen yazar, bu belgeyi imzalar ve diğer tanığa
imzalatır. Yazılan belgeyi ikisi birlikte vakit geçirmeksizin bir
sulh veya asliye mahkemesine verirler ve mirasbırakanı vasiyetname
yapmaya ehil gördüklerini, onun son arzularını olağanüstü
durum içinde kendilerine anlattığını hâkime beyan ederler.
Tanıklar, daha önce bir belge düzenlemek yerine, vakit
geçirmeksizin mahkemeye başvurup yukarıdaki hususları beyan
ederek mirasbırakanın son arzularını bir tutanağa
geçirtebilirler.
Sözlü vasiyet yoluna başvuran kimse askerlik hizmetinde
bulunuyorsa, teğmen veya daha yüksek rütbeli bir subay; Ülke
sınırları dışında seyreden bir ulaşım aracında bulunuyorsa,
o aracın sorumlu yöneticisi; sağlık kurumlarında tedavi
edilmekteyse, sağlık kurumunun en yetkili yöneticisi hâkim yerine
geçer.
c.
Hükümden düşme
Madde 541- Mirasbırakan için sonradan diğer şekillerde
vasiyetname yapma olanağı doğarsa, bu tarihin üzerinden bir ay
geçince sözlü vasiyet hükümden düşer.
II. Vasiyetten dönme
1.
Yeni vasiyetname ile
Madde 542- Mirasbırakan, vasiyetname için kanunda öngörülen
şekillerden birine uymak suretiyle yeni bir vasiyetname yaparak
önceki vasiyetnameden her zaman dönebilir.
Vasiyetnamenin tamamından veya bir kısmından dönülebilir.
2.
Yok etme ile
Madde 543- Mirasbırakan, yok etmek suretiyle de vasiyetnameden
dönebilir.
Kaza sonucunda veya üçüncü kişinin kusuruyla yok olan ve
içeriğinin aynen ve tamamen belirlenmesine olanak bulunmayan
vasiyetname hükümsüz kalır. Tazminat isteme hakkı saklıdır.
3.
Sonraki tasarruflar
Madde 544- Mirasbırakan, önceki vasiyetnamesini ortadan
kaldırmaksızın yeni bir vasiyetname yaparsa, kuşkuya yer
bırakmayacak surette önceki vasiyetnameyi tamamlamadıkça, sonraki
vasiyetname onun yerini alır.
Belirli mal bırakma vasiyeti de, vasiyetnamede aksi
belirtilmedikçe, mirasbırakanın sonradan o mal üzerinde bu
vasiyetle bağdaşmayan başka bir tasarrufta bulunmasıyla ortadan
kalkar.
B. Miras sözleşmesi
I. Şekli
Madde 545- Miras sözleşmesinin geçerli olması için resmî
vasiyetname şeklinde düzenlenmesi gerekir.
Sözleşmenin tarafları, arzularını resmî memura aynı zamanda
bildirirler ve düzenlenen sözleşmeyi memurun ve iki tanığın
önünde imzalarlar.
II. Ortadan kaldırılması
1.
Sağlararasında
a.
Sözleşme veya vasiyetname ile
Madde 546- Miras sözleşmesi, tarafların yazılı anlaşmasıyla
her zaman ortadan kaldırılabilir.
Miras sözleşmesiyle mirasçı atanan veya kendisine belirli mal
bırakılan kişinin, mirasbırakana karşı miras sözleşmesinin
yapılmasından sonra mirasçılıktan çıkarma sebebi oluşturan
davranışta bulunduğu ortaya çıkarsa; mirasbırakan, miras
sözleşmesini tek taraflı olarak ortadan kaldırabilir.
Tek taraflı ortadan kaldırma, vasiyetnameler için kanunda
öngörülen şekillerden biriyle yapılır.
b.
Sözleşmeden dönme yolu ile
Madde 547- Miras sözleşmesi gereğince sağlararası edimleri
isteme hakkı bulunan taraf, bu edimlerin sözleşmeye uygun olarak
yerine getirilmemesi veya güvenceye bağlanmaması hâlinde borçlar
hukuku kuralları uyarınca sözleşmeden dönebilir.
2.
Mirasbırakandan önce ölme
Madde 548- Mirasçı atanan veya kendisine belirli mal bırakılan
kişi mirasbırakanın ölümünde sağ değilse, miras sözleşmesi
kendiliğinden ortadan kalkar.
Mirasbırakandan önce ölen kişinin mirasçıları, aksi
kararlaştırılmış olmadıkça, ölüme bağlı tasarrufta
bulunandan, miras sözleşmesi uyarınca elde ettiği ölüm
tarihindeki zenginleşmeyi geri isteyebilirler.
C. Tasarruf edilebilir kısmın daralması
Madde 549- Miras sözleşmesi veya vasiyetnameyle yapılan ölüme
bağlı kazandırmalar, mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısmın
sonradan daralması yüzünden hükümsüz olmaz; sadece tenkis
edilebilir.
BEŞİNCİ AYIRIM VASİYETİ YERİNE GETİRME
GÖREVLİSİ
A. Atanması
I. Atanma ve ehliyet
Madde 550- Mirasbırakan, vasiyetnameyle bir veya birden çok
vasiyeti yerine getirme görevlisi atayabilir.
Vasiyeti yerine getirme görevlisinin, göreve başladığı
sırada fiil ehliyetine sahip olması gerekir.
Vasiyeti yerine getirme görevlisine sulh hâkimi tarafından bu
görevi bildirilir; bildirim tarihinden başlayarak onbeş gün
içinde kabul edilmediği sulh hâkimine bildirilmezse, görev kabul
edilmiş sayılır.
Vasiyeti yerine getirme görevlisi hizmetinin karşılığında
uygun bir ücret isteyebilir.
II. Birden çok vasiyeti yerine getirme görevlisi
Madde 551- Birden çok vasiyeti yerine getirme görevlisinin
atanmış olması hâlinde, tasarruftan veya işin niteliğinden aksi
anlaşılmadıkça bunlar görevi birlikte yürütürler.
Bunlardan biri görevi kabul etmez veya edemez ya da herhangi bir
sebeple görevi sona ererse, mirasbırakanın tasarrufundan aksi
anlaşılmadıkça diğerleri göreve devam eder.
Birden çok vasiyeti yerine getirme görevlisi birlikte hareket
etmek üzere atanmış olsa bile acele hâllerde her biri gerekli
işlemleri yapabilir.
B. Görev ve yetkileri
I. Genel olarak
Madde 552- Mirasbırakan, tasarrufunda aksini öngörmüş veya
sınırlı bir görev vermiş olmadıkça vasiyeti yerine getirme
görevlisi, mirasbırakanın son arzularının yerine getirilmesi
için gerekli bütün işlemleri yapmakla görevli ve yetkilidir.
Vasiyeti yerine getirme görevlisi, özellikle;
1. Göreve başladıktan sonra gecikmeksizin terekedeki malların,
hakların ve borçların listesini düzenler. Liste düzenlenirken
olanak varsa mirasçılar hazır bulundurulur.
2. Terekeyi yönetir ve yönetimin gerektirdiği ölçüde tereke
mallarının zilyetliğinin kendisine devrini ister.
3. Tereke alacaklarını tahsil eder, borçlarını öder.
4. Vasiyetleri yerine getirir.
5. Terekenin paylaşılması için plân hazırlar.
6. Tereke ile ilgili dava ve takiplerde miras ortaklığını
temsil eder. Mirasçılar tarafından açılmış davalardan görevi
ile ilgili olanlara müdahil olarak katılabilir.
7. Açtığı veya aleyhine açılan davalar ile yapılan
takipleri mirasçılara bildirir.
II. Tereke malları üzerinde tasarruf
Madde 553- Mirasbırakan taahhüt etmiş olmadıkça, terekeye
dahil malların, vasiyeti yerine getirme görevlisi tarafından devri
veya bunlar üzerinde sınırlı aynî haklar kurulması, sulh
hâkiminin yetki vermesine bağlıdır. Hâkim, olanak bulunduğu
takdirde mirasçıları dinledikten sonra karar verir. Olağan
giderleri karşılayacak ölçüdeki tasarruflar için yetki almaya
gerek yoktur.
C. Görevin sona ermesi
Madde 554- Vasiyeti yerine getirme görevlisinin görevi, ölümü
veya atanmasını geçersiz kılan bir sebebin varlığı hâlinde
kendiliğinden sona erer.
Vasiyeti yerine getirme görevlisi sulh hâkimine yapacağı bir
beyanla görevinden ayrılabilir. Görev uygunsuz bir zamanda
bırakılamaz.
D. Denetlenmesi
Madde 555- Vasiyeti yerine getirme görevlisi, görevinin yerine
getirilmesinde sulh hâkiminin denetimine tâbidir.
Hâkim, şikâyet üzerine veya re'sen gereken önlemleri alır.
Vasiyeti yerine getirme görevlisinin yetersiz olduğu, görevini
kötüye kullandığı veya ağır ihmali tespit edilirse, sulh
hâkimi tarafından görevine son verilir. Bu karara karşı
tebliğinden başlayarak onbeş gün içinde asliye mahkemesine
itiraz edilebilir. İtiraz üzerine verilen karar kesindir.
E. Sorumluluğu
Madde 556- Vasiyeti yerine getirme görevlisi, görevini yerine
getirirken özen göstermekle yükümlüdür; ilgililere karşı bir
vekil gibi sorumludur.
ALTINCI AYIRIM ÖLÜME BAĞLI TASARRUFLARIN
İPTALİ VE TENKİSİ
A. İptal davası
I. Sebepleri
Madde 557- Aşağıdaki sebeplerle ölüme bağlı bir tasarrufun
iptali için dava açılabilir:
1. Tasarruf mirasbırakanın tasarruf ehliyeti bulunmadığı bir
sırada yapılmışsa,
2. Tasarruf yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda
yapılmışsa,
3. Tasarrufun içeriği, bağlandığı koşullar veya yüklemeler
hukuka veya ahlâka aykırı ise,
4. Tasarruf kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılmışsa.
II. Dava hakkı
Madde 558- İptal davası, tasarrufun iptal edilmesinde menfaati
bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısı tarafından açılabilir.
Dava, ölüme bağlı tasarrufun tamamının veya bir kısmının
iptaline ilişkin olabilir.
İptal davası, ölüme bağlı tasarrufla kendilerine, eşlerine
veya hısımlarına kazandırma yapılanların tasarrufun
düzenlenmesine katılmalarının yol açtığı sakatlığa
dayandığı takdirde tasarrufun tamamı değil, yalnız bu
kazandırmalar iptal edilir.
III. Hak düşürücü süreler
Madde 559- İptal davası açma hakkı, davacının tasarrufu,
iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği
tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma
tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın geçmesi tarihinin
üzerinden, iyiniyetli davalılara karşı on yıl, iyiniyetli
olmayan davalılara karşı yirmi yıl geçmekle düşer.
Hükümsüzlük, def"i yoluyla her zaman ileri sürülebilir.
B. Tenkis davası
I. Koşulları
1.
Genel olarak
Madde 560- Saklı paylarının karşılığını alamayan
mirasçılar, mirasbırakanın tasarruf edebileceği kısmı aşan
tasarruflarının tenkisini dava edebilirler.
Yasal mirasçıların paylarına ilişkin olarak tasarrufta yer
alan kurallar, mirasbırakanın arzusunun başka türlü olduğu
tasarruftan anlaşılmadıkça, sadece paylaştırma kuralları
sayılır.
2.
Saklı paylı mirasçılar lehine kazandırmalar
Madde 561- Saklı pay sahibi mirasçılara ölüme bağlı
tasarrufla yapılan ve tasarruf edilebilir kısmı aşan
kazandırmaların onların saklı paylarını aşan kısmı orantılı
olarak tenkise tâbi olur. Tenkise tâbi birden fazla ölüme bağlı
tasarrufun bulunması hâlinde, saklı pay sahibi mirasçıya yapılan
kazandırmanın saklı payı aşan kısmı ile saklı pay sahibi
olmayan kimselere yapılan kazandırmalar orantılı olarak tenkis
edilir.
3.
Mirasçının alacaklılarının hakları
Madde 562- Mirasbırakan, tasarruf edebileceği kısmı aştığında,
saklı payı zedelenen mirasçı, iflâsı hâlinde iflâs dairesinin
veya mirasın geçtiği tarihte kendisine karşı ellerinde ödemeden
aciz belgesi bulunan alacaklıların ihtarına rağmen tenkis davası
açmazsa, iflâs idaresi veya bu alacaklılar, alacaklarının elde
edilmesi için gerekli olan oranda ve mirasçıya tanınan süre
içinde tenkis davası açabilirler.
Mirasçılıktan çıkarılanın çıkarma tasarrufuna itiraz
etmemesi durumunda da iflâs idaresi veya alacaklılar, aynı
koşullarla tenkis davası açabilirler.
II. Hükümleri
1.
Genel olarak
Madde 563- Tenkis, mirasbırakanın arzusunun başka türlü
olduğu tasarruftan anlaşılmadıkça, mirasçı atanması yoluyla
veya diğer bir ölüme bağlı tasarrufla elde edilen
kazandırmaların tamamında, orantılı olarak yapılır.
Ölüme bağlı tasarrufla kazandırma elde eden kimse, bazı
vasiyetleri yerine getirmekle yükümlü kılınmışsa,
kazandırmanın tenkise tâbi tutulması hâlinde, bu kimse
mirasbırakanın arzusunun başka türlü olduğu tasarruftan
anlaşılmadıkça vasiyet borçlarının da aynı oranda tenkis
edilmesini isteyebilir.
2.
Bölünmez mal vasiyetinde
Madde 564- Değerinde azalma meydana gelmeksizin bölünmesine
olanak bulunmayan belirli bir mal vasiyeti tenkise tâbi olursa,
vasiyet alacaklısı, dilerse tenkisi gereken kısmın değerini
ödeyerek malın verilmesini, dilerse tasarruf edilebilir kısmın
değerini karşılayan parayı isteyebilir.
Tasarruf konusu malın vasiyet alacaklısında kalması durumunda,
malın tenkis sebebiyle vasiyet borçlusuna verilmesi gereken, aksi
hâlde tasarruf oranı içinde kalan kısmının karar günündeki
değerinin para olarak ödetilmesine karar verilir.
Bu kurallar, sağlararası kazandırmaların tenkisinde de
uygulanır.
3.
Sağlararası kazandırmalar
a.
Tenkise tâbi kazandırmalar
Madde 565- Aşağıdaki karşılıksız kazandırmalar, ölüme
bağlı tasarruflar gibi tenkise tâbidir:
1. Mirasbırakanın, mirasçılık sıfatını kaybeden yasal
mirasçıya miras payına mahsuben yapmış olduğu sağlararası
kazandırmalar,geri verilmemek kaydıyla altsoyuna malvarlığı
devri veya borçtan kurtarma yoluyla yaptığı kazandırmalar ya da
alışılmışın dışında verilen çeyiz ve kuruluş sermayesi,
2. Miras haklarının ölümden önce tasfiyesi maksadıyla
yapılan kazandırmalar,
3. Mirasbırakanın serbestçe dönme hakkını saklı tutarak
yaptığı bağışlamalar ve ölümünden önceki bir yıl içinde
âdet üzere verilen hediyeler dışında yapmış olduğu
bağışlamalar,
4. Mirasbırakanın saklı pay kurallarını etkisiz kılmak
amacıyla yaptığı açık olan kazandırmalar.
b.
Geri verme borcu
Madde 566- Kendisine tenkise tâbi bir kazandırma yapılmış
olan kimse iyiniyetli ise, sadece mirasın geçmesi anında
kazandırmadan elinde kalanı geri vermekle yükümlüdür;
iyiniyetli değilse, iyiniyetli olmayan zilyedin geri verme borcuna
ilişkin hükümlere göre sorumlu olur.
Miras sözleşmesiyle elde ettiği kazandırma tenkise tâbi
tutulan kimse, bu kazandırma için mirasbırakana verdiği
karşılığın tenkis oranında geri verilmesini isteyebilir.
4.
Hayat sigortalarında
Madde 567- Mirasbırakanın kendi ölümünde ödenmek üzere
üçüncü kişi lehine hayat sigortası yaptığı veya böyle bir
kişiyi lehdar olarak sonra belirlediği ya da sigortacıya karşı
olan istem hakkını sağlararası veya ölüme bağlı tasarrufla
karşılıksız olarak üçüncü kişiye devrettiği hâllerde,
sigorta alacağının mirasbırakanın ölümü zamanındaki
satınalma değeri tenkise tâbi olur.
5.
İntifa hakkı veya irat bakımından
Madde 568- Mirasbırakan, tahmin edilen devam sürelerine göre
sermayeye çevrilmeleri hâlinde tasarruf edilebilir kısmı aşan
intifa hakkı veya irat borcu ile terekesini yükümlü kılarsa,
mirasçıları, intifa hakkının veya irat borcunun tenkisini ya da
tasarruf edilebilir kısmı vererek bu yükümlülüğün
kaldırılmasını isteyebilirler.
6.
Artmirasçı bakımından
Madde 569- Mirası artmirasçıya geçirme yükümlülüğü ile
saklı payı zedelenen mirasçı, aşan kısmın tenkisini
isteyebilir.
III. Tenkiste sıra
Madde 570- Tenkis, saklı pay tamamlanıncaya kadar, önce ölüme
bağlı tasarruflardan; bu yetmezse, en yeni tarihlisinden en
eskisine doğru geriye gidilmek üzere sağlararası kazandırmalardan
yapılır.
Kamu tüzel kişileri ile kamuya yararlı dernek ve vakıflara
yapılan ölüme bağlı tasarruflar ve sağlararası kazandırmalar
en son sırada tenkis edilir.
IV. Hak düşürücü süreler
Madde 571- Tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı
paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir
yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer
tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl
geçmekle düşer.
Bir tasarrufun iptali bir öncekinin yürürlüğe girmesini
sağlarsa, süreler iptal kararının kesinleşmesi tarihinde
işlemeye başlar.
Tenkis iddiası, def'i yoluyla her zaman ileri sürülebilir.
YEDİNCİ AYIRIM
MİRAS SÖZLEŞMESİNDEN
DOĞAN DAVALAR
A. Mirasbırakanın sağlığında mallarını
vermesi durumunda
Madde 572- Mirasbırakan, sağlığında bütün malvarlığını
miras sözleşmesiyle atadığı mirasçıya devretmişse, bu mirasçı
resmî defter düzenlenmesini isteyebilir.
Mirasbırakan, malvarlığının tamamını devretmemişse veya
tamamını devrettikten sonra yeni mallar edinmişse; miras
sözleşmesi, aksine bir kural içermedikçe, yalnız sağlıkta
devredilmiş olan malları kapsar.
Mirasbırakanın sağlığında malvarlığını devretmesi
hâlinde, miras sözleşmesinde başka türlü bir kural yoksa, miras
sözleşmesinden doğan hak ve borçlar atanmış mirasçının
mirasçılarına geçer.
B. Mirastan feragat durumunda
I. Tenkis
Madde 573- Mirasbırakan, mirastan feragat eden mirasçıya,
sağlığında terekenin tasarruf edilebilir kısmını aşan
edimlerde bulunmuşsa; diğer mirasçılar bunun tenkisini
isteyebilirler. Bu durumda, mirastan feragat edenin sadece saklı
payını aşan miktar tenkise tâbi olur.
Edimlerin değerlerinin mahsubu, mirasta denkleştirme kurallarına
göre yapılır.
II. Geri verme
Madde 574- Mirastan feragat eden, tenkis sebebiyle terekeye bir
malı veya diğer bir değeri geri vermekle yükümlü olursa;
dilerse tenkise tâbi değeri geri verir, dilerse almış
olduklarının tamamını terekeye geri vererek mirastan feragat
etmemiş gibi paylaşmaya katılır.
İKİNCİ KISIM
MİRASIN GEÇMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
MİRASIN AÇILMASI
A. Açılma ve değerlendirme anı
Madde 575- Miras, mirasbırakanın ölümüyle açılır.
Mirasbırakanın sağlığında yapmış olduğu mirasla ilgili
kazandırmalar ve paylaştırmalar, terekenin ölüm anındaki
durumuna göre değerlendirilir.
B. Açılma yeri ve yetkili mahkeme
Madde 576- Miras, malvarlığının tamamı için mirasbırakanın
yerleşim yerinde açılır.
Mirasbırakanın tasarruflarının iptali veya tenkisi, mirasın
paylaştırılması ve miras sebebiyle istihkak davaları bu yerleşim
yeri mahkemesinde görülür.
C. Açılmanın hükümleri
I. Mirasa ehliyet
1.Hak
ehliyeti
Madde 577- Bu Kanuna göre mirasa ehil olmayanlar dışındaki
herkes mirasçı olabileceği gibi, vasiyet alacaklısı da olabilir.
Tüzel kişiliği bulunmayan bir topluluğa belli bir amaç için
yapılan kazandırmaları, o topluluk içindeki kişiler,
mirasbırakan tarafından belirlenen bu amacı gerçekleştirme
kaydıyla birlikte edinmiş olurlar; amacın bu yolla
gerçekleştirilmesine olanak yoksa, yapılan kazandırma vakıf
kurma sayılır.
2.
Mirastan yoksunluk
a.
Sebepleri
Madde 578- Aşağıdaki kimseler, mirasçı olamayacakları gibi;
ölüme bağlı tasarrufla herhangi bir hak da edinemezler:
1. Mirasbırakanı kasten ve hukuka aykırı olarak öldüren veya
öldürmeye teşebbüs edenler,
2. Mirasbırakanı kasten ve hukuka aykırı olarak sürekli
şekilde ölüme bağlı tasarruf yapamayacak duruma getirenler,
3. Mirasbırakanın ölüme bağlı bir tasarruf yapmasını veya
böyle bir tasarruftan dönmesini aldatma, zorlama veya korkutma
yoluyla sağlayanlar ve engelleyenler,
4. Mirasbırakanın artık yeniden yapamayacağı bir durumda ve
zamanda ölüme bağlı bir tasarrufu kasten ve hukuka aykırı
olarak ortadan kaldıranlar veya bozanlar.
Mirastan yoksunluk, mirasbırakanın affıyla ortadan kalkar.
b.
Altsoya etkisi
Madde 579- Mirastan yoksunluk, yalnız yoksun olanı etkiler.
Mirastan yoksun olanın altsoyu, mirasbırakandan önce ölen
kimsenin altsoyu gibi mirasçı olur.
II. Sağ olmak
1.
Mirasçı olarak
Madde 580- Mirasçı olabilmek için mirasbırakanın ölümü
anında mirasa ehil olarak sağ olmak şarttır.
Mirasın açıldığı anda sağ olan mirasçı sonradan ölürse,
onun miras hakkı kendi mirasçılarına kalır.
2.
Vasiyet alacaklısı olarak
Madde 581- Vasiyet alacaklısı olabilmek için mirasbırakanın
ölümü anında mirasa ehil olarak sağ olmak şarttır.
Vasiyet alacaklısı mirasbırakandan önce ölmüş ise,
tasarruftan aksi anlaşılmadıkça, vasiyeti yerine getirme
yükümlülüğü, vasiyet yükümlüsünün yararına ortadan
kalkar.
3.
Cenin
Madde 582- Cenin, sağ doğmak koşuluyla mirasçı olur.
Ölü doğan çocuk mirasçı olamaz.
4.
İleride doğacak çocuk
Madde 583- Mirasın açıldığı anda henüz var olmayan bir
kimseye artmirasçı veya art vasiyet alacaklısı olarak, tereke
veya tereke malı bırakılabilir.
Mirasbırakan tarafından önmirasçı atanmamışsa, yasal
mirasçı, önmirasçı sayılır.
D. Gaiplik
I. Gaibin mirası
1.
Güvence karşılığı teslim
Madde 584- Hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimsenin
mirasçıları veya mirasında hak sahibi olan kişiler, tereke
malları kendilerine teslim edilmeden önce bu malları ileride
ortaya çıkabilecek üstün hak sahiplerine veya gaibin kendisine
geri vereceklerine ilişkin güvence göstermek zorundadırlar.
Bu güvence, ölüm tehlikesi içinde kaybolma durumunda beş yıl,
uzun zamandan beri haber alınamama durumunda onbeş yıl ve her
hâlde en çok gaibin yüz yaşına varmasına kadar geçecek süre
için gösterilir.
Beş yıl, tereke mallarının tesliminden; onbeş yıl, son haber
tarihinden başlayarak hesaplanır.
2.
Geri verme
Madde 585- Gaip ortaya çıkarsa veya üstün hak sahibi
olduklarını ileri sürenler bu sıfatlarını ispat ederlerse,
tereke mallarını teslim almış olanlar, aldıkları malları
zilyetlik kuralları uyarınca geri vermekle yükümlüdürler.
İyiniyetli olanların üstün hak sahiplerine geri verme
yükümlülükleri, miras sebebiyle istihkak davasına ilişkin
zamanaşımı süresine tâbidir.
II. Gaibe düşen miras
Madde 586- Ortada bulunmayan ve mirasın açıldığı anda sağ
olup olmadığı ispat edilemeyen mirasçının miras payı resmen
yönetilir.
Mirasın açıldığı anda ortada bulunmayanın sağ olmaması
hâlinde onun miras payı kendilerine kalacak olanlar, gaipliğe
ilişkin sürelere ve usule uyarak o kimsenin gaipliğine karar
verilmesini ve miras payının kendilerine teslimini isteyebilirler.
Miras payının teslimi, gaipliğine karar verilen kimsenin
mirasının mirasçılara teslimine ilişkin kurallara tâbidir.
III. Gaibin hem mirasbırakan, hem mirasçı
olması
Madde 587- Gaibin mirasçıları tereke mallarını teslim
aldıktan sonra gaibe bir miras düşerse, ona düşen miras payı
gaiplik sebebiyle kendilerine kalacak olanlar, ayrıca bir gaiplik
kararı almak zorunda kalmaksızın bu miras payının teslimini
isteyebilirler.
Gaibe düşen miras payını teslim alanların elde ettikleri
gaiplik kararına aynı şekilde gaibin mirasçıları da
dayanabilirler.
IV. Hazinenin istemi
Madde 588- Sağ olup olmadığı bilinmeyen bir kimsenin
malvarlığı veya ona düşen miras payı on yıl resmen yönetilirse
ya da malvarlığı böyle yönetilenin yüz yaşını dolduracağı
süre geçerse, Hazinenin istemi üzerine o kimsenin gaipliğine
karar verilir.
Gaiplik kararı verilebilmesi için gerekli ilân süresinde
hiçbir hak sahibi ortaya çıkmazsa, aksine hüküm bulunmadıkça,
gaibin mirası Devlete geçer.
Devlet, gaibe veya üstün hak sahiplerine karşı, aynen gaibin
mirasını teslim alanlar gibi geri vermekle yükümlüdür.
