İnternet aracılığıyla kişilik hakları ihlalinin cezai ve hukuki boyutu-1

e-posta gönderenler tespit edilerek dava edilebilir mi?


İnternet kullanımının yaygınlaşması ve gündelik hayattaki bir çok iş ve işlemin artık İnternet üzerinden yapılıyor olması bazı yeni ve oldukça karmaşık hukuki kavram ve sorunlarla karşılaşmamıza neden olduğu gibi, bildiğimiz bir çok suçun da, İnternet ortamında işlenmesine neden oldu.


Artık klasik mektup veya bildiğimiz diğer klasik yöntemler ile hakaretten çok e-posta ile hakaret söz konusu.


Bundan çok kısa bir süre öncesine kadar web sitelerinden yapılan yayınlara ya da e-posta ile gönderilen iletilerdeki hakaretlere karşı “dava açılamayacağı”, çünkü “konunun kanunla düzenlenmediği” ya da “dava açılabilse bile failin (hukuka aykırı fiili işleyen kişi) bulunamayacağı”, ya da “failin kim olduğu bilinse dahi fiili bu kişinin ispatlanamayacağı” gibi düşünceler oldukça yaygındı.


İnternet'in hayatımıza kattığı “özgürlüğü” yanlış anlayan bazı kişiler, İnternet'i denetimsiz, kontrolsüz, hiç bir yaptırımı olmayan, işlenen suçların tespit edilemeyeceği bir alan olarak gördüler ve İnternet'in getirdiği olanakları kötüye kullandılar. Hotmail, Yahoo ve benzeri ücretsiz e-posta hizmeti veren şirketlerden isim ve soyisim belirtilmeden ya da yanlış belirtilerek temin edilen posta hesapları üzerinden hakaret edebileceklerini düşündüler. Oysa yanılıyorlardı. Nasıl yanılarak neler tapıldığını yaşanmış bir olay ile anlatmaya çalışalım


Örnek olay :


Ülkemizin saygın kurumlarından birisinde üst düzey bir bayan bürokrata, sokak ortasındaki bir kavgada dahi dile getirilemeyeceğini düşündüğüm galiz küfürler ve yakıştırmalarla dolu bir e-posta gönderilir... Kendisine e-posta gönderilen kişi, böylesine çirkin bir saldırıya uğramaktan dolayı doğal olarak, son derece üzüntülü bir şekilde çalıştığı kurumun bilgi işlem birimine danışır. Bilgi işlem birimi gönderilen e-postanın Hotmail gibi bir adresten gönderilse de, e-postanın hangi IP (İnternet İletişim Protokolü) numarasından gönderildiğinin belli olduğunu belirterek, gönderen kişinin tespit edilme ihtimalinin olduğunu açıklar. İlgili kişinin bizi araması üzerine, kendisine gönderilen e-postanın dijital bir kopyası ile birlikte gelmesini, eğer göndericinin teknik bilgisi yüksek bir kişi değilse bulunma ihtimalinin yüksek olduğu açıklanır ve e-posta tarafımıza bir flopy-disk ile gönderilir. Aşağıda açıkladığım bilgileri kullanarak e-postayı gönderenin hangi tarih ve saatte bu e-postayı hangi IP numaralı bilgisayardan gönderdiğini, bu IP numarasının hangi servis sağlayıcıya ait olduğunu belirleyerek, Mahkemeye yaptığımız başvuru ile ISS'ye müzekkere yazılarak belirlenen tarih ve saatte XXX.XXX.XXX.XXX IP numarasının hangi kullanıcıya tahsis edildiğini ve belirlenen IP numarasını almak için bağlantı yapan modemin hangi telefon numarası ile bağlandığını sorulması talep edilmiştir. ISS tarafından Mahkemenin yazısı üzerine müşterisinin ismi ve diğer bilgileri ile bağlantı yapılan telefon numarası gönderilir. Elde edilen bilgilerle bu defa ikinci müzekkere Türk Telekom'a yazılarak, ISS tarafından bağlantı yapıldığı bildirilen telefon numarasının hangi aboneye ait olduğu sorulur. Türk Telekom'un aboneyi bildirmesi ve bu iki bilginin çakışması (ISS'nin bildirdiği müşteri ismi ile ISS tarafından bildirilen telefon numarasının Türk Telekom tarafından tahsis edildiği kişinin aynı kişi olması) failin kim olduğunun (kural olarak) belirlenmesini sağlamıştır. Böylelikle belirlenen kişi aleyhine cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunulmuş ve Savcılık aşamasında ismi tespit edilen kişinin “e-postayı kendisinin göndermediğini, kaleme alanın ve gönderenin eşi olduğunu iddia etmesi ve eşininde bu iddiayı kabul etmesi üzerine, ismi tespit edilen kişinin eşi aleyhinde ceza davası açılır. E-postayı gönderen kişi hakkındaki bu dava mahkumiyet ile sonuçlanmıştır. Diğer yandan kişilik haklarının ihlali nedeniyle ayrıca bu kişi hakkında manevi tazminat davası da açılmış ve bu dava da manevi tazminat ödemeye mahkum olmuştur.


