George Orwell'in 1984 romanını okumuş muydunuz ya da “Enemy of the State” (Devlet Düşmanı) filmini izlediniz mi? “Big Broder”ı tanır mısınız ya da Truman Show'u izlemiş miydiniz? Bunları okumamışsanız veya izlememişseniz üzülmeyin, yakında yasalaşması beklenen bir yasa ile hepsini kanlı canlı yaşayacağız. Ulaştırma Bakanlığı tarafından “Çocuk Pornografisi”ni engellemek gerekçesi ile hazırlanarak kamuoyuna sunulan ve Bakanlar Kurulu tarafından TBMM'ye sevk edilen “Elektronik Ortamda İşlenen Suçlar... Hakkında Kanun Tasarısı” bizlere bu olanağı sunacak. Az kaldı... Efendim işin özü şu: Kısa bir süre önce Türkiye'nin anlı şanlı tüm gazeteleri ve televizyonlarımız çocuk pornografisi haberleri ile doldu taştı. Hakiminden, doktoruna, gazetecisinden sıradan vatandaşına hepimiz pedafoli hastası olarak damga yedik. Ürkütücü bir furya başladı... Herkes evet evet herkes, her meslekten, her yaş grubundan bir çok insan pornografi ve özellikle de “çocuk pornografisi” meraklısı idi. İzmir başta olmak üzere bir çok kentimiz meşhur arama motoru Google'daki “porn” sözcüğünü arayan illerin sıralamasında en üst sıralarda idi?! Güzel ülkemizin, güzel insanlarına bir şeyler olmuştu ve acil önlem almak gerekiyordu. Adalet Bakanlığı zaten bilişim suçları ile ilgili önceden bir tasarı hazırlamıştı ama olsun, konu çok acildi. Ulaştırma Bakanlığı soruna hızır gibi yetişti ve el koydu. Şimdi tasarı yasalaşırsa artık bizde pedafoli hastası, yani çocuk pornosu meraklısı kalmayacak! Yasa bıçak gibi kesecek. Artık biz Google'da “çocuk pornografisi” “child porn” ya da “porn” kelimelerini en çok arayan ülke olamayacağız. Devletimiz bizim yerimize bu kelimeleri ve benzer sapkınlıkları tespit edecek elemanlar tahsis edecek, onlar bu siteleri bulup bizim bu sitelere girmemize engel olacak. Peki bu arada başka neler olacak. Devletimizin bu birimi Telekomünikasyon Kurumu altına oluşacak ve bir izleme yapacak. Neyi izleyecek. İnternet'i. Peki biz İnternet'te ne yapıyoruz? Ben kendi adıma gazete okuyorum, televizyon seyrediyorum, daha da önemlisi müvekkillerim ve arkadaşlarımla elektronik posta ve anında mesajlaşma yazılımları ile haberleşiyorum. İşte bu noktada özellikle haberleşme aşamasında işler karışıyor. Çünkü benim Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak en önemli haklarımdan birisi haberleşme ve Anayasamız haberleşmenin gizliliğinin esas alıyor. Anayasamızın 22. maddesi “Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar. İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve kuruluşları kanunda belirtilir.” düzenlemesine getirmiş. Düzenleme son derece açık. Hakim kararı ya da gecikmesinde sakınca bulunan hallerde “...kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz” peki şu an TBMM'de görüşülen yasa tasarısı ile oluşturulması düşünülen TK'nın altında kurulacak olan Başkanlık hangi yetki ile İnternet'i sürekli şekilde izleyecek? İnternet hem bir haberleşme aracı hem de bir kitle iletişim aracı olduğu açık iken, tasarının getirdiği düzenleme ile Anayasa ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerimiz yavaş yavaş rafa kaldırılmak isteniyor. Bir çok kişi haklı olarak şunu söyleyebilir “çocuk pornografisi iğrenç bir suç ve engellenmesi lazım”. Evet bu doğru, ama yanlış olan iki şey var: 1) Türkiye çocuk pornografisi üreticisi bir ülke olmadığı gibi 2006 yılında Emniyet'e intikal eden ve çocuk pornografisinin de aralarında olduğu TCK'daki pornografi ile ilgili toplam olay sayısı sadece 493. Yani emniyet kayıtlarına göre örneğin kaçak pornografik (çocuk pornografisi ile ilgisi olmayan) CD'lerin satış, dağıtım, yurda sokulması ve benzeri olay sayısı gibi genel ve yaygın olarak işlenen olayların da aralarında bulunduğu toplam vaka sayısı bu. Yani Türkiye bu anlamda çocuk pornografisi açısından riskli ülkelerden birisi değil. 2) Tasarı başta çocuk pornografisi ve benzeri bazı suçlarla ilgili ama tasarının şu anda ulaşabildiğimiz son metninde çocukları ve aileleri hiç de ilgilendirmeyen özellikle siyasileri ve üst düzey bürokratları yakından ilgilendiren bir maddesi var: “Cevap ve Düzeltme Hakkı” (Tasarı m.9). Neyin cevap ve düzeltmesi düzenlenmiş: “İçerik nedeniyle hakları ihlâl edildiğini iddia eden kişi, içerik sağlayıcısına, buna ulaşamaması halinde yer sağlayıcısına başvurarak kendisine ilişkin içeriğin yayından çıkarılmasını ve yayındaki kapsamından fazla olmamak üzere hazırladığı cevabı bir hafta süreyle internet ortamında yayımlanmasını isteyebilir...” Bunun bu kanunun amacı ve kapsamı ile hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. Gerek İnternetin sürekli izlenmesine ilişkin bir birim oluşturulması, gerekse de tasarının “cevap ve düzeltme hakkı” gibi bu kanun tasarısı ile hiçbir ilgisi olmayan bir konuyu düzenlemesi, tasarının aslında amaçlanandan başka konulara hizmet etmeye çalıştığı endişesini haklı olarak akla getirmektedir. Teknolojiyi kullanmak adına kişisel mahremiyetimizden fedakarlıkta bulunmamamız gerekmektedir. İnsan olmak bunu gerektirir. Sayılarımla, Mehmet Ali Köksal, |