Türk Ticaret Kanunu ve Bilişim
Adalet Bakanlığı
tarafından hazırlanarak 22.06.2005 tarihinde Başbakanlığa,
09.11.2005 tarihinde de TBMM'ye sevk edilen Türk Ticaret Kanunu
Tasarısı, TBMM Adalet Alt Komisyonu tarafından görüşüldü ve
Alt Komisyon raporunu verdi. Komisyondan geçen şekli ile tasarının
bilişim ile ilgili ne gibi düzenlemeler getirdiğini Sizlere
anlatmaya çalışacağız.
Son yıllarda
bilişim sistemlerinin hızla yaygınlaşması, değişime sıcak
olmayan hukuk düzenini de bir değişimi dayattı. Yıllarca faksın
delil olup olmadığını tartışan ve bir birinden çok farklı
kararlar veren hukuk düzenimiz, elektronik veri ve kayıtların,
elektronik postanın delil olup olmadığını daha fazla tartışma
yaratmadan düzenlemeye çalışıyor gibi... Gibi dedim çünkü
hazırlanan ve TBMM gündeminde bulunan tasarının seçimlerin öne
alınması ile bu yasama yılında çıkma ihtimali kalmadı. Ancak,
temel bir tasarı olduğu ve AB uyum yasaları çerçevesinde
hazırlandığı için yeni seçilecek meclisin önüne gelecek temel
yasa tasarılarından başlıcası olacak.
Basına yasayan
yönü ile tasarının en çok tartışılan düzenlemesi her şirkete
bir web sayfası açma yükümlülüğü getirmesi. Ancak tasarının
hukuki açıdan son derece önemli başka maddeleri var. Bakalım
tasarı neler getiriyor:
Tasarı
güvenli elektronik imza ile karşı tarafın temerrüte
düşürülmesini mümkün kılıyor:
Yani
şu an geçerli olan kanundaki iadeli taahhütlü mektubun hüküm
ve sonuçları güvenli elektronik imzaya da bağlanıyor. Tasarının
18/3 maddesine göre “Tacirler
arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi
feshe veya sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbar veya ihtarlar noter
aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli
elektronik imza ile yapılır.”
düzenlemesi ile artık güvenli elektronik mektupla gönderilen
ihbar geçerli hale geliyor.
Ancak tasarının bu maddesine haklı olarak bazı eleştiriler
yöneltiliyor. Güvenli elektronik mektup her ne kadar içeriği ve
göndereni konusunda kesin bilgiler verse de, gönderilme ve alınma
zamanı konusunda bilgi içermemektedir. Bu nedenle de sadece
güvenli elektronik imza ile imzalamanın yeterli olmadığı,
ayrıca zaman damgası zorunluluğunun da aranması gerektiği
tasarıya karşı dile getirilmiştir. Ancak eleştiri haklı olsa
da çözüm yanlıştır. Çünkü, zaman damgası elektronik
sertifika sahibinin söz konusu belgeye belli bir zamanda var
olduğunu ispatlamaktan başka bir işleve sahip değildir. Yani
zaman damgası ile sadece bir elektronik belgenin belli bir zamanda
var olduğu ispatlanabilir. Yoksa o belgenin muhataba
ulaştırıldığını ispatlamaz.
Bu konudaki önemli husus, bir elektronik verinin özellikle e-posta
gibi bir araçla karşı tarafa ne zaman ulaştığının kabul
edileceği sorunun da yatmaktadır. Çünkü, hukuk sistemimizde
önemli olan keşide tarihinden çok ihbar ya da ihtarın karşı
tarafa ulaşma tarihidir. Bu konuda dünya üzerinde değişik
çözümler üretilmeye çalışılmaktadır. Daha çok dar bir
çevre için geliştirilen çözümlerde (örn. avukatların
birbirleri ile ve mahkemelerle olan tebligatlarında) genelde aynı
sunucu üzerinden hizmet alınması ve böylelikle ulaşma anının
da tespit edilmesi gibi öneriler sunulmaktadır.