Bu olayda ve benzeri bir kaç davada kişilerin hep isim bildirmeden (yanlış isim bildirerek), genelde ücretsiz olan e-posta servislerinden aldıkları adreslerinden yapılan benzeri saldırıların tesbit edilemeyeceğini düşündükleri gözlemlenmiştir. Oysa yukarıdaki örnekte açıklandığı gibi kişinin belirlenmesi bir çok durumda mümkündür. Ancak göndericinin kimliğinin tesbiti her zaman için mümkün olmayabilir, özellikle fail İnternet konusunda bilgili bir kişi ise çoğu zaman tesbit edilmemek için bazı önlemlere başvurmaktadır.


e-posta ile ilgili teknik bilgilerin tespiti :


Kendinize ya da bir yakınınıza gönderilen e-posta eğer hakaret, tehdit, şantaj veya benzeri herhangi bir suç unsurunu içerdiğini düşünüyor iseniz, ilk yapmanız gereken şey e-postayı gönderen ile ilgili daha fazla bilgiye ulaşmaya çalışmak olmalıdır. Bunun için ise e-postanın başlık bilgilerini incelemeniz gerekir. Bir e-postada çoğu zaman dikkat etmediğimiz ne tür bilgilerin olduğunu açıklamak ve yapmanız gerekenleri daha iyi anlatabilmek için aşağıdaki görsel anlatım faydalı olacaktır:


Normalde bir e-postada Resim 1'dekine benzer bir görüntü vardır:

(Resim 1)


ancak eğer e-postanın üst bilgilerini (header) gösterme seçeneğini seçerseniz, bu durumda,

Resim 2

aynı e-posta Resim 2'ye benzer bir şekilde görüntülenir. Aynı e-postaya ait iki görüntü arasındaki farkın nedeni Resim 1'de standart e-posta görünümünün seçili olması, buna karşılık Resim 2'de ise tüm üst bilgilerin görüntülenmesinin seçili olmasıdır.


Resimler arasındaki farktan da anlaşılabileceği gibi Resim 2'de gönderici ve alıcıya ait detaylı bazı bilgiler (IP numaraları, tarih ve saat bilgileri, sunucu bilgileri gibi) görünmektedir.


Bu bilgiler arasından bizim için önemli olanları e-postanın 28 Nisan 2006 günü EEST +3'e göre 00:06'da 85.96.183.250 IP numaralı bir sistem içerisindeki 192.168.1.67 IP numaralı bir bilgisayar tarafından gönderilmiş olmasıdır.


Buna karşın kimi durumlarda bu önemli bilgiler her zaman bu kadar fazla yer almayabilir:

Resim 3


Resim 3'teki örnek incelendiğinde ise, aynı bilgisayardan bu defa Yahoo'nun ücretsiz e-posta servisinden yararlanılarak web üzerinden e-posta gönderildiğinde, bu bilgilerden sadece sistemin dış IP numarası olan 85.96.183.250'ye ulaşılmaktadır. Buna karşın e-postayı göndermek için kullanıldığını bildiğimiz 192.168.1.67 numaralı iç IP görünmemektedir.


Peki her zaman için göndericinin tesbiti bu kadar kolay mıdır? Tabi ki hayır. Eğer kişi bir ya da birden fazla proxy server (vekil sunucu) arkasından bu e-postayı gönderir veya IP numarasını gizlemek için değişik yöntemler kullanır ise bu durumda göndericinin tesbiti çoğu zaman mümkün değildir.



Resim 4


Resim 4 incelendiğinde aynı bilgisayardan bu defa Google'in Gmail servisi kullanılarak, web üzerinden e-posta gönderildiğinde, işimize yarayan bilgilerden hiç birisinin e-postanın üst başlık kısmında yer almadığı görülmektedir.


Hukuki olarak yapılabilecekler :


Yukarıdaki açıklamalara göre size gelen bir e-postayı incelediniz ve e-postanın göndericisinin IP numarasının belirli olduğunu düşünüyorsunuz (bazı durumlarda IP numarası gerçeği yansıtmayabilir), bu durumda Size e-postayı gönderen kişi hakkında e-postadaki hukuka aykırılığa göre hukuki ve cezai yola başvurmanız mümkündür.


