Web sayfalarındaki yayınların tespiti ve sorumluların belirlenmesi Geçen sayıda genel olarak İnternet kullanımının ne tür sorunlara yol açtığına değinerek “e-posta gönderenler tespit edilerek dava edilebilir mi?” başlığı altında suç ve/veya hakaret içeren e-postalara karşı neler yapılabileceğini açıklamıştık. Bu defa konumuz başlıktan da anlaşılabileceği üzere herhangi bir kişiye gönderilmeksizin İnternet üzerindeki bir sunucuda barındırılan içeriğin tespit edilmesi ve bu içeriğe karşı başvuru yolları olacak. e-posta'nın tersine İnternet üzerindeki yayınlara karşı dava örnekleri çok daha fazladır. Çünkü genelde bu gibi yayınlar sıradan bireyler yerine toplumun gözü önündeki kişileri hedef alırlar. Siyasiler, üst düzey bürokratlar, sanatçılar, futbolcular web sayfalarındaki hakaretlerin değişmez mağdurlarıdır. Ayrıca web sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin manevi şahsiyeti veya Atatürk, Laiklik, Demokrasi gibi bazı değerlerimiz hedef seçilmektedir. Ayrıca yurt dışında yabancılar tarafından hazırlanan bazı İnternet sitelerinde ise “Sözde Ermeni Soykırımı” ve yasa dışı faaliyet gösteren bazı örgütlerin sitelerine sıkça rastlanmaktadır. Bir İnternet sitesindeki hukuka aykırı içerik nasıl delil olarak tespit edilebilir ve bu içerikten kim ya da kimler sorumludur? Bu konudaki değerlendirmede İnternet sitelerine ilişkin olarak, çok fazla teknik konuya girmeden bazı sorulara göz atmak gerekecektir: a) Yayın bir alan adı altında mı yapılıyor yoksa alan adı olmadan örneğin bir blog sayfası altında mı yapılıyor (ücretsiz servisler ve benzerleri)? b) İnternet sitesinin içeriği sadece site sahibi veya yetkili kişiler tarafından mı değiştirilebiliyor yoksa site ziyaretçileri ve/veya kayıtlı kullanıcılar tarafından içerik değiştirilebiliyor mu? c) İçerik site sahibi tarafından mı yoksa site sahibi tarafından belirlenen yayın politikası kapsamında 3. bir kişi tarafından anlaşma ile mi belirleniyor? Eğer İnternet sitesi www.alanadim.com gibi bir alan adı altında, site sahibi veya yetkili kıldığı kişi tarafından hazırlanarak, ziyaretçi veya sitenin kayıtlı kullanıcıları tarafından değiştirilmeksizin oluşturuluyor ise bu durumda sitenin sahibi tartışmasız bir şekilde İnternet sitesinin içeriğinden sorumlu olacaktır. Ancak sorun burada başlamaktadır “İnternet sitesinin sahibi kim ya da kimlerdir ve bu kişiyi nasıl tespit edebiliriz? Bir alan adı altında yayın yapan bir İnternet sitesinin sahibinin kim olduğu konusunda ilk bakılacak kayıt alan adının kimin adına kayıtlı olduğudur. Türkiye'de alan adı kayıtlarını ODTÜ yapmaktadır. ODTÜ alan adı kayıtları için “.nic.tr” isimli bir birim oluşturmuştur ve kayıtlar https://www.nic.tr alan adı altında yapılabilmekte ve sorgulanabilmektedir. Türkiye'deki alan adı sisteminde, alan adı kaydının kimin adına yapıldığını tespit etmek son derece kolaydır. Çünkü, ODTÜ kural olarak gerçek kayıt bilgilerini talep etmekte ve aksi takdirde alan adı tahsisini yapmamaktadır. Buna karşın diğer bazı ülkeler ve uluslararası alan adı kaydı denilen ABD'deki sistem (“.com”, “.org”, “.net” gibi) herhangi bir şekilde gerçek bilgi verilmesini zorunlu kılmamaktadır. Ücretin