İKİNCİ BÖLÜM
MİRASIN GEÇMESİNİN
SONUÇLARI
BİRİNCİ AYIRIM KORUMA ÖNLEMLERİ
A. Genel olarak
Madde 589- Mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hâkimi, istem
üzerine veya re'sen tereke mallarının korunması ve hak
sahiplerine geçmesini sağlamak üzere gerekli olan bütün
önlemleri alır.
Bu önlemler, özellikle kanunda belirtilen hâllerde terekede
bulunan mal ve hakların yazımına, terekenin mühürlenmesine,
terekenin resmen yönetilmesine ve vasiyetnamelerin açılmasına
ilişkindir.
Önlemlerle ilgili giderler, ileride terekeden alınmak üzere,
başvuran kişi tarafından; önleme hâkimin re'sen karar verdiği
hâllerde Devlet tarafından karşılanır.
Mirasbırakan, yerleşim yerinden başka bir yerde ölmüş ise, o
yerin sulh hâkimi bu ölümü yerleşim yeri sulh hâkimine
gecikmeksizin bildirir ve mirasbırakanın ölüm yerinde bulunan
mallarının korunması için gerekli önlemleri alarak bununla
ilgili dosyayı ve varsa vasiyetnameyi yerleşim yeri sulh hâkimine
gönderir.
B. Defter tutma
Madde 590- Aşağıdaki sebeplerden birinin gerçekleşmesi
hâlinde sulh hâkimi terekenin defterinin tutulmasına karar verir:
1. Mirasçılar arasında vesayet altına alınmış olan veya
alınması gereken kimse varsa,
2. Mirasçılardan biri uzun süreden beri bulunamıyorsa ve
temsilcisi de yoksa,
3. Mirasçılardan veya ilgililerden biri, ölüm tarihinden
başlayarak bir ay içinde istemde bulunursa,
Defter tutma işlemi gecikmeksizin tamamlanır.
C. Mühürleme
Madde 591- Yazımı yapılan tereke mallarından gerekenler
mühürlenir. Mühürlenmeyen mallar için uygun koruma önlemi
alınır. Mühür altına alma yazımdan önce de yapılabilir.
Tereke mühürlenirken mirasbırakanla birlikte oturanların
ihtiyaçları için gerekli eşya bir tutanakla tespit edilip
güvenilir kişi olarak kendilerine bırakılır; taşınmazların
onların oturmaları için zorunlu olan bölümleri, mühürlemenin
dışında tutulur.
Alacaklıların istemi üzerine yapılan mühürleme, güvence
altına alınan miktarla sınırlıdır. Alacaklıya güvence
gösterildiği takdirde mühürleme yapılmaz, yapılmışsa
kaldırılır.
D. Terekenin resmen yönetilmesi
I. Genel olarak
Madde 592- Aşağıdaki hâllerde sulh hâkimi re'sen mirasın
resmen yönetilmesine karar verir:
1. Mirasçılardan birinin uzun süreden beri bulunamaması ve
temsilci de bırakmaması hâlinde menfaati gerektiriyorsa,
2. Mirasta hak sahibi olduğunu ileri sürenlerden hiçbiri
mirasçılık sıfatını yeterince ispatlayamazsa veya bir mirasçı
bulunup bulunmadığı şüpheli olursa,
3. Mirasçıların tamamı bilinmiyorsa,
4. Kanunda özel olarak öngörülmüşse.
Mirasbırakan terekenin tamamı üzerinde yetkili olmak üzere
vasiyeti yerine getirme görevlisi atamış ise, önemli bir engel
bulunmadıkça terekenin yönetimi ona verilir.
Mirasbırakan velâyet veya vesayet altında idiyse; veli veya
vasi bir sakınca olmadıkça terekenin yönetimiyle görevlendirilir.
Sulh hâkimi, terekeyi yönetmekle görevlendirilen kimseye,
istemi hâlinde terekeden karşılanmak üzere uygun bir ücret
ödenmesine karar verir.
II. Görev, temsil ve sorumluluk
Madde 593- Terekeyi resmen yöneten sulh hâkimi veya onun
yönetimle görevlendirdiği kimse, resmen yönetme sebeplerinin
ortadan kalkmasına ya da paylaştırmaya kadar, terekeyi hak
sahiplerinin haklarının kaybına meydan vermeyecek biçimde iyi bir
yönetici gibi özenle yönetmek ve özellikle aşağıda yazılı
işleri görmekle yükümlüdür:
1. Henüz yapılmamışsa, terekenin yazımı,
2. Gereken koruma önlemlerinin alınması,
3. Mirasçıların menfaatlerine veya iyi bir yönetimin
gereklerine uygun düştüğü takdirde terekedeki malların
satılması,
4. Mirasbırakanın alacaklarının tahsili ve borçlarının
ödenmesi,
5. Mirasçıların yasal haklarını zedelemediği anlaşılan
vasiyetlerin, sulh hâkiminin izni ve asliye hâkiminin onayı ile
yerine getirilmesi,
6. Terekeye ait paraların faiz getirmek üzere tüzükte
belirtilen bir bankaya yatırılması veya bu paralarla Devlet
tahvili alınması ve yeterli güvencesi bulunmayan yatırımların
güvenceli yatırımlara dönüştürülmesi,
7. Terekede ticarethane, imalâthane veya başka bir işletme
varsa, bunların olduğu gibi sürdürülmesi; sürdürmede yarar
yoksa, tasfiyesi için gerekli önlemlerin alınması.
Tereke yöneticisi, görevine giren hususlarda miras ortaklığının
temsilcisi olup, ortaklık aleyhine açılan davalarda ve yapılan
icra takiplerinde ortaklığı temsil eder ve gereken hâllerde
ortaklık adına dava açmaya, icra takibinde bulunmaya, davadan
feragate, kabule, sulh olmaya ve tahkime yetkilidir; davaları ve
takipleri mirasçılara ihbar eder.
Terekenin resmen yönetilmesinde, sulh hâkimi ile yöneticinin
işlemleri konusunda, niteliklerine uygun olduğu ölçüde, vesayete
ilişkin hükümler uygulanır.
III. Mirasçıların bilinmemesi
Madde 594- Mirasbırakanın mirasçısı bulunup bulunmadığı
veya mirasçıların tamamı bilinmiyorsa, sulh hâkimi uygun
araçlarla ve bir ay ara ile iki defa ilân yapıp hak sahiplerini
son ilândan başlayarak en geç bir yıl içinde mirasçılık
sıfatlarını bildirmeye çağırır.
İlân süresinde kimse başvurmazsa ve sulh hâkimi de hiçbir
mirasçı tespit edememişse, miras sebebiyle istihkak davası açma
hakkı saklı kalmak üzere miras Devlete geçer.
E. Vasiyetname ile ilgili işlemler
I. Teslim görevi ve alınacak önlemler
Madde 595- Mirasbırakanın ölümünden sonra ele geçen
vasiyetnamesinin, geçerli olup olmadığına bakılmaksızın hemen
sulh hâkimine teslim edilmesi zorunludur.
Vasiyetnameyi düzenleyen veya muhafaza eden görevli ya da
mirasbırakanın arzusu üzerine saklayan veya başka surette ele
geçiren ya da ölenin eşyası arasında bulan kimse, ölümü
öğrenir öğrenmez teslim görevini yerine getirmekle yükümlüdür;
aksi takdirde bu yüzden doğacak zarardan sorumludur.
Sulh hâkimi, teslim edilen vasiyetnameyi derhâl inceler, gerekli
koruma önlemlerini alır; olanak varsa ilgilileri dinleyerek
terekenin yasal mirasçılara geçici olarak teslimine veya resmen
yönetilmesine karar verir.
II. Vasiyetnamenin açılması
Madde 596- Vasiyetname, geçerli olup olmadığına bakılmaksızın
tesliminden başlayarak bir ay içinde mirasbırakanın yerleşim
yeri sulh hâkimi tarafından açılır ve ilgililere okunur.
Bilinen mirasçılar ve diğer ilgililer vasiyetnamenin açılması
sırasında diledikleri takdirde hazır bulunmak üzere çağrılır.
Mirasbırakanın sonradan ortaya çıkan vasiyetnameleri için de
aynı işlemler yapılır.
III. İlgililere tebliğ
Madde 597- Mirasta hak sahibi olanların her birine gideri
terekeye ait olmak üzere, vasiyetnamenin kendilerine ilişkin
kısımlarının onaylı bir örneği hâkim tarafından tebliğ
edilir.
Nerede olduğu bilinmeyenlere vasiyetnamenin kendilerine ilişkin
kısımları ilân yolu ile tebliğ olunur.
IV. Mirasçılık belgesi
Madde 598- Başvurusu üzerine yasal mirasçı oldukları
belirlenenlere, sulh mahkemesince mirasçılık sıfatlarını
gösteren bir belge verilir.
Mirasçı atamaya veya vasiyete ilişkin ölüme bağlı tasarrufa
mirasçılar veya başka vasiyet alacaklıları tarafından
kendilerine bildirilmesinden başlayarak bir ay içinde itiraz
edilmedikçe, lehine tasarrufta bulunulan kimseye, sulh mahkemesince
atanmış mirasçı veya vasiyet alacaklısı olduğunu gösteren bir
belge verilir.
Mirasçılık belgesinin geçersizliği her zaman ileri
sürülebilir.
Ölüme bağlı tasarrufun iptaline ilişkin dava hakkı saklıdır.
İKİNCİ AYIRIM
MİRASIN KAZANILMASI
A. Kazanma
I. Mirasçılar tarafından
Madde 599- Mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile mirası bir
bütün olarak, kanun gereğince kazanırlar.
Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklı kalmak üzere
mirasçılar, mirasbırakanın aynî haklarını, alacaklarını,
diğer malvarlığı haklarını, taşınır ve taşınmazlar
üzerindeki zilyetliklerini doğrudan doğruya kazanırlar ve
mirasbırakanın borçlarından kişisel olarak sorumlu olurlar.
Atanmış mirasçılar da mirası, mirasbırakanın ölümü ile
kazanırlar. Yasal mirasçılar, atanmış mirasçılara düşen
mirası onlara zilyetlik hükümleri uyarınca teslim etmekle
yükümlüdürler.
II. Vasiyet alacaklıları tarafından
1.
İstem
Madde 600- Vasiyet alacaklısı, vasiyeti yerine getirme görevlisi
varsa ona; yoksa yasal veya atanmış mirasçılara karşı kişisel
bir istem hakkına sahip olur.
Bu alacak, tasarruftan aksi anlaşılmıyorsa vasiyet yükümlüsünün
mirası kabul etmesi veya ret hakkının düşmesiyle muaccel olur.
Vasiyet alacaklısı, yükümlülüğünü yerine getirmeyen
vasiyet yükümlüsüne karşı, vasiyet edilen malın teslimini veya
hakkın devrini; vasiyet konusu bir davranış ise, bunun yerine
getirilmemesinden doğan zararın giderilmesini dava edebilir.
2.
Özel durumlar
Madde 601- Kendisine bir intifa hakkı veya bir irat hakkı ya da
belli aralıklarla tekrarlanan diğer bir edim vasiyet edilen
kimsenin istem hakkı, tasarrufta başka bir esas öngörülmüş
olmadıkça, eşya hukuku ve borçlar hukuku kurallarına tâbidir.
Kendisine mirasbırakanın ölümünde ödenecek bir sigorta
alacağı vasiyet edilen kimse, sigorta sözleşmesinden doğan istem
hakkını sigortacıya karşı doğrudan doğruya kullanabilir.
3.
Zamanaşımı
Madde 602- Vasiyet alacaklısının dava hakkı, ölüme bağlı
kazandırmayı öğrenmesinin veya vasiyet borcu daha sonra muaccel
olacaksa muaccel olma tarihinin üzerinden on yıl geçmekle
zamanaşımına uğrar.
III. Alacaklıların durumu
Madde 603- Mirasbırakanın alacaklılarının hakları, vasiyet
alacaklılarının haklarından, vasiyet alacaklılarının hakları
da mirasçıların alacaklılarının haklarından önce gelir.
Mirası kayıtsız şartsız kabul eden mirasçıların
alacaklıları ile mirasbırakanın alacaklıları aynı haklara
sahiptirler.
IV. Tenkis ve geri isteme
Madde 604- Mirasçılar, vasiyet yükümlülüğünü yerine
getirdikten sonra mirasbırakanın daha önce bilmedikleri borçlarını
öderlerse, vasiyet alacaklısından vasiyetin tenkisini
isteyebilecekleri oranda verileni geri isteme hakkına sahiptirler.
Vasiyet alacaklısı, ancak geri isteme zamanında var olan
zenginleşmesi ölçüsünde sorumlu tutulabilir.
B. Ret
I. Ret beyanı
1.
Ret hakkı
Madde 605-Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler.
Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli
veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır.
2.
Süre
a.
Genel olarak
Madde 606- Miras, üç ay içinde reddolunabilir.
Bu süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha
sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü
öğrendikleri; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için
mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği
tarihten işlemeye başlar.
b.
Terekenin yazımında
Madde 607- Koruma önlemi olarak terekenin yazımı hâlinde
mirası ret süresi, yasal ve atanmış mirasçılar için yazım
işleminin sona erdiğinin sulh hâkimi tarafından kendilerine
bildirilmesiyle başlar.
3.
Ret hakkının geçmesi
Madde 608- Mirası reddetmeden ölen mirasçının ret hakkı
kendi mirasçılarına geçer.
Bu mirasçılar için ret süresi, kendilerinin mirasbırakanına
mirasın geçtiğini öğrendikleri tarihten başlar. Ancak bu süre,
kendilerinin mirasbırakanından geçen mirasın reddi için
mirasçıya tanınan süre dolmadıkça sona ermez.
Ret sonucunda miras daha önce mirasçı olmayanlara geçerse;
bunlar için ret süresi, önceki mirasçılar tarafından mirasın
reddedildiğini öğrendikleri tarihten işlemeye başlar.
4.
Reddin şekli
Madde 609- Mirasın reddi, mirasçılar tarafından sulh
mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır.
Reddin kayıtsız ve şartsız olması gerekir.
Sulh hâkimi, sözlü veya yazılı ret beyanını bir tutanakla
tespit eder.
Süresi içinde yapılmış olan ret beyanı, mirasın açıldığı
yerin sulh mahkemesince özel kütüğüne yazılır ve reddeden
mirasçı isterse kendisine reddi gösteren bir belge verilir.
Tutanağın ve kütüğün nasıl tutulacağı tüzükle
düzenlenir.
II. Ret hakkının düşmesi
Madde 610- Yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı,
mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur.
Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine
karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya
mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın
dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya
kendisine maleden mirasçı, mirası reddedemez.
Zamanaşımı veya hak düşümü sürelerinin dolmasına engel
olmak için dava açılması ve cebrî icra takibi yapılması, ret
hakkını ortadan kaldırmaz.
III. Mirasçılardan biri tarafından ret
Madde 611- Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun
payı, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi, hak
sahiplerine geçer.
Mirası reddeden atanmış mirasçının payı, mirasbırakanın
ölüme bağlı tasarrufundan arzusunun başka türlü olduğu
anlaşılmadıkça, mirasbırakanın en yakın yasal mirasçılarına
kalır.
IV. En yakın mirasçıların tamamı tarafından
ret
1.
Genel olarak
Madde 612- En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından
reddolunan miras, sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre
tasfiye edilir.
Tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemişler gibi
hak sahiplerine verilir.
2.
Mirasın sağ kalan eşe geçmesi
Madde 613- Altsoyun tamamının mirası reddetmesi hâlinde,
bunların payı sağ kalan eşe geçer.
3.
Sonra gelen mirasçılar yararına ret
Madde 614- Mirasçılar, mirası reddederken, kendilerinden sonra
gelen mirasçılardan mirası kabul edip etmeyeceklerinin sorulmasını
tasfiyeden önce isteyebilirler.
Bu takdirde ret, sulh hâkimi tarafından daha sonra gelen
mirasçılara bildirilir; bunlar bir ay içinde mirası kabul
etmezlerse reddetmiş sayılırlar.
Bunun üzerine miras, iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir ve
tasfiye sonunda arta kalan değerler, önce gelen mirasçılara
verilir.
V. Ret süresinin uzatılması
Madde 615- Önemli sebeplerin varlığı hâlinde sulh hâkimi,
yasal ve atanmış mirasçılara tanınmış olan ret süresini
uzatabilir veya yeni bir süre tanıyabilir.
VI. Vasiyetin reddi
Madde 616- Vasiyet alacaklısının vasiyeti reddetmesi hâlinde,
mirasbırakanın arzusunun başka türlü olduğu tasarruftan
anlaşılmadıkça, bu redden vasiyet yükümlüsü yararlanır.
VII. Mirasçıların alacaklılarının korunması
Madde 617- Malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçı,
alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse;
alacaklıları veya iflâs idaresi, kendilerine yeterli bir güvence
verilmediği takdirde, ret tarihinden başlayarak altı ay içinde
reddin iptali hakkında dava açabilirler.
Reddin iptaline karar verilirse, miras resmen tasfiye edilir.
Bu suretle tasfiye edilen mirastan reddeden mirasçının payına
bir şey düşerse bundan, önce itiraz eden alacaklıların, daha
sonra diğer alacaklıların alacakları ödenir. Arta kalan değerler
ise, ret geçerli olsa idi bundan yararlanacak olan mirasçılara
verilir.
VIII. Ret hâlinde sorumluluk
Madde 618- Ödemeden âciz bir mirasbırakanın mirasını
reddeden mirasçılar, onun alacaklılarına karşı, ölümünden
önceki beş yıl içinde ondan almış oldukları ve mirasın
paylaşılmasında geri vermekle yükümlü olacakları değer
ölçüsünde sorumlu olurlar.
Olağan eğitim ve öğrenim giderleriyle âdet üzere verilen
çeyiz, bu sorumluluğun dışındadır.
İyiniyetli mirasçılar, ancak geri verme zamanındaki
zenginleşmeleri ölçüsünde sorumlu olurlar.
ÜÇÜNCÜ AYIRIM
RESMÎ DEFTER TUTMA
A. Koşulları
Madde 619- Mirası reddetmeye hakkı olan her mirasçı, terekenin
resmî defterinin tutulmasını isteyebilir.
Defter tutma, mirasın reddine ilişkin usule uyulmak suretiyle,
bir ay içinde sulh hâkiminden istenir.
Mirasçılardan birinin defter tutma istemi, diğerleri hakkında
da etkili olur.
B. Usul
I. Deftere geçirme
Madde 620- Resmî defter, sulh mahkemesi tarafından düzenlenir;
bu deftere terekeye ait aktif ve pasifler takdir edilen değerleriyle
yazılır.
Mirasbırakanın malî durumu hakkında bilgi sahibi olan herkes,
sulh mahkemesi tarafından istenilen bilgiyi vermekle yükümlüdür.
Haklı bir sebep olmaksızın bilgi vermeyenler veya yanlış ya da
eksik bilgi verenler, bundan doğacak zararları mirasçılara,
vasiyet alacaklılarına veya üçüncü kişilere tazminle
yükümlüdürler.
Mirasçılar, özellikle mirasbırakanın kendilerince bilinen
borçlarını sulh mahkemesine bildirmek zorundadırlar.
Resmî defterin nasıl tutulacağı tüzükle düzenlenir.
II. İlân yoluyla çağrı
Madde 621- Sulh mahkemesi, mirasbırakanın alacaklıları ile
borçlularını belli bir süre içinde alacaklarını ve borçlarını
bildirmeleri için bir ay arayla iki defa yapılacak ilân yoluyla
çağırır. Çağrı, kefalet sebebiyle alacaklı ve borçlu
olanları da kapsar.
İlânda bildirimde bulunmamanın sonuçları hakkında
alacaklıların dikkatleri çekilir.
Bildirim süresi, ikinci ilândan başlayarak en az bir aydır.
III. Doğrudan doğruya deftere geçirme
Madde 622- Resmî kayıtlardan veya mirasbırakanın belgelerinden
varlığı anlaşılan alacaklar ve borçlar, deftere doğrudan
doğruya geçirilir.
Deftere geçirilenler, alacaklılara ve borçlulara bildirilir.
IV. Defter tutmanın sona ermesi
Madde 623- İlânda belirtilen sürenin dolmasıyla defterin
tutulması sona erer ve defter, bu tarihten başlayarak tanınacak en
az bir aylık süre içinde ilgililerce incelenebilir.
Defter tutma giderleri terekeden ödenir. Giderler terekeden
karşılanamazsa defter tutulmasını istemiş olan mirasçılardan
alınır.
C. Defter tutma sırasında mirasçıların
durumu
I. Yönetim
Madde 624- Defter tutma süresince ancak zorunlu yönetim işleri
yapılabilir.
Miras bırakanın işlerinin yürütülmesi sulh mahkemesince
kendisine bırakılan mirasçıdan diğer mirasçılar güvence
göstermesini isteyebilirler.
II. İcra takibi, dava ve zamanaşımı
Madde 625- Resmî defter tutulması devam ettiği sürece
mirasbırakanın borçları için icra takibi yapılamaz.
Bu süre içinde zamanaşımı işlemez.
Acele hâller dışında, davalara devam edilemiyeceği gibi, yeni
dava da açılamaz.
D. Sonuçları
I. Beyana çağrı
Madde 626- Defteri inceleme süresi bittikten sonra her mirasçı,
mahkemece bir ay içinde beyanda bulunmaya çağrılır.
Koşullar gerektirdiği takdirde sulh mahkemesi, tereke mallarına
yeni değer biçilmesi, uyuşmazlıkların çözümü ve benzeri
durumlar için ek süre verebilir.
II. Beyan
Madde 627- Mirasçılardan her biri, tanınan süre içinde mirası
reddettiğini veya resmî tasfiye istediğini ya da deftere göre
veya kayıtsız şartsız kabul ettiğini beyan edebilir.
Süresi içinde herhangi bir beyanda bulunmayan mirasçı, mirası
tutulan deftere göre kabul etmiş sayılır.
III. Resmî deftere göre kabulün sonuçları
1.
Deftere yazılanlardan sorumluluk
Madde 628- Resmî deftere göre kabul edilen miras, mirasçıya
sadece deftere yazılmış borçlarla geçer.
Bu suretle mirasın geçmesi, mirasın açıldığı tarihten
başlayarak hüküm ifade eder.
Mirasçı, mirasbırakanın deftere yazılmış olan borçlarından
hem tereke malları, hem kendi malvarlığı ile sorumludur.
2.
Deftere yazılmayanlardan sorumluluk
Madde 629- Alacaklarını süresi içinde yazdırmayan
alacaklılara karşı mirasçı, kendi kişisel mallarıyla sorumlu
olmadığı gibi; terekeden kendisine geçen mallarla da sorumlu
tutulamaz.
Ancak, alacaklının kusuru olmadan deftere yazdıramadığı veya
bildirdiği hâlde deftere yazılmamış alacakları için mirasçı,
zenginleşmesi ölçüsünde sorumlu kalır.
Alacakları, tereke mallarıyla güvence altına alınmış olan
alacaklılar deftere geçirilmemiş olsa bile bu haklarını
güvenceden alabilirler.
3.
Kefalet borçlarından sorumluluk
Madde 630- Mirasbırakanın kefaletten doğan borçları defterde
ayrı bir yere yazılır ve mirasçılar, mirası kayıtsız ve
şartsız kabul etmiş olsalar bile, bu borçlardan terekenin iflâs
hükümlerine göre tasfiyesi hâlinde kefalet sebebiyle alacaklı
olanlara ne düşecek idiyse ancak o miktarla sorumlu olurlar.
E. Mirasın Devlete geçmesi hâli
Madde 631- Mirasın Devlete geçmesi hâlinde sulh mahkemesi,
re'sen yukarıdaki usuller uyarınca terekenin resmî defterini
düzenler.
Devlet, deftere yazılan borçlardan sadece miras yoluyla edindiği
değerler ölçüsünde sorumludur.
DÖRDÜNCÜ AYIRIM
RESMÎ TASFİYE
A. Koşulları
I. Mirasçıların istemi ile
Madde 632- Her mirasçı, mirası ret veya resmî deftere göre
kabul edeceği yerde terekenin resmî tasfiyesini isteyebilir.
Bu istem, birlikte mirasçı olanlardan birinin mirası kabul
etmesi hâlinde dikkate alınmaz.
Resmî tasfiye hâlinde mirasçılar, terekenin borçlarından
sorumlu olmazlar.
II. Mirasbırakanın alacaklılarının istemi
ile
Madde 633- Mirasbırakanın alacaklarını elde edemeyeceklerinden
inandırıcı sebeplerle kuşku duyan alacaklıları, istedikleri
hâlde alacakları ödenmediği veya kendilerine güvence verilmediği
takdirde, mirasbırakanın ölümünden ya da vasiyetnamenin
açılmasından başlayarak üç ay içinde, terekenin resmî
tasfiyesini isteyebilirler.
Aynı koşulların varlığı hâlinde vasiyet alacaklıları da,
haklarının korunması için gerekli önlemlerin alınmasını
isteyebilirler.
B. Usul
I. Yönetim
Madde 634- Resmî tasfiye, sulh mahkemesince veya atayacağı bir
ya da birkaç tasfiye memuru tarafından yapılır.
Resmî tasfiyeye terekenin defterinin düzenlenmesiyle başlanır
ve aynı zamanda yapılacak ilânla mirasbırakanın alacaklılarından
ve borçlularından, belirtilen süre içinde alacaklarını ve
borçlarını bildirmeleri istenir.
Terekenin daha önce resmî defteri düzenlenmiş ise resmî
tasfiye bu deftere göre yapılır.
Tasfiye memuru, göreviyle ilgili işlerini sulh mahkemesinin
gözetim ve denetimi altında yürütür. Mirasçılar ve tereke
alacaklıları, sulh mahkemesine, tasfiye memuru tarafından yapılan
veya tasarlanan işlemlerden dolayı bunu öğrendikleri tarihten
başlayarak yedi gün içinde yazılı olarak şikâyette
bulunabilirler.
II. Olağan usul ile tasfiye
Madde 635- Resmî tasfiye, mirasbırakanın yürüyen işlerinin
tamamlanmasını, borçlarının yerine getirilmesini, alacaklarının
tahsilini, vasiyet borçlarının terekenin olanağı ölçüsünde
yerine getirilmesini, zorunlu olduğu takdirde mirasbırakanın
haklarının ve borçlarının mahkemece tespitini ve mallarının
paraya çevrilmesini kapsar.
Tasfiye memuru, tereke ile ilgili dava, takip ve idarî işlemler
hakkında mirasçılara bilgi vermekle yükümlüdür.
Terekedeki taşınmazlar, açık artırma veya bütün
mirasçıların kabulü hâlinde pazarlık yoluyla satılır.
Mirasçılar, tasfiye devam ederken tasfiye için gerekli olmayan
tereke mallarının ve paranın kısmen veya tamamen kendilerine
verilmesini isteyebilirler.
III. İflâs usulü ile tasfiye
Madde 636- Mevcudu borçlarını ödemeye yetmeyen terekenin
tasfiyesi, sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre yapılır.
