Mehmet Ali KÖKSAL Avukat, Köksal & Genc Avukatlık Bürosu
Çağlar ÜLKÜDERNER Bilgisayar Mühendisi, Profelis Ltd.Şti.
23.10.2007
Sanal edebiyat ve hukuk
Sanal edebiyat deyince, hiçbir elektronik postanın ucunu yakamayacağım ve bir dijital kitabın kağıt kokusunu, o çevirme sesini veremeyeceği aklıma geliyor. Bunun yanında hiçbir basılı kitabın da pilinin bitmeyeceğini biliyorum. Bildiğim bir başka şey de, onlarca kitabı gömlek düğmesi boyutunda bir yerde saklayamayacağım. Diğer yandan hukukun sanal konuları etkin ve doğru şekilde düzenlemesini beklemenin şimdilik bir hayal olduğunu çok iyi biliyorum. Hal böyle iken, “sanal edebiyat ve hukuk” yoldaşlığını anlamak ve anlatmak daha da zor mu? Aslında değil. Çünkü, sanal diye adlandırdığımız dünya gerçek dünyanın bir izdüşümünden ibarettir. Bu fikirden hareket ederek, sanal da olsa gerçekte olsa önemli olan insan düşüncesinin yaratıcılığının korunmasıdır. Yaratıcılığın kağıtta ya da dijital ortamda ifade edilmiş olmasıyla ilgilenmez hukuk. Hukuk, düşüncenin nerede ifade edildiğine değil, ifade ediliş şekline (yazı, ses, görüntü) ve niteliğine bakar ve ona göre korunmaya değer olup olmadığına karar verir. Bir ürün, ister dijital ortamda, ister kağıtta, isterse başka bir ortamda yaratılmış olsun, yaratıcısının hususiyetini taşıyor ise “Fikir ve Sanat Eserleri Kanunumuz (FSEK)” bir eserdir ve Kanunun koruması altındadır. O halde, dijital ortamda yayımlanmış olan bir ürün de eserdir ve sahibinin rızası içinde ya da dışında yayımlanmışsa hukuki korumadan nasıl yararlanacaktır? Bu sorun hukuki olduğu kadar teknik de bir sorundur aslında. Teknik bir sorundur çünkü, hızla gelişen ve değişen teknoloji, kimi durumlarda eserin korunmasını neredeyse imkansız hale getirmektedir. Hukuki koruma ise sorun, yasal düzenleme eksikliğinden çok delillendirme noktasında yaşanmaktadır : Dijital ortamda deliller çok kısa sürede yokedilebilmekte ya da değiştirilebilmektedir. Dijital ortamın bu dejavantajları, bu ortamdan kaçınma sorunun doğrurabilecekken, yazar ya da yayınevinin böyle bir kaçınma içinde olması imkansızdır. İstense de istemese de, bugün bir çok edebiyat eserine dijital ortam da ulaşmak mümkün hale gelmiştir. Burada, bir eserin dijital ortama aktarılmasının ve internet üzerinden paylaşıma açılmasının düşük maliyetli bir eylem olmasının etkisi büyüktür. Bir bilgisayar ve bir tarayıcı ya da dijital bir fotoğraf makinesi bu işlem için gerekli ve yeterlidir. Bugün, mp3 ve diğer dijital müzik formatları ile video kliplerin İnternet ortamından kolayca elde edilmesinin müzik sektörüne vurduğu büyük darbe gözler önündedir. Benzer bir tehlikenin ileride edebiyat ve yayım sektörünü tehdit etmeyeceğinin hiçbir garantisi yoktur. Yukarıda kısaca belirtmeye çalıştığımız tüm bu olumsuzluklara karşın, eserin dijitalleşmesi ve özellikle İnternet'te yayımlanmasının getirdiği bir çok olanak da mevcuttur. Kolay ve doğrudan ulaşım, geniş kitlelerle maliyetsiz buluşma, paylaşım özgürlüğü, değişen yaşam tarzına uygun tüketici talepleri bunlardan sadece bir kaçıdır. Çağa ayak uydurabilmek için edebiyatta da dijitalleşme kaçınılmaz görünmektedir. Bu alanda karşımıza çıkabilecek sorunsalları kısaca irdeleyec olursak; Dijital kitaplarda genellikle PDF adı verilen bir teknoloji kullanılır. Bu teknoloji kendi içerisinde birkaç önlem içerir. Bunların başında parola ile koruma vardır. Siz dokümanı açmak istediğinizde sizden bir parola istenir ve eğer doğru girerseniz bilgiye ulaşabilirsiniz. Parola korumalarının günümüz dünyasında çok da geçerli olmadığı