Bu konuda hukuken tartışılan en önemli konuyu ise yine ulaşma
anının tespiti açısından kişinin kişisel bilgisayarına
indirme anının mı yoksa e-posta sunucusuna e-postanın ulaştığı
anın mı tebliğ zamanı olarak dikkate alınacağı sorunudur.
Sonuç olarak TTK 18/3 maddesi tebligat usulünü düzenleyen bir
madde olmadığı için güvenli elektronik mektubu bir ihtar ve
ihbar aracı olarak görmesi bir gelişmedir. Sorunun zaten TTK'da
değil yargılama usulüne ilişkin mevzuatta ve tebligat yasasında
çözümlenmesi daha doğrudur.
Fatura ve teyit mektubuna ilişkin düzenleme :
Şu an yürürlükte olan TTK'nın 23. maddesi ile tasarının 21.
maddesi kural olarak paralellik arzetmektedir. Tasarı gerekçesinde
de bu husus açık bir şekilde belirtilmiştir. Ancak Komisyon'da
kabul edilen metinde tasarının 3. fıkrasında ciddi bir
değişiklik yapılarak “Telefonla, telgrafla, herhangi bir
iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir teknik araçla ya
da sözlü olarak kurulan sözleşmelerle yapılan açıklamaların
içeriğini doğrulayan bir yazıyı alan kişi, bunu aldığı
tarihten itibaren sekiz gün içinde itirazda bulunmamışsa, söz
konusu teyit mektubunun yapılan sözleşmeye veya açıklamalara
uygun olduğunu kabul etmiş sayılır.” düzenlemesi getirilerek
“herhangi bir iletişim veya bilişim aracıyla veya diğer bir
teknik araçla” kurulan sözleşmenin daha sonra gönderilecek bir
yazı ile bağlayıcı hale getirilmesinin önü açılmıştır.
Böylelikle güvenli elektronik imza veya benzeri yöntemler
kullanılmadan kurulan bir sözleşmenin teyit mektubu ile geçerli
ve bağlayıcı hale getirilmesinin önü açılmış bulunmaktadır.
Şirket sicillerinin veritabanında tutulması :
Tasarının dikkat çekici diğer bir maddesi de, tasarının 24/2.
maddesindeki “(2) Ticaret siciline tescil ve ilân edilmesi
gerekli içeriklerin düzenli olarak depolandığı ve elektronik
ortamda sunulabilen sicil bilgi bankası, Türkiye Odalar ve
Borsalar Birliği nezdinde kurulur.” düzenlemesidir. Bu düzenleme
ile TOBB'ne bir merkezi veritabanı tutma zorunluluğu
yüklemektedir. Bu konuda tasarının getirdiği düzenleme olumlu
olmakla birlikte Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Kanun
konusunda halen bir ilerleme kaydedilmeden bu tür geniş
veritabanlarının oluşturulması ve bilgilerin
dijitalleştirilmesinin sakıncaları olduğunu belirtmekte fayda
görüyoruz.