BEŞİNCİ AYIRIM
MİRAS SEBEBİYLE İSTİHKAK
DAVASI
A. Koşulları
Madde 637- Yasal veya atanmış mirasçı, terekeyi veya bazı
tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı mirasçılıktaki
üstün hakkını ileri sürerek miras sebebiyle istihkak davası
açabilir.
Bu davada hâkim, mirasçılık sıfatıyla ilgili uyuşmazlıkları
da çözer.
Hâkim, davacının istemi üzerine hakkın korunması için
davalının güvence göstermesi veya tapu kütüğüne şerh
verilmesi gibi gerekli her türlü önlemi alır.
B. Hükümleri
Madde 638- Miras sebebiyle istihkak davasının kabulü hâlinde,
tereke veya terekeye dahil mal, davacıya zilyetliğe ilişkin
hükümler uyarınca verilir.
Miras sebebiyle istihkak davasında davalı, tereke malını
zamanaşımı yoluyla kazandığını ileri süremez.
C. Zamanaşımı
Madde 639- Miras sebebiyle istihkak davası, davacının
kendisinin mirasçı olduğunu ve iyiniyetli davalının terekeyi
veya tereke malını elinde bulundurduğunu öğrendiği tarihten
başlayarak bir yıl ve her hâlde mirasbırakanın ölümünün veya
vasiyetnamenin açılmasının üzerinden on yıl geçmekle
zamanaşımına uğrar.
İyiniyetli olmayanlara karşı zamanaşımı süresi yirmi
yıldır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
MİRASIN PAYLAŞILMASI
BİRİNCİ AYIRIM
PAYLAŞIMDAN ÖNCE MİRAS
ORTAKLIĞI
A. Mirasın geçmesinin sonucu
I. Miras ortaklığı
Madde 640- Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın
geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında
terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana
gelir.
Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme
veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak
üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf
ederler.
Mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras
ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir.
Mirasçılardan her biri, terekedeki hakların korunmasını
isteyebilir. Sağlanan korumadan mirasçıların hepsi yararlanır.
Bir mirasçı ödemeden aciz hâlinde ise, mirasın açılması
üzerine diğer mirasçılar, haklarının korunması için gerekli
önlemlerin gecikmeksizin alınmasını sulh mahkemesinden
isteyebilirler.
II. Mirasçıların sorumluluğu
Madde 641- Mirasçılar, tereke borçlarından müteselsilen
sorumludurlar.
Ana ve baba veya büyük ana ve büyük baba ile birlikte yaşayan
ve emeklerini veya gelirlerini aileye özgüleyen ergin çocuklar ile
torunlara verilecek uygun miktardaki tazminat, bu yüzden terekenin
borç ödemeden acze düşmemesi kaydıyla tereke borcu sayılır.
B. Paylaşmayı isteme hakkı
Madde 642- Mirasçılardan her biri, sözleşme veya kanun
gereğince ortaklığı sürdürmekle yükümlü olmadıkça, her
zaman mirasın paylaşılmasını isteyebilir.
Her mirasçı, terekedeki belirli malların aynen, olanak yoksa
satış yoluyla paylaştırılmasına karar verilmesini sulh
mahkemesinden isteyebilir. Mirasçılardan birinin istemi üzerine
hâkim, terekenin tamamını ve terekedeki malların her birini göz
önünde tutarak, olanak varsa taşınmazlardan her birinin tamamının
bir mirasçıya verilmesi suretiyle paylaştırmayı yapar.
Mirasçılara verilen taşınmazların değerleri arasındaki fark
para ödenmesi yoluyla giderilerek miras payları arasında
denkleştirme sağlanır.
Paylaşmanın derhâl yapılması, paylaşım konusu malın veya
terekenin değerini önemli ölçüde azaltacaksa; sulh hâkimi,
mirasçılardan birinin istemi üzerine bu malın veya terekenin
paylaşılmasının ertelenmesine karar verebilir.
C. Cenin nedeniyle erteleme
Madde 643- Mirasın açıldığı tarihte, mirasçı olabilecek
bir cenin varsa paylaşma doğumuna kadar ertelenir.
Ana muhtaç ise, doğuma kadar geçim giderlerinin terekeden
sağlanmasını isteyebilir.
D. Elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete
dönüştürülmesi
Madde 644- Bir mirasçı, terekeye dahil malların tamamı veya
bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete
dönüştürülmesi isteminde bulunduğu takdirde sulh hâkimi, diğer
mirasçılara çağrıda bulunarak belirleyeceği süre içinde varsa
itirazlarını bildirmeye davet eder.
Elbirliği mülkiyetinin devamını haklı kılacak bir itiraz
ileri sürülmediği veya mirasçılardan biri belirlenen süre
içinde paylaşma davası açmadığı takdirde, istem konusu mal
üzerindeki elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete
dönüştürülmesine karar verilir.
Terekeye dahil diğer hakların ve alacakların paylar oranında
bölünmesi hususunda da yukarıdaki hükümler uygulanır.
E. Birlikte yaşayanların hakkı
Madde 645- Mirasbırakanın ölümünde onunla birlikte yaşayan
ve onun tarafından bakılan kimseler, ölüm tarihinden başlayarak
üç aylık bakım ve geçim giderlerinin terekeden sağlanmasını
isteyebilirler.
İKİNCİ AYIRIM PAYLAŞMANIN NASIL YAPILACAĞI
A. Genel olarak
Madde 646- Yasal mirasçılar, gerek kendi aralarında, gerek
atanmış mirasçılarla birlikte mirası aynı kurallara göre
paylaşırlar.
Aksine düzenleme olmadıkça mirasçılar, paylaşmanın nasıl
yapılacağını serbestçe kararlaştırırlar.
Tereke mallarına zilyet olan veya mirasbırakana borçlu bulunan
mirasçılar, paylaşma sırasında bu konuda eksiksiz bilgi vermekle
yükümlüdürler.
B. Paylaşma kuralları
I. Mirasbırakanın tasarrufu
Madde 647- Mirasbırakan, ölüme bağlı tasarrufuyla paylaşmanın
nasıl yapılacağı ve payların nasıl oluşturulacağı hakkında
kurallar koyabilir.
Bu kurallar, mirasbırakan tarafından kastedilmemiş olan bir
eşitsizlik hâlinde payların denkleştirilmesi olanağı saklı
kalmak kaydıyla, mirasçılar için bağlayıcıdır.
Aksini arzu ettiği tasarruftan anlaşılmadıkça, mirasbırakanın
tereke malını bir mirasçıya özgülemesi, vasiyet olmayıp sadece
paylaştırma kuralı sayılır.
II. Paylaşmaya kayyımın katılması
Madde 648- Açılmış mirasta bir mirasçının payını
devralmış veya haczettirmiş olan ya da elinde mirasçıya karşı
alınmış borç ödemeden aciz belgesi bulunan alacaklı, sulh
hâkiminden bu mirasçının yerine paylaşmaya katılmak üzere bir
kayyım atanmasını isteyebilir.
C. Paylaşmanın gerçekleşmesi
I. Mirasçıların eşitliği
Madde 649- Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça mirasçılar,
paylaşmada terekenin bütün malları üzerinde eşit hakka
sahiptirler.
Mirasçılar, mirasbırakan ile aralarındaki ilişkiler hakkında
paylaşmanın eşitliğe ve adalete uygun olması için göz önüne
alınması gereken bütün bilgileri birbirlerine vermekle
yükümlüdürler.
Mirasçılardan her biri, tereke borçlarının paylaşmadan önce
ödenmesini veya güvenceye bağlanmasını isteyebilir.
II. Payların oluşturulması
Madde 650- Mirasçılar, tereke mallarından mirasçı veya ortak
kök sayısınca pay oluştururlar.
Anlaşma olmazsa, mirasçılardan her biri, payların
oluşturulmasını sulh mahkemesinden isteyebilir. Payların
oluşturulmasında hâkim, yerel âdetleri, mirasçıların kişisel
durumlarını ve çoğunluğun arzusunu göz önünde bulundurur.
Payların özgülenmesi mirasçıların anlaşması uyarınca
yapılır. Buna olanak bulunmazsa kur'a çekilir.
III. Bazı malların özgülenmesi veya satılması
Madde 651- Değerinde önemli azalma olmadan bölünemeyen tereke
malı, bütün olarak mirasçılardan birine özgülenir.
Mirasçılar bir tereke malının bölünmesi veya özgülenmesi
konusunda anlaşamazlarsa, o mal satılır ve bedeli bölüştürülür.
Mirasçılardan biri istemde bulunursa satış artırma yoluyla
yapılır. Mirasçılar artırmanın şekli konusunda anlaşamazlarsa
sulh hâkimi, artırmanın mirasçılar arasında veya herkese açık
yapılmasına karar verir.
D. Aile konutu ve ev eşyasının sağ kalan eşe
özgülenmesi
Madde 652- Eşlerden birinin ölümü hâlinde tereke malları
arasında ev eşyası veya eşlerin birlikte yaşadıkları konut
varsa; sağ kalan eş, bunlar üzerinde kendisine miras hakkına
mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir.
Haklı sebeplerin varlığı hâlinde, sağ kalan eşin veya
mirasbırakanın diğer yasal mirasçılarından birinin istemi
üzerine, mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasına da
karar verilebilir.
Mirasbırakanın bir meslek veya sanat icra ettiği ve altsoyundan
birinin aynı meslek ve sanatı icra etmesi için gerekli olan
bölümlerde, sağ kalan eş bu hakları kullanamaz. Tarımsal
taşınmazlara ilişkin miras hukuku hükümleri saklıdır.
E. Özellikleri olan eşya
I. Bütünlük oluşturan veya aile belgeleri ile
özel anı değeri olan eşya
Madde 653- Mirasçılardan birinin karşı çıkması hâlinde,
nitelikleri veya özgülendikleri amaç gereği bir bütünlük
oluşturan eşya birbirinden ayrılamaz.
Aile belgeleri ile aile için özel anı değeri olan eşya,
mirasçılardan birinin karşı çıkması hâlinde satılamaz.
Mirasçılar arasında anlaşmazlık çıkarsa sulh hâkimi,yerel
âdetleri, âdet yoksa kişisel durumları göz önünde tutarak bu
eşyanın, payına mahsup edilmek veya edilmemek suretiyle
mirasçılardan birine özgülenmesine ya da satılmasına karar
verir.
Özel kanun hükümleri saklıdır.
II. Mirasbırakanın mirasçılardaki alacakları
Madde 654- Mirasbırakanın bir mirasçıdaki alacağı, paylaşma
sırasında o mirasçının payına mahsup edilir.
III. Rehnedilmiş tereke malları
Madde 655- Paylaşmada kendisine mirasbırakanın borçları için
rehnedilmiş bir tereke malı düşen mirasçı, o malın güvence
altına aldığı borcu üstlenmiş olur.
IV. Taşınmazlar
1.
Bölünme
Madde 656- Taşınmazların bölünmelerine ilişkin kanun
hükümleri saklıdır.
2.
Özgülenme
a.
Özgülenmeye esas olan değer
Madde 657- Taşınmazlar, paylaşmanın yapıldığı zamandaki
gerçek değerleri esas alınarak mirasçılara özgülenir.
Tarımsal taşınmazlar gelir değerine, diğer taşınmazlar
sürüm değerine göre özgülenir.
b.
Değerin belirlenmesi
Madde 658- Mirasçılar özgülenme değeri üzerinde
uyuşamazlarsa, bu değer sulh hâkimi tarafından belirlenir.
V. Tarımsal işletmeler
1.
Paylaştırma dışında bırakma
a.
Koşulları
Madde 659- Terekede bulunan, ekonomik bütünlüğe ve yeterli
tarımsal varlığa sahip bir tarımsal işletme, işletmeye ehil
mirasçılardan birinin istemde bulunması hâlinde bu mirasçıya
gelir değeri üzerinden bölünmeksizin özgülenir.
Bir işletme, değerinde azalma olmaksızın birden çok yeterli
tarımsal varlığa sahip işletmeye bölünebilecek nitelikte ise,
sulh hâkimi bunları, istemde bulunan ve işletmeye ehil olan birden
çok mirasçıya ayrı ayrı özgüleyebilir.
İşletmenin yeterli tarımsal varlığa sahip olup olmadığı,
tarım bölgeleriyle tarım türlerinin özellikleri göz önünde
tutularak ilgili bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle
belirlenir.
b.
Taşınırların özgülenmesi
Madde 660- Mirasçı, işletme için gerekli olan araç, gereç ve
hayvanların işletme için taşıdığı değer üzerinden kendisine
özgülenmesini isteyebilir.
c.
Özgülenmenin hangi mirasçıya yapılacağı
Madde 661- Mirasçılardan birinin özgüleme istemine itiraz
etmesi veya isteklilerin birden çok olması hâlinde, sulh hâkimi,
kişisel yetenek ve durumları göz önünde tutmak suretiyle
işletmenin hangi mirasçıya özgüleneceğine karar verir.
İşletmeyi kendisi işletmek isteyen ve bunun için ehil olduğu
anlaşılan mirasçıya özgülemede öncelik tanınır.
İşletmeye ehil olmanın belirlenmesinde, özgülenme isteyen
mirasçının eşinin yetenekleri de göz önünde tutulur.
d.
Ölüme bağlı tasarruf ile düzenleme
Madde 662- İşletmenin kendisine özgülenmesini isteyen ve buna
ehil olduğu anlaşılan mirasçının bu konudaki istem hakkı,
ölüme bağlı tasarrufla ortadan kaldırılamaz.
Mirasçılıktan çıkarma ve mirastan feragat hâlleri saklıdır.
Birden çok mirasçıda özgülenme koşullarının bulunması
hâlinde, kendisine özgülenme yapılacak mirasçı ölüme bağlı
tasarrufla belirlenebilir.
e.
Ergin olmayan mirasçılar
Madde 663- Mirasçılar arasında ergin olmayan ayırt etme gücüne
sahip altsoy varsa; paylaşma, bunlar ergin oluncaya kadar
ertelenebilir veya mirasçılar arasında özgülemeye karar
verilebilecek tarihe kadar aile malları ortaklığı kurulur.
2.
Aile malları ortaklığı
a.
İstem hakkı
Madde 664- Kendisine işletme özgülenen mirasçının, diğer
mirasçıların payları karşılığında ödemesi gereken miktar
ile daha önce işletme üzerinde kurulmuş bulunan rehinlerle
güvence altına alınmış olan borçların toplamı, işletmenin
gelir değerinin dörtte üçünü aşarsa, kendisine özgüleme
yapılan mirasçının istemi üzerine özgülenen işletmenin
paylaşılması uygun bir süre ertelenebilir.
Bu takdirde mirasçılar arasında kazanç paylı aile malları
ortaklığı kurulmuş olur.
b.
Ortaklığın sona erdirilmesi
Madde 665- Kendisine işletme özgülenen mirasçı, aşırı
borçlanma zorunda kalmaksızın diğer mirasçıların paylarının
karşılığını ödeyecek duruma gelirse; mirasçılardan her biri,
ortaklıktan çıktığını bildirerek payının karşılığının
kendisine ödenmesini isteyebilir.
Aksi kararlaştırılmış olmadıkça, kendisine özgülenme
yapılan mirasçı ortaklığın sona erdirilmesini her zaman
isteyebilir.
3.
Diğer mirasçıların paylarının mirasçı irat senediyle
karşılanması
Madde 666- Kendisine işletme özgülenen mirasçı paylaşmanın
ertelenmesini isterse, diğer mirasçılardan her biri, kazanç paylı
ortaklığa girme yerine, payının tarımsal işletmeye ait
taşınmazlarla güvence altına alınan bir alacak hakkına
dönüştürülmesini isteyebilir.
Bu alacaklar karşılığı olarak mirasçılara beş yıldan önce
paraya çevrilemeyen ve en fazla irat senetleri için geçerli oran
üzerinden faizlendirilerek bir mirasçı irat senedi verilir.
İrat senetlerindeki yükün üst sınırına ve Devletin
sorumluluğuna ilişkin kurallar mirasçı irat senetlerinde
uygulanmaz.
4.
Yan sınaî işletme
Madde 667- Tarımsal işletmeye sıkı şekilde bağlı bir yan
sınaî işletme bulunur ve bunlar birlikte yeterli ekonomik varlığa
sahip olurlarsa, ikisi bir bütün olarak istekli olan ve ehil
görülen mirasçıya özgülenir.
Bu durumda tarımsal işletme gelir değeriyle, sınaî işletme
sürüm değeriyle özgülenir.
Mirasçılardan birinin itiraz etmesi veya birden çok mirasçının
özgülenme istemesi hâlinde, sulh hâkimi her iki işletmenin
ekonomik varlıklarını sürdürme olanaklarını ve mirasçıların
kişisel durumlarını göz önünde bulundurarak yan işletmenin
birlikte veya ayrı olarak özgülenmesine ya da satışına karar
verir.
5.
İşletmenin satılması
Madde 668- Mirasçılardan hiç biri tarımsal işletmenin bir
bütün olarak kendisine özgülenmesini istemez veya özgülenme
istemi reddedilirse, mirasçılardan her biri işletmenin bir bütün
olarak satılmasını isteyebilir.
ÜÇÜNCÜ AYIRIM
MİRASTA DENKLEŞTİRME
A. Mirasçılar arasında
Madde 669- Yasal mirasçılar, mirasbırakandan miras paylarına
mahsuben elde ettikleri sağlararası karşılıksız kazandırmaları,
denkleştirmeyi sağlamak için terekeye geri vermekle birbirlerine
karşı yükümlüdürler.
Mirasbırakanın çeyiz veya kuruluş sermayesi vermek ya da bir
malvarlığını devretmek veya borçtan kurtarmak ve benzerleri gibi
karşılık almaksızın altsoyuna yapmış olduğu kazandırmalar,
aksi mirasbırakan tarafından açıkça belirtilmiş olmadıkça,
denkleştirmeye tâbidir.
B. Mirasçılık sıfatının kaybı hâlinde
Madde 670- Mirasın açılmasından önce veya sonra mirasçılık
sıfatını kaybeden mirasçıya ait geri verme yükümlülüğü,
onun yerini alan mirasçılara, miras paylarında meydana gelen artış
oranında geçer.
C. Denkleştirme şekli
I. Geri verme veya mahsup
Madde 671- Geri vermekle yükümlü olan mirasçı, dilerse
aldığını aynen geri verir; dilerse payından fazla olsa bile
değerini miras payına mahsup ettirir.
Mirasbırakanın bu kurala aykırı tasarrufları ve mirasçıların
tenkise ilişkin hakları saklıdır.
II. Miras payını aşan kazandırmalar
Madde 672- Yapılan kazandırma miras payını aştığı takdirde
mirasçı, mirasbırakanın bunu kendisine bırakmak istediğini
ispat ederse, bu fazlalık denkleştirmeye tâbi olmaz. Diğer
mirasçıların tenkise ilişkin hakları saklıdır.
III. Denkleştirme değeri
Madde 673- Denkleştirme, kazandırmanın denkleştirme anındaki
değerine göre yapılır.
Yarar ve zarar ile gelir ve giderler hakkında mirasçılar
arasında sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır.
D. Eğitim ve öğrenim giderleri
Madde 674- Çocukların eğitim ve öğrenimi için yapılan
giderler sebebiyle geri verme yükümlülüğü, mirasbırakanın
aksini arzu ettiği ispat edilmedikçe, ancak alışılmış ölçüleri
aşan kısım için mevcuttur.
Eğitim ve öğrenimini tamamlamamış olan veya sakatlıkları
bulunan çocuklara, paylaşmada hakkaniyete uygun bir ödeme yapılır.
E. Hediyeler ve evlenme giderleri
Madde 675- Olağan hediyeler ile evlenme sırasında yapılan
geleneğe uygun giderler denkleştirmeye tâbi değildir.
Altsoy hısımlarının evlenmelerinde, alışılmış ölçüler
içinde yapılan çeyiz giderleri hakkında denkleştirmeye tâbi
tutmama arzusunun bulunduğu asıldır.
DÖRDÜNCÜ AYIRIM
PAYLAŞMANIN TAMAMLANMASI
VE SONUCU
A. Paylaşmanın sonuçlandırılması
I. Paylaşma sözleşmesi
Madde 676- Mirasçılar arasında payların oluşturulması ve
fiilen alınması veya aralarında yapacakları paylaşma sözleşmesi
mirasçıları bağlar.
Paylaşma sözleşmesiyle mirasçılar, tereke mallarının tamamı
veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin miras payları
oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesini de kabul
edebilirler.
Paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde
yapılmasına bağlıdır.
II. Miras payı üzerinde sözleşme
Madde 677- Terekenin tamamı veya bir kısmı üzerinde miras
payının devri konusunda mirasçılar arasında yapılan
sözleşmelerin geçerliliği yazılı şekle bağlıdır.
Bir mirasçının üçüncü kişiyle yapacağı böyle bir
sözleşmenin geçerliliği, noterlikçe düzenlenmesine bağlıdır.
Sözleşme bu kişiye paylaşmaya katılma yetkisi vermez; sadece
paylaşma sonunda mirasçıya özgülenen payın kendisine
verilmesini isteme hakkını sağlar.
III. Mirasın açılmasından önce yapılan
sözleşmeler
Madde 678- Mirasbırakanın katılması veya izni olmaksızın bir
mirasçının henüz açılmamış bir miras hakkında diğer
mirasçılar veya üçüncü bir kişi ile yapacağı sözleşmeler
geçerli değildir.
Böyle bir sözleşme gereğince yerine getirilmiş olan edimlerin
geri verilmesi istenebilir.
B. Mirasçıların birbirine karşı sorumluluğu
I. Garanti borcu
Madde 679- Paylaşmanın tamamlanmasından sonra mirasçılar,
paylarına düşen mallar için birbirlerine karşı satım
hükümlerine göre sorumludurlar.
Mirasçılar, paylaşmada her birine özgülenmiş olan
alacakların varlığını birbirlerine karşı garanti ettikleri
gibi; borsaya kayıtlı olan kıymetli evrak dışında, alacağın
mirasçının hakkına mahsup edilen miktarı için borçlunun ödeme
gücünden adî kefil gibi sorumludurlar.
Garantiye ve kefalete dayanan dava, paylaşma tarihinin veya daha
sonra yerine getirilecek alacaklarda muacceliyet tarihinin üzerinden
bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
II. Paylaşma sözleşmesinin geçersizliği
Madde 680- Borçlar Kanununun geçersizliğe ilişkin genel
hükümleri, paylaşma sözleşmeleri hakkında da uygulanır.
C. Mirasçıların üçüncü kişilere karşı
sorumluluğu
I. Müteselsil sorumluluk
Madde 681- Mirasçılar, bölünmesine veya nakline alacaklı
tarafından açık veya örtülü olarak rıza gösterilmemiş olan
tereke borçlarından dolayı, paylaşmadan sonra da bütün
malvarlıklarıyla müteselsilen sorumludurlar.
Paylaşmanın gerçekleştiği tarihin veya daha sonra yerine
getirilecek borçlarda muacceliyet tarihinin üzerinden beş yıl
geçmekle teselsül sona erer.
II. Mirasçılara rücu
Madde 682- Paylaşma sözleşmesinde ödenmesi kendisine
yükletilmemiş olan bir tereke borcunu veya üzerine aldığı
miktardan fazlasını ödeyen mirasçı, diğer mirasçılara rücu
edebilir.
Rücu hakkı, ilk önce, ödenmiş olan borcu paylaşma
sözleşmesiyle üstlenmiş bulunan mirasçıya karşı kullanılır.
Diğer hâllerde, aksi kararlaştırılmış olmadıkça,
mirasçılardan her biri terekedeki borçları miras payı oranında
ödemekle yükümlüdür.
DÖRDÜNCÜ KİTAP
EŞYA HUKUKU
BİRİNCİ KISIM MÜLKİYET
BİRİNCİ BÖLÜM GENEL HÜKÜMLER
A. Mülkiyet hakkının içeriği
Madde 683- Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları
içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve
tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.
Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı
istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın
önlenmesini de dava edebilir.
B. Mülkiyet hakkının kapsamı
I. Bütünleyici parça
Madde 684- Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici
parçalarına da malik olur.
Bütünleyici parça, yerel âdetlere göre asıl şeyin temel
unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça
veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak
bulunmayan parçadır.
II. Doğal ürünler
Madde 685- Bir şeyin maliki, onun ürünlerinin de maliki olur.
Ürünler, dönemsel olarak elde edilen doğal veya hukukî
ürünler ile bir şeyin özgülendiği amaca göre âdetler gereği
ondan elde edilmesi uygun görülen diğer verimlerdir.
Doğal ürünler asıl şeyden ayrılıncaya kadar onun
bütünleyici parçasıdır.
III. Eklenti
1.
Tanım
Madde 686- Bir şeye ilişkin tasarruflar, aksi belirtilmedikçe
onun eklentisini de kapsar.
Eklenti, asıl şey malikinin anlaşılabilen arzusuna veya yerel
âdetlere göre, işletilmesi, korunması veya yarar sağlaması için
asıl şeye sürekli olarak özgülenen ve kullanılmasında
birleştirme, takma veya başka bir biçimde asıl şeye bağlı
kılınan taşınır maldır.
Eklenti, asıl şeyden geçici olarak ayrılmakla bu niteliğini
kaybetmez.
2.
Eklenti sayılmayanlar
Madde 687- Asıl şeye zilyet olan kimsenin sadece geçici olarak
kullanması veya tüketmesi için özgülenen ya da asıl şeyin özel
niteliği ile herhangi bir ilişkisi bulunmadan sadece korunmak,
satılmak veya kiraya verilmek üzere onunla birleştirilen şeyler
eklenti sayılmaz.
C. Birlikte mülkiyet
I. Paylı mülkiyet
1.
Genel kurallar
Madde 688- Paylı mülkiyette birden çok kimse, maddî olarak
bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla maliktir.
Başka türlü belirlenmedikçe, paylar eşit sayılır.
Paydaşlardan her biri kendi payı bakımından malik hak ve
yükümlülüklerine sahip olur. Pay devredilebilir, rehnedilebilir
ve alacaklılar tarafından haczettirilebilir.
2.
Yönetim ve tasarruf
a.
Anlaşmalar
Madde 689- Paydaşlar, kendi aralarında oybirliğiyle anlaşarak
yararlanma, kullanma ve yönetime ilişkin konularda kanun
hükümlerinden farklı bir düzenleme yapabilirler. Ancak, böyle
bir anlaşmayla paydaşların aşağıdaki hak ve yetkileri
kaldırılamaz ve sınırlandırılamaz:
1. Paylı mülkiyet konusu eşyanın kullanılabilirliğinin ve
değerinin korunması için zorunlu olan yönetim işlerini yapmak ve
gerektiğinde mahkemeden buna ilişkin önlemlerin alınmasını
istemek,
2. Eşyayı bir zarar tehlikesinden veya zararın artmasından
korumak için derhâl alınması gereken önlemleri bütün paydaşlar
hesabına almak.