hatta çok güvenli denilen parolaların bile kısa sürelerde kırıldığını hemen herkes bilir. Bir diğeri seç, kopyala özelliklerinin olmayışıdır ki bu durum sizin bu eseri kopyalayamayacağınız anlamına gelmez. Karakter tanıma (OCR) programları sayesinde hemen her türlü dijital dosyadan düzenlenebilir metinlere geçmek mümkündür. Bu sayede eserin istenilen yerleri değiştirilip/düzenlenip yeniden basılabilir. En imkansız durumda bile ekran görüntüsü bir imaj dosyası olarak kaydedilip yine bir karakter tanıma programı sayesinde bilgiler düzenlenebilir metinlere çevrilebilirler. Bütün bu bilgiler ışığında teknolojik olarak alınması gereken önlem, karakter tanıma programlarının çalışma sistemlerini anlamaktan geçiyor. Bu durumda en kolay önlem karakterlerin kolay tanınabilirliğini engellemektir. Genellikle internet sitelerinde de karşımıza çıkan ve oldukça kullanışlı bir yöntemdir. Karakterlerin arkasında bir takım çizikler veya karakterlerin biraz bozuk yazılması, karakter tanıma sistemlerinin çalışmasını engeller. Ancak unutulmamalıdır ki bu tür önlemler okunurluğu azaltacağından okur açısından oldukça zorlayıcı bir metin haline gelecektir. Sonuçta olaylara şöyle bir bakarsak, teknoloji getirdiği kolaylıkların dışında kendi zaaflarını da barındırdıklarından güvenliğin temeli yine insan unsuruna bağlanıyor. Hukuki açıdan baktığımızda öncelikli sorun, yukarıda da değindiğimiz gibi, bir eserin dijitalleştikten sonra hızla çoğaltılabilmesi ve yayılabilmesidir. Oysa FSEK'te çoğaltma ve yayma eser sahibine tanınmış haklardandır1. Yani bu hakkı ancak, eser sahibi veya onun yetki verdiği kişiler kullanabilir. Aynı şekilde bir eserin dijital iletim hakkı da eser sahibine verilmiştir2. Bu düzenlemelere göre, eser sahibinin rızası dışında basılı bir kitabın dijital ortama aktarılması eser sahibinin çoğaltma hakkının ihlaline; çoğaltılmış bu nüshasının satışa sunulması (örneğin CD üzerine basılarak satılması veya kiraya verilmesi) yayma hakkının ihlaline; dijital formata çevrilen bu nüshanın İnternet sitesi üzerinden veya benzeri bir yöntem ile yayınlanması ise dijital iletim hakkının ihlaline yol açacaktır. Ayrıca İnternet ortamında sıkça yaşanan sorunlardan birisi de size ait bir eserin izinsiz şekilde alınması ve bir başkasının eseri gibi yayınlanmasıdır. Bu fiil kimi zaman eser değiştirilerek kimi zaman da orijinal hali korunarak gerçekleştirilmektedir. Eserin değiştirilmesi söz konusu olduğu eser sahibinin manevi haklarından olan “eserde değişiklik yapılmasını menetmek”3, hakkı ihlal edilmiş olmaktadır. Eser sahibinin adının belirtilmemesi ya da yanlış belirtilmesi ya da talep etmediği halde adının belirtilmesi ise adın belirtilmesine ilişkin eser sahibinin hakkının ihlali sonucunu doğurur. Eser sahibinin eseri üzerindeki haklarının ihlal edilmesi durumunda ise, kanun koyucu eser sahibine FSEK'in 66. vd. maddelerinde düzenlenen hukuk ve ceza davalarını açma hakkını vermiştir. Örneğin eseri izinsiz şekilde dijital ortama aktarılarak bir internet sitesinde yayımlanmaya başlayan eser sahibi, mali ve/veya manevi haklarına tecavüz eden kişiye karşı “tecavüzün ref'i” davası açabilir. Tecavüzün ref'i davası başlamış bir tecavüzün kaldırılması için açılan davadır. Ayrıca tecavüz nedeniyle manevi hakları ihlal edilen eser sahibine Kanunun 67. maddelerinde geniş yetkiler tanınmıştır: Kanunun 68. maddesinde eseri, izni olmadan çevrilmiş, sözleşme dışı veya sözleşmede belirtilen sayıdan fazla basılmış, diğer biçimde işlenmiş veya radyo-televizyon gibi araçlarla yayınlanmış veya