Haksız
Rekabet açısından “bilişim
kuruluşlarının”
sorumluluğu :
Tasarının
bilişim ile ilgili ilginç maddelerinden birisi de 58. maddedeki
düzenlemedir. Bu düzenleme aslen TTK'nın 60. maddesindeki
“Basının mesuliyeti” maddesi ile paralel bir düzenleme iken,
Komisyon tarafından yapılan eklemeler ile bilişim ile ilgili hale
gelmiştir. Tasarıya göre haksız rekabet fiilinin (tasarı 54
vd..) “bilişim işletmeleriyle ileride gerçekleşecek teknik
gelişmeler sonucu faaliyete geçecek kuruluşlar aracılığıyla
işlenmesi durumunda...” asıl yayın veya ilen veren kişi
aleyhine açılması kuralı kabul edilmekle birlikte “a)
Yazılı basında yayınlanan şey, program, içerik, görüntü,
ses veya ileti, bunların sahiplerinin veya ilân verenin haberi
olmaksızın ya da onayına aykırı olarak yayınlanmışsa;
b)
Yazılı basında yayınlanan şeyin, programın, görüntünün,
ses veya iletinin sahibinin veya ilân verenin kim olduğunun
bildirilmesinden kaçınılırsa;
c)
Başka sebepler dolayısıyla yazılı basında yayınlanan şeyin,
programın, görüntünün, sesin, iletinin sahibinin veya ilân
verenin meydana çıkarılması veya bunlara karşı bir Türk
mahkemesinde dava açılması mümkün olmazsa;
yukarıda
anılan davalar, yazı işleri müdürü, genel yayın yönetmeni,
program yapımcısı, görüntüyü, sesi, iletiyi, yayın, iletişim
ve bilişim aracına koyan veya koyduran kişi ve ilân servisi
şefi; bunlar gösterilemiyorsa, işletme veya kuruluş sahibi
aleyhine açılabilir.”
düzenlemesi getirilerek, bilişim sistemi sahibinin, yöneticisinin
de sorumlu olabileceği kuralı benimsenmiştir.
Yani örneğin bir web sayfasının elektronik ortamdan aldığı
bir reklamın reklam vereni belirlenemezse ve bu reklam TTK 54 vd.
maddeleri gereği bir başka firmaya karşı haksız rekabet teşkil
ediyorsa, bu durumda bu reklamı web sayfasına koyan veya işletme
veya kuruluş sahibi haksız rekabet fiilinden sorumlu olacaktır.
Bu düzenleme ister istemez alınan reklamlar da daha seçici olmayı
gerekli ve zorunlu hale getirecek olup, yeni yeni gelişmeye
başlayan İnternet sitelerini mali açıdan sıkıntıya
sokacaktır. Ancak, reklam alan bir web sitesinin klasik anlamda bir
gazete reklamındaki gibi bir sorumluluk rejimi benimsenmesi de
doğrudur.
Sorun “ileti” ve örneğin bir e-posta ile haksız rekabet
fiilinin işlenmesi durumunda ortaya çıkacaktır. E-posta
aracılığı ile yapılan bazı kampanyaların son zamanlarda
haksız rekabet teşkil ettiği sıklıkla konuşulmaktadır.
Tasarının yukarıda alıntıladığımız düzenlemesi bilişim
sistemi aracı kılınarak haksız rekabet fiilinin işlenmesinden
bahsettiğinden düzenleme son derece geniş kapsamlı olup
e-postaları da kapsadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Ancak,
e-postanın içeriğinin taraflar dışında bir üçüncü kişi
tarafından görülmesi ve okunması yasal olarak mümkün değildir.
Bu nedenle e-posta aracılığıyla işlenen benzer fiillerde
bilişim sistemi sahibine bir sorumluluk yüklenmesi son derece
sakıncalıdır. Düzenlemenin daha açık şekilde kaleme
alınmasında fayda vardır.
Tacirlerin kayıtları elektronik ortamda tutma yükümlülükleri :
Tasarının
64/2. maddesinde “(2)
Tacir,
işletmesiyle ilgili olarak gönderilmiş
bulunan her
türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar
kaydı veya
benzer şekildeki
bir kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda
saklamakla yükümlüdür.”
düzenlemesine yer verilerek, bilgisayar aracılığıyla gönderilen
ve alınan belgelerin saklanması zorunluluğunu getirmiştir.
Tasarının
65/4 maddesinde ise “(4)
Defterler
ve gerekli diğer kayıtlar, olgu ve işlemleri saptayan belgelerin
dosyalanması şeklinde veya veri taşıyıcıları aracılığıyla
tutulabilir; şu şartla ki, muhasebenin bu tutuluş biçimleri ve
bu konuda uygulanan yöntemler Türkiye Muhasebe Standartlarına
uygun olmalıdır.