Taşınmazlarla ilgili anlaşmalar imzalarının noterlikçe
onaylanması koşuluyla paydaşlardan birinin başvurusu üzerine
tapu kütüğüne şerh verilebilir.
b.
Olağan yönetim işleri
Madde 690- Paydaşlardan her biri olağan yönetim işlerini
yapmaya, özellikle küçük onarımları yaptırmaya ve tarımsal
işleri yürütmeye yetkilidir.
Zorunlu ve ivedi işlerin yapılmasına ilişkin kanun hükümleri
saklı kalmak kaydıyla, paydaşların çoğunlukla alacağı kararla
olağan yönetim işlerinde yetkiyle ilgili farklı düzenleme
getirilebilir.
c.
Önemli yönetim işleri
Madde 691- İşletme usulünün veya tarım türünün
değiştirilmesi, adî kiraya veya ürün kirasına ilişkin
sözleşmelerin yapılması veya feshi, toprağın ıslahı gibi
önemli yönetim işleri için pay ve paydaş çoğunluğuyla karar
verilmesi gerekir.
Olağan yönetim sınırlarını aşan ve paylı malın değerinin
veya yarar sağlamaya elverişliliğinin korunması için gerekli
bakım, onarım ve yapı işlerinde de aynı çoğunluk aranır.
Pay ve paydaşların eşitliği hâlinde hâkim, paydaşlardan
birinin istemi üzerine bütün paydaşların menfaatini gözeterek
hakkaniyete uygun bir karar verir; gerekli gördüğü işlerin
yapılması için paydaşlar arasından veya dışarıdan bir kayyım
atayabilir.
d.
Olağanüstü yönetim işleri ve tasarruflar
Madde 692- Paylı malın özgülendiği amacın değiştirilmesi,
korumanın veya olağan şekilde kullanmanın gerekli kıldığı
ölçüyü aşan yapı işlerine girişilmesi veya paylı malın
tamamı üzerinde tasarruf işlemlerinin yapılması, oybirliğiyle
aksi kararlaştırılmış olmadıkça, bütün paydaşların
kabulüne bağlıdır.
Paylar üzerinde taşınmaz rehni veya taşınmaz yükü
kurulmuşsa, paydaşlar malın tamamını benzer haklarla
kayıtlayamazlar.
3.
Yararlanma, kullanma ve koruma
Madde 693- Paydaşlardan her biri, diğerlerinin hakları ile
bağdaştığı ölçüde paylı maldan yararlanabilir ve onu
kullanabilir.
Uyuşmazlık hâlinde yararlanma ve kullanma şeklini hâkim
belirler. Bu belirleme, paylı malın kullanılmasının zaman veya
yer itibarıyla paydaşlar arasında bölünmesi biçiminde de
olabilir.
Paydaşlardan her biri, bölünemeyen ortak menfaatlerin
korunmasını diğer paydaşları temsilen sağlayabilir.
4.
Giderler ve yükümlülükler
Madde 694- Paylı mülkiyetten doğan veya paylı malı
ilgilendiren yönetim giderleri, vergiler ve diğer yükümlülükler,
aksine bir hüküm bulunmadıkça, paydaşlar tarafından payları
oranında karşılanır.
Payına düşenden fazlasını ödemiş bulunan paydaş,
diğerlerine payları oranında rücu edebilir.
5.
Kararların bağlayıcılığı
Madde 695- Yararlanma, kullanma ve yönetime ilişkin konularda
paydaşların yaptıkları düzenleme ve aldıkları kararlar ile
mahkemece verilen kararlar, sonradan paydaş olan veya pay üzerinde
aynî hak kazanan kimseleri de bağlar.
Taşınmazlarda yararlanma, kullanma ve yönetime ilişkin
kararların sonradan paydaş olan veya pay üzerinde aynî hak
kazananları bağlaması için, bunların tapu kütüğüne şerh
edilmesi gerekir.
6.
Paydaşlıktan çıkarma
a.
Paydaşın çıkarılması
Madde 696- Kendi tutum ve davranışlarıyla veya malın
kullanılmasını bıraktığı ya da fiillerinden sorumlu olduğu
kişilerin tutum ve davranışlarıyla diğer paydaşların tamamına
veya bir kısmına karşı olan yükümlülüklerini ağır biçimde
çiğneyen paydaş, bu yüzden onlar için paylı mülkiyet
ilişkisinin devamını çekilmez hâle getirmişse, mahkeme
kararıyla paydaşlıktan çıkarılabilir.
Davanın açılması, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, pay
ve paydaş çoğunluğuyla karar verilmesine bağlıdır.
Hâkim, çıkarma istemini haklı gördüğü takdirde,
çıkarılacak paydaşın payını karşılayacak kısmı maldan
ayırmaya olanak varsa, bu ayırmayı yaparak ayrılan parçanın
paylı mülkiyetten çıkarılana özgülenmesine karar verir.
Aynen ayrılmasına olanak bulunmayan maldaki payın dava
tarihindeki değeriyle kendilerine devrini isteyen paydaş veya
paydaşlar bu istemlerini paydaşlıktan çıkarma istemi ile
birlikte ileri sürmek zorundadırlar. Hâkim, hüküm vermeden önce
re'sen belirleyeceği uygun bir süre içinde pay değerinin
ödenmesine veya tevdiine karar verir. Davanın kabulü hâlinde
payın istemde bulunan adına tesciline hükmolunur.
Payı karşılayacak kısım maldan aynen ayrılamaz ve bu payı
isteyen paydaş da bulunmazsa hâkim, davalıya payını devretmesi
için bir süre belirler ve bu süre içinde devredilmeyen payın
açık artırmayla satışına karar verir. Satış kararı, cebrî
icra yoluyla paraya çevirmeye ilişkin hükümler uyarınca yerine
getirilir.
b.
Diğer hak sahiplerinin çıkarılması
Madde 697- Bir paydaşın çıkarılmasına ilişkin hükümler,
kıyas yoluyla, pay üzerinde intifa veya diğer bir aynî ya da
tapuya şerh edilmiş kişisel yararlanma hakkı sahipleri hakkında
da uygulanır. Ancak, devri caiz olmayan bir hakkın uygun bir
tazminat karşılığında sona ermesine karar verilir.
7.
Paylı mülkiyetin sona ermesi
a.
Paylaşma istemi
Madde 698- Hukukî bir işlem gereğince veya paylı malın
sürekli bir amaca özgülenmiş olması sebebiyle paylı mülkiyeti
devam ettirme yükümlülüğü bulunmadıkça, paydaşlardan her
biri malın paylaşılmasını isteyebilir.
Paylaşmayı isteme hakkı, hukukî bir işlemle en çok on yıllık
süre ile sınırlandırılabilir. Taşınmazlarda paylı mülkiyetin
devamına ilişkin sözleşmeler, resmî şekle bağlıdır ve tapu
kütüğüne şerh verilebilir.
Uygun olmayan zamanda paylaşma isteminde bulunulamaz.
b.
Paylaşma biçimi
Madde 699- Paylaşma, malın aynen bölüşülmesi veya pazarlık
ya da artırmayla satılarak bedelinin bölüşülmesi biçiminde
gerçekleştirilir.
Paylaşma biçiminde uyuşma sağlanamazsa, paydaşlardan birinin
istemi üzerine hâkim, malın aynen bölünerek paylaştırılmasına,
bölünen parçaların değerlerinin birbirine denk düşmemesi
hâlinde eksik değerdeki parçaya para eklenerek denkleştirme
sağlanmasına karar verir.
Bölme istemi durum ve koşullara uygun görülmezse ve özellikle
paylı malın önemli bir değer kaybına uğramadan bölünmesine
olanak yoksa, açık artırmayla satışa hükmolunur. Satışın
paydaşlar arasında artırmayla yapılmasına karar verilmesi, bütün
paydaşların rızasına bağlıdır.
c.
İntifa hakkı sahibinin durumu
Madde 700- Bir paydaşın kendi payı üzerinde intifa hakkı
kurması hâlinde, diğer paydaşlardan biri intifa hakkının
kurulduğunun kendisine tebliğinden başlayarak üç ay içinde
paylaşma isteminde bulunursa; satış yoluyla paylaşmada intifa
hakkı, buna ilişkin paya düşecek bedel üzerinde devam eder.
II. Elbirliği mülkiyeti
1.
Kaynakları ve niteliği
Madde 701- Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca
oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların
mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir.
Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp
her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.
2.
Hükümleri
Madde 702- Ortakların hakları ve yükümlülükleri, topluluğu
doğuran kanun veya sözleşme hükümleri ile belirlenir.
Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek
yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle
karar vermeleri gerekir.
Sözleşmeden doğan topluluk devam ettiği sürece, paylaşma
yapılamaz ve bir pay üzerinde tasarrufta bulunulamaz.
Ortaklardan her biri, topluluğa giren hakların korunmasını
sağlayabilir. Bu korumadan bütün ortaklar yararlanır.
3.
Sona ermesi
Madde 703- Elbirliği mülkiyeti, malın devri, topluluğun
dağılması veya paylı mülkiyete geçilmesiyle sona erer.
Paylaştırma, aksine bir hüküm bulunmadıkça, paylı mülkiyet
hükümlerine göre yapılır.
İKİNCİ BÖLÜM
TAŞINMAZ MÜLKİYETİ
BİRİNCİ AYIRIM
TAŞINMAZ MÜLKİYETİNİN
KONUSU, KAZANILMASI VE KAYBI
A. Taşınmaz mülkiyetinin konusu
Madde 704- Taşınmaz mülkiyetinin konusu şunlardır:
1. Arazi,
2. Tapu kütüğünde ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve
sürekli haklar,
3. Kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler.
B. Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması
I. Tescil
Madde 705- Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescille olur.
Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma
hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet
tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf
işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş
olmasına bağlıdır.
II. Kazanma yolları
1.Hukukî
işlem
Madde 706- Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan
sözleşmelerin geçerli olması, resmî şekilde düzenlenmiş
bulunmalarına bağlıdır.
Ölüme bağlı tasarruflar ve mal rejimi sözleşmeleri,
kendilerine özgü şekillere tâbidir.
2.
İşgal
Madde 707- Tapu kütüğüne kayıtlı bir taşınmazın
mülkiyetinin işgal yoluyla kazanılması, ancak kaydının malikin
istemiyle terkin edilmiş olmasına bağlıdır.
Tapuya kayıtlı olmayan taşınmazlar üzerinde işgal yoluyla
mülkiyet kazanılamaz.
3.
Yeni arazi oluşması
Madde 708- Birikme, dolma, toprak kayması veya kamuya ait suların
yatağında ya da seviyesinde değişme gibi sebeplerle sahipsiz
yerlerde yeniden oluşan yararlanmaya elverişli arazi Devlete ait
olur.
Devlet, bu araziyi kamusal bir sakınca bulunmadığı takdirde
öncelikle arazisi kayba uğrayana veya bitişik arazi malikine
devredebilir.
Toprak parçalarının kendi arazisinden koptuğunu ispat eden
malik, bunları, durumu öğrendiği tarihten başlayarak bir ve her
hâlde oluşumun gerçekleştiği tarihten başlayarak on yıl içinde
geri alabilir.
4.
Arazi kayması
a.
Genel olarak
Madde 709- Arazi kayması sınır değişikliğini gerektirmez.
Arazi kayması sebebiyle bir taşınmazdan diğerine geçmiş olan
arazi parçaları ve diğer cisimler hakkında sürüklenen şeylere
ve karışmaya ilişkin hükümler uygulanır.
b.
Heyelân
Madde 710- Arazi kaymasının sınır değişikliğine yol
açmayacağı ilkesi, yetkili makamlarca heyelân bölgesi olduğu
belirlenen yörelerde uygulanmaz.
Bu yörelerin belirlenmesi sırasında yöredeki arazinin yapısı
göz önünde tutulur.
Bir taşınmazın böyle bir yörede bulunduğu, ilgililere uygun
biçimde bildirilir ve tapu kütüğünün beyanlar sütununa
yazılır.
c.
Sınırın yeniden belirlenmesi
Madde 711- Sınır, arazi kayması sebebiyle gerçeği
yansıtmıyorsa; ilgili taşınmaz maliki, sınırın yeniden
belirlenmesini isteyebilir.
Fazlalık ve eksiklikler denkleştirilir.
5.
Kazandırıcı zamanaşımı
a.
Olağan zamanaşımı
Madde 712- Geçerli bir hukukî sebep olmaksızın tapu kütüğüne
malik olarak yazılan kişi, taşınmaz üzerindeki zilyetliğini
davasız ve aralıksız olarak on yıl süreyle ve iyiniyetle
sürdürürse, onun bu yolla kazanmış olduğu mülkiyet hakkına
itiraz edilemez.
b.
Olağanüstü zamanaşımı
Madde 713- Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı
davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla
zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası
veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne
tesciline karar verilmesini isteyebilir.
Aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılamayan
veya yirmi yıl önce ölmüş ya da hakkında gaiplik kararı
verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının
veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o
taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki
mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini
isteyebilir.
Tescil davası, Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine veya
varsa tapuda malik gözüken kişinin mirasçılarına karşı
açılır.
Davanın konusu, mahkemece gazeteyle bir defa ve ayrıca
taşınmazın bulunduğu yerde uygun araç ve aralıklarla en az üç
defa ilân olunur.
Son ilândan başlayarak üç ay içinde yukarıdaki koşulların
gerçekleşmediğini ileri sürerek itiraz eden bulunmaz ya da itiraz
yerinde görülmez ve davacının iddiası ispatlanmış olursa,
hâkim tescile karar verir. Mülkiyet, birinci fıkrada öngörülen
koşulların gerçekleştiği anda kazanılmış olur.
Davalılar ve itiraz edenler, aynı davada kendi adlarına tescile
karar verilmesini isteyebilirler.
Kararda, tescili istenilen taşınmazın niteliği, yeri,
sınırları ve yüzölçümü belirtilir ve karara, uzmanlarca
düzenlenen teknik bilgileri içeren krokisi de eklenir.
Özel kanun hükümleri saklıdır.
c.
Sürelerin hesabı
Madde 714- Kazandırıcı zamanaşımı sürelerinin
hesaplanmasında, kesilmesinde ve durmasında, Borçlar Kanununun
zamanaşımına ilişkin hükümleri kıyas yoluyla uygulanır.
6.
Sahipsiz yerler ve yararı kamuya ait mallar
Madde 715- Sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait mallar, Devletin
hüküm ve tasarrufu altındadır.
Aksi ispatlanmadıkça, yararı kamuya ait sular ile kayalar,
tepeler, dağlar, buzullar gibi tarıma elverişli olmayan yerler ve
bunlardan çıkan kaynaklar, kimsenin mülkiyetinde değildir ve
hiçbir şekilde özel mülkiyete konu olamaz.
Sahipsiz yerler ile yararı kamuya ait malların kazanılması,
bakımı, korunması, işletilmesi ve kullanılması özel kanun
hükümlerine tâbidir.
III. Tescili isteme hakkı
Madde 716- Mülkiyetin kazanılmasına esas olacak bir hukukî
sebebe dayanarak malikten mülkiyetin kendi adına tescilini istemek
hususunda kişisel hakka sahip olan kimse, malikin kaçınması
hâlinde hâkimden, mülkiyetin hükmen geçirilmesini isteyebilir.
Bir taşınmazın mülkiyetini işgal, miras, kamulaştırma,
cebrî icra veya mahkeme kararına dayanarak kazanan kişi tescili
doğrudan doğruya yaptırabilir.
Bir taşınmazın mülkiyetinde eşler arasındaki mal rejimi
dolayısıyla meydana gelen değişiklikler, eşlerden birinin
istemiyle tapu kütüğüne doğrudan tescil olunur.
C. Taşınmaz mülkiyetinin kaybı
Madde 717- Taşınmaz mülkiyeti, terkin veya taşınmazın
tamamen yok olmasıyla sona erer.
Kamulaştırma hâlinde mülkiyetin ne zaman sona ereceği özel
kanunla belirlenir
İKİNCİ AYIRIM
TAŞINMAZ MÜLKİYETİNİN
İÇERİĞİ VE KISITLAMALARI
A. Taşınmaz mülkiyetinin içeriği
I. Kapsam
Madde 718- Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar
olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını
kapsar.
Bu mülkiyetin kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak
üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer.
II. Sınırlar
1.
Sınırların belirlenmesi
Madde 719- Taşınmazın sınırları, tapu plânları ve arz
üzerindeki sınır işaretleriyle belirlenir.
Tapu plânları ile arz üzerindeki işaretler birbirini tutmazsa,
asıl olan plândaki sınırdır. Bu kural, yetkili makamlarca
heyelân bölgesi olduğu belirlenen yörelerde uygulanmaz.
2.
Sınır belirleme yükümlülüğü
Madde 720- Her arazi maliki, komşusunun istemi üzerine belli
olmayan sınırların belirlenmesi için tapu plânlarının
düzeltilmesine veya arz üzerine sınır işaretleri konulmasına
katkıda bulunmakla yükümlüdür.
3.
Sınırlıklar üzerinde paylı mülkiyet
Madde 721- İki taşınmazı birbirinden ayırmaya yarayan duvar,
parmaklık, çit gibi sınırlıklar, aksi ispat edilmedikçe, her
iki komşunun paylı malı sayılır.
III. Arazideki yapılar
1.
Arazi ve yapı malzemesi
a.
Mülkiyet ilişkisi
Madde 722- Bir kimse kendi arazisindeki yapıda başkasının
malzemesini ya da başkasının arazisindeki yapıda kendisinin veya
bir başkasının malzemesini kullanırsa, bu malzeme arazinin
bütünleyici parçası olur.
Ancak, sahibinin rızası olmaksızın kullanılmış olan
malzemenin sökülmesi aşırı zarara yol açmayacaksa, malzeme
sahibi, gideri yapıyı yaptırana ait olmak üzere bunların sökülüp
kendisine verilmesini isteyebilir.
Aynı koşullar altında arazinin maliki de, rızası olmaksızın
yapılan yapıda kullanılan malzemenin, gideri yapıyı yaptırana
ait olmak üzere sökülüp kaldırılmasını isteyebilir.
b.
Tazminat
Madde 723- Malzeme sökülüp alınmazsa arazi maliki, malzeme
sahibine uygun bir tazminat ödemekle yükümlüdür.
Yapıyı yaptıran arazi maliki iyiniyetli değilse hâkim,
malzeme sahibinin uğradığı zararın tamamının tazmin edilmesine
karar verebilir.
Yapıyı yaptıran malzeme sahibi iyiniyetli değilse, hâkimin
hükmedeceği miktar bu malzemenin arazi maliki için taşıdığı
en az değeri geçmeyebilir.
c.
Arazinin mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesi
Madde 724- Yapının değeri açıkça arazinin değerinden
fazlaysa, iyiniyetli taraf uygun bir bedel karşılığında yapının
ve arazinin tamamının veya yeterli bir kısmının mülkiyetinin
malzeme sahibine verilmesini isteyebilir.
2.
Taşkın yapılar
Madde 725- Bir yapının başkasına ait araziye taşırılan
kısmı, eğer yapıyı yapan malik taşırılan arazi üzerinde bir
irtifak hakkına sahip bulunuyorsa, ona ait taşınmazın bütünleyici
parçası olur.
Böyle bir irtifak hakkı yoksa, zarar gören malik taşmayı
öğrendiği tarihten başlayarak onbeş gün içinde itiraz
etmediği, aynı zamanda durum ve koşullar da haklı gösterdiği
takdirde, taşkın yapıyı iyiniyetle yapan kimse, uygun bir bedel
karşılığında taşan kısım için bir irtifak hakkı kurulmasını
veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin
kendisine devredilmesini isteyebilir.
3.
Üst hakkı
Madde 726- Bir üst irtifakına dayalı olarak başkasına ait bir
arazinin altında veya üstünde sürekli kalmak üzere inşa edilen
yapıların mülkiyeti, irtifak hakkı sahibine ait olur.
Bir binanın başlı başına kullanılmaya elverişli bağımsız
bölümleri üzerinde kat mülkiyeti veya kat irtifakı kurulması,
Kat Mülkiyeti Kanununa tâbidir.
Bağımsız bölümler üzerinde ayrıca üst hakkı kurulamaz.
4.
Mecralar
Madde 727- Su, gaz, elektrik ve benzerlerinin mecraları,
işletmenin bulunduğu taşınmazın dışında olsalar bile, aksine
bir düzenleme olmadıkça o işletmenin eklentisi ve işletme
malikinin malı sayılır.
Komşuluk hukukunun gerektirdiği hâller dışında bir
taşınmazın böyle bir mecra ile aynî hak olarak yüklenmesi,
ancak bir irtifak hakkı kurulması suretiyle olabilir.
İrtifak hakkı, mecra dışarıdan görülmüyorsa tapu kütüğüne
tesciliyle, dışarıdan görülüyorsa noterce düzenlenecek
sözleşmeye dayanılarak mecranın yapılmasıyla doğar.
5.
Taşınır yapılar
Madde 728- Başkasının arazisi üzerinde kalıcı olması
amaçlanmaksızın yapılan kulübe, büfe, çardak, baraka ve
benzeri hafif yapılar, bunların malikine aittir.
Bu tür yapılar, taşınır mal hükümlerine tâbi olur ve tapu
kütüğünde gösterilmez.
IV. Araziye dikilen fidanlar
Madde 729- Bir kimse başkasının fidanını kendi arazisine ya
da kendisinin veya bir üçüncü kişinin fidanını başkasının
arazisine dikerse, başkasının malzemesini kullanarak yapılan
yapılara veya taşınır yapılara ilişkin hükümler bunlar
hakkında da uygulanır.
Ağaçlar ve ormanlar üst hakkına konu olamaz.
V. Taşınmaz malikinin sorumluluğu
Madde 730- Bir taşınmaz malikinin mülkiyet hakkını bu hakkın
yasal kısıtlamalarına aykırı kullanması sonucunda zarar gören
veya zarar tehlikesi ile karşılaşan kimse, durumun eski hâline
getirilmesini, tehlikenin ve uğradığı zararın giderilmesini dava
edebilir.
Hâkim, yerel âdete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan
doğan zararların uygun bir bedelle denkleştirilmesine karar
verebilir.
B. Taşınmaz mülkiyetinin kısıtlamaları
I. Genel olarak
Madde 731-Taşınmaz mülkiyetinin kanundan doğan kısıtlamaları,
tapu siciline tescil edilmeksizin etkili olur.
Bu kısıtlamaların ortadan kaldırılması veya değiştirilmesi,
buna ilişkin sözleşmenin resmî şekilde düzenlenmesine ve tapu
kütüğüne şerh verilmesine bağlıdır.
Kamu yararı için konulan kısıtlamalar kaldırılamaz ve
değiştirilemez.
II. Devir hakkının kısıtlamaları
1.
Yasal önalım hakkı
a.
Önalım hakkı sahibi
Madde 732- Paylı mülkiyette bir paydaşın taşınmaz üzerindeki
payını tamamen veya kısmen üçüncü kişiye satması hâlinde,
diğer paydaşlar önalım hakkını kullanabilirler.
b.
Kullanma yasağı, feragat ve hak düşürücü süre
Madde 733- Cebrî artırmayla satışlarda önalım hakkı
kullanılamaz.
Önalım hakkından feragatin resmî şekilde yapılması ve tapu
kütüğüne şerh verilmesi gerekir. Belirli bir satışta önalım
hakkını kullanmaktan vazgeçme, yazılı şekle tâbidir ve
satıştan önce veya sonra yapılabilir.
Yapılan satış, alıcı veya satıcı tarafından diğer
paydaşlara noter aracılığıyla bildirilir.
Önalım hakkı, satışın hak sahibine bildirildiği tarihin
üzerinden üç ay ve her hâlde satışın üzerinden iki yıl
geçmekle düşer.
c.
Kullanılması
Madde 734- Önalım hakkı, alıcıya karşı dava açılarak
kullanılır.
Önalım hakkı sahibi, adına payın tesciline karar verilmeden
önce, satış bedeli ile alıcıya düşen tapu giderlerini, hâkim
tarafından belirlenen süre içinde hâkimin belirleyeceği yere
nakden yatırmakla yükümlüdür.
2.
Sözleşmeden doğan önalım hakkı
Madde 735- Tapu kütüğüne şerh verilen sözleşmeden doğan
önalım hakkı, şerhte belirtilen sürede ve belirtilen koşullara
göre her malike karşı kullanılabilir. Kütükte koşullar
belirtilmemişse taşınmazın üçüncü kişiye satışındaki
koşullar esas alınır.
Şerhin etkisi her durumda, şerhin verildiği tarihin üzerinden
on yıl geçmekle sona erer.
Yasal önalım hakkının kullanılmasına ve vazgeçmeye ilişkin
hükümler sözleşmeden doğan önalım hakkında da uygulanır.
3.
Alım ve geri alım hakları
Madde 736- Tapu kütüğüne şerh verilen alım ve geri alım
hakları, şerhde belirtilen süre içinde her malike karşı
kullanılabilir.
Şerhin etkisi, her durumda, şerhin verildiği tarihin üzerinden
on yıl geçmekle sona erer.
III. Komşu hakkı
1.
Kullanma biçimi
Madde 737- Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkileri
kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken,
komşularını olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlıktan
kaçınmakla yükümlüdür.
Özellikle, taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel âdete
göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman,
buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü veya sarsıntı
yaparak rahatsızlık vermek yasaktır.
Yerel âdete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan
denkleştirmeye ilişkin haklar saklıdır.
2.
Kazı ve yapılar
a.
Kural
Madde 738- Malik, kazı ve yapı yaparken komşu taşınmazlara,
onların topraklarını sarsmak veya tehlikeye düşürmek ya da
üzerlerindeki tesisleri etkilemek suretiyle zarar vermekten kaçınmak
zorundadır.
Komşuluk hukuku kurallarına aykırı yapılar hakkında taşkın
yapılara ilişkin hükümler uygulanır.
b.
Özel kurallar
Madde 739- Kazı ve yapılarda uyulması gerekli kurallar özel
kanunlarla belirlenir.
3.
Bitkiler
a.
Kural
Madde 740- Komşunun arazisine taşarak zarar veren dal ve kökler,
onun istemi üzerine uygun bir süre içinde kaldırılmazsa, komşu
bu dal ve kökleri kesip kendi mülkiyetine geçirebilir.
Ekilmiş veya üzerine yapı yapılmış arazisine dalların
taşmasına katlanan komşu, bu dallarda yetişen meyvaları toplama
hakkına sahip olur.
Komşu ormanlar hakkında bu hükümler uygulanmaz.
b.
Özel kurallar
Madde 741- Komşu taşınmaz maliklerinin bitki dikerken uymak
zorunda oldukları kurallar özel kanunlarla belirlenir.
4.