daha ucuz olması, İnternet üzerinden çok hızlı kayıt olması ve gerçek bilgilerin verilmesi zorunluluğu olmaması nedeniyle, özellikle saldırı amaçlı hazırlanan sitelerde, genelde uluslararası alan adı kullanılmaktadır. Uluslararası bir alan adı sorgulaması ise Linux kullanan sistemlerde “whois” komutu ile kolayca yapılabildiği gibi, bunun dışındaki sistemlerde http://www.register.com, http://www.godaddy.com gibi siteler üzerinden “whois” sorgulaması bölümlerinden kolayca yapılabilmektedir. Örneğin www.milliyet.com alan adının bilgileri aşağıdaki şekildedir: Alan adına ilişkin bu bilgiler talep edildiğinde gizlenebilmektedir. Sadece alan adı kaydını yapan firmanın bilgileri görüntülenebilmektedir. İlgili firmadan bu bilgilerin talep edilmesi mümkündür. Ancak acil durumlarda yurt dışına adli kanalla yapılacak yazışmalarla bu işlemin devam ettirilmesi oldukça vakit almaktadır. Bu nedenle eğer alan adında gerçek bilgiler verilmemiş ise yapılması gereken ilk işlemlerden birisi alan adı altında yapılan yayının hangi sunucu üzerinden yapıldığını bulmaktır. Eğer sunucu Türkiye'de ise işimiz bir ölçüde kolaylaşacaktır: Bunun için ise yayının yapıldığı sunucunun IP adresine ihtiyaç vardır. Bu bilgiye ister Windows, ister Linux sistemler olsun komut satırından “ping www.alanadi.com” komutu ile ulaşmak mümkündür. Örnek verecek olursak ping www.teknolojihukuku.com yazdığımızda aşağıdaki bilgileye ulaşılmaktadır: Bu sonuç bize www.teknolojihukuku.com alan adı altında yapılan yayının 195.155.1.12 IP numaralı sunucu üzerinden yapıldığını göstermektedir. Şimdi sıra bu sunucunun hangi ISS'ye ya da kime ait olduğunu bulmaya geldi. Bunun için ise yine Linux sistemlerde “whois” sorgusuna Windows ve diğer sistemlerde ise http://www.ripe.net veya http://whois.domaintools.com/ adreslerinden whois sorgulaması yapmak mümkündür. Her iki yolda da aşağıdaki sonuç elde edilecektir. Görüldüğü üzere örnek olarak incelediğimiz İnternet sitesi uluslararası alan adı kaydı olan “.com” olmasına karşın Türkiye'de barındırıldığı (host edildiği) için İnternet sitesinin sahibine ulaşmak biraz daha kolay. Çünkü, İnternet sitesinin barındırıldığı sunucu TR.NET firmasına ait. Bu durumda mahkeme veya kolluk kuvvetlerine yapılacak bir şikayette bu bilgiler verildiğinde işlemler hızlandırılmış olacaktır. Kendinizle ilgili hukuka aykırı bir yayının yapılması durumunda yukarıda anlatılanları uygulayarak yayını yapana ulaşmanın mümkün olup olmadığını tespit edebilirsiniz. Eğer bu basit yöntemlerle tespit yapılamıyor ise başka yöntemlerle de bu tespitin yapılması mümkündür. Diğer yöntemler hukuki sınırları aşma riski olan yöntemler olduğu için bu konuda daha fazla bilgi verilmeyecektir. Aleyhinize yapılan yayın var, yukarıda açıkladığımız basit bir inceleme ile dahi yayını yapanı da tespit etmek mümkün görünüyor ise bu durumda aşağıdaki işlemleri yapmalısınız. Hukuki olarak yapılabilecekler : Eğer tespit edilen İnternet sitesi içeriğinde hakaret, tehdit, şantaj, vb.. TCK'da suç sayılan bir fiil işlenmiş ve/veya yapılan yayında kişilik haklarınız ihlal edilmiş ise bu durumda İnternet sitelerinin içeriklerinin çok hızlı değişebildiğini