Bir tasarı ve ötesi

Türkiye yasama tarihinde bir çok tepki yasası ile karşılaşmıştı. Hatta son Anayasa'mız bile bir önceki Anayasa'nın tepki yasadır. Ülkemizin bundan bir ders alması gerekirken, bugünlerde çocuk pornografisi haberleri ile birlikte kamuoyunu meşgul eden bir yasa tasarısı da aynı kaderi paylaşmak üzere.

Tasarının adı "Bilişim Ağı Hizmetlerinin Düzenlenmesi Ve Bilişim Suçları Hakkında Kanun Tasarısı". Tasarı son derece önemli. Çünkü, kamuoyuna duyurulan hali ile yasalaşırsa, İnternet'in varoluş ve yaygınlaşma amacı ortadan kalkacak. İnternet bir özgürlükler alanı olmaktan çok sınırlandırmalar, kontrol, takip ve izleme alanı haline gelecek. Ülkemizin kalkınma konusunda atılım yapmayı planladığı bilişim sektörü emekle aşamasından yeni kurtulmak üzere iken büyük bir darbe alacak.

Bu tepkinin iki temel nedeni var. Birisi yukarıda belirttiğimiz çocuk pornografisi, ikincisi ise güvenlik güçlerinin koruma güdüsü.

Güvenlik birimlerinin her zaman için koruma güdüsü ile hareket ederek her şeyi kontrol edebilmek istemesi, kendi görevleri ve sorumlulukları nedeniyle doğal bir davranıştır. Hukuka düşen Anayasa kuralları ve uluslararası hukuk çerçevesinde özgürlükleri daha geniş yer ayırabilmek için yani demokratik ve özgürlükçü bir toplum olabilmek için bu güdüyü törpülemektir. Devletin varlığını korumak güdüsü ile bireyin özgürlük içerisinde yaşamak hakkı arasında dengenin sağlanması gerekir.

Türkiye son yıllarda başta Ulu Önder Atatürk ve Türk Ordusu olmak üzere saygın bir çok kişi, kamu kurumu ve kuruluşuna İnternet yoluyla yönelen saldırılara maruz kaldı.

İnternetin araçları ve yapısı gereği çoğu zaman failin dahi bulunamadığı bu olaylarda, yasal düzenleme olmadığı için, kimi zaman bulunabilen faile, kimi zaman İnternet sitesine yönelik olarak Mahkemelerce tartışmalı kararlar alındı.

İnternet konusunda bir düzenleme yapılmasını, İnternet üzerinde faaliyet gösteren yasal tüm aktörler istedi ya da en azından bunun bir zorunluluk olduğunu kabul etti. Ancak, bu aktörler yasa koyucudan tek bir şey istedi: Türkiye Bilişimle kalkınabilir. Yapılacak düzenleme bilişim sektörünün gelişimini kısıtlayıcı, hatta engelleyici olmasın dendi.

Bugün geldiğimiz noktada, özellikle son günlerde “çocuk pornografisi” haberleri ile oluşturulan kamuoyu ve ardından Başbakan'ın televizyon kameraları önünde İnternet Kafe işletmecilerini azarlaması ve kamuoyuna duyurulan yasa taslağının çok değiştiğine ilişkin fısıltılar üst üste konulduğunda İnternetin “zaptı rapt” altına alınacağı kuşkusu iyice arttı. Konuyla ilgili kişiler tasarıya yöneltilen eleştiriler karşısında yasanın demokratikleşmesini beklerken, tam tersi yönde bir gelişmenin olabileceğinden ciddi şekilde endişe etmeye başladılar.

Peki bu yasa neyi getiriyordu: Öncelikle belirtmeliyim ki, yasanın gerçekten olumlu tarafları da var. Örneğin konuyla ilgili tanımlamalar ilk defa mevzuatımıza giriyor. Sorumlular belirleniyor. Ancak bunun yanında tanımlarda sorunlar var ve sorumluluklar olması gerekenden fazla. Diğer yandan tasarıda düzenleme yapılırken aslında kapsama alınmak istendiğini zannetmediğimiz, daha doğrusu öyle olduğunu umduğumuz bazı faaliyetler bile, tanımlamalardaki sorunlar nedeniyle yasa kapsamına sokulmuş durumda. Yani İnternetteki her işlem kayıt altına alınmak isteniyor. İnternet faaliyetine ilişkin bir çok bilginin İnternet sujeleri tarafından tutulması bir zorunluluk haline getiriliyor. Bu yapılırken çok önemli iki husus gözden kaçırılıyor:

Birincisi, İnternet'te kayıt altına alınması düzenlenen faaliyetlerin bir kısmı doğrudan iletişim ve gerek Anayasa'mız gerekse de tarafı olduğumuz uluslararası anlaşmalar “iletişim”in dinlenmesi, izlenmesi ve kaydedilmesi konusunda çok önemli ve yerinde kısıtlamalar getiriyor. Yasada bu husus gözetilmeksizin, örneğin internet kafe işletmecisinin müşterileri ile ilgili faaliyetleri kaydetmesi ve bunları belirli bir süre saklaması öngörülüyor. Nelerin kaydedileceği ise Yönetmeliğe bırakılmış. Oysa Kanun'da iletişim faaliyetlerinin kaydedilemeyeceğinin açık bir şekilde yazılması gerekiyor.

İkincisi, iletişim bir kenara bırakılsa bile, tutulacak kimlik bilgileri ve benzeri kayıtlara ilişkin bilgilerin kötüye kullanılmasının önüne geçilmesini sağlayacak herhangi bir düzenleme yasalarımızda yok. Bu konuda çıkartılması düşünülen ama şu anda geri plana itilmiş olan Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Kanun Tasarısı hakkında bir gelişme kamuoyuna duyurulmuş değil!

Kişisel verilerin öneminin arttığı bugünlerde, bu düzenleme hayata geçirilmeden gündemdeki bilişim suçlarına ilişkin tasarının yasalaşması kişisel hakların ağır şekilde ihlali sonucunu ve berabirinde bir çok mağduriyeti getirebilir.

Teknoloji gelişip yaygınlaştıkça daralan özel hayatımız, kamuoyunda yeterince tartışılmadan yasanın kamuoyuna açıklanan haliyle veya daha ağırlaştırılmış bir şekilde çıkartılması ile büyük bir darbe daha alacak.

Dileğimiz ve isteğimiz, sorunları tanımlanmış, sorumluları belirlenmiş, kötüye kullanımlara karşı etkin mücadele yöntemleri benimsenmiş, ancak kişisel hakları ve özgürlükleri koruyan bir yasanın hayata geçirilmesi. Bu arada sektöre (İnternet Servis Sağlayıcılara, İnternet Kafelere, vb..) kaldıramayacakları yükümlülüklerin yüklenmemesi. Aksine bir davranış, sektörün büyüme ivmesinin kesilmesine neden olacağı gibi, ülkemizin kalkınması konusunda ivme yaratacak, yenilikçi bilişim sektörünün daha emekleme aşamasında iken küçülmesine neden olacaktır.


Saygılarımla,

Mehmet Ali Köksal

Hukukçu