Doğal olarak akan su
Madde 742- Taşınmaz maliki, üst taraftaki araziden kendi
arazisine doğal olarak akan suların ve özellikle yağmur, kar ve
tutulmamış kaynak sularının akışına katlanmak zorundadır.
Komşulardan hiçbiri bu suların akışını diğerinin zararına
değiştiremez.
Üstteki arazi maliki, alt taraftaki taşınmaza gerekli olan
suyu, ancak kendi taşınmazı için zorunlu olduğu ölçüde
tutabilir.
5.
Fazla suyun akıtılması
Madde 743- Bir arazinin suyu öteden beri alt taraftaki araziye
doğal bir şekilde akmakta ise, alt taraftaki arazi maliki, üst
taraftaki araziden fazla suyun boşaltılması sırasında da bu
suları tazminat isteme hakkı olmaksızın kabul etmek zorundadır.
Alt taraftaki arazi maliki boşaltma dolayısıyla akan sulardan
zarar görmekte ise, gideri üstteki arazi malikine ait olmak üzere,
kendi arazisinde yapılacak mecrayla suyun akıtılmasını
isteyebilir.
Bataklıkların kurutulması hakkındaki özel kanun hükümleri
saklıdır.
6.
Mecra geçirilmesi
a.
Katlanma yükümlülüğü
Madde 744- Her taşınmaz maliki, uğrayacağı zararın tamamının
önceden ödenmesi koşuluyla, su yolu, kurutma kanalı, gaz ve
benzerlerine ait boruların, elektrik hat ve kablolarının, başka
yerden geçirilmesi olanaksız veya aşırı ölçüde masraflı
olduğu takdirde, kendi arazisinin altından veya üstünden
geçirilmesine katlanmakla yükümlüdür.
Mecra geçirilmesinin kamulaştırma kurallarına bağlı olması
hâlinde, bu Kanunun mecralara ilişkin komşuluk hükümleri
uygulanmaz.
Mecrayı geçirme hakkı, hak sahibinin istemi üzerine ve
giderleri ödemesi koşuluyla tapu kütüğüne tescil edilir.
b.
Yükümlü taşınmaz malikinin menfaatinin korunması
Madde 745- Yükümlü taşınmaz maliki, kendi menfaatinin
hakkaniyete uygun bir biçimde gözetilmesini isteyebilir.
Arazinin üzerinden geçecek mecralarda olağanüstü durumlar
varsa malik, bu mecraların üzerinden geçirileceği arazi
parçasının uygun bir kısmının, zararını tam olarak
karşılayacak bir bedelle satın alınmasını isteyebilir.
c.
Durumun değişmesi
Madde 746- Durum değişirse, yükümlü taşınmaz maliki,
mecranın kendi yararına olarak başka bir yere nakledilmesini
isteyebilir.
Yer değiştirme giderleri, kural olarak mecra hakkı sahibine
aittir.
Özel durumlar haklı gösterdiği takdirde, taşınmaz maliki de
giderlerin uygun bir kısmına katılmakla yükümlü tutulabilir.
7.
Geçit hakları
a.
Zorunlu geçit
Madde 747- Taşınmazından genel yola çıkmak için yeterli
geçidi bulunmayan malik, tam bir bedel karşılığında bir geçit
hakkı tanınmasını komşularından isteyebilir.
Bu hak, ilk önce kendisinden bu geçidin istenmesi önceki
mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun düşen komşuya karşı ve
daha sonra bundan en az zarar görecek olana karşı kullanılır.
Zorunlu geçit iki tarafın menfaati gözetilerek belirlenir.
b.
Diğer geçit hakları
Madde 748- Taşınmaz malikinin taşınmazını işletme veya
iyileştirme ya da taşınmazı üzerinde yapı yapma amacıyla komşu
taşınmaza geçici olarak girme hakkı ile tarla yolu, hayvan sulama
yolu, kış geçidi, tomruk kaydırma yolu ve oluğu ve bunlara
benzer diğer geçitler özel kanun hükümlerine tâbidir.
Özel kanun hükmü yoksa yerel âdet uygulanır.
Doğrudan doğruya kanundan kaynaklanan geçit hakları, tapu
kütüğüne tescil edilmeksizin doğar. Ancak, bunlardan sürekli
nitelikte olanlar beyanlar sütununda gösterilir.
8.
Sınırlıklar
Madde 749- Sınırlıklar üzerinde paylı mülkiyete ilişkin
hükümler saklı kalmak üzere; her arazi maliki, taşınmazının
sınırının çit veya duvar gibi sınırlıklarla çevrilmesi için
yapılan giderleri karşılar.
Arazinin sınırlıklarla çevrilmesi yükümlülüğü ve
biçimine ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır.
9.
Katılma yükümlülüğü
Madde 750- Her taşınmaz maliki, komşuluk hukukundan doğan
yetkilerin kullanılması için gerekli işlere ve bunların
giderlerine, kendi yararlanması oranında katılmakla yükümlüdür.
IV. Başkasının arazisine girme hakkı
1.
Orman ve mer'aya girme
Madde 751- Yetkili makamlar tarafından bitki örtüsünü korumak
amacıyla yasaklanmadıkça, herkes başkasının orman ve mer'asına
girebilir ve oralarda yetişen yabanî meyve, mantar ve benzeri
şeyleri, yerel âdetlerin izin verdiği ölçüde toplayıp
alabilir.
Avlanmak ve balık tutmak için başkasının arazisine girme,
özel kanun hükümlerine tâbidir.
2.
Sürüklenen şeyler ile benzerlerinin alınması
Madde 752- Su, rüzgâr, çığ veya diğer doğal güçlerin
etkisiyle ya da rastlantı sonucunda başkasının arazisine
sürüklenen veya düşen şeyler ile buraya giren büyük ve küçük
baş hayvan, arı oğulu, kanatlı hayvan ve balık gibi hayvanların
hak sahipleri tarafından aranıp alınmasına, arazi maliki izin
vermek zorundadır.
Arazi maliki, bu yüzden uğradığı zararın denkleştirilmesini
istemek ve denkleştirme bedeli kendisine ödeninceye kadar o şeyleri
hapsetmek hakkına sahiptir.
3.
Zorunluluk hâlinde
Madde 753- Bir kimse kendisini veya başkasını tehdit eden bir
zararı veya o anda mevcut bir tehlikeyi ancak başkasının
taşınmazına müdahale ile önleyebilecek ve bu zarar ya da tehlike
taşınmaza müdahaleden doğacak zarardan önemli ölçüde büyük
ise, malik buna katlanmak zorundadır.
Malik, bu yüzden uğradığı zarar için hakkaniyete uygun bir
denkleştirme bedeli isteyebilir.
V. Kamu hukuku kısıtlamaları
1.
Genel olarak
Madde 754- Taşınmaz mülkiyeti hakkının kamu yararı için
kısıtlanması, özellikle yapı, yangın, doğal afetler ve
sağlıkla ilgili kolluk hizmetlerine; orman ve yollara, deniz ve göl
kıyılarındaki ana ve tali yollara sınır işaretleri ve nirengi
noktaları konulmasına; toprağın iyileştirilme-
sine veya bölünmesine, tarım topraklarının veya yapıya özgü
arsaların birleştirilmesine; eski eserler, doğal güzellikler,
manzaralar, seyirlik noktaları ve ender doğa anıtları ile
içmeler, ılıcalar, maden ve kaynak sularının korunmasına
ilişkin mülkiyet kısıtlamaları, özel kanun hükümlerine
tâbidir.
2.
Toprağın iyileştirilmesi
Madde 755- Su yollarını düzeltme, sulama, bataklık yerlerini
kurutma, yol açma, orman yetiştirme, arazileri toplulaştırma gibi
iyileştirme işleri, ancak ilgili maliklerin ortak girişimleriyle
yapılabilecekse, arazinin yarısından fazlasına sahip bulunmak
koşuluyla maliklerin üçte ikisinin bu yolda karar vermeleri
gerekir. Diğer malikler de bu karara uymak zorundadır. Alınan
karar, tapu kütüğünün beyanlar sütununda gösterilir.
Bu konulara ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır.
C. Kaynak ve yeraltı suları
I. Mülkiyet ve irtifak hakkı
Madde 756- Kaynaklar, arazinin bütünleyici parçası olup,
bunların mülkiyeti ancak kaynadıkları arazinin mülkiyeti ile
birlikte kazanılabilir.
Başkasının arazisinde bulunan kaynaklar üzerindeki hak, bir
irtifak hakkı olarak tapu kütüğüne tescil ile kurulur.
Yeraltı suları, kamu yararına ait sulardandır. Arza malik
olmak, onun altındaki yeraltı sularına da malik olmak sonucunu
doğurmaz.
Arazi maliklerinin yeraltı sularından yararlanma biçimi ve
ölçüsüne ilişkin özel kanun hükümleri saklıdır.
II. Kaynaklara zarar verilmesi
1.
Tazminat
Madde 757- Önemli ölçüde yararlanılan veya yararlanmak
amacıyla suyu biriktirilen kaynakları veya kuyuları kazı, yapı
veya benzeri faaliyetler yüzünden kısmen olsun keserek ya da
kirleterek malikine veya onda hak sahibi olana zarar veren kimse, bu
zararı gidermekle yükümlüdür.
Zarar kasten veya ihmal yoluyla verilmemişse ya da zarar görenin
de kusuru varsa hâkim, tazminatın gerekip gerekmediğini,
gerekiyorsa miktar ve türünü takdir eder.
2.
Eski duruma getirme
Madde 758- Bir taşınmazda oturmak, onu işletmek veya bir yerin
içme ya da kullanma suyunu sağlamak için gerekli olan kaynaklar
kesilir ve kirletilirse, kaynağın olabildiği ölçüde eski duruma
getirilmesi istenebilir.
Bunlar dışında eski duruma getirme, ancak özel hâller haklı
gösterdiği takdirde istenebilir.
III. Aynı yataktan beslenen kaynaklar
Madde 759- Değişik maliklere ait komşu kaynaklar, ortak bir ana
kaynaktan beslenmekte ise maliklerden her biri, bu kaynakların
birlikte tutulmasını ve suyun hak sahiplerine o zamana kadarki
yararlanmaları oranında dağıtılmasını isteyebilir.
Hak sahipleri, ortak tesis masraflarını yararlanmaları oranında
üstlenirler.
Birinin karşı çıkması hâlinde, hak sahiplerinden her biri,
diğer kaynaklardaki su azalacak olsa bile, kendi kaynağındaki
suyun tutulup akıtılması için gerekli işleri yapabilir ve kendi
kaynağına gelen suyun miktarı bu işler sonunda çoğaldığı
takdirde, ancak bu çoğalma oranında bir bedel vermekle yükümlü
olur.
IV. Özel kanun hükümleri ve yerel âdet
Madde 760- Özel mülkiyete tâbi arazide bulunan kaynak, kuyu
veya derelerden komşuların ve diğer kişilerin su içme, su alma
veya hayvan sulama ya da benzer yollarla yararlanmaları özel kanun
hükümlerine tâbidir. Özel kanun hükmü yoksa yerel âdet
uygulanır.
V. Zorunlu su
Madde 761- Evi, arazisi veya işletmesi için gerekli sudan yoksun
olup, bunu aşırı zahmet ve gidere katlanmaksızın başka yoldan
sağlayamayan taşınmaz maliki, komşusundan, onun ihtiyacından
fazla olan suyu tam bir bedel karşılığında almasını sağlayacak
bir irtifak kurulmasını isteyebilir.
Zorunlu su irtifakının kurulmasında öncelikle kaynak sahibinin
menfaati gözetilir.
Durum değişirse, kurulmuş irtifak hakkının değiştirilmesi
veya kaldırılması istenebilir.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
TAŞINIR MÜLKİYETİ
A. Konusu
Madde 762- Taşınır mülkiyetinin konusu, nitelikleri itibarıyla
taşınabilen maddî şeyler ile edinmeye elverişli olan ve taşınmaz
mülkiyetinin kapsamına girmeyen doğal güçlerdir.
B. Kazanılması
I. Mülkiyetin nakli
1.
Zilyetliğin devri
Madde 763- Taşınır mülkiyetinin nakli için zilyetliğin devri
gerekir.
Bir taşınırın zilyetliğini iyiniyetle ve malik olmak üzere
devralan kimse, devredenin mülkiyeti devir yetkisi olmasa bile,
zilyetlik hükümlerine göre kazanmanın korunduğu hâllerde o
şeyin maliki olur.
2.
Mülkiyetin saklı tutulması
a.
Genel olarak
Madde 764- Başkasına devredilen bir malın mülkiyetinin saklı
tutulması kaydı, ancak resmî şekilde yapılacak sözleşmenin
devralanın yerleşim yeri noterliğinde özel siciline
kaydedilmesiyle geçerli olur.
Hayvan satışlarında mülkiyeti saklı tutma sözleşmesi
yapılamaz.
b.
Taksitle satış
Madde 765- Taksitle mal satan kimse, bu satımlara ilişkin özel
hükümlere uymak koşuluyla, mülkiyeti saklı tutma sözleşmesine
dayanarak, sattığı malın geri verilmesini isteyebilir.
3.
Hükmen teslim
Madde 766- Bir taşınırın mülkiyetini nakleden kimse özel bir
hukukî ilişkiye dayanarak o şeyin zilyetliğini korursa, mülkiyet
teslimsiz geçmiş olur. Ancak, bu işlem üçüncü kişileri zarara
sokmak veya taşınır rehni kurallarından kurtulmak için
yapılmışsa, mülkiyetin nakli sonuç doğurmaz.
Böyle bir amaç güdülüp güdülmediğini hâkim takdir eder.
II. Sahiplenme
1.
Sahipsiz şeyler
Madde 767- Sahipsiz bir taşınırı malik olmak iradesiyle
zilyetliğine geçiren kimse, onun maliki olur.
2.
Sahipsiz duruma gelen hayvanlar
Madde 768- Tutulan av hayvanları, yeniden serbest kalır ve
sahipleri onları gecikmeksizin ve ara vermeksizin aramaz ve tekrar
tutmak için uğraşmazsa, sahipsiz duruma gelirler.
Ehlileştirilmiş hayvanlar tekrar vahşileşir ve sahiplerine
dönmezlerse, sahipsiz duruma gelirler.
Arı oğulu başkasının taşınmazına uçmuş olmakla sahipsiz
duruma gelmez.
III. Bulunmuş eşya
1.
Arama ve ilân
Madde 769- Kaybedilmiş bir şeyi bulan kimse, malın sahibine,
sahibini bilmiyorsa kolluk kuvvetlerine, köylerde muhtara bildirmek
veya araştırma yapmak ve gerektiğinde ilân etmek zorundadır.
Bulunan şey önemli ölçüde değerli ise, her hâlde kolluk
kuvvetlerine veya muhtara bildirmek gerekir.
Oturulan bir evde veya işyerinde ya da kamu hizmeti görülen
yerde bir şey bulan kimse, bunu o yer sahibine veya kiracıya ya da
kamu hizmeti görülen yerde denetim ve gözetim ile görevli
olanlara teslim etmek zorundadır.
2.
Koruma ve satma
Madde 770- Bulunan şeyin özenle korunması gerekir.
Korunması aşırı gideri gerektirir veya çabuk bozulabilir bir
nitelik taşır ya da kolluk kuvvetleri veya kamu kurumu tarafından
bir yıldan fazla saklanmış olursa, bulunan şey satılabilir.
Satış, gerektiğinde önceden ilân edilerek açık artırma
yoluyla yapılır.
Satış bedeli, bulunan şeyin yerine geçer.
3.
Mülkiyetin kazanılması, geri verme
Madde 771- Bulunan şeyin maliki, ilân veya kolluk kuvvetlerine
ya da muhtara bildirme tarihinden başlayarak beş yıl içinde
ortaya çıkmazsa; bulan kimse, yükümlülüklerini yerine getirmiş
olmak koşuluyla o şeyin mülkiyetini kazanır.
Bulunan şey malikine geri verilirse, bulan kimse yaptığı
giderlerin ödenmesini ve uygun bir ödül verilmesini isteyebilir.
Kaybedilmiş şey oturulan bir evde veya işyerinde ya da kamu
hizmeti görülen yerde bulunmuşsa; o yerin sahibi, kiracı veya
kurum, o şeyi bulan sayılır. Ancak bunlar ödül isteyemezler.
4.
Define
Madde 772- Bulunmalarından çok zaman önce gömülmüş veya
saklanmış olduğu ve duruma göre artık malikinin bulunmadığı
kesin olarak anlaşılan değerli şeyler, define sayılır.
Bilimsel değer taşıyan eşyaya ilişkin hükümler saklı
kalmak üzere define, içinde bulunduğu taşınmaz veya taşınır
malın malikinin olur.
Defineyi bulan kimse, değerinin yarısını aşmamak üzere uygun
bir ödül isteyebilir.
5.
Bilimsel değeri olan eşya
Madde 773- Bilimsel değeri olan sahipsiz doğal şeyler ile eski
eserlerin bulunması hâlinde özel kanun hükümleri uygulanır.
IV. Düşen veya sürüklenen şeyler
Madde 774- Su, rüzgâr, çığ veya diğer doğal güçlerin
etkisiyle veya rastlantı sonucunda taşınır mallar veya hayvanlar
kimin egemenlik alanına girerse, o kimse kaybolan eşyayı bulanın
haklarına sahip ve yükümlülüklerine tâbi olur.
Başkasının kovanına göçen arı oğulu, bir bedel ödenmesi
gerekmeksizin kovan malikinin olur.
V. İşleme
Madde 775- Bir kimse başkasına ait bir şeyi işler veya başka
bir şekle sokarsa, emeğin değerinin o şeyin değerinden fazla
olması hâlinde, yeni şey işleyenin, aksi hâlde malikin olur.
İşleyen iyiniyetli değilse, emeğin değeri işlenen şeyin
değerinden daha fazla olsa bile hâkim, yeni şeyi malike
bırakabilir.
Tazminat ve sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakları
saklıdır.
VI. Karışma ve birleşme
Madde 776- Birden çok kişinin taşınır malları önemli bir
zarara uğratılmadan veya aşırı bir emek ve para harcanmadan
ayrılmayacak şekilde birbiriyle birleşmiş veya karışmışsa o
kişiler, yeni şey üzerinde kendi taşınırlarının birleşme
veya karışma zamanındaki değerleri oranında paylı mülkiyete
sahip olurlar.
Bir taşınır diğer bir taşınırla onun ikincil nitelikte
bütünleyici parçası olacak şekilde karışır veya birleşirse;
eşyanın tamamı, ana parçanın malikine ait olur.
Tazminat ve sebepsiz zenginleşmeden doğan istem hakları
saklıdır.
VII. Kazandırıcı zamanaşımı
Madde 777- Başkasının taşınır bir malını davasız ve
aralıksız beş yıl iyiniyetle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde
bulunduran kimse, zamanaşımı yoluyla o taşınırın maliki olur.
Zilyetliğin irade dışı kaybedilmesi hâlinde zilyet, bir yıl
içinde eşyayı ele geçirir veya açacağı bir dava yoluyla onu
yeniden elde ederse kazandırıcı zamanaşımı kesilmiş olmaz.
Kazandırıcı zamanaşımı süresinin hesaplanmasında,
kesilmesinde ve durmasında Borçlar Kanununun zamanaşımına
ilişkin hükümleri kıyas yoluyla uygulanır.
C. Kaybedilmesi
Madde 778- Taşınır mülkiyeti, malik tarafından terk
edilmedikçe veya başkası tarafından kazanılmadıkça yalnız
zilyetliğin kaybıyla sona ermez.
İKİNCİ KISIM
SINIRLI AYNÎ HAKLAR
BİRİNCİ BÖLÜM
İRTİFAK HAKLARI VE
TAŞINMAZ YÜKÜ
BİRİNCİ AYIRIM TAŞINMAZ LEHİNE İRTİFAK
HAKKI
A. Konusu
Madde 779- Taşınmaz lehine irtifak hakkı, bir taşınmaz
üzerinde diğer bir taşınmaz lehine konulmuş bir yük olup, yüklü
taşınmazın malikini mülkiyet hakkının sağladığı bazı
yetkileri kullanmaktan kaçınmaya veya yararlanan taşınmaz
malikinin yüklü taşınmazı belirli şekilde kullanmasına
katlanmaya mecbur kılar.
Yapma borçları, irtifaka başlı başına konu olamaz; ona ancak
yan edim olarak bağlanabilir.
B. Kurulması ve sona ermesi
I. Kurulması
1.
Tescil
Madde 780- İrtifak hakkının kurulması için tapu kütüğüne
tescil şarttır.
İrtifak hakkının kazanılmasında ve tescilinde, aksi
öngörülmüş olmadıkça taşınmaz mülkiyetine ilişkin hükümler
uygulanır.
İrtifak hakkının zamanaşımı yoluyla kazanılması, ancak
mülkiyeti bu yolla elde edilebilecek taşınmazlarda mümkündür.
2.
Sözleşme
Madde 781- İrtifak hakkının kurulmasına ilişkin sözleşmenin
geçerli olması, resmî şekilde düzenlenmesine bağlıdır.
3.
Kendi taşınmazı üzerinde irtifak hakkı
Madde 782- Malik kendisine ait iki taşınmazdan biri üzerinde
diğerinin lehine irtifak hakkı kurabilir.
II. Sona ermesi
1.
Genel olarak
Madde 783- İrtifak hakkı, tescilin terkini veya yüklü ya da
yararlanan taşınmazın yok olmasıyla sona erer.
2.
Her iki taşınmaza aynı kimsenin malik olması
Madde 784- Yüklü ve yararlanan taşınmazlara aynı kimse malik
olursa, bu kişi, irtifak hakkını terkin ettirebilir.
Terkin edilmedikçe irtifak, aynî hak olarak varlığını
sürdürür.
3.
Mahkeme kararı
Madde 785- Lehine irtifak kurulan taşınmaz için bu hakkın
sağladığı hiç bir yarar kalmamışsa, yüklü taşınmazın
maliki bu hakkın terkinini isteyebilir.
Yüküne oranla çok az yarar sağlayan bir irtifak hakkının,
bedel karşılığında kısmen veya tamamen terkini istenebilir.
C. Hükümleri
I. Kapsamı
1.
Genel olarak
Madde 786- İrtifak hakkı sahibi, hakkının korunması ve
kullanılması için gerekli olan önlemleri alabilir; ancak, hakkını
yüklü taşınmazın malikine en az zarar verecek biçimde kullanmak
zorundadır.
Yüklü taşınmazın maliki, irtifak hakkının kullanılmasını
engelleyecek ya da zorlaştıracak davranışlarda bulunamaz.
2.
Tescile göre
Madde 787- İrtifaktan doğan yetki ve yükümlülükleri açıkça
belirlediği ölçüde tescil, irtifakın kapsamını belirlemede
esas oluşturur.
Tescilden açıkça anlaşılmadığı hâllerde kapsam, tescilin
sınırları içinde, irtifak hakkının kazanılma sebebine veya
uzun süreden beri davasız ve iyiniyetle kullanılış biçimine
göre belirlenir.
3.
İhtiyaçların değişmesi
Madde 788- Yararlanan taşınmazın ihtiyaçlarındaki değişiklik,
yüklü taşınmazın irtifaktan doğan yükünü ağırlaştıramaz.
4.
Özel kanun hükümleri ve yerel âdet
Madde 789- Tarla yolu, yaya veya araba geçidi gibi geçit hakları
ile hayvan otlatma, hayvan sulama, tarlalara veya arklara su alma
hakları ve benzeri hakların kapsamını belirlemede taraflar
arasındaki anlaşma veya özel kanun hükümleri, yoksa yerel âdet
uygulanır.
II. Bakım giderleri
Madde 790- İrtifak hakkının kullanılması için gerekli
tesislerin bakımı, yararlanan taşınmaz malikine aittir.
Tesisler yüklü taşınmazın malikine de yararlı ise, bunların
bakım giderlerine her iki malik yararları oranında katılır.
III. Değişiklikler
1.
İrtifak hakkının ilişkin olduğu yerin değiştirilmesi
Madde 791- İrtifak hakkı yüklü taşınmazın yalnız belli bir
kısmının kullanılması koşuluyla kurulmuşsa, bu taşınmazın
maliki, menfaatini ispat etmek ve giderleri üstlenmek kaydıyla;
irtifakın, hakkın kullanılmasını güçleştirmeyecek biçimde
taşınmazın başka bir yerine naklini isteyebilir.
İrtifak hakkının kullanılacağı yer tapu kütüğünde
belirtilmiş olsa bile yüklü taşınmaz maliki bu yetkiyi
kullanabilir.
Mecraların bir yerden başka bir yere naklinde komşuluk hukuku
kuralları da göz önünde tutulur.
2.
Bölünme
a.
Yararlanan taşınmazın bölünmesi
Madde 792- Yararlanan taşınmazın parsellere bölünmesi hâlinde
kural, irtifak hakkının her parsel yararına devam etmesidir.
Ancak, durum ve koşullara göre irtifak hakkı yalnız bir
parselin yararına kullanılabiliyorsa, yüklü taşınmazın maliki
diğer parseller için irtifak hakkının terkinini isteyebilir.
Tapu sicil memuru, bu istemi irtifak hakkı sahibine bildirir ve
onun bir ay içinde itiraz etmemesi hâlinde irtifak hakkını terkin
eder.
b.
Yüklü taşınmazın bölünmesi
Madde 793- Yüklü taşınmazın parsellere bölünmesi hâlinde
kural, irtifak hakkının her parsel üzerinde devam etmesidir.
Ancak, irtifak hakkı belirli parseller üzerinde kullanılmıyorsa,
durum ve koşullara göre de kullanılamayacaksa, bu parsellerin
maliklerinden her biri, kendi taşınmazı üzerindeki irtifak
hakkının terkinini isteyebilir.
Tapu sicil memuru, bu istemi irtifak hakkı sahibine bildirir ve
onun bir ay içinde itiraz etmemesi hâlinde irtifak hakkını terkin
eder.
İKİNCİ AYIRIM
İNTİFA HAKKI VE DİĞER
İRTİFAK HAKLARI
A. İntifa hakkı
I. Konusu
Madde 794- İntifa hakkı, taşınırlar, taşınmazlar, haklar
veya bir malvarlığı üzerinde kurulabilir.
Aksine düzenleme olmadıkça bu hak, sahibine, konusu üzerinde
tam yararlanma yetkisi sağlar.
II. Kurulması
Madde 795- İntifa hakkı, taşınırlarda zilyetliğin devri,
alacaklarda alacağın devri, taşınmazlarda tapu kütüğüne
tescil ile kurulur.
Taşınır ve taşınmazlarda intifa hakkının kazanılması ve
tescilinde, aksine düzenleme olmadıkça, mülkiyete ilişkin
hükümler uygulanır.
Taşınmaz üzerindeki yasal intifa hakkı tapu kütüğüne
tescil edilmemiş olsa bile, durumu bilenlere karşı ileri
sürülebilir. Tescil edilmiş ise, herkese karşı ileri
sürülebilir.
III. Sona ermesi
1.