Defterlerin ve gerekli diğer kayıtların elektronik ortamda
tutulması durumunda, bilgilerin saklanma süresince bunlara
ulaşılmasının ve bu süre zarfında bunların her zaman
kolaylıkla okunmasının temin edilmiş olması şarttır.
Elektronik ortamda tutulma hâlinde birinci ilâ üçüncü fıkra
hükümleri kıyas yoluyla uygulanır. ”
düzenlemesi getirilerek bu zorunluluk teyit edildiği gibi
elektronik ortamda saklanacak olan bilgilerin saklanma süresince
ulaşılması kolay ve kolaylıkla okunması temin edilmiş olması
şartı getirilerek sistemin işleyiş şekline de açıklık
getirilmeye çalışılmıştır.
Bu düzenlemelerin tacirlerin güvenli bir bilişim sistemine ve
yedekleme birimlerine ihtiyaç duymalarına neden olacaktır.
Tasarının
94/2. maddesinde “(2)
Hesap
devresi hakkında sözleşme veya ticarî teamül yoksa, her takvim
yılının son günü taraflarca hesabın kapatılması günü
olarak kabul edilmiş sayılır. Saptanan artan tutarı gösteren
cetveli alan taraf, aldığı tarihten itibaren bir ay içinde,
noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya
güvenli
elektronik imza içeren bir yazıyla itirazda bulunmamışsa,
bakiyeyi
kabul etmiş sayılır. ”
düzenlemesi ile güvenli elektronik imza bir kere daha bir ihtar ve
ihbar aracı olarak görülmüştür. Bu konuda 1 nolu madde altında
yaptığımız eleştiriler bu madde içinde geçerlidir.
Tasarının 1159/2., 1160/3, 1163/3, 1224, 1384 maddelerinde
elektronik mektup ve benzeri teknik araçlar bir bildirim aracı
sayılmıştır. Bu maddelerde elektronik mektup ile yapılan
bildirimler yazılı bildirimlerle aynı hüküm ve sonuçlara
bağlanmıştır.
Tasarının
“D)
Elektronik işlemler ve bilgi toplumu hizmetleri”
başlıklı 1524-1528 maddelerinde doğrudan elektronik araçlarla
yapılan işlemler konu edilmiştir.
Tasarının
1524. maddesinde “(1)
Her
sermaye şirketi bir
internet sitesi
açmaya ve bu sitenin açıkça belirlenmiş bir bölümünü,
sayılacak içerik ile sınırlı olmamak üzere, şirketçe
kanunen yapması gereken ilânlara, paysahipleri veya ortakları
açısından önem taşıyan açıklamalara; yönetim ve müdürler
kurulu ile genel kurul toplantılarının hazırlıklarına; anılan
kurulların yapılmasına ilişkin bilgilere; ortaklara ve
paysahiplerine sunulması gereken belgelerin yayımlanmasına; bu
kurullara ait olanlar da
dâhil
olmak üzere her türlü çağrıya; oy verme, şeffaflık ve
kamuyu aydınlatma yönünden zorunlu ve bilgi toplumu bağlamında
yararlı görülen tüm hizmetlerin ve bilgilerin sunulmasına;
bilgi almaya yönelik sorulara, cevaplara ve benzeri diğer
işlemler ile bu Kanunda ve diğer kanunlarda paysahiplerinin veya
ortakların aydınlatılmasının öngörüldüğü konulara
özgülemek zorundadır....”
düzenlemesi ile giriş bölümünde de söz ettiğimiz her sermaye
şirketinin bir İnternet sitesi olması zorunluluğunu
öngörmüştür. Aslında bu zorunluluktan daha önemli olan,
şeffaflık adına madde içerisinde yapılan düzenlemedir.
