Bilişim Suçları ve Bilişim Toplumu

Bilim ve teknolojinin ilerlemesi yaşantımızın her alanında ciddi değişikliğe neden olmuştur. Bilgisayarın ve İnternet'in yaşantımıza girmesi ise devrim niteliğinde değişiklikleri beraberinde getirmiştir. Örneğin artık ıslak imza yerine, her ne kadar ülkemizde pek de yaygınlaştıramasak da, dijital imza atılabiliyor ve bu imza, kural olarak, ıslak imza ile aynı hukuki sonuçları doğurabiliyor.

UYAP (Ulusal Yargı Ağı Projesi) kapsamında devlet kurumları arasındaki yazışmalar asgari düzeye indirilmeye çalışılıyor. Artık hakim adli sicil kaydı için Nüfus idaresine müzekkere yazıp sonucunu beklemek zorunda kalmıyor. Bilgisayarının ekranından adli sicil kayıtlarına anında ulaşabiliyor. Çıktısını alıp dosyasına koyuyor. Yine UYAP projesi sayesinde, tam olarak sistem oturup Türkiye genelinde yaygınlaşmasa da, adliye gitmeden dosyaların incelenmesi mümkün olabildiği gibi kısa bir süre içerisinde dava açılması için dahi adliyeye gidilmek zorunda kalınmayacak.

Tüm bu gelişmeler, toplumu genelde geriden takip eden hukuk düzeninin teknolojiye ayak uydurmak için atmakta olduğu adımlar. Ancak, teknoloji sadece hukuk düzenine nimet getirmiyor, sorunları da beraberinde getiriyor. Teknoloji özellikle de bilişim teknolojisi klasik hukuksal sorunların yanına, hukuk düzenlerinin daha önce hiç karşılaşmadığı, yeni hukuksal sorunları da beraberinde getiriyor.

Kişiler arasındaki özel hukuka ilişkin ilişkide bir alanın düzenlenmemesi o alanda çıkacak ihtilafın çözümsüz kalmasına neden olmasa da, ceza hukuku alanında bir alanın düzenlenmemesi, bir fiilin açık bir şekilde suç sayılmaması, suç ve cezada kanunilik prensibi nedeniyle, yeni ortaya çıkan bazı fiillerin cezasız kalmasına neden olabilmektedir.

Bu nedenle ceza hukuku alanında kanun koyucunun daha hızlı hareket etmesi, toplumsal düzeni sağlamak görevinin bir gereğidir.

Ülkemizde bilişim suçları ilk defa 765 sayılı (eski) Türk Ceza Kanunu döneminde 1991 yılında 3756 sy kanun ile getirilen 525/a, 525/b, 525/c ve 525/d maddeleri ile düzenlenmişti.

Yeni Türk Ceza Kanunu ise, eski TCK'da düzenlenen alanları düzenlediği gibi, bilişimi ilgilendiren yeni düzenlemelerle birlikte yaşantımıza girdi.

Daha “yeni TCK bilişim ile ilgili neleri düzenlemişti”, “ne suç ne suç değil”, tartışmaları henüz yeni başlamışken, bu defa “Bilişim Ağı Hizmetlerinin Düzenlenmesi ve Bilişim Suçları Hakkında Kanun Tasarısı” isimli bir tasarı Adalet Bakanlığı tarafından açıklandı (tasarıya http://www.kgm.adalet.gov.tr/gorus/bilisim.htm adresinden ulaşabilirsiniz) ve görüş için diğer kamu kurum ve kuruluşlarına gönderildi.

Tasarı ile “Veri”, “Bilgi”, “Bilgisayar”, “Çevre birimleri”, “Bilişim sistemi”, “Bilişim ağı”, “Erişim”, “Trafik bilgisi”, “İçerik sağlayıcı”, “Yer sağlayıcı”, “Erişim sağlayıcı”, “Hizmet sağlayıcı”, “Toplu kullanım sağlayıcı”, “İzleme”, “Yaramaz ileti” gibi kavramlar tanımlanmış oldu. Bu kavramların bir kısmı kanunlarımızda daha önceden tanımlanmış olsa da, bir çoğu Kanun düzeyinde ilk defa tanımlandı ve bazı tanımların da değiştirilmiş oldu.

Yasa tasarında, yeni Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenen bazı konular yeniden ele alınmıştır. Bunun yanında, özellikle servis sağlayıcıların (içerik sağlayıcılar, yer sağlayıcılar, erişim sağlayıcılar, hizmet sağlayıcılar) ve İnternet salonlarının sorumluluğunun düzenlenmek istenmesi nedeniyle tasarının ayrı bir öneme sahip olduğunu düşünüyoruz.

Yasa tasarının incelenmesi sırasında ilk göze çarpan “serbesti”den çok “sınırlandırma” ve “yasaklama”nın ağırlığını hissettirmesidir. Ayrıca yasa tasarında bir çok yükümlülük de, bilişim aktörlerinin üzerine yüklenmiştir.

Tasarının bilişim kamuoyunca yeterince tartışılmadan yasalaşması, bir çok sorunu beraberinde getirecektir. Bu nedenle Basın ve Radyo ve Televizyon mevzuatımızda zamanında İnternet ile ilgili yapılmak istenen düzenlemelerdeki gibi bir ortamın oluşmaması için Bakanlığın ve TBMM'nin Tasarı yeterince tartışılmadan yasalaştırmaması yerinde olacaktır. Buna karşın bilişim kamuoyuna da bir an önce yasayı tüm yönleri ile tartışmak ve gerekli değişiklik önerilerini hazırlayarak kulis faaliyeti içine girmek görevi düşmektedir.


Saygılarımla,

Mehmet Ali Köksal

TBD Hukuk Çalışma Grubu Başkanı