Sona erme sebepleri
Madde 796- İntifa hakkı, konusunun tamamen yok olması ve
taşınmazlarda tescilin terkini; yasal intifa hakkı, sebebinin
ortadan kalkması ile sona erer.
Sürenin dolması veya hak sahibinin vazgeçmesi ya da ölümü
gibi diğer sona erme sebepleri, taşınmazlarda malike terkini
isteme yetkisi verir.
2.
Süresi
Madde 797- İntifa hakkı, gerçek kişilerde hak sahibinin ölümü;
tüzel kişilerde kararlaştırılan sürenin dolması, süre
kararlaştırılmamışsa kişiliğin ortadan kalkmasıyla sona erer.
Tüzel kişilerin intifa hakkı, en çok yüz yıl devam edebilir.
3.
Harap olma veya kamulaştırma
Madde 798- Malik, yararlanılamayacak derecede harap olan intifa
konusu malı yararlanılacak hâle getirmekle yükümlü değildir;
getirirse intifa hakkı yeniden kurulmuş olur.
Sigorta ve kamulaştırma gibi durumlarda intifa hakkı, hakkın
konusu yerine geçen karşılık üzerinde devam eder.
4.
Geri verme
a.
Yükümlülük
Madde 799- İntifa hakkı sona erince hak sahibi, hakkın konusu
olan malı malike geri vermekle yükümlüdür.
b.
Sorumluluk
Madde 800- İntifa hakkı sahibi, zararın kendi kusurundan ileri
gelmediğini ispat etmedikçe, malın yok olmasından veya değerinin
azalmasından sorumludur.
İntifa hakkı sahibi, yararlanması için gerekli olmadığı
hâlde tükettiği şeyleri tazmin etmekle yükümlüdür.
İntifa hakkı sahibi, malın olağan kullanılması sonucunda
meydana gelen değer azalmalarından sorumlu değildir.
c.
Giderler
Madde 801- İntifa hakkı sahibi, yükümlü olmadığı hâlde
yaptığı giderler, yenilemeler ve eklemeler için, hak sona
erdiğinde, vekâletsiz iş görme hükümleri uyarınca tazminat
isteyebilir.
Malikin tazminat vermekten kaçınması hâlinde intifa hakkı
sahibi, yaptığı eklemeleri, malı eski hâline getirmek kaydıyla
söküp alabilir.
5.
Zamanaşımı
Madde 802- Geri verme anında malik ve intifa hakkı sahibi
tarafından ileri sürülebilecek bütün istem hakları, bu andan
başlayarak bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
IV. İntifa hakkının hükümleri
1.
İntifa hakkı sahibinin hakları
a.
Genel olarak
Madde 803- İntifa hakkı sahibi, hakkın konusu olan malı
zilyetliğinde bulundurma, yönetme, kullanma ve ondan yararlanma
yetkilerine sahiptir.
İntifa hakkı sahibi, bu yetkilerini kullanırken iyi bir
yönetici gibi özen göstermek zorundadır.
b.
Doğal ürünler
Madde 804- İntifa hakkı süresi içinde olgunlaşan doğal
ürünler, intifa hakkı sahibine aittir.
Ekimi veya dikimi yapan malik veya intifa hakkı sahibi,
olgunlaşan ürünleri toplayan diğer taraftan, yaptığı giderler
için ürünün değerini aşmamak üzere uygun bir bedel
isteyebilir.
Nitelikleri itibarıyla malın doğal verimi veya ürünü
sayılmayan bütünleyici parçaları malike aittir.
c.
Faizler
Madde 805- İntifa hakkına konu olan sermayenin faizleri ve diğer
dönemsel gelirleri, daha geç muaccel olsalar bile, intifa hakkının
başladığı tarihten sona erdiği tarihe kadar intifa hakkı
sahibine ait olur.
d.
Hakkın kullanılmasının devri
Madde 806- Sözleşmede aksine hüküm yoksa veya durum ve
koşullardan hak sahibince şahsen kullanılması gerektiği
anlaşılmıyorsa, intifa hakkının kullanılması başkasına
devredilebilir.
Bu takdirde malik, haklarını, devralana karşı doğrudan
doğruya ileri sürebilir.
2.
Malikin hakları
a.
Gözetim
Madde 807- Malik, hakkın konusu olan malın hukuka aykırı ya da
niteliğine uygun düşmeyen kullanılış biçimine itiraz edebilir.
b.
Güvence isteme
Madde 808- Haklarının tehlikeye düştüğünü ispat eden
malik, intifa hakkı sahibinden güvence isteyebilir.
İntifa hakkının konusu tüketilebilen şey veya kıymetli evrak
ise, malik tehlikenin ispatına gerek olmaksızın teslimden önce de
güvence isteyebilir.
Kıymetli evrakın güvenilir bir yere tevdi edilmesi güvence
yerine geçer.
c.
Bağışlamada güvence
Madde 809- İntifa hakkı kendisinde kalmak üzere yapılan
bağışlamalarda bağışlayandan güvence istenemez.
d.
Güvence verilmemesinin sonuçları
Madde 810- İntifa hakkı sahibi, kendisine tanınan uygun süre
içinde güvence göstermez veya hakkın konusu olan malı malikin
itiraz etmesine rağmen hukuka aykırı şekilde kullanmaya devam
ederse; sulh hâkimi, yeni bir karara kadar intifa hakkı sahibinin
zilyetliğini kaldırarak hakkın konusunu atayacağı bir kayyıma
tevdi eder.
3.
Defter tutma
Madde 811- Malik veya intifa hakkı sahibi, diğerinden giderleri
paylaşmak üzere intifa hakkına konu olan malların noterlikçe
resmen defterinin tutulmasını her zaman isteyebilir.
4.
İntifa hakkı sahibinin yükümlülükleri
a.
Malın korunması
Madde 812- İntifa hakkı sahibi, hakkın konusu olan malın
muhafazası ve olağan bakımı için gerekli onarım ve yenilemeleri
yapmakla yükümlüdür.
Malın muhafazası, daha önemli işlerin yapılmasını veya
önlemlerin alınmasını gerektiriyorsa; intifa hakkı sahibi,
durumu malike bildirmek ve bunların gerçekleştirilmesine izin
vermek zorundadır.
Malikin gereken işleri yapmaktan kaçınması hâlinde intifa
hakkı sahibi, bunları onun hesabına kendisi yapabilir.
b.
Bakım ve işletme giderleri
Madde 813- İntifa hakkı konusu olan malın olağan bakım ve
işletme giderleri, güvencesini oluşturduğu borçların faizleri,
vergi ve resimleri, intifa süresince intifa hakkı sahibine aittir.
Vergi ve resimleri malik ödemişse, intifa hakkı sahibi,
yukarıda belirtilen esasa göre bunları malike tazmin etmek
zorundadır.
Diğer bütün yükümlülükler malike aittir. Ancak, intifa
hakkı sahibi bunların yerine getirilmesi için gereken parayı,
istemi üzerine malike karşılıksız olarak sağlamazsa; malik,
intifa hakkı konusu malı bu yükümlülüklerin yerine getirilmesi
için kısmen veya tamamen paraya çevirebilir.
c.
Malvarlığı intifaında borçların faizi
Madde 814- Malvarlığı intifaında, intifa hakkı sahibi bu
malvarlığındaki borçların faizlerini ödemekle yükümlüdür.
Ancak, durum ve koşullar haklı gösteriyorsa, intifa hakkı sahibi
bu yükümlülükten kurtarılmasını isteyebilir. Bu takdirde
intifa hakkı, borçların ödenmesinden sonra kalan kısım üzerinde
devam eder.
d.
Sigorta ettirme
Madde 815- Yerel âdetlere göre iyi bir yönetimin gereği olduğu
takdirde intifa hakkı sahibi, malikin lehine malı yangına ve diğer
tehlikelere karşı sigorta ettirmekle yükümlüdür.
Bu durumda veya intifa hakkının sigortalı bir mal üzerinde
kurulmuş olması hâlinde intifa hakkı sahibi, hakkının devamı
süresince sigorta primlerini ödemekle yükümlüdür.
V. Özel hâller
1.
Taşınmazlar
a.
Ürünler
Madde 816- Bir taşınmaz üzerinde intifa hakkına sahip olan
kimse, yararlanmanın olağan sınırlar içerisinde kalmasına özen
göstermekle yükümlüdür.
Bu ölçü aşılarak elde edilen ürünler malike ait olur.
b.
Özgülenme yönü
Madde 817- İntifa hakkı sahibi, intifa konusu taşınmazın
ekonomik özgülenme yönünü malike önemli zarar verecek şekilde
değiştiremez; özellikle onu yeni bir şekle dönüştüremeyeceği
gibi, onda önemli bir değişiklik de yapamaz.
İntifa hakkı sahibi, malike önceden haber vermek ve taşınmazın
ekonomik özgülenme yönünde önemli değişiklik yapmamak
koşuluyla taş, kireç, mermer ve turba ocakları ile benzerlerini
açabilir.
c.
Ormanlar
Madde 818- Bir orman üzerinde intifa hakkına sahip olan kimse,
ondan özel kanun hükümlerine uygun bir işletme plânı
çerçevesinde yararlanabilir.
Malik ile intifa hakkı sahibi, işletme plânı yapılırken
kendi haklarının gözetilmesini isteyebilirler.
Fırtına, kar, yangın, sel, zararlı böcek akını veya diğer
sebepler yüzünden olağan yararlanma önemli ölçüde aşılmışsa
orman, bu kaybı giderek azaltacak şekilde işletilir veya işletme
plânı yeni duruma uygun hâle getirilir. Aşırı yararlanma
dolayısıyla elde edilen bedel, faiz getirecek şekilde yatırılır
ve verim noksanını gidermeye ayrılır.
2.
Tüketilebilen ve değeri biçilen şeyler
Madde 819- Tüketilebilen şeylerin mülkiyeti, aksi
kararlaştırılmadıkça, intifa hakkı sahibine geçer; ancak,
intifa hakkı sahibi geri verme sırasında bu şeylerin o günkü
değerini ödemekle yükümlü olur.
İntifa hakkı sahibi, değeri biçilerek kendisine teslim olunan
diğer taşınırlar üzerinde, aksi kararlaştırılmadıkça,
serbestçe tasarrufta bulunabilir; ancak, bu yetkisini kullandığı
takdirde bu şeylerin biçilen değerlerini geri verme sırasında
ödemekle yükümlü olur. Bu ödeme, tarım işletmesi gereçleri,
hayvan sürüleri, ticarî mallar veya benzeri şeylerde aynı cins
ve nitelikte eşya verilmesi suretiyle yerine getirilebilir.
3.
Alacaklar
a.
Yararlanmanın kapsamı
Madde 820- Bir alacak üzerindeki intifa hakkı, onun getirisini
edinme yetkisi verir.
Borçluya karşı yapılacak ödeme isteminin ve kıymetli evrak
üzerindeki tasarrufların alacaklı ve intifa hakkı sahibi
tarafından birlikte yapılması, borcunu ödemek üzere borçlu
tarafından yapılacak bildirimin de bunların her ikisine
yöneltilmesi gerekir.
Alacak tehlikeye düşerse, alacaklı ve intifa hakkı sahibinden
her biri, diğerinden iyi bir yönetimin gerektirdiği önlemleri
almaya katılmasını isteyebilir.
b.
Ödeme ve işletme
Madde 821- Alacaklı ve intifa hakkı sahibinden birine ödemeye
yetkili kılınmamış olan borçlu, borcunu ikisine birlikte ödemek
veya hâkimin belirleyeceği yere tevdi etmek zorundadır.
Yerine getirilen edimin konusu ve özellikle geri ödenecek ana
para, intifa hakkına tâbi olur.
Alacaklı veya intifa hakkı sahibi, ana paranın güvenilir ve
getiri sağlayan bir yere yatırılmasını isteyebilir.
c.
Devir isteme hakkı
Madde 822- İntifa hakkı sahibi, intifaın başlangıcını
izleyen üç ay içinde, hakkın konusu olan alacağın ve kıymetli
evrakın kendisine devrini isteyebilir.
İntifa hakkı sahibi, alacağın ve kıymetli evrakın devri
sırasındaki değeri tutarında devredene karşı bunların bedelini
ödeme borcu altına girer ve feragat edilmedikçe bu borç için
ayrıca güvence göstermekle yükümlü olur.
Güvence istemekten feragat edilmemiş ise devir, ancak güvence
gösterildikten sonra hüküm ifade eder.
B. Oturma hakkı
I. Genel olarak
Madde 823- Oturma hakkı, bir binadan veya onun bir bölümünden
konut olarak yararlanma yetkisi verir.
Oturma hakkı, başkasına devredilemez ve mirasçılara geçmez.
Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, intifa hakkına ilişkin
hükümler oturma hakkına da uygulanır.
II. Oturma hakkının kapsamı
Madde 824- Oturma hakkının kapsamı, genel olarak hak sahibinin
kişisel ihtiyaçlarına göre belirlenir.
Oturma hakkı sahibi, hakkın şahsına özgülendiği açıkça
belirtilmedikçe, bina veya onun bir bölümünde ailesi ve ev halkı
ile birlikte oturabilir.
Binanın bir bölümü üzerinde oturma hakkına sahip olan kimse,
ortaklaşa kullanmaya özgülenen yerlerden de yararlanabilir.
III. Giderler
Madde 825- Oturma hakkı, binanın veya bir bölümünün
tamamından yararlanma yetkisi veriyorsa; bina veya bölümün
muhafazası ve olağan bakımı için gerekli onarım ve yenileme
giderleri, oturma hakkı sahibine aittir.
Oturma hakkı sahibi bina veya onun bir bölümünü malik ile
birlikte kullanıyorsa, bakım ve onarım giderleri malike ait olur.
C. Üst hakkı
I. Konu ve tapu kütüğüne kayıt
Madde 826- Bir taşınmaz maliki, üçüncü kişi lehine
arazisinin altında veya üstünde yapı yapmak veya mevcut bir
yapıyı muhafaza etmek yetkisi veren bir irtifak hakkı kurabilir.
Aksi kararlaştırılmış olmadıkça bu hak, devredilebilir ve
mirasçılara geçer.
Üst hakkı, bağımsız ve sürekli nitelikte ise üst hakkı
sahibinin istemi üzerine tapu kütüğüne taşınmaz olarak
kaydedilebilir. En az otuz yıl için kurulan üst hakkı, sürekli
niteliktedir.
II. İçerik ve kapsam
Madde 827- Üst hakkının içerik ve kapsamıyla ilgili olarak
resmî senette yer alan, özellikle yapının konumuna, şekline,
niteliğine, boyutlarına, özgülenme amacına ve üzerinde yapı
bulunmayan alandan faydalanmaya ilişkin sözleşme kayıtları
herkes için bağlayıcıdır.
III. Sona ermenin sonuçları
1.
Yapı mülkiyetinin malike geçmesi
Madde 828- Üst hakkı sona erince yapılar, arazi malikine kalır
ve arazinin bütünleyici parçası olur.
Bağımsız ve sürekli üst hakkı tapu kütüğüne taşınmaz
olarak kaydedilmişse, üst hakkı sona erince bu sayfa kapatılır.
Taşınmaz olarak kaydedilmiş olan üst hakkı üzerindeki rehin
hakları, diğer bütün hak, kısıtlama ve yükümlülükler de
sayfanın kapatılmasıyla birlikte sona erer. Bedele ilişkin
hükümler saklıdır.
2.
Bedel
Madde 829- Taşınmaz maliki, aksi kararlaştırılmadıkça,
kendisine kalan yapılar için üst hakkı sahibine bir bedel ödemez.
Uygun bir bedel ödenmesi kararlaştırılmışsa, miktarı ve
hesaplanış biçimi belirlenir. Ödenmesi kararlaştırılan bedel,
üst hakkı kendileri için rehnedilmiş olan alacaklıların henüz
ödenmemiş alacaklarının güvencesini oluşturur ve rızaları
olmaksızın üst hakkı sahibine ödenmez.
Kararlaştırılan bedel ödenmez veya güvence altına alınmazsa,
üst hakkı sahibi veya bu hak kendisine rehnedilmiş olan alacaklı,
bedel alacağına güvence olmak üzere, terkin edilen üst hakkı
yerine aynı derecede ve sırada bir ipoteğin tescilini isteyebilir.
Bu ipotek, üst hakkının sona ermesinden başlayarak üç ay
içinde tescil edilir.
3.
Diğer hükümler
Madde 830- Taşınmaz malikine kalan yapılar için üst hakkı
sahibine ödenmesi kararlaştırılan bedelin miktarı ve bunun
hesaplanış biçimi ile bu bedel borcunun kaldırılmasına ve
arazinin ilk hâline getirilmesine ilişkin anlaşmalar, üst
hakkının kurulması için gerekli olan resmî şekle tâbidir ve
tapu kütüğüne şerh verilebilir.
IV. Süresinden önce devir istemi
1.
Koşulları
Madde 831- Üst hakkı sahibi, bu haktan doğan yetkilerinin
sınırını ağır şekilde aşar veya sözleşmeden doğan
yükümlülüklerine önemli ölçüde aykırı davranırsa; malik,
üst hakkının ona bağlı bütün hak ve yükümlülükleri ile
birlikte süresinden önce kendisine devrini isteyebilir.
2.
Hakkın kullanılması
Madde 832- Malik, üst hakkının devrini, kendisine geçecek
yapılar için uygun bir bedel ödemek kaydıyla isteyebilir. Üst
hakkı sahibinin kusuru, bedelin belirlenmesinde indirim sebebi
olarak göz önüne alınabilir.
Üst hakkının malike devri, bedelin ödenmesine veya güvence
altına alınmış olmasına bağlıdır.
3.
Diğer hâller
Madde 833- Üst hakkı sahibinin yükümlülüklerine aykırı
davranması hâlinde sözleşmede malik lehine saklı tutulan, üst
hakkını süresinden önce sona erdirme veya devrini isteme yetkisi,
süresinden önce devir istemine ilişkin hükümlere tâbidir.
V. Üst hakkı iradının güvencesi
1.
İpotek kurulmasını isteme hakkı
Madde 834- Malik, üst hakkı karşılığı olarak irat biçiminde
borçlanılan edimleri güvence altına almak amacıyla, o tarihteki
üst hakkı sahibinden en çok üç yıllık irat için tapu kütüğüne
taşınmaz olarak kaydedilmiş üst hakkının ipotek edilmesini
isteyebilir.
İrat, her yıl için eşit edimler biçiminde belirlenmemiş ise;
bu kanunî ipoteğin tescili, iradın eşit olarak dağıtılmasında
üç yıla düşecek miktarı için istenebilir.
2.
Tescil
Madde 835- İpotek, üst hakkı devam ettiği sürece, her zaman
tescil edilebilir ve icra yoluyla satışta terkin olunmaz.
Yapı alacaklıları ipoteğinin kurulmasına ilişkin hükümler
kıyas yoluyla uygulanır.
VI. Sürenin üst sınırı
Madde 836- Üst hakkı, bağımsız bir hak olarak en çok yüz
yıl için kurulabilir.
Üst hakkı, süresinin dörtte üçü dolduktan sonra, kurulması
için öngörülen şekle uyularak her zaman en çok yüz yıllık
yeni bir süre için uzatılabilir. Bu konuda önceden yapılan
taahhüt bağlayıcı değildir.
D. Kaynak hakkı
Madde 837- Başkasının arazisinde bulunan kaynak üzerinde
irtifak hakkı, bu arazinin malikini suyun alınmasına ve
akıtılmasına katlanmakla yükümlü kılar.
Bu hak, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, başkasına
devredilebilir ve mirasçıya geçer.
Kaynak hakkı, bağımsız nitelikte ve en az otuz yıl için
kurulmuş ise tapu kütüğüne taşınmaz olarak kaydedilebilir.
E. Diğer irtifak hakları
Madde 838- Malik, taşınmazı üzerinde herhangi bir kişi veya
topluluk lehine atış eğitimi veya spor alanı ya da geçit olarak
kullanılmak gibi belirli bir yararlanmaya hizmet etmek üzere başka
irtifak hakları da kurabilir.
Bu haklar, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, başkasına
devredilemez ve mirasçılara geçmez. Bu hakların kapsamı, hak
sahibinin olağan ihtiyaçlarına göre belirlenir.
Taşınmaz lehine irtifaklara ilişkin hükümler, bu tür irtifak
haklarına da uygulanır.
ÜÇÜNCÜ AYIRIM
TAŞINMAZ YÜKÜ
A. Konusu
Madde 839- Taşınmaz yükü, bir taşınmazın malikini yalnız o
taşınmazla sorumlu olmak üzere diğer bir kimseye bir şey vermek
veya yapmakla yükümlü kılar.
Hak sahibi olarak, bir başka taşınmazın maliki de
gösterilebilir.
İrat senedi ve kamu hukukuna ilişkin taşınmaz yükleri saklı
kalmak kaydıyla, taşınmaz yükünün konusu ancak yüklü
taşınmazın ekonomik niteliğinden doğan veya yararlanan
taşınmazın ekonomik ihtiyaçlarını karşılayan bir edim
olabilir.
B. Kurulması ve sona ermesi
I. Kurulması
1.
Tescil ve kazanma
Madde 840- Taşınmaz yükünün kurulması için tapu kütüğüne
tescil şarttır.
Tescilde, taşınmaz yükünün değeri olarak Türk parası veya
yabancı para ile belirlenmiş bir miktar gösterilir. Dönemsel
edimlerde sicilde gösterilecek miktar, aksi kararlaştırılmış
değilse, yıllık edimlerin yirmi katıdır.
Aksine bir hüküm yoksa, taşınmaz yükünün kazanılmasında
ve tescilinde taşınmaz mülkiyetine ilişkin hükümler uygulanır.
2.
Kamu hukukuna ilişkin taşınmaz yükü
Madde 841- Aksine hüküm yoksa, kamu hukukuna ilişkin taşınmaz
yükünün tapu kütüğüne tescili gerekli değildir.
Kanunun alacaklıya yalnızca taşınmaz yükünün kurulmasını
isteme yetkisini tanıdığı hâllerde taşınmaz yükü ancak
tescille doğar.
3.
Güvence amacıyla kurulma
Madde 842- Bir para alacağını güvence altına almak amacıyla
kurulan taşınmaz yükü hakkında irat senedine ilişkin hükümler
uygulanır.
II. Sona ermesi
1.
Genel olarak
Madde 843- Taşınmaz yükü tescilin terkini veya yüklü
taşınmazın tamamen yok olmasıyla sona erer.
Feragat, yükten kurtarma ve diğer sona erme sebepleri, yüklü
taşınmaz malikine, hak sahibinden terkini isteme yetkisi verir.
2.
Yükten kurtarma
a.
Alacaklının yetkisi
Madde 844- Alacaklı, sözleşmeyle yetkili kılınmış olduğu
takdirde veya aşağıdaki durumlarda, malikten taşınmazın yükten
kurtarılmasını isteyebilir:
1. Yüklü taşınmaz, alacaklının haklarını önemli ölçüde
tehlikeye düşürecek şekilde bölünmüşse;
2. Malik, yüklü taşınmazın değerini düşürür ve yerine
başka bir güvence göstermezse;
3. Malik, birbiri ardına üç yılın edimlerini yerine
getirmemişse.
b.
Yükümlünün yetkisi
Madde 845 - Yükümlü, sözleşmeyle yetkili kılınmış olduğu
takdirde veya aşağıdaki durumlarda, taşınmazın yükten
kurtarılmasını isteyebilir:
1. Alacaklı, taşınmaz yükünü kuran sözleşmeye uymuyorsa;
2. Satın alınmamak kaydıyla veya otuz yıldan fazla bir süre
için kurulmuş olsa bile yükün kurulmasının üzerinden otuz yıl
geçmiş ise.
Otuz yıl geçtikten sonra yükümlünün satın alma yetkisini
kullanabilmesi, alacaklıya bunu bir yıl önceden bildirmesine
bağlıdır.
İrtifak taşınmaz lehine sona erdirilmeyen biçimde kurulmuşsa,
yüklü taşınmazın bu yükten kurtarılması istenemez.
c.
Yükten kurtarma bedeli
Madde 846- Gerçek değerinin daha düşük olduğunu ispat etme
hakkı saklı kalmak kaydıyla, yükten kurtarma, taşınmaz yükünün
değeri olarak tapu kütüğünde gösterilen miktar üzerinden
gerçekleştirilir.
3.
Zamanaşımı
Madde 847- Taşınmaz yükü zamanaşımına tâbi değildir.
Muaccel olan edimler, borçlunun kişisel borcu hâline geldiği
tarihten başlayarak zamanaşımına tâbi olur.
C. Hükümleri
I. Alacaklının hakkının niteliği
Madde 848- Taşınmaz yükü, alacaklıya yükümlüye karşı
hiçbir kişisel alacak hakkı sağlamaz; sadece alacağını yüklü
taşınmazın değerinden elde etme yetkisi verir.
Her edim, muaccel olmasından başlayarak üç yıl sonra kişisel
borç hâline gelir ve taşınmaz bu borcun güvencesi olmaktan
çıkar.
II. Yükün niteliği
Madde 849- Taşınmaz maliki değişirse yeni malik, başka bir
işleme gerek bulunmaksızın taşınmaz yükünün yükümlüsü
olur.
Yüklü taşınmazın bölünmesinin taşınmaz yüküne etkisi
hakkında irat senedine ilişkin hükümler uygulanır.
İKİNCİ BÖLÜM
TAŞINMAZ REHNİ
BİRİNCİ AYIRIM
GENEL HÜKÜMLER
A. Koşullar
I. Taşınmaz rehninin türleri
Madde 850- Taşınmaz rehni, ancak ipotek, ipotekli borç senedi
veya irat senedi şeklinde kurulabilir.
II. Güvence altına alınan alacak
1.
Ana para
Madde 851- Taşınmaz rehni, miktarı Türk parası ile gösterilen
belli bir alacak için kurulabilir. Alacağın miktarının belli
olmaması hâlinde, alacaklının bütün istemlerini karşılayacak
şekilde taşınmazın güvence altına alacağı üst sınır
taraflarca belirtilir.
Yurt içinde veya dışında faaliyette bulunan kredi
kuruluşlarınca yabancı para üzerinden veya yabancı para ölçüsü
ile verilen kredileri güvence altına almak için yabancı para
üzerinden taşınmaz rehni kurulabilir. Bu hâlde her derecenin
ifade ettiği miktar, rehin konusu alacağın tespit edildiği para
türü üzerinden gösterilir. Ancak, aynı derecede birden fazla
para türü kullanılarak rehin kurulamaz.
Yabancı para üzerinden kurulan rehne ait bir derecenin boşalması
hâlinde, yerine, tescil edileceği tarihteki karşılığı Türk
parası veya yabancı para üzerinden rehin kurulabilir. Türk parası
ile kurulmuş bir rehne ait derecenin boşalması hâlinde ise,
yerine tescil edileceği tarihteki karşılığı yabancı para
üzerinden rehin kurulabilir.