Tesbit ettiğiniz IP numarasının kime ait olduğunu ISS'den doğrudan öğrenme şansınız bulunmamaktadır. Çünkü ISS'ler haklı ve yasalara uygun olarak adli ya da idari makamlardan kendilerine bir başvuru yapılmadığı sürece kişilere bu bilgileri vermemektedir.


Eğer e-postanın içeriğinde hakaret, tehdit, şantaj, vb.. TCK'da suç sayılan bir fiil işlenmiş ve/veya e-posta ile kişilik haklarınız ihlal edilmiş ise bu durumda e-postanın silinmemesi için gerekli önlemleri almalı, mümkünse bilgisayar sisteminiz dışındaki bir disket, CD, DVD veya benzeri bir ortama kopyalayarak yedeğini almalısınız.


Gönderilen e-postanın içeriğinde yazanların hukuki nitelendirmesine göre değişmekle birlikte kural olarak önünüzde 3 seçenek mevcuttur:


a) Mahkemeye (Sulh Hukuk, Asliye Hukuk, Sulh Ceza) başvurarak delil tesbiti talep edebilirsiniz.


b) Cumhuriyet Savcılığı'na başvurarak suç duyurusunda bulunabilirsiniz.


c) Doğrudan veya ilk iki başvurudan birisinin sonucuna göre Sulh veya Asliye Hukuk (ticari bir konu ile ilgili ise Asliye Ticaret) mahkemesine başvurarak dava açabilirsiniz.


ISS'lerin bağlantı kayıtlarını tutmalarına ilişkin düzenlemelerin yeterli olmaması, İnternet ortamında delillerin çok kısa sürede kaybolabilmesi, gönderilen e-postanın virüs veya benzeri nedenlerle sisteminizden silinme tehlikesi ile her zaman karşı karşıya olması gibi nedenlerle delillerin bir an önce tespiti önemli olduğundan öncelikle delil tespiti yaptırmanızı her zaman için tavsiye ederim.


Delil tespiti için ilgili mahkemeye vereceğiniz bir dilekçeye Size gönderilen e-postayı basılı ve dijital ortamlarda delil olarak dilekçenize eklemelisiniz. Dilekçenizde konuyu kısaca özetlemeli ve bilgisayar sisteminizde (ya da webmail kullanıyor iseniz İnternet'te) de ve de ekli olarak sunduğunuz disket, CD veya DVD gibi bir medya ortamında dijital bir kopyası bulunan e-postanın teknik bir bilirkişi tarafından incelenmesini, e-postayı gönderenin IP numarasının tesbitini, tespit edilecek IP numarasının hangi ISS'ye ait olduğunun saptanmasını, bulunacak ISS'ye bir müzekkere yazılarak abonenin ismini, adresini ve telefonunu bildirmesini, bağlantı türüne göre (dial-up, ISDN) gerekiyor ise bağlantının yapıldığı telefon tesisatının numarasının bildirilmesini, gerekiyorsa diğer ilgili ISS'lere veya Türk Telekom'a müzekkere yazılarak diğer gerekli bilgilerin toplanmasını talep etmelisiniz.


Eğer Cumhuriyet Savcılığı'na başvurmak isterseniz, Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazacağınız bir suç duyurusu dilekçesi ile kısaca konuyu özetlemeli, delil olarak Size gönderilen e-postayı basılı ve dijital ortamlarda delil olarak dilekçenize eklemeli, e-postayı gönderenin tespiti ile içeriğine göre ilgili suçtan cezalandırılmasını talep etmelisiniz.


Delil tespiti veya Cumhuriyet Savcılığı soruşturması sonucunda failin belirlenmesi durumunda dava açacak iseniz konuyu ve tespit sürecini özetlemeli (olaylar bölümü), davanızın hukuki dayanağını açıklamalı ve davanızda ne talep ettiğinizi (örn: hakaret edilmesi nedeniyle kişilik haklarının ihlali nedeniyle manevi tazminat veya asılsız iddialar ortaya atılması nedeniyle kınama gibi) belirtmelisiniz.


Ülkemizde kişilerin mahkemeye başvururken bir avukat tutmalarına ilişkin bir zorunluluk yok ise de, hukuki düzenlemeler ve usul kuralları konusunda yeterli bilgi ve tecrübeniz bulunmamakta ise yapacağınız hatanın aleyhinize sonuçlar doğmasına sebebiyet verebileceğini de düşünerek bir avukata danışmalı veya başvurularınızı doğrudan avukat aracılığı ile yapmanızı tavsiye ederim.


Gelecek sayıda “İnternet aracılığı ile kişilik hakları ihlalinin cezai ve hukuki boyutu – 2 : web sayfalarındaki yayınların tespiti ve sorumluların belirlenmesi” başlığı ile görüşmek üzere...