Düzenlemeye göre İnternet sitesi'nin bir bölümü ortaklar, pay
sahipleri ve kamunun bilgi edinmesine özgülenmek zorunda
bırakılmıştır. Bu bağlamda maddenin devamındaki “Ayrıca,
finansal tablolar, bunların dipnotları, ekleri, yönetim
kurulunun yıllık raporu
dâhil,
hesap durumlarına, ara finansal tablolara, yönetim kurulunun
kurumsal yönetim ilkelerine ne oranda uyulduğuna ilişkin yıllık
değerlendirme
açıklamasına; denetçinin, özel denetçinin, işlem
denetçilerinin raporlarına ve yetkili kurul ve bakanlıkların
konulmasını istedikleri pay sahiplerini ve sermaye piyasasını
ilgilendiren konulara ilişkin olarak, şirketin cevapları ve
bildirimleri ve diğer ilgili hususlar şirketin
internet sitesinde
yayınlanır...”
düzenlemeleri oldukça olumlu düzenlemelerdir. Yine maddenin
devamındaki “Bu
hükümdeki yükümlülüğe uymama, kanuna aykırılığın ve
yönetim kurulunun görevini yerine getirmemesinin bütün hukukî
sonuçlarını doğurur. Ceza hükümleri saklıdır. Finansal
tabloları ile her türlü rapor üç yıl sitede kalır.”
düzenlemesi ile maddede tanımlanan yükümlülüklere uymama ağır
bir yaptırım ile karşı karşıya bırakılmıştır.
Maddenin diğer bentlerindeki düzenlemeler ise bir başka açıdan
sevindiricidir. Şöyle ki; İnternet sitesinin bu bölümündeki
bilgiler bir kere konulduktan sonra artık, yasada öngörülen
prosedürlere uyulmadan değiştirilme imkanı olmayan bir bilgiye
dönüştürülmüştür. Böylelikle bilişim ortamında bilgi ve
belgelerin kolaylıkla değiştirilmesi suretiyle kamunun
yanıltılmasının önüne geçilmek istenmektedir. Bu bağlamda
“yönlendirilmiş mesaj” hukukumuza yeni giren bir kavramdır.
AB e-ticaret yönergesine göre “yönlendirilmiş mesaj” üçüncü
kişiye yönlendiren mesaj anlamında kullanılmıştır. Burada
önemli olan üçüncü kişinin yönlendirilmiş mesajı aldıktan
sonra onun içeriğine güvenebileceği ve dayanabileceği
ilkesinin benimsenmiş olmasıdır. Bir ihtilaf anında üçüncü
kişi Şirket'in web sayfasındaki yönlendirilmiş mesajı ispat
ederek, bu mesaja dayanarak bir hak iddia etme olanağına
sahiptir.
Tasarının
“II
- Beyanlar, belgeler ve senetler”
başlığını taşıyan 1525. maddesinde “(1)
Tarafların
açıkça anlaşmaları ve 18 inci maddenin üçüncü fıkrası
saklı kalmak şartıyla, ihbarlar,
ihtarlar, itirazlar ve benzeri beyanlar; fatura, teyit mektubu,
iştirak taahhütnamesi, toplantı çağrıları ve bu hüküm
uyarınca yapılan elektronik gönderme ve elektronik saklama
sözleşmesi, elektronik ortamda düzenlene-bilir, yollanabilir,
itiraza uğrayabilir ve kabul edilmişse hüküm ifade eder. ”
düzenlemesi getirilmiştir. Madde tarafların anlaşmaları
durumunda maddede sayılan tüm iş ve işlemlerin elektronik
ortamda düzenlenebileceği ve yollanabileceği ve yine elektronik
ortamda itiraz edilebileceğini düzenlemiştir. Maddenin zayıf
yanı “kabul edilmişse hüküm ifade eder” düzenlemesidir. Bu
düzenleme ile bir itiraz durumunda hüküm ifade etmeyebileceği
düzenlenmiştir.