Yabancı veya Türk parası karşılıklarının hesabında hesap
günündeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının döviz alış
kuru esas alınır. Rehin haklarının hangi yabancı paralar
üzerinden kurulabileceği Bakanlar Kurulunca belirlenir.
2.
Faiz
Madde 852- Sınırlayıcı hükümler saklı kalmak kaydıyla,
taraflar faiz oranını diledikleri gibi kararlaştırabilirler.
III. Taşınmaz
1.
Rehne konu olabilme
Madde 853- Rehin hakkı, ancak tapuya kayıtlı taşınmazlar
üzerinde kurulabilir.
2.Belirli
olma
a.
Taşınmaz tek ise
Madde 854- Rehin kurulurken, konusu olan taşınmazın
belirtilmesi gerekir.
Bölünen taşınmazın parselleri tapu kütüğüne ayrı ayrı
kaydedilmedikçe rehne konu olamaz.
b.
Taşınmaz birden çok ise
Madde 855- Birden çok taşınmazın aynı borç için
rehnedilmesi, taşınmazların aynı malike veya borçtan
müteselsilen sorumlu olan maliklere ait olmalarına bağlıdır.
Aynı alacak için birden çok taşınmazın rehnedildiği diğer
hâllerde, her taşınmazın alacağın ne miktarı için güvence
oluşturduğu rehin kurulurken belirtilir.
Aksine bir anlaşma bulunmadıkça, tapu idaresi, re'sen güvenceyi
taşınmazların her birine değeri oranında dağıtır.
B. Rehnin kurulması ve sona ermesi
I. Rehnin kurulması
1.
Tescil
Madde 856- Taşınmaz rehni tapu kütüğüne tescil ile kurulur.
Kanunda öngörülen ayrık durumlar saklıdır.
Taşınmaz rehninin kurulmasına ilişkin sözleşmenin
geçerliliği, resmî şekilde yapılmış olmasına bağlıdır.
2.
Birden çok kişiye ait taşınmazlarda
Madde 857- Paylı mülkiyette paydaş kendi payını rehnedebilir.
Pay üzerinde rehin kurulduktan sonra paydaşlar malın tamamını
rehnedemezler.
Elbirliği mülkiyetine tâbi taşınmaz, ancak bütün olarak ve
maliklerin tamamı adına rehnolunabilir.
II. Rehnin sona ermesi
Madde 858- Taşınmaz rehni, tescilin terkini veya taşınmazın
tamamen yok olmasıyla sona erer.
Kamulaştırmaya ilişkin kanun hükümleri saklıdır.
III. Taşınmazların birleştirilmesi
1.
Rehnin başka taşınmaz üzerine geçmesi
Madde 859- Yetkili kamu kurum veya kuruluşu tarafından
gerçekleştirilen parsel birleştirilmesi ve dağıtımı işlemi
sonucunda birleştirilen parsel üzerindeki rehinler, sıralarını
koruyarak o parselin yerine verilen taşınmaz üzerine geçer.
Birleştirme sonucunda meydana gelen taşınmaz, değişik
alacaklar için rehinli veya bazıları rehinsiz birden çok parselin
yerini alırsa; bu taşınmaz üzerine geçen rehin hakları,
taşınmazı bütün olarak kapsar ve olanak ölçüsünde sıralarını
korurlar.
2.
Borçlunun taşınmazı rehinden kurtarması
Madde 860- Birleştirilen taşınmazlardan biri ile güvence
altına alınmış olan alacağın borçlusu, üç ay önce bildirmek
koşuluyla birleştirme sırasında karşılığını ödeyerek
taşınmazı rehinden kurtarabilir.
3.
Bedel olarak ödenen para
Madde 861- Rehinli bir taşınmaz için bedel olarak ödenen para,
alacaklılar arasında sıralarına göre, aynı sırada iseler
alacaklarının miktarlarıyla orantılı olarak bölüştürülür.
Bu bedel, rehinle güvenceye bağlanmış olan alacak miktarının
yirmide birinden fazla olduğu veya yeni taşınmaz, alacak için
yeterli güvence oluşturmadığı takdirde, alacaklının rızası
olmadan borçluya ödenemez.
C. Hükmü
I. Rehnin kapsamı
Madde 862- Rehin, taşınmazı bütünleyici parçaları ve
eklentileri ile birlikte yükümlü kılar.
Rehnin kuruluşu sırasında makine, otel döşeme eşyası gibi
açıkça eklenti olarak gösterilen ve tapu kütüğünde beyanlar
sütununa yazılan şeyler, kanuna göre bu nitelikte olamayacakları
ispat edilmedikçe eklenti sayılır.
Üçüncü kişilerin eklentiler üzerindeki hakları saklıdır.
II. Kira bedelleri
Madde 863- Kiraya verilmiş taşınmaz üzerindeki rehnin
kapsamına, borçluya karşı rehnin paraya çevrilmesi yoluyla
takibe başlanmasından veya borçlunun iflâsının ilânından
başlayarak rehnin paraya çevrilmesi anına kadar işleyen kira
bedelleri de girer.
Rehin hakkı, kiracılara karşı ancak cebrî icra yoluyla
takibin kendilerine bildirilmesi veya iflâs kararının ilânından
sonra ileri sürülebilir.
Rehinli taşınmaz malikinin henüz muaccel olmamış kira
bedelleri üzerinde yaptığı hukukî işlemler ile diğer
alacaklılar tarafından koydurulan hacizler, kira alacaklarının
muaccel olmalarından önce rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe
başlamış olan rehinli alacaklılara karşı geçerli değildir.
III. Zamanaşımı
Madde 864- Rehnin tapu kütüğüne tescil edilmesinden sonra
alacak için zamanaşımı işlemez.
IV. Önlem alma yetkisi
1.
Değer düşmelerine karşı
a.
Koruma önlemleri
Madde 865- Malik, rehinli taşınmazın değerini düşüren
davranışlarda bulunursa; alacaklı, hâkimden bu gibi davranışları
yasaklamasını isteyebilir.
Alacaklıya, gerekli önlemleri almak üzere hâkim tarafından
yetki verilebileceği gibi; gecikmesinde tehlike bulunan hâllerde
alacaklı, böyle bir yetki verilmeden de gerekli önlemleri
kendiliğinden alabilir.
Alacaklı, önlem için yapmış olduğu giderleri malikten
isteyebilir ve bu alacakları için taşınmaz üzerinde, tescile
gerek olmaksızın ve tescil edilmiş olan diğer yüklerden önce
gelen bir rehin hakkına sahip olur.
b.
Güvence, eski hâle getirme, kısmî ödeme isteme
Madde 866- Rehinli taşınmazın değerinde düşme meydana
gelmişse alacaklı, alacağı için başka güvence göstermesini
veya rehinli taşınmazın eski hâle getirilmesini borçludan
isteyebilir.
Alacaklı, rehinli taşınmazın değerinin düşmesi tehlikesinin
mevcut olması hâlinde de güvence isteyebilir.
Yeterli güvence hâkim tarafından belirlenen süre içinde
verilmediği takdirde alacaklı, güvence eksiğini karşılayacak
miktardaki alacak kısmının ödenmesini isteyebilir.
2.
Değerin kusur olmadan düşmesi
Madde 867- Değer düşmesi malikin kusuru olmadan meydana
gelmişse alacaklı, ancak malikin zarardan ötürü aldığı
tazminat miktarını aşmayacak ölçüde borçludan güvence
vermesini veya kısmî ödeme yapmasını isteyebilir.
Bununla birlikte alacaklı, değer düşmesinin önlenmesi veya
giderilmesi için gerekli önlemleri kendiliğinden alabilir.
Alacaklı, bu amaçla yaptığı masraflardan dolayı rehinli
taşınmaz üzerinde tescile gerek olmaksızın ve tescil edilmiş
olan diğer yüklerden önce gelen bir rehin hakkına sahip olur.
Malik, bu masraflardan kişisel olarak sorumlu değildir.
3.
Rehinli taşınmazın kısmen devri
Madde 868- Malik, rehinli taşınmazın güvence altına aldığı
alacağın yirmide birinden az değeri olan bir parçasını
başkasına devrederse; alacaklı, kendisine bu parça ile orantılı
bir ödeme yapıldığı veya taşınmazın geri kalan kısmı
yeterli güvence oluşturduğu takdirde, devredilen parça üzerindeki
rehni kaldırmaktan kaçınamaz.
V. Rehinden sonra kurulan aynî haklar
Madde 869- Malikin rehinli taşınmaz üzerinde yeni sınırlı
aynî haklar kurmayacağını taahhüt etmesi geçerli değildir.
Tarihi daha eski olan rehin hakkı, aynı taşınmaz üzerinde
alacaklının izni olmadan daha sonra kurulan irtifak haklarından
veya taşınmaz yüklerinden önce gelir. Sonradan kurulan ve rehnin
paraya çevrilmesi sırasında daha eski tarihli rehinli alacaklılara
zarar veren irtifaklar ve taşınmaz yükleri terkin edilir.
Önceki rehinli alacaklının istemiyle irtifak hakları veya
taşınmaz yükleri terkin edilen kimselerin, rehinli taşınmazın
paraya çevrilmesinde, hakları sonradan tescil edilenlere karşı,
satış bedelinden haklarının değerini karşılayan miktarı almak
hususunda öncelikleri vardır.
VI. Rehin derecesi
1.
Rehin derecesinin hükümleri
Madde 870- Rehnin sağladığı güvence, tescilde belirtilen
rehin derecesi ile sınırlıdır.
Taşınmaz rehni, sırada kendisinden önce gelecek olanın
miktarının tescilde belirtilmesi kaydıyla ikinci veya daha sonraki
derecede de kurulabilir.
2.
Rehin dereceleri arasındaki ilişki
Madde 871- Aynı taşınmaz üzerinde farklı sıralarda kurulmuş
bulunan rehin haklarından birinin terkin edilmiş olması, sonraki
sırada yer alan rehinli alacaklıya boşalan dereceye geçme hakkı
vermez.
Terkin edilen rehin hakkı yerine yeni bir rehin hakkı
kurulabilir.
Sonraki sırada yer alan rehinli alacaklılara boşalan dereceye
geçme hakkı veren sözleşmelerin geçerliliği, resmî şekilde
yapılmalarına; aynî etki sağlamaları, tapu kütüğüne şerh
verilmelerine bağlıdır.
3.
Boş dereceler
Madde 872- Sonraki sıralarda kurulmuş bir rehin hakkından önce
gelen bir rehin mevcut değilse veya borçlu önceki bir rehin senedi
üzerinde tasarruf etmemişse ya da önceki sırada bulunan rehinli
alacak, o derece için tescilde belirtilen miktardan az ise;
taşınmazın paraya çevrilmesinde satış bedeli, boş derece
hesaba katılmaksızın sonraki alacaklılara sıralarına göre
dağıtılır.
VII. Rehnin paraya çevrilmesi
1.
Paraya çevirme şekli
Madde 873- Borç ödenmezse alacaklı, alacağını rehinli
taşınmazın satış bedelinden elde etme hakkına sahiptir.
Borcun ödenmemesi hâlinde rehinli taşınmazın mülkiyetinin
alacaklıya geçeceğine ilişkin sözleşme hükmü geçersizdir.
Aynı alacak için birden çok taşınmazın rehnedilmiş olması
hâlinde, rehnin paraya çevrilmesi istemi, taşınmazların tamamı
hakkında yapılır. Bununla birlikte, icra dairesi onlardan ancak
gerektiği kadarını paraya çevirir.
2.
Satış bedelinin dağıtılması
Madde 874- Rehinli taşınmazın satış bedeli, alacaklılar
arasında sıralarına göre dağıtılır.
Aynı sırada olan alacaklılar arasında o sıraya düşen satış
bedeli alacakları oranında dağıtılır.
3.
Güvencenin kapsamı
Madde 875- Taşınmaz rehninin alacaklıya sağladığı
güvencenin kapsamına şunlar girer:
1. Ana para,
2. Takip giderleri ve gecikme faizi,
3. İflâsın açıldığı veya rehnin paraya çevrilmesinin
istendiği tarihe kadar muaccel olmuş üç yıllık faiz ile son
vadeden başlayarak işleyen faiz.
Daha önce belirlenmiş olan faiz oranı, sonradan gelen
alacaklıların zararına olarak artırılamaz.
4.
Zorunlu masrafların güvencesi
Madde 876- Alacaklı, rehinli taşınmazın korunması için
zorunlu masraf yapmışsa ve özellikle malikin borçlu olduğu
sigorta primlerini ödemişse, bundan doğan alacakları tescile
gerek olmaksızın aynen rehinli alacağı gibi güvenceden
yararlanır.
VIII. Arazinin iyileştirilmesi hâlinde rehin
hakkı
1.
Öncelik
Madde 877- Bir kamu kurum veya kuruluşunun katkısıyla
iyileştirilen arazinin değerinde bir artma meydana gelirse malik,
iyileştirme giderlerinden payına düşeni karşılamak üzere
kendisine ödünç veren alacaklı lehine tescil suretiyle rehin
hakkı kurabilir. Kurulan rehin, taşınmaz üzerindeki diğer bütün
yüklerden önce gelir.
İyileştirme, kamu kurum veya kuruluşunun katkısı olmaksızın
yapılmış ise, malik taşınmazı üzerinde en çok masrafların
üçte ikisi için rehin kurabilir.
2.
Borcun ödenmesi ve rehnin sona ermesi
Madde 878- İyileştirme, kamu kurum veya kuruluşunun katkısı
olmaksızın yapılmış ise, rehinli alacağın en çok beş yıl
içinde eşit taksitlerle ödenmesi gerekir.
Alacağın veya yıllık taksitlerin muaccel olmasından beş yıl
sonra rehin hakkı sona erer ve sonraki alacaklılar sıralarına
göre ilerlerler.
IX. Sigorta tazminatı üzerinde hak
Madde 879- Muaccel olan sigorta tazminatı, malike ancak bütün
rehinli alacaklıların rızasıyla ödenebilir.
Sigorta tazminatı taşınmazın eski hâle getirilmesi için
harcanacaksa, malik tarafından yeterli bir güvence gösterilmesi
koşuluyla kendisine ödenir.
X. Alacaklının temsili
Madde 880- Acele karar alınması gereken hâllerde, borçlunun
veya diğer bir ilgilinin istemesi üzerine, şahsen hareket etmesi
kanun hükmü gereği olup da adı veya nerede olduğu bilinmeyen
alacaklıya, rehinli taşınmazın bulunduğu yer sulh hâkimi
tarafından bir kayyım atanır.
İKİNCİ AYIRIM
İPOTEK
A. Amaç ve nitelik
Madde 881- Hâlen mevcut olan veya henüz doğmamış olmakla
beraber doğması kesin veya olası bulunan herhangi bir alacak,
ipotekle güvence altına alınabilir.
İpoteğe konu olacak taşınmazın, borçlunun mülkiyetinde
bulunması gerekmez.
B. Kurulması ve sona ermesi
I. Kuruluş
Madde 882- Miktarı belirli olmayan veya değişebilen alacaklar
da, belli rehin derecesine yerleştirilir ve tescilden sonra alacak
miktarında meydana gelecek değişmelere bakılmaksızın sırasını
korur.
Tapu memuru istem üzerine alacaklıya ipoteği gösteren bir
belge verir. Sadece tescilin yapıldığını ispata yarayan bu belge
kıymetli evrak niteliği taşımaz.
Tescilin yapıldığının sözleşme üzerine yazılıp
onaylanması, ipotek belgesi yerine geçer.
II. Sona erme
1.
İpoteğin terkinini isteme hakkı
Madde 883- Alacak sona erince ipotekli taşınmazın maliki,
alacaklıdan ipoteği terkin ettirmesini isteyebilir.
2.
Borçtan sorumlu olmayan malikin hakkı
Madde 884- Borçtan şahsen sorumlu olmayan rehinli taşınmaz
maliki, borçluya ait koşullar içinde borcu ödeyerek taşınmazın
üzerindeki ipoteğin kaldırılmasını isteyebilir.
Alacak, borcu ödeyen malike geçer.
3.
İpotekten kurtarma
a.
Koşulları ve usulü
Madde 885- Değerini aşan bir borç için ipotek edilmiş olan
bir taşınmazı edinen kimse, borçtan şahsen sorumlu değilse,
icra takibine başlanmadan önce, satın alma bedelini ödeyerek
taşınmazı ipotekten kurtarabilir. Taşınmazı karşılıksız
olarak edinen kimse de, takdir edeceği bedeli ödeyerek bu hakkı
kullanabilir.
İpotekten kurtarma hakkı, alacaklılara altı ay önce yapılacak
yazılı ihbarla kullanılabilir.
İpotekten kurtarma bedeli alacaklılar arasında sıralarına
göre dağıtılır.
b.
Açık artırma
Madde 886- İpotekten kurtarma ihbarına karşı alacaklılar,
ihbarın tebliğinden başlayarak bir ay içinde giderleri peşin
ödemek suretiyle, ipotekli taşınmazın açık artırma yoluyla
satılmasını isteyebilirler.
Satış, icra dairesince İcra ve İflâs Kanunu hükümlerine
göre yapılır.
Açık artırmada elde edilen miktarın satış bedelinden veya
malik tarafından takdir edilen bedelden fazla olması hâlinde, bu
miktar ipotekten kurtarma bedeli sayılır. Artırma bedelinin fazla
olduğu hâllerde açık artırma giderleri malike, aksi hâlde açık
artırmayı isteyen alacaklıya ait olur.
4.
Ödeme istemi
Madde 887- İpotekli taşınmazın maliki borçtan şahsen sorumlu
değilse, alacaklının ödeme isteminin ona karşı etkili olması,
bu istemin hem borçluya, hem kendisine karşı yapılmış olmasına
bağlıdır.
C. Hükmü
I. Mülkiyet ve borçluluk
1.
Taşınmazın devri
Madde 888- İpotekli taşınmazın devri, aksi kararlaştırılmış
olmadıkça, borçlunun sorumluluğunda ve güvencede bir değişiklik
meydana getirmez.
Yeni malik borcu yüklendiği takdirde alacaklı, kendisine
başvurma hakkını saklı tuttuğunu bir yıl içinde yazılı
olarak önceki borçluya bildirmezse, borçlu borcundan kurtulur.
2.
Taşınmazın bölünmesi
Madde 889- İpotekli taşınmazın bir kısmının veya aynı
malike ait bulunan ipotekli taşınmazlardan birinin başkasına
devredilmesi ya da ipotekli taşınmazın bölünmesi hâlinde,
aksine bir anlaşma yoksa, rehin taşınmazlara değerleri oranında
tapu idaresince re'sen dağıtılır.
Bu dağıtımı kabul etmeyen alacaklı, dağıtımın
kesinleştiğinin kendisine tebliğinden başlayarak bir ay içinde
yazılı bildirimde bulunmak suretiyle alacağın bir yıl içinde
ödenmesini borçludan isteyebilir.
Yeni malikler, kendilerine ait taşınmaza düşen borcu
yüklendikleri takdirde alacaklı, kendisine başvurma hakkını
saklı tuttuğunu önceki borçluya bir yıl içinde yazılı olarak
bildirmezse, borçlu borcundan kurtulur.
3.
Borcu yüklenmenin bildirilmesi
Madde 890- Taşınmazın yeni maliki borcu yüklenirse, tapu
idaresi bunu alacaklıya bildirir.
Alacaklıya tanınan hakkını saklı tuttuğuna ilişkin bir
yıllık beyan süresi, tapu idaresince yapılan bildirimin tebliği
tarihinden işlemeye başlar.
II. Alacağın devri
Madde 891- İpotekle güvence altına alınmış bir alacağın
devrinin geçerli olması, devrin tapu kütüğüne tescil edilmesine
bağlı değildir.
D. Kanunî ipotek
I. Tescile tâbi olmayan kanunî ipotek
Madde 892- Kanunî ipotek haklarının doğumu, aksi kanunda
öngörülmüş olmadıkça, tapu kütüğüne tescil edilmelerine
bağlı değildir.
II. Tescile tâbi kanunî ipotekler
1.
Hâller
Madde 893- Aşağıdaki alacaklılar, kanunî ipotek hakkının
tescilini isteyebilirler:
1. Satıştan doğan alacağı için satılan taşınmaz üzerinde
satıcı,
2. Elbirliği ortaklığına giren taşınmazlarda paylaşmadan
doğan alacakları için birlikte mirasçı olanlar veya diğer
elbirliği ortakları,
3. Bir taşınmaz üzerinde yapılan yapı veya diğer işlerde
malzeme vererek veya vermeden emek sarf ettikleri için malzeme ve
emek karşılığı olarak malik veya yükleniciden alacaklı olan
alt yüklenici veya zanaatkârlar.
Alacaklıların, bu kanunî ipotek hakkından önceden feragat
etmeleri geçerli değildir.
2.
Satıcılar, mirasçılar ve diğer elbirliği ortakları bakımından
Madde 894- Satıcıların, mirasçıların ve diğer elbirliği
ortaklarının kanunî ipotek haklarının, mülkiyetin naklini
izleyen üç ay içinde tapu kütüğüne tescil edilmiş olması
gerekir.
3.
Zanaatkâr ve yükleniciler bakımından
a.
Tescil
Madde 895- Zanaatkârların ve yüklenicilerin kanunî ipotek
hakları, çalışmayı veya malzeme vermeyi yüklendikleri andan
başlayarak tapu kütüğüne tescil olunabilir.
Tescilin yüklenilen işin tamamlanmasından başlayarak üç ay
içinde yapılmış olması gerekir.
Tescilin yapılması için alacağın malik tarafından kabul
edilmiş veya mahkemece karara bağlanmış olması şarttır.
Malik yeterli güvence gösterirse tescil istenemez.
b.
Sıra
Madde 896- Hakları değişik tarihlerde tescil edilmiş olsa bile
zanaatkârlar ve yükleniciler, kanunî ipotekten yararlanma
bakımından kendi aralarında aynı sırada sayılırlar.
c.
Öncelik
Madde 897- Satış bedeli zanaatkârlar ve yüklenicilerin
alacaklarının tamamını karşılamadığı takdirde kalan kısım,
ipotek hakkı elde eden önceki sıradaki alacaklıların payına
düşen satış bedelinden arsa değeri çıkarıldıktan sonra artan
para ile karşılanır. Ancak bu, taşınmaz üzerindeki yüklerin
zanaatkârlar ve yüklenicilerin zararına olacağının alacaklılar
tarafından bilinebilir olmasına bağlıdır.
Önceki sırada bulunan alacaklılar, rehin senetlerini
devrederlerse, bu devir yüzünden zanaatkârlar ve yüklenicilerin
elde edemedikleri alacak miktarını tazmin etmekle yükümlü
olurlar.
İşe başlandığı, hak sahibi, zanaatkârlar veya
yüklenicilerden birinin bildirimi üzerine tapu kütüğünün
beyanlar sütununa yazıldıktan sonra, tescilin yapılabileceği
sürenin sonuna kadar taşınmaz üzerinde ipotekten başka türde
rehin tescil edilemez.
ÜÇÜNCÜ AYIRIM
İPOTEKLİ BORÇ SENEDİ VE
İRAT SENEDİ
A. İpotekli borç senedi
I. Amaç ve nitelik
Madde 898- İpotekli borç senedi, taşınmaz rehniyle güvence
altına alınmış kişisel bir alacak meydana getirir.
II. Değer biçilmesi
Madde 899- İpotekli borç senedi yoluyla rehin kurulması için
tapu idaresince taşınmaza resmen değer biçilir.
Biçilmiş değeri aşan miktar için ipotekli borç senedi
yoluyla rehin kurulamaz.
III. Muacceliyet bildirimi
Madde 900- İpotekli borç senedindeki alacak, aksi
kararlaştırılmış olmadıkça, faizlerin ödenmesi gereken
tarihte, bu tarihten en az altı ay önce alacaklı veya borçlu
tarafından diğer tarafa yapılacak bildirimle muaccel olur.
IV. Malikin durumu
Madde 901- İpotekli borç senedindeki borçtan kişisel olarak
sorumlu olmayan rehinli taşınmaz maliki hakkında ipoteğe ilişkin
hükümler uygulanır.
Taşınmaz maliki, alacaklıya karşı borçluya ait bütün
def'ileri ileri sürebilir.
V. Devir ve bölünme
Madde 902- İpotekli borç senedinin güvencesi olan taşınmazın
devrine veya bölünmesine ilişkin sonuçlar hakkında ipotek
hükümleri uygulanır.
B. İrat senedi
I. Amaç ve nitelik
Madde 903- İrat senedi, bir taşınmaz üzerinde taşınmaz yükü
şeklinde kurulmuş bir alacak hakkı meydana getirir.
İrat senedinin güvencesini ancak tarım arazisi, konutlar ve
üzerinde bina yapılabilecek arsalar oluşturabilir.
İrat senedi, kişisel borç doğurmaz ve borcun sebebini de
göstermez.
II. Sorumluluğun sınırı
Madde 904- İrat senetlerindeki alacak miktarı, tarım arazisinde
arazinin gelir değerinin, diğer taşınmazlarda taşınmazın gelir
değeri ile bina ve arsa değerleri ortalamasının beşte üçünü
aşamaz.
Değerlendirmeler tapu idaresince resmen yapılır.
III. Devletin sorumluluğu
Madde 905- Değer biçilmesinde gereken özenin gösterilmemesinden
Devlet sorumludur.
Devlet, kusuru olan memurlara rücu edebilir.
IV. Yükten kurtarma
Madde 906- İrat senedi ile yüklü olan taşınmazın maliki,
sözleşmeyle daha uzun bir bildirim süresi kabul edilmiş olsa
bile, her altı yıllık dönemin sonu için bir yıl önce bildirmek
ve bedelini ödemek koşuluyla taşınmazın yükten kurtarılmasını
isteyebilir.
Kanunda öngörülen hâller dışında alacaklı, ancak her on
yıllık dönemin sonu için bir yıl önce bildirmek suretiyle
borcun ödenmesini isteyebilir.
V. Borç ve mülkiyet
Madde 907- İrat senedinin borçlusu yüklü taşınmazın
malikidir.
Yüklü taşınmazı edinen kimse irat senedinin borçlusu olur ve
eski malik başka bir işleme gerek kalmaksızın borcundan kurtulur.
Faiz borçları, taşınmazla güvenceye bağlı olmaktan çıktığı
tarihten başlayarak malikin kişisel borcu olur.
VI. Bölünme
Madde 908- İrat senediyle yüklü taşınmazın bölünmesi
hâlinde, parsellerin malikleri irat senedinin borçlusu olurlar.
İrat senedi borcunun parsellere dağıtılmasında, ipotekle
yüklü taşınmazın bölünmesine ilişkin hükümler uygulanır.
Alacaklı, borcun parsellere dağıtımının kesinleşmesinden
başlayarak bir ay içinde yapacağı bildirimle bir yıl içinde
irat senedinin satın alınmasını isteyebilir.