temsil edilmiş ise; izni alınmamış eser sahibi, sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya emsal veya rayiç bedel itibarıyla uğradığı zararın en çok üç kat fazlasını talep etme hakkı tanınmıştır. Eserinin muhtemel bir tecavüz tehlikesiyle karşı karşıya olması durumunda ise eser sahibine “tecavüzün men'i” davası açarak muhtemel tecavüzün önlenmesini talep etme olanağı da tanınmıştır. Tecavüzün men'i davası muhtemel bir tecavüze açılabildiği kadar eğer mevcut bir tecavüzün devam etmesi ya da tekrar etmesi muhtemelse de açılabilir. Yine kanunun 70. maddesinde manevi hakları zedelenen ve bu nedenle manevi zarara uğrayan eser sahibine manevi tazminat davası açmak hakkı tanındığı gibi, mali hakları zedelenen eser sahibine de tecavüz edenin kusurlu olması durumunda genel hükümlere göre tazminat talep etme hakkı tanınmıştır. Bu düzenlemelerin dijital ortamdaki bir izinsiz eser sunumu durumunda eser sahibi tarafında nasıl kullanılacağını birkaç örnek ile açıklamaya çalışalım:
Burada dikkat edilmesi gerekilen ana nokta; ihlalin varlığı durumunda, eser sahibi FSEK m.68 veya FSEK m.70'deki tazminatlardan birisini kural olarak seçmek zorunda olduğudur. Uygulamada, ispat kolaylığı bakımından, daha çok FSEK m. 68'e göre bedel talebinde bulunulmakta ve kanunun verdiği olanakla rayiç bedelin üç katı tazminat istenmektedir. Yukarıda açıklamaya çalıştığımız düzenlemeler eser sahibinin hukuk davalarına ilişkin haklarıdır. Bunların yanında, eser sahiplerinin FSEK'te çok ciddi yaptırım karşılığı olan cezai yargılama yoluna gitme hakları da vardır. Buna göre;
Eser sahibinin eseri üzerindeki manevi haklara tecavüz halinde,
kişiler hakkında, iki yıldan dört yıla kadar hapis veya ellimilyar liradan yüzellimilyar liraya kadar ağır para cezasına veya zararın ağırlığı dikkate alınarak her ikisine birden hükmolunacağı düzenlenmiştir5.
Eser sahibinin eseri üzerindeki mali haklara tecavüz halinde ise,
kişiler hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis veya ellimilyar liradan yüzellimilyar liraya kadar ağır para cezasına veya zararın ağırlığı dikkate alınarak her ikisine birden hükmolunur. Ayrıca, FSEK'in 71, 72, 80 ve 81 inci maddelerinde belirtilen suçlar dışında kalan diğer suçlar hakkında aşağıdaki hükümler uygulanır:
kişiler hakkında iki yıldan dört yıla kadar hapis veya ellimilyar liradan yüzellimilyar liraya kadar ağır para cezasına veya zararın ağırlığı dikkate alınarak her ikisine birden,
kişiler hakkında üç yıldan altı yıla kadar hapis veya yirmimilyar liradan ikiyüzmilyar liraya kadar ağır para cezasına veya zararın ağırlığı dikkate alınarak her ikisine birden hükmolunur.
Sonuç olarak, bilinmelidir ki edebiyatın dijitalleşmesi kaçınılmazdır ve edebiyatçılar da bu dönüşüme hazırlıklı olmalıdır ve bu sürecin içinde baştan yer almalıdır. 1FSEK'in 22'inci maddesinde “çoğaltma hakkı”; 23'üncü maddesinde ise yayma hakkı eser sahibine tanınmış haklar arasında sayılmıştır. 2FSEK m.25 “dijital iletim hakkı”. Kanunda İşaret, ses ve/veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletim hakkı olarak geçmektedir. 3FSEK m.16. 432'nci maddesinde düzenlenen “nutuklar”, 33'üncü maddesinde düzenlenen “eğitim ve öğretim serbestisi”, 34'üncü maddesinde düzenlenen “eğitim ve öğretim için seçme ve toplama eserler” , 35'inci maddesinde düzenlenen “iktibas serbestisi”, 36'ıncı maddesinde düzenlen “gazete münderecatı”, 37'inci maddesinde düzenlenen “haber” ve 40'ıncı maddede düzenlenen “kopye ve teşhir” 5Kanunda düzenlenen para cezaları her yıl arttırılmaktadır. |