Bu maddeye ilişkin olarak dikkat çekmek istediğimiz husus
maddenin Tasarının 18/3. maddesindeki hüküm saklı kalmak üzere
düzenlendiğidir. Yani Tasarının 18/3. maddesine göre güvenli
elektronik imza ile yapılacak düzenlemeler basit şekilde
elektronik ortamda yapılamaz. Diğer yandan güvenli elektronik
imza ile yapılmış bir işlem var ise ayrıca bir kabule gerek
yoktur. Ancak, tasarıdaki cümleden bu ikinci sonuca ulaşmak
doğrudan mümkün olmasa da Elektronik İmza Kanunu gereği bunun
aksini iddia etmek mümkün değildir.
Tasarının
1526. maddesinde “Güvenli
elektronik imza ”
başlığı altında “(1)
Poliçe,
bono, çek, makbuz senedi, varant ve kambiyo senetlerine benzeyen
senetler güvenli elektronik imza ile düzenlenemez. Bu senetlere
ilişkin kabul, aval ve
ciro
gibi senet üzerinde gerçekleştirilen işlemler güvenli
elektronik imza ile yapılamaz.”
düzenlemesi getirilerek, güvenli elektronik imzanın hangi
alanlarda kullanılmayacağı açık bir şekilde düzenlenmiştir.
Burada sayılan evraklar kıymetli evraklardır. Bu düzenleme ile
kanun koyucu kıymetli evraklarda güvenli elektronik imzanın
kullanılamayacağını açık bir şekilde düzenlemiştir.
Maddenin
2. fıkrasında ise “(2)
Konişmentonun, taşıma senedinin ve sigorta poliçesinin imzası
elle, faksimile baskı, zımba, ıstampa, sembol şeklinde mekanik
veya elektronik herhangi bir araçla
da
atılabilir. Düzenlendikleri
ülke kanunlarının izin verdiği ölçüde bu senetlerde yer
alacak kayıtlar el yazısı, telgraf, teleks, faks ve elektronik
diğer araçlarla yazılabilir, oluşturulabilir, gönderilebilir.
”
düzenlemesi ile birinci fıkranın aksine bir kıymetli evrak olan
konişmentoda güvenli elektronik imza veya diğer şekillerde
imzanın geçerliliği kabul edilmiştir. Fıkrada sayılan diğer
evraklar kıymetli evrak niteliğinde değildir.
Tasarının 1527. maddesinde sermaye şirketlerinde bazı
toplantıların görüntü ve ses aktarımı yoluyla yapılmasına
ve bu yolla oy vermeye olanak tanınmıştır. Bunun için şirket
ana sözleşmesinde veya şirket sözleşmesinde bir düzenleme
bulunması zorunludur. Ayrıca birinci ve ikinci fıkrada öngörülen
hâllerde, elektronik ortamda oy kullanabilmek için, şirketin bu
amaca özgülenmiş bir İnternet sitesine sahip olması, ortağın
bu yolda istemde bulunması, elektronik ortam araçlarının etkin
katılmaya elverişliliğinin bir teknik raporla ispatlanıp bu
raporun tescil ve ilân edilmesi ve oy kullananların kimliklerinin
saklanması da kanunda tasarıda zorunluluk olarak belirtilmiştir.
Sonuç olarak, Türk Ticaret Kanunu Tasarısı 1535 maddeden oluşan
geniş ve temel bir kanun tasarısıdır. Tasarı genel olarak
bilişime olumlu yaklaşmış ve bilişim sistemleri kullanılarak
oluşturulan bilgi ve belgelere geçerlilik tanımaya çalışmıştır.
Ancak, düzenlemelerde eksik veya hatalı olan konular vardır. Bu
konuların düzenlenmesi için son dönemlerde olduğu gibi bilişim
STK'larının gerekli girişimleri yapmasında fayda vardır.
Saygılarımla,
Mehmet Ali Köksal
TBD Yönetim Kurulu Üyesi
|