C. Ortak hükümler
I. Kurulması
1.
Alacağın niteliği
Madde 909- İpotekli borç senedi ve irat senedi koşul ve karşı
edim kaydı içeremez.
2.
Senedin dayanağı borç ile ilişkisi
Madde 910- İpotekli borç senedinin veya irat senedinin
düzenlenmesiyle birlikte dayanağı olan borç ilişkisi yenileme
yoluyla sona erer.
Bunun aksine yapılan sözleşme, sadece tarafları ve iyiniyetli
olmayan üçüncü kişileri etkiler.
3.
Tescil ve rehin senedi
a.
Rehin senedini düzenleme gereği
Madde 911- İpotekli borç senedi veya irat senedi için tapu
kütüğüne yapılacak tescilden başka rehin senedi de düzenlenir.
Senet daha sonra düzenlenmiş olsa bile, hukukî sonuçlarını
tescil tarihinden başlayarak doğurur.
b.
Rehin senedinin düzenlenmesi
Madde 912- İpotekli borç senedi ve irat senedi, tapu memuru
tarafından düzenlenir.
Senetler üzerinde tapu memuru ile yetkili Hazine temsilcisinin
imzaları bulunur.
Bu senetler, alacaklı veya temsilcisine ancak borçlunun ve yüklü
taşınmazın malikinin yazılı rızaları üzerine verilebilir.
c.
Rehin senedinin şekli
Madde 913- İpotekli borç senedi ve irat senedinin şekilleri
tüzükle belirlenir.
4.
Alacaklının belirlenmesi
a.
Düzenleme sırasında
Madde 914- İpotekli borç senedi ve irat senedi nama veya hamile
yazılı düzenlenebilir.
Bu senetler, yüklü taşınmazın maliki adına da
düzenlenebilir.
b.
Ortak temsilci
Madde 915- İpotekli borç senedi veya irat senedi düzenlenirken,
gerekli ödemeleri yapmak ve ödenecek paraları tahsil etmek,
yapılacak tebliğleri almak, güvence azalmalarına rıza göstermek
ve genel olarak alacaklının, borçlunun ve malikin haklarını tam
bir özen ve tarafsızlıkla korumak üzere bunlar tarafından bir
temsilci atanabilir.
Temsilcinin adı tapu kütüğüne ve rehin senedine yazılır.
Temsilcinin yetkisinin sona ermesi hâlinde ilgililer
anlaşamazlarsa, sulh hâkimi gerekli önlemleri alır.
5.
Ödeme yeri
Madde 916- Rehin senedinden aksi anlaşılmadıkça, senet hamile
yazılı olsa bile borçlu, bütün ödemelerini alacaklının
yerleşim yerinde yapmak zorundadır.
Alacaklının yerleşim yeri bilinmediği veya alacaklı yerleşim
yerini borçlunun zararına değiştirdiği takdirde borçlu, borcunu
kendi yerleşim yerindeki veya alacaklının eski yerleşim yerindeki
hâkimin belirleyeceği yere tevdi ederek borcundan kurtulabilir.
Senedin faiz kuponları varsa faiz ödemesi, kuponları ibraz
edene yapılır.
6.
Alacağın devrinden sonra ödeme
Madde 917- Alacağın devri hâlinde borçlu, kendisine
bildirilmiş olmadıkça kupona bağlı olmayan faiz ve yıllık
edimleri, senet hamile yazılı olsa bile, eski alacaklıya
ödeyebilir.
Ana paranın tamamen veya kısmen ödenmesi, ancak ödeme
zamanında kendisinin alacaklı olduğunu ispat eden kimseye yapılmış
ise geçerlidir.
II. Sona erme
1.Alacaklının
olmaması
Madde 918- Alacaklı yoksa veya rehin hakkından feragat ederse
borçlu, tapu kütüğündeki tescili terkin ettirip ettirmemekte
serbesttir.
Borçlu, zilyetliğine geçmiş olan senedi yeniden tedavüle
çıkartabilir.
2.
Terkin
Madde 919- İpotekli borç senedi veya irat senedine ilişkin
tescil, ancak tarafların veya mahkemenin rehin senedini iptal etmesi
üzerine terkin edilebilir.
III. Alacaklının hakları
1.
İyiniyetin korunması
a.
Tescil bakımından
Madde 920- İpotekli borç senedinden veya irat senedinden doğan
alacak, tapu kütüğüne iyiniyetle dayanan herkes için kütükteki
tescile göre geçerlidir.
b.
Senet bakımından
Madde 921- Usulüne göre düzenlenmiş olan ipotekli borç senedi
veya irat senedi, ona iyiniyetle dayanan herkes hakkında, içinde
yazılı olanlara göre geçerlidir.
c.
Senet ile tescilin ilişkisi
Madde 922- İpotekli borç senedi veya irat senedi metninde yazılı
olanlar tapu kütüğündeki tescile uymazsa veya tapu kütüğünde
tescil yoksa, kütük esas alınır.
Bununla birlikte senedi iyiniyetle edinen kimse, tapu kütüğüne
ilişkin hükümler uyarınca tazminat isteyebilir.
2.
Hakkın ileri sürülmesi
Madde 923- Nama veya hamile yazılı ipotekli borç senedi veya
irat senedindeki alacak, ancak senet üzerindeki zilyetlikle birlikte
devir veya rehin edilebilir veya başka bir tasarrufa konu olabilir.
Senetlerin henüz düzenlenmemiş olması veya mahkeme tarafından
iptal edilmesi hâlinde alacağı ileri sürme hakkı saklıdır.
3.
Alacağın devri
Madde 924- İpotekli borç senedindeki veya irat senedindeki
alacağın devri, rehin senedinin teslim edilmesine bağlıdır.
Rehin senedinin nama yazılı olması hâlinde devralanın adı ve
devir işlemi senet üzerine yazılır.
IV. İptal
1.
Senedin kaybedilmesi
Madde 925- Rehin senedi irade dışında elden çıkmış veya
borcu sona erdirme kastı olmaksızın yok edilmiş ise alacaklı,
rehin senedini ve kuponu mahkeme kararıyla iptal ettirerek borçludan
borcunu ödemesini ve eğer alacak henüz muaccel değilse yeni bir
rehin senedi veya kupon düzenlenmesini isteyebilir.
İptal kararı, hamile yazılı kıymetli evrakın iptaline
ilişkin hükümler gereğince verilir; ancak, ibraz süresi bir
yıldır.
Borçlu da ödenmiş olmasına rağmen geri verilmemiş olan senet
için aynı hükümler uyarınca senedin iptalini isteyebilir.
2.
İlân yoluyla duyuru
Madde 926- İpotekli borç senedi veya irat senedinin
alacaklısının kim olduğu on yıldan beri bilinmiyor ve bu süre
içinde faiz ödenmesi de istenmemiş bulunuyorsa, rehinli taşınmazın
maliki, alacaklının ortaya çıkması için gaipliğe ilişkin
hükümlere göre ilân yapılmasını hâkimden isteyebilir.
Alacaklı ortaya çıkmaz ve yapılan araştırma sonunda büyük
bir olasılıkla alacağın artık mevcut olmadığı anlaşılırsa,
hâkim tarafından senedin iptaline karar verilir; bu kararla rehin
derecesi boşalmış olur.
V. Borçlunun def'ileri
Madde 927- Borçlu yalnız tescilden veya senetten doğan
def'ileri ve istemde bulunan alacaklıya karşı sahip olduğu
kişisel def'ileri ileri sürebilir.
VI. Ödenen senedin geri verilmesi
Madde 928 - Borcun tamamını ödeyen borçlu, alacaklıdan
senedin iptal edilmemiş olarak geri verilmesini isteyebilir.
VII. Hukukî ilişkide değişiklik
Madde 929- Borçlu borcun kısmen ödenmesi veya borç yükünün
hafifletilmesi ya da güvencenin azaltılması gibi hukukî ilişkide
meydana gelen değişiklikleri tapu kütüğüne tescil ettirme
hakkına sahiptir.
Tapu memuru, bu tür değişiklikleri senet üzerine de yazar.
Meydana gelen değişikliklerin tescil edilmemiş olması hâlinde,
senette yazılı yıllık edimlerin ödenmiş olması dışındaki
değişiklikler senedi iyiniyetle kazanan kimseye karşı ileri
sürülemez.
DÖRDÜNCÜ AYIRIM
TAŞINMAZ REHNİYLE
GÜVENCE ALTINA ALINAN ÖDÜNÇ SENETLERİ
A. Rehinli tahviller
Madde 930- Nama veya hamile yazılı tahviller, aşağıdaki
hâllerde taşınmaz rehniyle güvence altına alınabilir:
1. Ödüncün tamamı için ipotek veya ipotekli borç senedi
yoluyla rehin kurulması ve alacaklılar ile borçlu için ortak bir
temsilcinin atanması,
2. Tahvil çıkarmayı üzerine alan kurum yararına ödüncün
tamamı için taşınmaz rehni kurulması ve bu rehinli alacağın da
tahvil alacaklıları yararına rehnedilmesi.
B. Seri hâlinde rehin senedi çıkarılması
I. Genel olarak
Madde 931- Seri hâlinde çıkarılan ipotekli borç senetleri ile
irat senetleri hakkında, aşağıdaki hükümler saklı kalmak
kaydıyla, ipotekli borç senedi ve irat senedine ilişkin genel
hükümler uygulanır.
II. Düzenlenmesi
Madde 932- Seri hâlinde çıkarılan senetler, her birinin değeri
yüz milyon lira veya yüz milyon liranın katları olarak
düzenlenir.
Bir serideki bütün senetlerin şeklinin aynı olması ve
numaralarının birbirini izlemesi gerekir.
Senetlerin rehinli taşınmaz maliki tarafından çıkarılmamış
olması hâlinde aracı kurumun, alacaklılar ve borçlunun
temsilcisi olduğu senetlerde belirtilir.
III. Borcun kısım kısım ödenmesi
Madde 933- Borçlu, belirli zamanlarda faizle birlikte anaparanın
bir kısmını da ödemeyi üstlenebilir.
Taksit olarak her yıl ödenecek paranın, senetlerin belli bir
bölümünü karşılaması zorunludur.
IV. Tescil
Madde 934- Senetler, sayıları gösterilmek suretiyle tapu
kütüğüne tescil olunur; ödüncün tamamı için bir tescil
yapılır.
Senet sayısı az ise, her senet ayrı tescil edilebilir.
V. Hükmü
1.
Senedi çıkaran aracı kurum
Madde 935- Senedi çıkaran aracı kurum, alacaklıların ve
borçlunun temsilcisi olsa bile, senetlerin çıkarılması sırasında
kendisine ayrıca yetki verilmiş olmadıkça, borcun kapsamında ve
koşullarında bir değişiklik yapamaz.
2.Senetlerin
geri ödenmesi
a.
Ödeme plânı
Madde 936- Senetlerin geri ödenmesi, çıkarma sırasında
yapılan veya o sırada verilen yetkiye dayanarak aracı kurumun
düzenleyeceği plâna göre gerçekleştirilir. Sırası gelen
senedin karşılığı alacaklıya ödenmekle senedin hükmü kalmaz.
Aksi kararlaştırılmadıkça tescilin terkini, ancak borçlunun
tescilde belirtilen yükümlülüklerini tamamen yerine getirmiş ve
senetlerin bütün kuponları ile birlikte geri verilmiş olmasına
veya geri verilmemiş kuponlar varsa bunları karşılayacak miktarın
hâkimin belirleyeceği yere tevdi edilmesine bağlıdır.
b.
Denetleme
Madde 937- Rehinli taşınmazın maliki veya aracı kurum, ödeme
plânına göre kur'a çekmek ve karşılığı ödenen senetleri
iptal etmekle yükümlüdür.
İrat senetlerinde bu işlemler Devletçe denetlenir.
c.
Geri ödemelerin özgülenmesi
Madde 938- Rehinli taşınmazlar yerine elde edilen paralar, ilk
kur'a çekiminde belli olacak senetlerin ödenmesinde kullanılır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
TAŞINIR REHNİ
BİRİNCİ AYIRIM TESLİME BAĞLI REHİN VE HAPİS
HAKKI
A. Teslime bağlı rehin
I. Kurulması
1.
Alacaklının zilyetliği
Madde 939 - Kanunda öngörülen ayrık durumlar dışında
taşınırlar, ancak zilyetliğin alacaklıya devri suretiyle
rehnedilebilir.
Rehnedende tasarrufta bulunma yetkisi olmasa bile, rehin konusu
taşınıra iyiniyetle zilyet olan kimse, zilyetlik hükümlerine
göre edinimi korunduğu ölçüde rehin hakkı kazanır. Üçüncü
kişilerin önceki zilyetlikten doğan hakları saklıdır.
Taşınır, fiilen yalnız rehnedenin hâkimiyetinde kaldığı
sürece rehin hakkı doğmaz.
2.
Ayrık durumlar
Madde 940- Yetkili makamlar tarafından izin verilen kuruluşlar
ile kooperatiflerin alacaklarının güvence altına alınması için,
zilyetlik devredilmeden de, icra dairesinde tutulacak özel sicile
yazılmak suretiyle hayvanlar üzerinde rehin kurulabilir. Bu amaçla
tutulacak sicil tüzükle belirlenir.
Gerçek veya tüzel kişilerin alacaklarının güvence altına
alınması için, kanun gereğince bir sicile tescili zorunlu olan
taşınır mallar üzerinde, zilyetlik devredilmeden de, taşınır
malın kayıtlı bulunduğu sicile yazılmak suretiyle rehin
kurulabilir. Rehnin kurulmasına ilişkin diğer hususlar tüzükle
belirlenir.
3.
Art rehin
Madde 941- Rehnedilen taşınırın maliki, onun üzerinde bir art
rehin kurabilir. Bunun için, alacağı ödenince rehnedilen
taşınırın sonraki alacaklıya teslim edilmesinin rehinli
alacaklıya yazılı olarak bildirilmesi gerekir.
4.
Alt rehin
Madde 942- Alacaklı, rehinli taşınırı ancak rehnedenin
rızasıyla bir başkasına rehnedebilir.
II. Rehnin sona ermesi
1.
Zilyetliğin kaybı
Madde 943- Taşınır rehni, alacaklının zilyet olmaktan çıkması
ve onu zilyet olan üçüncü kişiden geri alamaz hâle gelmesiyle
son bulur.
Taşınır, alacaklının rızasıyla fiilen yalnız rehnedenin
hâkimiyeti altında bulunduğu sürece rehnin hükümleri askıda
kalır.
2.
Geri verme borcu
Madde 944 - Alacağın ödenmesi suretiyle veya başka bir sebeple
rehin hakkı sona erince alacaklı, rehinli taşınırı hak sahibine
geri vermekle yükümlüdür.
Alacaklı, alacağının tamamını almadıkça rehinli taşınırı
veya onun bir kısmını geri vermek zorunda değildir.
3.
Alacaklının sorumluluğu
Madde 945- Alacaklı, rehinli taşınırın kaybolması, yok
olması veya değerinin azalması yüzünden meydana gelen
zararlardan, bunların kendi kusuru olmaksızın doğduğunu ispat
etmedikçe sorumludur.
Rehinli taşınırı kendiliğinden başkasına devir veya
rehneden alacaklı, bundan doğan bütün zararlardan sorumlu olur.
III. Rehnin hükümleri
1.
Alacaklının hakkı
Madde 946- Alacaklı, ödenmeyen alacağının rehnin paraya
çevrilmesi yoluyla ödenmesini isteyebilir.
Rehin hakkı, alacaklıya asıl alacak ile birlikte sözleşme
faizlerinin, takip giderlerinin ve gecikme faizinin güvencesini
sağlar.
2.
Rehnin kapsamı
Madde 947- Rehin, taşınırı eklentileriyle birlikte kapsar.
Aksi kararlaştırılmış olmadıkça alacaklı, rehinli
taşınırın doğal ürünlerini, bütünleyici parçası olmaktan
çıkınca malike vermekle yükümlüdür.
Rehin, paraya çevirme sırasında bütünleyici parça
niteliğindeki doğal ürünleri de kapsar.
3.
Rehnin sırası
Madde 948- Aynı taşınır üzerinde birden çok rehin hakkı
bulunduğu takdirde, alacaklılara rehin haklarının sırasına göre
ödeme yapılır.
Rehin hakkının sırası kuruluş tarihine göre belirlenir.
4.
Mülkiyetin geçememesi
Madde 949- Borcun ödenmemesi hâlinde rehinli taşınırın
mülkiyetinin alacaklıya geçmesini öngören sözleşme hükmü
geçersizdir.
B. Hapis hakkı
I. Koşulları
Madde 950- Alacaklı, borçluya ait olup onun rızasıyla zilyedi
bulunduğu taşınırı veya kıymetli evrakı, borcun muaccel olması
ve niteliği itibarıyla bu eşyanın alacak ile bağlantısı
bulunması hâlinde, borç ödeninceye kadar hapsedebilir.
Zilyetlik ve alacak ticarî ilişkiden doğmuşsa, tacirler
arasında bu bağlantı var sayılır.
Alacaklı, borçluya ait olmayan taşınırlar üzerinde de
zilyetliğin iyiniyetle kazanılmasının korunduğu ölçüde hapis
hakkına sahip olur.
II. Ayrık durumlar
Madde 951- Nitelikleri itibarıyla paraya çevrilmeye elverişli
olmayan taşınırlar üzerinde hapis hakkı kullanılamaz.
Alacaklının üstlendiği yükümlülükle veya borçlunun teslim
sırasında ya da daha önce verdiği talimatla veya kamu düzeniyle
bağdaşmayan hâllerde de hapis hakkı kullanılamaz.
III. Borç ödemeden aciz
Madde 952- Alacaklı, borçlunun ödemeden acze düşmesi hâlinde,
alacağı muaccel olmasa bile, hapis hakkını kullanabilir.
Borç ödemeden aciz, taşınırın tesliminden sonra meydana
gelmiş veya daha önce meydana gelmiş olmakla beraber alacaklı bu
durumu teslimden sonra öğrenmiş ise; o şeyin belli bir yönde
kullanılacağı konusunda alacaklı tarafından yüklenilmiş bir
yükümlülük veya borçlunun teslim sırasında ya da daha önce
verdiği talimatla bağdaşmasa bile, alacaklı hapis hakkını
kullanabilir.
IV. Hükümleri
Madde 953- Borç yerine getirilmez ve yeterli güvence de
gösterilmezse alacaklı, borçluya daha önce bildirimde bulunarak,
hapsettiği şeylerin teslime bağlı rehin hükümleri uyarınca
paraya çevrilmesini isteyebilir.
Üzerinde hapis hakkı bulunan nama yazılı kıymetli evrakın
paraya çevrilmesi için icra dairesi, borçlu yerine gerekli
işlemleri yapar.
İKİNCİ AYIRIM
ALACAKLAR VE DİĞER HAKLAR
ÜZERİNDE REHİN
A. Genel olarak
Madde 954- Başkasına devredilebilen alacaklar ve diğer haklar
rehnedilebilir.
Aksine bir hüküm bulunmadıkça, bunların rehni hakkında da
teslime bağlı rehin hükümleri uygulanır.
B. Kurulması
I. Senede bağlı olan veya olmayan alacaklarda
Madde 955- Senede bağlanmış olan veya olmayan alacakların
rehni için rehin sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve
senede bağlı alacaklarda senedin teslim edilmesi gerekir.
Alacaklı veya rehneden, rehni borçluya ihbar edebilir.
Diğer hakların rehninde, yazılı rehin sözleşmesiyle
birlikte, bu hakların devri için öngörülen şekle uyulması
gerekir.
II. Kıymetli evrakta
Madde 956- Hamile yazılı senetlerin rehni için senetlerin rehin
alacaklısına teslimi yeterlidir.
Diğer kıymetli evrakın rehni için senedin ciro edilmiş veya
yazılı devir beyanı yapılmış olarak teslimi gerekir.
III. Emtiayı temsil eden senetlerde
Madde 957- Emtiayı temsil eden kıymetli evrakın rehnedilmesiyle
emtia üzerinde rehin hakkı doğar.
Emtiayı temsil eden senetten başka özel bir rehin senedi
(varant) düzenlenmişse, rehinli alacak miktarının ve muaccel
olduğu tarihin senet üzerine yazılmış olması koşuluyla, rehin
senedinin rehnedilmiş olması yeterlidir.
IV. Art rehin
Madde 958- Rehinli bir alacak üzerinde sonra gelen bir rehnin
kurulması, ancak rehnedenin veya sonra gelen rehin alacaklısının
durumu önce gelen rehin alacaklısına yazılı olarak bildirmesi
hâlinde geçerlidir.
C. Hükümleri
I. Rehnin kapsamı
Madde 959- Faiz veya kâr payı gibi dönemsel gelir getiren
alacakların rehnedilmiş olması hâlinde, aksi kararlaştırılmış
olmadıkça, bunlardan yalnız vadeleri henüz gelmemiş olanlar
rehnin kapsamına girer ve rehin, vadeleri geçmiş olan edimleri
kapsamaz.
Bu tür yan edimler için özel senetler düzenlenmiş ise, aksi
kararlaştırılmış olmadıkça, bunların rehin kapsamına
girmesi, şekil koşullarına uygun olarak rehnedilmelerine bağlıdır.
II. Rehinli pay senetlerinin temsili
Madde 960- Ortaklık genel kurulunda rehinli pay senetlerini
temsil etmek yetkisi, rehin alacaklısına değil, pay sahibine
aittir.
III. Yönetim ve ödeme
Madde 961- Özenli bir yönetim, rehnedilmiş alacağın
muacceliyetinin ihbarını ve tahsil edilmesini gerekli kılıyorsa
alacaklı bu işlemleri yapabilir; rehin alacaklısı da alacaklıyı
bu işlemlerin yapılmasına zorlayabilir.
Rehin kendisine ihbar edilmiş olan borçlu, borcunu asıl
alacaklıya veya rehin alacaklısına ancak diğerinin rızasıyla
ödeyebilir.
Bu rızanın bulunmaması hâlinde borçlu, borcunu tevdi etmekle
yükümlüdür.
ÜÇÜNCÜ AYIRIM
REHİN KARŞILIĞINDA ÖDÜNÇ
VERME İŞİ İLE UĞRAŞANLAR
A. Ödünç verenler
I. İşletme izni alma
Madde 962- İşletme olarak taşınır rehni karşılığında
ödünç verme işiyle uğraşmak isteyenler, yetkili makamdan izin
almak zorundadırlar.
II. Süre
Madde 963- Özel işletmelere ancak belli süre için izin
verilebilir. Sürenin bitiminde bu izin yenilenebilir.
Gerekli kurallara uyulmaması hâlinde, verilen izin her zaman
geri alınabilir.
B. Taşınır rehni karşılığı ödünç
I. Kurulması
Madde 964- Rehnedilen taşınırın işletmeye teslim edilmesi ve
karşılığında bir makbuzun alınmasıyla rehin kurulmuş olur.
II. Hükümleri
1.
Rehnin paraya çevrilmesi
Madde 965- Borç vadesinde ödenmezse, ödünç veren, borçluya
önceden noter aracılığı ile borcunu ödemesini ihtar ettikten
sonra rehni icra yoluyla paraya çevirtebilir.
Borçlu, ödünç verene karşı kişisel olarak sorumlu değildir.
2.
Arta kalan para üzerindeki hak
Madde 966- Satış bedelinin rehinli alacak miktarından fazla
olması hâlinde, arta kalan para hak sahibine ödenir.
İşletmenin aynı borçludan birden fazla alacağı varsa, bunlar
arta kalan para hesaplanırken bir bütün olarak göz önünde
tutulur.
Arta kalan miktarı isteme hakkı, rehnedilen taşınırın paraya
çevrilmesinin üzerinden beş yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.
III. Rehnin sona ermesi
1.
Rehinden kurtarmayı isteme hakkı
Madde 967- Rehnedilen taşınır, satılıncaya kadar rehin
makbuzunun geri verilmesi suretiyle rehinden kurtarılabilir.
Rehin makbuzu geri verilmezse, alacağın muaccel olmasından
sonra hak sahibi olduğunu ispat eden kimse taşınırı rehinden
kurtarabilir.
Ödünç veren, rehnedilen taşınırı makbuzun teslimi karşılığı
geri verme hakkını açıkça saklı tutmuş olsa bile; alacağın
muaccel olmasının üzerinden altı ay geçtikten sonra hakkını
ispat eden kimse, taşınırı rehinden kurtarabilir.
2.
Ödünç verenin hakları
Madde 968- Ödünç veren, taşınırın rehinden kurtarıldığı
aya ait faizin tamamının ödenmesini isteyebilir.
Ödünç veren, makbuzu kim getirirse taşınırı ona geri verme
hakkını açıkça saklı tutmuşsa, makbuzun hamilinin bunu haksız
olarak ele geçirdiğini bilmedikçe ve bilmesi gerekmedikçe bu
yetkisini kullanabilir.
C. Geri alım hakkı tanıyarak satım
Madde 969- Geri alım hakkı tanıyarak satın almayı meslek
edinenler hakkında da, taşınır rehni karşılığında ödünç
verenlere ilişkin hükümler uygulanır.
DÖRDÜNCÜ AYIRIM
REHİNLİ TAHVİL
A. Niteliği
Madde 970- İşletme olarak taşınmaz rehni karşılığında
ödünç verme işiyle uğraşmak üzere yetkili makamdan izin
alanlar, özel bir rehin sözleşmesi ve teslim yükümlülüğü
olmasa bile, taşınmaz rehniyle güvence altına alınmış
alacakları ile cari işlerinden doğan alacaklarını karşılık
göstererek rehinli tahvil çıkarabilirler.
B. Şekli
Madde 971- Alacaklılar, rehinli tahvillerin öngörülen zamandan
önce ödenmesini isteyemezler.
Tahviller hamile veya nama yazılı olarak çıkarılır ve hamile
yazılı kuponları bulunur.
C. Düzenlenmesi
Madde 972- Tahvil çıkaracaklar ile tahvil çıkarmaya ilişkin
koşullar ve çıkarma izni vermeye yetkili makam özel kanunla
belirlenir.
ÜÇÜNCÜ KISIM
ZİLYETLİK VE TAPU SİCİLİ
BİRİNCİ BÖLÜM
ZİLYETLİK
A. Zilyetlik kavramı ve türleri
I. Kavram
Madde 973- Bir şey üzerinde fiilî hâkimiyeti bulunan kimse
onun zilyedidir.
Taşınmaz üzerindeki irtifak haklarında ve taşınmaz
yüklerinde hakkın fiilen kullanılması zilyetlik sayılır.
II. Türleri
1.
Aslî ve fer'î zilyetlik
Madde 974- Zilyet, bir sınırlı aynî hak veya bir kişisel
hakkın kurulmasını ya da kullanılmasını sağlamak için şeyi
başkasına teslim ederse, bunların ikisi de zilyet olur.
Bir şeyde malik sıfatıyla zilyet olan aslî zilyet, diğeri
fer'î zilyettir.