de gözönüne alarak, gerekli önlemleri almalı, mümkünse bilgisayar sisteminiz dışındaki bir disket, CD, DVD veya benzeri bir ortama içeriği kopyalayarak yedeğini almalısınız. Ancak sizin tarafınızdan kopyalanan içerik karşı tarafça kabul edilmediği sürece mahkemece delil olarak kabul edilemeyecektir. Çünkü bu içeriğin Sizin tarafınızdan oluşturulması ya da değiştirilmesi de her zaman için mümkündür. Bu nedenle adli makamlara hemen başvurarak delil tespiti yaptırmanız gerekmektedir. Bunun için Mahkemeye (Sulh Hukuk, Asliye Hukuk, Sulh Ceza) başvurarak delil tespiti talep etmelisiniz. Delil tespiti yaptırmadan dava açmanız durumda karşı tarafınız tüm delilleri karartarak (yok ederek, değiştirerek) inkar etme yoluna gidebilir. Tespiti yaptırdıktan sonra ise;
veya bu iki yola birlikte başvurabilirsiniz. Genelde suç duyurusunda bulunmak tazminat davalarını geciktirir. Çünkü manevi tazminat davalarına bakan Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin yerleşmiş içtihatları gereği aynı nedenle açılmış bir ceza davası var ise tazminat davası karara bağlanmadan önce ceza davasının kesinleşmesi beklenmelidir. Ceza davasının neticesine göre hukuk davası sonuçlandırılmalıdır. e-postalara ilişkin bir önceki yazımızda da belirttiğimiz gibi delil tespiti için ilgili mahkemeye vereceğiniz (veya doğrudan Cumhuriyet Savcılığı'na vereceğiniz) dilekçeye Sizinle ilgili olarak yapılan yayının basılı ve dijital ortamlardaki kopyalarını ve yukarıda yaptığımız açıklamalara göre elde ettiğiniz sonuçları delil olarak dilekçenize eklemelisiniz. Dilekçenizde konuyu kısaca özetlemeli ve ekli olarak sunduğunuz disket, CD veya DVD gibi bir medya ortamında dijital bir kopyası bulunan yayının içeriğinin teknik bir bilirkişi tarafından incelenmesini, alan adı sahibinin, yayının yapıldığı sunucunun IP numarasının, tespit edilecek IP numarasının hangi ISS'ye ait olduğunun saptanmasını, bulunacak ISS'ye bir müzekkere yazılarak söz konusu alan adına ilişkin barındırma (hosting) sözleşmesinin kiminle yapıldığının sorulması, sözleşmeyi yapanın isminin, adresinin ve telefonunun bildirmesini, hatta mümkünse bu alana bilgilerin hangi IP adresinden gönderildiğinin de bildirilmesini, gerekiyorsa diğer ilgili ISS'lere veya Türk Telekom'a müzekkere yazılarak diğer gerekli bilgilerin toplanmasını talep etmelisiniz. Delil tespiti veya Cumhuriyet Savcılığı soruşturması sonucunda failin belirlenmesi durumunda dava açacaksanız konuyu ve tespit sürecini özetlemeli (olaylar bölümü), davanızın hukuki dayanağını açıklamalı ve davanızda ne talep ettiğinizi (örn: hakaret edilmesi nedeniyle kişilik haklarının ihlali nedeniyle manevi tazminat veya asılsız iddialar ortaya atılması nedeniyle kınama gibi) belirtmelisiniz. Geçen yazımızda olduğu gibi yine ülkemizde kişilerin mahkemeye başvururken bir avukat tutmalarına ilişkin bir zorunluluk olmasa da, hukuki düzenlemeler ve usul kuralları konusunda yeterli bilgi ve tecrübeniz bulunmamakta ise yapacağınız hatanın aleyhinize sonuçlar doğmasına sebebiyet verebileceğini de düşünerek bir avukata danışmanız veya başvurularınızı doğrudan avukat aracılığı ile yapmanızı tekrar tavsiye ederim. |